İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/12/2025 Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; Taraflar arasında akdedilen 17.04.2019 tarihli sözleşme ile davacı müvekkil şirket nezdinde İstanbul ... ... Hotel bünyesinde ... Marketing departmanında “... Menager I/C of Group ...” pozisyonunda görev yapmaktayken, taraflar arasındaki iş ilişkisi davalının 19.07.2023 tarih…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1763 KARAR NO : 2025/2057 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/09/2025 NUMARASI : 2023/757 Esas - 2025/618 Karar DAVA: Tazminat (Rekabet Yasağının İhlalinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/12/2025 Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; Taraflar arasında akdedilen 17.04.2019 tarihli sözleşme ile davacı müvekkil şirket nezdinde İstanbul ... ... Hotel bünyesinde ... Marketing departmanında “... Menager I/C of Group ...” pozisyonunda görev yapmaktayken, taraflar arasındaki iş ilişkisi davalının 19.07.2023 tarihli istifa dilekçesiyle 10.08.2023 tarihi itibariyle sona erdiğini,davalının Linkedin isimli sosyal platformda yaptığı paylaşımlarda da görüleceği üzere davalının, istifa ile müvekkil şirketteki işinden ayrılmasının hemen akabinde yeni bir iş yerinde çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin 15. maddesi’nde; davalı işçi açısından rekabet yasağı düzenlendiğini, Davalının, ... ... İstanbul Ateşehir Otel’de yine “... of ... Marketing” pozisyonuyla işe girmesi iş sözleşmesindeki rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini, iş sözleşmesinin 15. maddesinde bulunan rekabet yasağına ilişkin sınırlama, 6098 sayılı TBK’nın 444. ve 445. maddelerinde belirtilen şartlara uygun olarak kararlaştırıldığı; davalının içerisinde, “grup satış müdürü” pozisyonunda bulunması hasebiyle işveren müvekkil şirketin müşteri çevresine nüfus edebilecek ve iş sırlarını öğrenebilecek pozisyonda olduğunu,davalının görev tanımı, müvekkile ait otelde verilen hizmetlerin satış ve planlarını yapmak olduğunu pozisyonu itibariyle sahip olduğu bilgilerin kullanılmasının müvekkil işverenin zararına yol açacağını TBK’nın 444. madde hükmünde yer alan iki ihtimal de birlikte gerçekleştiğini,geçerli şekilde düzenlenmiş rekabet yasağı hükmü ve buna bağlı cezai şartın düzenlendiğini ileri sürerek kararlaştırılan 475.348,80-TL’lik cezai şartın şimdilik 1.500-TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davacı vekili; ıslah dilekçesiyle dava değerini 475.347- TLye çıkarmıştır. CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; Alınan 28.07.2025 Tarihli bilirkişi raporunda sözleşmede kararlaştırılan son maaşın 10 katı tutarındaki cezai şartın davalının tacir olmaması sebebiyle ve mahkemece aşırı nitelikte bulunması halinde indirilebileceği, Davacının iddia konusu taleplerine hak kazandığının kabul edilmesi olasılığı kapsamında; cezai şart bedeli brüt 475.348,00-TL, Net 404.046-TL olduğunun hesaplandığını, Davalının iş akdinin istifa ile sona erdiği, davalının sözleşme kapsamındaki rekabet etmeme yükümlülüğü devam ettiği, iş akdi sona erdikten sonra çalışmaya başladığı dava dışı şirketin faaliyet ve iş konularının davacı şirket ile aynı olması davalı işçinin davacı şirkette çalışırken sahip olduğu bilgileri kullanabilme ihtimali mevcut olup bu durum davacı aleyhine zarara yolabileceğini işverenin zarar görme zorunluğu bulunmamakta olup zarar göreme olasılığı yeterli olduğu dosyaya sunulan tüm deliller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının davasını ispat ettiği, hakkaniyet gereği, cezai şart takdiren son net ücretin %50 oranında tenkis edilmesi hak ve nesafet kurallarına daha uygun olacağından itirazın 202.023,00-TL yönünden davanın kabulüne, fazla istemin reddine Islahın brüt ücret üzerinden yapıldığı gözetilerek tenkis edilen kısım düşülerek kalan miktar yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; mahkemenin kabulünün aksine rekabet yasağına ilişkin hükmün geçerli olmadığını, özel olarak rekabet yasağını düzenleyen maddenin bulunduğu sayfasında davacı işverenin kaşe ve imzası olmadığını, rekabet yasağına ilişkin hükümde; konum istanbul Asya yakası olarak belirtilmiş olup coğrafi bakımdan hakkaniyete aykırı aşırı nitelikte bir sınırlama getiren hüküm Anayasa'nın çalışma özgürlüğü ilkesine açıkça aykırı olduğunu, davacı şirket müvekkilime hiçbir eğitim vermemiş ve herhangi bir gizli bilgi açıklamadığını, yeni işyerinde aynı işi yapmamakta ve aynı konumda-pozisyonda çalışmadığını, davacı şirket tarafından rekabet yasağı hükmünün ihlal edildiğine yönelik herhangi bir somut hukuka aykırılık hali belirtilmediğini yine davacı şirket herhangi bir haksız fiil belirtmediği gibi somut olarak herhangi bir ihlal eylemi de ortaya koymadığını,cezai şart talebinin fahiş olduğunu, bilirkişi kurulunun hesapladığı cezai şart oranı hesabının yanlış olduğu inancında olduklarını, ayrıcayapılan takdiri indirim oranının düşük olduğunu, hesaplanan net ücretin açıkça hatalı olduğunu ,davalının SGK'lı olarak çalıştığı ve bakmakla yükümlü olduğu ailesi olduğu gözönüne alındığında hükmedilen cezai şart tutarının fahiş bulunduğunu, müvekkilimin ailesinin geçimini sağlamasına engel olacağını takdiri indirim oranının az olduğunu ileri sürerek cezai şart tek taraflı ve işçi müvekkilim aleyhine düzenlenmiş olup bu durumda hukuka açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir. Somut olayda; davalının 17.04.2019 tarihinden itibaren davacı şirkette Grup satış Müdürü olarak çalıştığı, 19.07.2023 tarihinde kendi isteğiyle davacı iş yerinden ayrılarak, 11.08.2023 tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde olmak üzere davacı şirket gibi otel işletmesinde yine ... Directör olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Taraflarca akdedilen iş sözleşmesinin rekabet yasağı başlıklı 15. Maddesinde " personelin, işveren ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren İstanbul Asya yakasında Turizm alanında faaliyet gösteren bir otelde çalışmamayı kabul eder. Bu hükme aykırılık halinde personelin işverene en son aldığı 10 aylık ücreti tutarında cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır." Hükümdeki süre ve coğrafi alan sınırlaması nedeniyle, işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmesinden söz edilmesi mümkün olmayıp, sözleşmede rekabet yasağı taahhüdünde bulunan davalının imzası bulunmasının yeterli olduğundan cezai şart hükmü geçerlidir.Davalı vekili tarafından , TBK’nın 420. maddesi gereğince hizmet sözleşmelerinde taraflardan sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu hükmünün geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Ancak somut olayda davacı hizmet sözleşmesine değil, TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine/şartına dayalı olarak talepte bulunmaktadır. İş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir (Yargıtay 11.HD'nin 2019/4833 Esas-2020/3179 Karar sayılı, 24.06.2020 tarihli ilamı). Yargı uygulamasında bu görüş genel olarak kabul görmüştür. Cezai şart hükmünün karşılıklı olması gerekmediğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Dosya kapsamından; davalının, davacının iş yerinde satış departmanında çalıştığı, bu nedenle davacı şirketin müşteri ve fiyat bilgilerine vakıf olduğu, davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra yeni işyerinde de satış müdürü olarak çalışmaya başladığı tespit edilmiştir. Davalı, davacı işyerinde şirketin iş ve müşteri bilgilerine vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra da dava dışı şirkette aynı işi yapmaya devam etmiştir. Bu durumda davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı da cezai şart talebi için yeterlidir. Mahkemece; talep olunan cezai şartın fahiş olarak tesbiti yerindedir. Davalı işçinin taahhüt ettiği ücretten 5 ay oranında bir takdiri indirim yapmış ise de; davacının davalıya bir aylık net 40.404,60-TL ücret ödediği,bu ücret ile bir ay süre ile kendisinin ve ailesinin geçiminin sağladığı dikkate alınmalıdır. Kararlaştırılan cezai şart davalının ekonomik durumuna göre yarı oranında tenkis yapıldığı halde günün ekonomik koşullarına göre işçiyi zarurete düşürebilecek bir oranda kalmıştır. Tenkis yapılması gerekli ise de yeteri kadar yapılmadığından cezai şartın %25 orana kadar 100.000-TL ye kadar tenkis yapılmasına karar verilmesi hakkaniyete uygun bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin cezai şart koşullarına ilişkin istinaf nedenleri yerinde değil ise de asgari ücretin 20 katı kadar bir cezai şart somut olaya uygun bulunmadığından kararın kaldırılmasına; yeniden karar verilerek kararın kesinleşen kısımları gözönünde bulundurularak davanın kısmen kabulüne ,fazla istemin yerinde olmadığından ve tenkis nedeniyle reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/09/2025 Tarih 2023/757 Esas - 2025/618 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile takdiren 100.000-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin yerinde olmadığından ve tenkis nedeniyle reddine," İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 6.831-TL karar harcının peşin yatırılan ve tamamlanan 8.361,98-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 1.530,98-TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yatırılan 7.100,85-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.059-TL yargı giderinin haklılık oranına göre 10.250-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı vekili için takdir olunan 32.323,68-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı vekili için takdir olunan (tenkis edilen kısım hariç tutularak) 30.000-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 2.652,01-TL'nin davalıdan, 467,99-TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye ödenmesine" Davalı tarafından yatırılan 3.450-TL peşin istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,Davacı tarafından yapılan 60-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 12,60-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 260-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 205,4-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/12/2025