4. Ceza Dairesi 2023/13139 E. , 2023/24276 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/4741 Değişik iş SUÇ : Hakaret KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30.09.2021 tarihli ve 2021/28891 soruşturma, 2021/34269 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Konya 2. Sulh Ceza
**4. Ceza Dairesi 2023/13139 E. , 2023/24276 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/4741 Değişik iş SUÇ : Hakaret KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30.09.2021 tarihli ve 2021/28891 soruşturma, 2021/34269 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Konya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02.11.2021 tarihli ve 2021/4741 Değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 gün ve 2023/64815 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, müştekinin borcundan dolayı icra takibi başlattığı şüphelinin olay günü telefon ile kendisini arayarak sinkaflı sözlerle hakaret ettiğinden bahisle şikâyetçi olması üzerine, şüpheliye isnat edilen hakaret suçu bakımından dinlenilen tanıkların müştekinin beyanını teyit ettiği ancak müşteki ile arasındaki akrabalık ilişkisi nedeniyle tarafsız beyanda bulunamayacağı ve bu nedenle dava açmaya yeter delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de; T. S. ve E. Ö. isimli şahısların telefonun hoparlörü açık olduğundan şüphelinin sinkaflı sözlerini duyduklarını ifade ettiklerinin anlaşılması karşısında, bu haliyle mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte olduğu ve şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin yeterli şüphe bulunduğu cihetle, şüphelinin eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1 nci maddesinde yer alan hakaret suçunu oluşturduğu ve bu suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 üncü maddesi gereğince uzlaştırma kapsamında olduğu gözetilerek, uzlaştırma işlemlerinin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın bu yönüyle kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", 160 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'', 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.", 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde; “(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, 5271 sayıl Kanun'un “soruşturma” başlıklı ikinc kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Anılan maddeye göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.” denilmek suretiyle, etkin soruşturma yapılması zorunluluğu vurgulanmıştır. İncelenen dosyada; şüpheli hakkında hakaret suçu bakımından, şikâyetçi ile şikâyetçiyi doğrulayan tanıklar arasında akrabalık ilişkisi bulunması nedeniyle bilgi sahiplerinin tarafsız tanık olarak kabul edilemeyeceğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de, soruşturma dosyası kapsamında tanıklar T. S. ve E. Ö.'nün 17.05.2021 tarihli kolluk ifadelerinde, telefondaki şahsın, şikâyetçiye hitaben söylediği sözleri duyduklarını belirtmeleri karşısında, mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte olduğu ve şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunduğu, bu delillere ve suçun unsurlarına yönelik takdir ve değerlendirmenin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeksizin, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Konya 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 02.11.2021 tarihli ve 2021/4741 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendine göre, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2023 tarihinde karar verildi.