11. Hukuk Dairesi 2011/8624 E. , 2012/15687 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2010 tarih ve 2010/30-2010/380 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe,
**11. Hukuk Dairesi 2011/8624 E. , 2012/15687 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2010 tarih ve 2010/30-2010/380 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin “FLEXI” ibaresinin 02.sınıf emtialarda marka tescili olarak tescili başvurusuna müvekkili tarafından yapılan itirazın, TPE YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun davacıya ait ''GARANTİ FLEXI'' ve “FLEXI” ibareli tanınmış markalarıya benzer olduğunu, tanınmış markanın aynısı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde dahi kullanılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, TPE YİDK'nun 2009-M-6024 sayılı kararının iptali ile tescil olunması halinde davalıya ait “FLEXI” ibareli markanın sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı TPE vekili, markalar benzer olmakla birlikte, kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin ilişki kurulamayacak kadar farklı olduğundan iltibas tehlikesi bulunmadığını, davalının davacının markalarının tanınmışlığına zarar vermesi veya onun itibarından haksız yarar sağlaması ihtimali olmadığını savunmuştur. Diğer davalı davaya cevap vermemiş, yargılamaya da katılmamıştır. Mahkemece, aksi yöndeki bilirkişi raporuna karşın, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının markalarının diğer sınıfların yanı sıra 35 (08) sınıfta düzenlenen "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri" için de tescilli olduğu, bilirkişi raporunda markalar karşılaştırılırken bu sınıfın değerlendirilmediği, oysa 1-34 sınıfta yer alan emtia için ticaret markası tescil ettiren kişilerin, aynı marka ile mağazacılık hizmeti de sunabileceğinden 35.08 alt grubunda yer alan hizmetlerle 1-34 sınıfta yer alan emtianın benzer türden kabul edilmesi gerektiği, bu durumda davalının markası kapsamındaki emtianın davacının 35.08 sınıftaki hizmet grubu yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas yaratacağı gerekçesi ile davanın kabulüne, TPE YİDK'nun 2009-M-6024 sayılı kararın iptaline, davalı şirket adına tescilli FLEXİ+şekil ibareli markanın tescilli olduğu 02 sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir. Dava, davalının marka başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddine dair verilen TPE YİDK kararının iptali, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgi gerektirdiği kabul edilerek bilirkişi heyetinin görüşüne başvurulmuş; ancak teknik bilgiyi gerektiren konuda görüşüne başvurulan bilirkişi heyetinin görüşüne itibar edilmeyerek, resen yapılan değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’un 275 ve müteakip maddelerinde, bu hükümlere benzer şekilde de kararın Yargıtay incelemesi tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 266 ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, 1086 sayılı kanunun 275 nci maddesinde, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286 ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkemece HUMK’un 283 ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama, yani ek rapor isteyebileceği gibi, 284 ncü madde gereğince de, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alınabilir. Yani, HUMK’un 286. maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütaalasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa, hakimin özel ve teknik bilgiyi gerektiren hususlarda bir kez bilirkişiye gittikten sonra bundan dönerek resen karar verebileceği düşünülemez. Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda uyuşmazlığın teknik uzmanlığı gerektirdiğinin kabulü ile bilirkişilerden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyiz davalı Kayı Boya ve Kimyasal Madde Sanayi ve Ticareti Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Kayı Boya ve Kimyasal Madde Sanayi ve Ticareti Ltd. Şti.'ye iadesine, 10/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.