11. Hukuk Dairesi 2009/6669 E. , 2011/5457 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/01/2009 tarih ve 2008/128-2009/4 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.05.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinle
**11. Hukuk Dairesi 2009/6669 E. , 2011/5457 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/01/2009 tarih ve 2008/128-2009/4 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.05.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin nama yazılı hisse senedi ile davalı bankanın ortağı olduğunu, davalı bankanın 1969 yılından 1984 yılına kadar yapılan genel kurullarda kar payının dağıtılmayıp öz kaynaklara ilavesine karar verildiğini, 1984 yılından sonra da 233 sayılı KHK ile davalı bankanın genel kurullarının iptal edilerek bankanın tüm karlarının Hazine’ye devrinin kararlaştırıldığını, 2000 yılında 4603 sayılı Yasa’nın çıkması ile de anılan KHK’nin ortadan kaldırılarak bankanın yeniden özel hukuk tüzel kişiliğine geçirildiğini, 1969 yılından itibaren ilk kar dağıtımının 2003 yılında gerçekleştirildiğini, fakat bu döneme kadar gerçekleştirilen sermaye artırımları nedeniyle paydaş hisselerinin çok küçüldüğünü ve kar payı dağıtımının paydaşlar için anlamsız hale geldiğini, oysaki alınmayan kar paylarının sermayeye eklenmiş olması halinde müvekkiline bedelsiz hisse senedi verilmesi gerektiğini, davalının 32 yıl boyunca kar payı ödememesine yönelik tüm uygulamalarının mutlak butlanla batıl ve yok hükmünde olduğunu, sermaye artırımlarının yapıldığı genel kurullara müvekkilinin çağrılmadığını ve rüçhan hakkını kullanma imkanının ortadan kaldırıldığını, yapılan anasözleşme değişikliklerinin kanuna aykırı olduğunu, 2001 yılı ve sonrasında yapılan genel kurullar için çağrıda bulunulmadığını ileri sürerek, dava dilekçesinde yazılı hususların tespiti ile müvekkilinin 1969-2008 tarihleri arasında bedelli sermaye artırımlarına katılarak rüçhan hakkını kullansaydı mülkiyetinde olabilecek bedelli hisse miktarının tespitine, pay defterine müvekkili adına tesciline ve hisse senetlerinin müvekkiline teslimine, bu istemlerinin kabul edilmemesi halinde davalının verdiği zararın karşılığı olarak şimdilik 6.450,00 YTL’nin faiziyle birlikte tahsili ile 1969 yılından bu yana ödenmeyen kar paylarına mahsuben şimdilik 50,00 YTL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili bankanın her dönemde yürürlükteki yasal mevzuat çerçevesinde işlemler yaptığını, bu nedenle davacının tüm istemlerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dilekçesinin 1 ila 10. fıkralarında maddi olayların tespitini istediği gibi eda davası açılacak konularda tespit davası açtığı, bu nedenle davacının anılan istemlerinin reddinin gerektiği, davacının rüçhan hakkını kullanamaması nedeniyle elde edemediği hisse senetlerine yönelik istemine gelince, davalı bankanın 4603 sayılı Yasa’ya tabi olduktan sonra yaptığı sermaye artırımı sonucu davacının rüçhan hakkını kendiliğinden kullanmadığı anlaşılmakla davacının bu kısma ilişkin isteminin de yerinde olmadığı, davacının kar payı istemine gelince, davalı bankanın dava konusu yıllara ilişkin kar payı dağıtım kararı almadığı ve kar dağıtmadığı, anonim ortaklıklarda kar dağıtımı konusunda genel kurulun yetkili olduğu, genel kurulda kar dağıtımı konusunda karar alınmadıkça kar payının dava yolu ile istenilmesi mümkün olmadığından davacının kar payı da isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 05.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.