T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/225 - 2025/2562 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/225 KARAR NO : 2025/2562 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/09/2020 NUMARASI : 2017/249 E. - 2020/262 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Huku…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/225 - 2025/2562 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/225 KARAR NO : 2025/2562 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/09/2020 NUMARASI : 2017/249 E. - 2020/262 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/09/2020 tarih ve 2017/249 Esas - 2020/262 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, reklam ve pazarlama alanında faaliyet gösteren müvekkili tarafından davalı ...'nın TÜRKPATENT nezdinde tescilli markalarını kullanmayıp bu markaları tekelinde bulundurarak üçüncü kişilerin kullanımını engellemeyi amaçladığını, 6769 Sayılı SMK'nın "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." hükmünü içeren 9. maddesi uyarınca davalı tarafından kullanılmayan 2002/32533 sayılı ..., 2009/31088 sayılı ..., 2010/08963 sayılı ... ..., 2003/22932 sayılı ..., 2010/08960 sayılı ... ... , 2010/08961 sayılı ... ..., 2010/08962 sayılı ... ..., 2010/24441 sayılı ... ... + şekil, 2010/24442 sayılı ...+ şekil, 2010/24443 sayılı ... ... + şekil, 2010/24444 sayılı ... ... + şekil, 2010/35966 sayılı ... + şekil, 2010/76180 sayılı ... ... + şekil, 2011/00214 sayılı ... ... + şekil, 2011/00215 sayılı ... ... + şekil ibareli markaların tescilli olduğu tüm sınıflarda iptaline ve Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 10/12/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile 6769 sayılı SMK'nın 27. maddesinin 2. fıkrası uyarınca marka iptal kararının iptal şartının gerçekleştiği tarih itibari ile etkisini doğurması mümkün hale geldiğinden iptalini talep ettikleri markaların kullanılmama şartlarının gerçekleştiği tarihten itibaren hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı şirketin sahibi olan ve aynı adreste faaliyet gösteren ...'ın kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen, müvekkilinin markasına tecavüz teşkil eden "..." ibareli markayı kullanması nedeniyle müvekkili tarafından bu kişi aleyhine markaya tecavüz davasının açıldığını, davacı şirketin de bu davada bekletici mesele yapılması amacıyla kötü niyetli olarak eldeki davayı açtığını, ... tarafından "..." ibareli markanın tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin "..." markalarına dayalı itirazı sonrasında "..." ibareli başvurunun reddedildiğini, davacı tarafından müvekkiline ait markaların kullanılmadığı iddia edilmişse de bu hususta herhangi bir delil gösterilmediğini, ... tarafından Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/180 E. sayısı ile kullanılmama nedeniyle "..." markasının iptali talebi ile açılan davanın reddine karar verildiğini, anılan davayı açan kişi ile eldeki davanın davacısı şirket arasındaki bağ nedeniyle kesin hüküm engeli bulunduğunu, kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin kullanmama nedeniyle marka iptaline ilişkin hükmü iptal ettiğini, 10 /1/2017 tarihinde yürürlüğe giren SMK'ya dayalı olarak bu kanunun yürürlükte bulunmadığı döneme etkili olarak geçmişe yürütülmesinin mümkün olmadığını, dolayısı ile kullanmama nedenine dayalı hükümsüzlük taleplerinin en erken 10/1/2022 tarihinde açılabileceğini, müvekkilinin "..." markasını İTO kayıtlarından görüleceği üzere aktif olarak kullanmakta olduğunu, web siteleri ve faturalardan anlaşılacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, kullanmama nedeniyle iptal davalarında, dava konusu markanın kullanılmadığının davacı tarafından ispat edilmesi fiilen hemen hemen imkânsız olduğundan, öğretide ve Yüksek Yargı içtihatlarında benimsenen genel görüşe göre ispat yükünün marka sahibinde olduğu, markaların tescilli olduğu sınıflardaki kullanımını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kurallara uygun, düzenli, aralıksız ya da kanundaki ifadesiyle ciddi olduğunun kanıtlanması gerektiği, davalı delilleri arasında sunulan faaliyet belgesi ve vergi levhası türü belgelerden, davalıya kesilen 1999, 2000, 2006 yıllarına ait faturalar ile davalı tarafından kesilen, 2002, 2004, 2005, 2006, 2007, 2009 yıllarına ait faturalar, dava tarihinden geriye doğru beş yıllık süre içerisinde olmadığından bu faturaların markanın kullanımına ilişkin delil teşkil etmeyeceği, ancak 2013, 2015, 2016, 2017, yılları içinde düzenlenen, reklam, telif devir vb sözleşmeler ile 2012, 2103, 2015, 2016 yılları arasındaki gazete, dergi, internet ve sosyal medya hesaplarından davalı şirketin "..." ibaresini dava tarihinden geriye doğru beş yıllık süre içerisinde ve SMK’nın 9. maddesinde gösterildiği biçimde ciddi olarak “Sınıf 35: Reklam acentesi hizmetleri, ilan büroları hizmetleri, televizyon, radyo, posta ile reklam ve ilan hizmetleri, ilan sütunlarının hazırlanması hizmetleri, reklam malzemelerinin dağıtımı hizmetleri, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, pazarlama çalışmaları hizmetleri, pazarlama ile ilgili bilgilendirme hizmetleri, satışı arttırma (promosyon) hizmetleri, halkla ilişkiler hizmetleri; Sınıf 42: Tasarım Hizmetleri” bakımından kullanıldığını ispatladığı, iptali talep edilen diğer markalar olan “... ...” markalarının kullanımı hususundaki, bilgi ve belgelere göre, söz konusu markaların sadece davalı tarafından kesilen 01/10/2016 – 01/05/2017 tarihleri arasında faturaların arka ... zemininde kullanıldığı, daha küçük puntolarla ve daha silik karakterlerle yazılı bulunan, ayrıca üzerine el yazısı ile fatura açıklamalarının yazıldığı ve netice itibariyle, tüketicinin fark etmesinin zor olduğu ve tüketici algısını doğrudan etkilemeyecek şekildeki kullanımların, ... dışındaki alt markaların kullanımını ispatlar mahiyette olmadığı, 2003/223932 sayılı markanın daha önceden hükümden düştüğü gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 2003/223932 "..." markası daha önce hükümden düştüğünden karar verilmesine yer olmadığına, 2002/32533 sayılı "..." markasının tescil kapsamındaki "sınıf 35. "reklam acentası hizmetleri, ilan büroları hizmetleri, televizyon, radyo, posta ile reklam ve ilan hizmetleri, ilan sütunlarının hazırlanması hizmetleri, reklam malzemelerinin dağıtımı hizmetleri, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, pazarlama çalışmaları hizmetleri, pazarlama ile ilgili bilgilendirme hizmetleri, satışı arttırma (promosyon) hizmetleri, halkla ilişkiler hizmetleri; sınıf 42 tasarım hizmetleri" dışındaki hizmetler bakımından 11/03/2009 tarihinden itibaren iptaline, 2009/31088 sayılı "..." markasının tüm sınıflar yönünden kullanılmadığından 21/05/2015 tarihinden itibaren iptaline, 2010/8958 sayılı "... ..." markasının tüm sınıflar yönünden 31/03/2016 tarihinden itibaren iptaline, 2010/8960 sayılı "... ..." markasının tüm sınıflar yönünden 14/07/2016 tarihinden itibaren iptaline, 2010/8961 sayılı "... ..." markasının tüm sınıflar yönünden 01/07/2016 tarihinden itibaren iptaline, 2010/8962 sayılı "... ..." markasının tüm sınıflar yönünden 26/07/2016 tarihinden itibaren iptaline, 2010/8963 sayılı "... ..." markasının tüm sınıflar yönünden 13/04/2016 tarihinden itibaren iptaline,2010/24441 sayılı "... ..." markasının tüm sınıflar yönünden 06/09/2016 tarihinden itibaren iptaline, 2010/24442 sayılı "... ..." markasının tüm sınıflar yönünden 26/10/2016 tarihinden itibaren iptaline, 2010/24443 sayılı "... ..." markasının tüm sınıflar yönünden 17/08/2016 tarihinden itibaren iptaline, 2010/24444 sayılı "... ..." markasının tüm sınıflar yönünden 17/08/2016 tarihinden itibaren iptaline, 2010/35966 sayılı "..." markasının tüm sınıflar yönünden 18/08/2016 tarihinden itibaren iptaline, 2010/76180 sayılı "... ..." markasının tüm sınıflar yönünden 23/03/2017 tarihinden itibaren iptaline,2011/214 sayılı "... ..." markasının tüm sınıflar yönünden 23/03/2017 tarihinden itibaren iptaline, 2011/215 sayılı "... ..." markasının tüm sınıflar yönünden 23/03/2017 tarihinden itibaren iptaline, karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 1/10/2016-01/05/2017 tarihleri arasındaki fatura ve belgelerin 2002/32533 numaralı marka için kullanım ispatını yerin getiremediğini, zira bu faturaların 2016 yılı ile 2017 yılına ilişkin olduğunu, dava 07/08/2017 tarihinde ikame edildiğinden bu faturaların çoğunun dava tarihinden sonra düzenlendiğini, yaklaşık 15 yıl dava konusu markaya ilişkin fatura düzenlememiş olan davalının, bahse konu dava açıldıktan sonra 5 adet fatura düzenlediğini, faturaların tamamının tüzel kişi ... ... Danışmanlık, Tasarım, Reklam Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi adına düzenlendiğini, yerel mahkemece dava dışı şirketin kullanımının davalı tarafa ait markasal kullanım olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu 2002/32553 sayılı "..." markası ve diğer tüm markaların 1400093024 vergi numaralı davalı ... adına kayıtlı olup markanın kullanıldığına dair dosyaya sunulan 5 adet faturanın ayrı bir tüzel kişiliği olan ... ... Danışmanlık Tasarım Reklam Hizmetleri Tic. Ltd. Şirketine ait olduğunu, bu sebeplerle tüzel kişiliğin markayı kullanıyor olmasının gerçek şahıs davalının marka kullanımını ispatlamayacağını, davalı ...'nın vergi kaydının 2007 yılında maliye tarafından resen terkin edildiğini, hükme esas alınan raporlarda, dava konusu 2002/32533 sayılı markanın kullanıldığına dair dayanak gösterilen faturaların tek tek incelenmediğini, fatura içeriklerinden hiçbir bir şekilde bahsedilmediğini, faturaların kaç adet olduğuna dair herhangi bir belirleme yapılmadığını, yine sözleşme imzaladığı iddia edilen ya da farklı şirketlerden alındığı iddia olunan yazılara dayanak işlerin faturalarının istenmediği gibi ilgili şirketlere evrakların gerçek olup olmadığı, gerçek ise yapıldığı iddia olunan işlerin faturasının sorulmadığını, 17 yıl içerisinde 5 adet faturanın ciddi kullanımı göstermeyeceğini, dosya içinde bulunan dergilerdeki haberlerin ciddi kullanımı göstermediğini, bu dergilerdeki bilgilerin doğruluğunun sorgulanmadığını, 2015 - 2016 yıllarında davalı ile müşterileri arasında düzenlenen sözleşmeler ve davalının ... klima, ... plastik, ... holding a.ş., ... ses ve ışık sistemleri a.ş. gibi müşterileri tarafından düzenlenen 2015 - 2016 yıllarına ait yazıların 2002/32533 numaralı marka için kullanım ispatını yerine getirmediğini, öncelikle tarih içermeyen sözleşmelerin herhangi bir değerlendirmede esas alınamayacağını, yine, sözleşmelerin tanzim edildiği tarihlerin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 26. maddesinin 4. bendi uyarınca ayrı ayrı değerlendirilerek ilgili hüküm uyarınca üç ay içinde gerçekleşen kullanımın dikkate alınamayacağını ve davalı tarafa ait adresin sanal ofis hizmeti veren bir merkez olup ticari faaliyeti göstermediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı şirketin müdürü ve sahibi olan ...'n "..." ibareli markanın tescili talebinin reddine ilişkin mahkeme kararına rağmen kullanmaya devam etmesi sonrasında müvekkili tarafından bu kişiye karşı açılan markaya tecavüz davasında zaman kazanmak amacıyla açılan davanın kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin ortağının "..." ibareli marka başvurularının reddi kararlarına karşı açılan davalarda müvekkili lehine verilen kararların davacının bu kötü niyetini ortaya koyduğunu, davacının kötü niyeti dikkate alınmadan verilen iptal kararının doğru olmadığını, 2002/32533 no ile tescilli "..." markasının dava tarihinden geriye doğru 5 yıl süre zarfında ülke içinde ciddi biçimde kullanıldığının mahkemece tespit edildiğini, bununla birlikte gerekçeli karar hüküm kısmında sınıf 35. "reklam acentası hizmetleri, ilan büroları hizmetleri, televizyon, radyo, posta, ile reklam ve ilan hizmetleri, ilan sütunalarının hazırlanması hizmetleri, reklam malzemelerinin dağıtımı hizmetleri , ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, pazarlama ile ilgili bilgilendirme hizmetleri, satışı arttırma (promosyon) hizmetleri, halkla ilişkiler hizmetleri; sınıf 42 tasarım hizmetleri" dışında kalan hizmetler bakımından 11/3/2009 tarihinden itibaren iptaline karar verildiğini, 2002/32533 sayılı markası kapsamında müvekkili tarafından çok sayıda şirkete sunulan sinema ve video filmleri yapım hizmetleri, iş idaresi konusunda danışmanlık hizmetleri, vb. diğer hizmetlere ilişkin faturaların varlığına rağmen iptaline kararı verilmesinin eksik incelemeden kaynaklandığını, şirkete ait web sitesinde markasal kullanımın ispatlandığını, buna rağmen bilirkişiler tarafından seri markaların kullanılmadığı yönündeki tespitin muğlak subjektif nitelikte olduğu, zira tescil edilen seri markalar için internet üzerinde alan adı satın alınmış, mevcut web sitesi veya versiyon web sitesi söz konusu "... ..." gibi tescilli seri markaların satın alınan alan adları üzerinden yayına başlanılarak "..." markalarının ve hizmetlerinin internet üzerinde görünürlüğünün ve bilinirliğinin arttırılmasının hedeflendiğini, bilirkişilerce markaların yeterli düzeyde kullanılmadığından söz edilmesinin aynı zamanda seri markaların belli bir düzeyde kullanıldığının kabulü anlamına geldiğini, kullanımın yeterliliğinin ise subjektif bir görüşü ifade ettiğini, dava dosyasına web.archive.org sitesi delil olarak sunulmuş olmasına ve bu site içinde seri markalara ait web sitelerine ait örüntüler deliller sunulmasına rağmen, bilirkişi heyetince bu hususun görmezden gelindiğini savunarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından sunulan davalının müşterileri ile yapmış olduğu sözleşmeler, müşteriler tarafından sunulan hizmet alım yazıları, web siteleri, sosyal medya hesapları, e-posta yazışmaları, vergi levhası, faaliyet belgeleri, çeşitli dergilerde yayınlanan haber ve reklamlardan davalıya ait 2002/223932 sayılı "..." ibareli markanın "sınıf 35. "reklam acentası hizmetleri, ilan büroları hizmetleri, televizyon, radyo, posta ile reklam ve ilan hizmetleri, ilan sütunlarının hazırlanması hizmetleri, reklam malzemelerinin dağıtımı hizmetleri, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, pazarlama çalışmaları hizmetleri, pazarlama ile ilgili bilgilendirme hizmetleri, satışı arttırma (promosyon) hizmetleri, halkla ilişkiler hizmetleri; sınıf 42 tasarım hizmetleri" yönünden kullanımının tespit edildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu ve 2002/223932 sayılı markanın, marka sahibinin rızası ile ... ... Danışmanlık, Tasarım, Reklam Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi tarafından kullanılmasının SMK'nın 9/3 maddesi uyarınca geçerli olduğu, anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55'er-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.