7. Hukuk Dairesi 2013/5499 E. , 2013/16236 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalıların bankada ait şubede yönetmen yardımcısı ve asistan olarak çalıştıklarını, müşterileri olan ... ...’ın hesabından 2 defada sahte kimlikle 70.097,00 TL para çekildi
**7. Hukuk Dairesi 2013/5499 E. , 2013/16236 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalıların bankada ait şubede yönetmen yardımcısı ve asistan olarak çalıştıklarını, müşterileri olan ... ...’ın hesabından 2 defada sahte kimlikle 70.097,00 TL para çekildiği, ödemeleri davalıların yaptığı, yapılan soruşturma neticesinde banka zararından %5 oranında sorumlu olduklarının tespit edildiği, davalıların hiçbir şekilde imza karşılaştırması yapmadıkları belirterek 3504,00 TL zararın tazminini talep etmiştir. Davalı ... Aslan, şubede asistan olarak çalıştığını, kusurunun olmadığını, olayın sadece bir şubede değil eş zamanlı olarak 5 yerde yapıldığını, bankanın imza karşılaştırma ekranı hizmetini sunmadığı, imza kartonu tutulduğu, onunda arşivde olduğundan fiilen uygulanmasının pek mümkün olmadığı, aynı şubede ödeme yapan müdür ve müdür yardımcısı hakkında herhangi bir işlem yapılmadığını davalı ... ise, şubede yönetmen yardımcısı olarak çalıştığını, 55.097,00 TL ödemeye ... Hanımın onay verdiğini, 15.000,00 TL’ sinin onayının ise yine ... Hanımdan istendiği, ancak başka işte uğraştığından dolayı onayı kendisinin verdiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, toplanan delillere göre davalıların bankanın zararına olarak kasıtlı hareketlerinin olmadığı, günümüz teknolojik ortamında bankanın mevcut otomasyon sistemine geçmemesi nedeni ile de bu tür işlemlerin her zaman ortaya çıkabileceği, kimlik bilgilerinin tutması nedeni ile personelin ödemeyi yapmasında dolandırıcılık kastının olmadığı, esasen banka müfettişinin inceleme raporunda da dolandırıcılar tarafından yapılan işlemin profesyonelce hazırlanmış bir dolandırıcılık olayı olduğunun, oluşan zararın öncelikle bankayı zararı uğratan parayı çeken kişiden tahsil edilmesi gerektiği, aksi halde bu durumun işletme riski sayılması gerektiği, açıkça belirtildiğinden zararın öncelikle bankayı dolandıran ve bu konuda Bakırköy 10.Ağır Ceza Mahkemesinin 04.02.2010 tarihli 2009/309 Esas 2010/19 Karar sayılı kararı ile aleyhine hüküm verilen sanık Hakan Yeleç'ten tahsil edilmesi gerektiği, davalıların bu sanıkla iştiraklerine dair dosya kapsamında hiçbir delil de olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda Banka Müfettişi ... ... tarafından düzenlenen 13.07.2007 tarih 7 sayılı rapor ve 13.07.2007 tarih 6 sayılı raporlara göre, ... ... isimli mudiinin ... Şubesi nezdindeki vadeli hesabından 2 kez de toplam 71.877,54-TL'nın kimliği belirsiz şahıs tarafından sahte kimlik ile çekilmesi olayında şube personelinden kimsenin kanuni açıdan suç teşkil edecek herhangi bir kastının ve iştirakinin tespit edilemediği, personelin şüpheli görülen işlemlerde şüphenin giderilmesine yönelik daha fazla gayret etmeleri gerektiği hususunda mektup ile dikkatlerinin çekilmesi gerektiği, bankaya zarara uğratanların profesyonel bir organizasyon olmaları, bu şekilde birden fazla şubede dolandırıcılık işlemleri gerçekleştirmeleri banka personelinin mevzuata uygun hareket etmiş olmaları nedeni ile işletme riski sayılmasının uygun olacağı, mali yönden ise imza kontrolü yapılmaması nedeni ile fişi düzenleyen 1.derece imzalayan ve onaylayan personelden ortaya çıkan zararı %5 inden müştereken ve müteselsilen faizsiz olarak sorumlu tutulmalarına, bakiye kısmın işletme riski sayılmasına karar verildiği, yasal yönden dolandırıcılık olayları nedeni ile kanuni soruşturma raporunun Cumhuriyet Savcılığına tevdi edildiği belirtilmektedir. . Mahkemece aldırılan bilirkişiler raporlarında "işlemi gerçekleştiren davalı ...'ın gerekli araştırmayı yaptığı, müşteri konumdaki dolandırıcının şüphe yaratmayan davranışı nedeni ile işlemlerini yaptığı, müşteriden hesap cüzdanı talep ettiği, ibraz edememesi üzerine ibraname imzalattığı, sadece imza konusunda bir noksanlığın oluştuğu günümüz teknolojik ortamı ve bankacılıkta müşterilere ait imza örneklerinin ve fotoğraflarının otomasyon sistemine yüklenmesi gerektiği, imza kartonu alınması uygulanmasında bu tür bulunamama ve kayıp edilme sorunlarının her zaman ortaya çıkabileceği, kimlik bilgilerinin tutması nedeni ile personelin ödemeyi yapmasında bu anlamda bir sakınca olmadığı, banka müfettiş raporunda personel hakkında herhangi bir idari mali yasal sorumluluk yüklenmediği, olayın profesyonelce hazırlanmış bir dolandırıcılık olayı olduğu ortaya konduğu, zararın bankadan haksız yere para çeken kişiden tahsil edilmesi gerektiği, aksi halde işletme zararı sayılması gerektiği yönünde görüş belirtilmesine rağmen davalılardan oluşan zararın tahsil edilmesi yönünde bildirilen görüşün sübjektif olabileceğini" belirtmişlerdir. Dava, davacıya ait banka şubesinde çalışan asistan ve yönetmen yardımcısı olan davalıların usulsüz olarak yapmış oldukları ödeme sonucu bankanın zarara uğradığı iddiasıyla söz konusu zararın bir kısmının tahsili istemine ilişkindir. Yargılama esnasında davalıların eylemlerinin değerlendirilmesi açısından hukukçu ve emekli banka müfettişinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır. Bu rapora göre de mahkemece davalıların herhangi bir kusurlarının olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak söz konusu bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalıların yapılan işlemlerde görevleri olmasına rağmen müşteri imza kartonundan imza karşılaştırmasını yapmadıkları için kusursuz olduklarından bahsedilemez. Mahkemece yapılması gereken alanında uzman 3’lü bilirkişi heyeti oluşturarak dolandırıcılık olayında meydana gelen zararda davalıların bu tür ödemeleri ne şekilde yapacaklarına ilişkin kurallara göre değerlendirerek kusur oranlarını tespit etmek ve çıkacak sonuca göre karar vermektir. Mahkemece bu husus yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 03.10. 2013 gününde oybirliği ile karar verildi.