11. Hukuk Dairesi 2011/10052 E. , 2013/12932 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ ASIL DAVADA DAVACI-BİRLEŞEN DAVADA Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.04.2011 tarih ve 2009/443-2011/167 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.06.2013 günü hazır bulunan davacı-birleşen davada davalılar vekili Av.... ile davalı .... ve birleşen dosya davacı
**11. Hukuk Dairesi 2011/10052 E. , 2013/12932 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ ASIL DAVADA DAVACI-BİRLEŞEN DAVADA Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.04.2011 tarih ve 2009/443-2011/167 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.06.2013 günü hazır bulunan davacı-birleşen davada davalılar vekili Av.... ile davalı .... ve birleşen dosya davacısı ... vekilleri Av. ... ile Av....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı şirket vekili, müvekkili şirket ve müvekkili şirketin ortakları gerçek kişiler ile davalı şirket ve davalı şirketin çoğunluk hissedarı gerçek kişi arasında 16.07.2008 tarihinde “Hisse Satış ve Sulh Sözleşmesi” akdedildiğini, bu sözleşmede müvekkili şirketin ortaklarının “satıcılar”, davalı şirketin ortağının ise “alıcı” olarak tanımlandığını, sözleşmenin 3.13. maddesinde, satıcılar ile... A.Ş.’nin ürettikleri veya üretecekleri, sattıkları veya satacakları sabun ve sabun türevi ürünlerde Dalan Kimya A.Ş. Adına tescilli marka ve tasarımlar ile “Dalan” ibaresini havi herhangi bir marka ve tasarımı kullanmayacakları aksi halde 3.000.000 ABD Doları cezai şartın ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiği,... A.Ş.'nin stoklarında bulunan “...” markalı 70.000 kg sabunun Ağustos 2008 sonuna kadar satılmasının kararlaştırıldığını, müvekkili şirket ve ortaklarının anılan sözleşmeye uyduklarını ve anlaşma tarihi itibariyle stoklarında bulunan 70.000 kg Dalan markasını havi ürünleri Ağustos ayı sonuna kadar ellerinden çıkardıklarını ve anlaşma tarihinden itibaren de herhangi bir üretim ve satım yapmadıklarını, ancak davalı şirketin Şubat 2009 tarihinden itibaren müvekkilinin Dalan markasını ürün ve ambalajlarında kullandığı iddiasıyla müvekkili şirketten mal satın alan firmaların işyerlerinde tespit yaptırdığını, davalının yaptırdığı tespitlerde Dalan markasını havi hiçbir ürün bulamadığını, davalının müvekkilinin ticari itibarını zedeleyici yöndeki iddialarla yaptırdığı tespitlerin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine ve haksız rekabet nedeniyle doğan maddi zarar için şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... vekili, müvekkili tarafından yaptırılan tespitlerin amacının bedeli ödenerek satın ve devir alınan Dalan ibareli markanın korunmasına yönelik olup, haksız rekabet teşkil etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen dava davacısı vekili, davalıların “Hisse Satış ve Sulh Sözleşmesi”nin 3.13. maddesinde kararlaştırılan taahhütlerine aykırı davrandıklarının yaptırılan tespitler ile sabit olduğunu ileri sürerek, anılan sözleşmenin 3.13. maddesi uyarınca 700.000 ABD Doları cezai tazminat tutarının davalılardan faiziyle birlikte tahsilini ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasını talep ve dava etmiştir. Birleşen dava davalıları vekili, müvekkillerinin “Dalan” markasını kullanmadıklarını, dolayısıyla sözleşmenin 3.13.maddesinin ihlal edildiği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre asıl davada, davalının tespit yaptırmasının kanundan doğan meşru bir hak arama yolu olup, haksız rekabet teşkil etmediği; birleşen dava yönünden ise davalının kullanmış olduğu “...” ibaresinin şirket ticaret unvanının bir parçasının marka olarak kullanılması niteliğiyle değerlendirildiğinde sözleşmeyi ihlal eden bir uygulama olmadığı, dava dışı 3. kişilere ait işyerlerinde “...” markalı sabunların 31.08.2008 tarihinden sonra bulunmasının sözleşme hükmüne aykırılık teşkil etmediği, “Ömer Adil” markalı sabunların ambalajlarının yan kısmında davalı şirketin ticaret unvanı ve adresinin de yer aldığı, “Ömer Adil” ibaresinin bu ürünlerin kullanımında/tanıtımında “Dalan” markalı ürünlerden ayırt etme özelliği taşıdığı, bu durumda cezai şart koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilleri temyiz etmiştir. 1- Asıl dava, “Dalan” markasının davacı şirket tarafından üretilen ürün ve ambalajlarda kullanıldığı iddiasıyla davacı şirketten mal satın alan firmaların işyerlerinde davalı şirket tarafından yaptırılan tespitlerin davacının ticari itibarını zedeleyici nitelikte olup, haksız rekabet teşkil ettiği iddiasıyla davalının haksız rekabetinin tespiti ile maddi zarar istemine; birleşen dava ise davalıların “Hisse Satış ve Sulh Sözleşmesi”nin 3.13. maddesinde kararlaştırılan taahhütlerine aykırı davrandıkları iddiasıyla cezai şart bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Birleşen davada dayanılan “Hisse Satış ve Sulh Sözleşmesi”nin 3.13. maddesinde, satıcılar ile... A.Ş.’nin ürettikleri veya üretecekleri, sattıkları veya satacakları sabun ve sabun türevi ürünlerde Dalan Kimya A.Ş. adına tescilli marka ve tasarımlar ile “Dalan” ibaresini havi herhangi bir marka ve tasarımı kullanmayacakları, aksi halde 3.000.000 ABD Doları cezai şartın ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiği,... A.Ş.'nin stoklarında bulunan “...” markalı 70.000 kg sabunun Ağustos 2008 sonuna kadar satılmasının kararlaştırıldığı, birleşen davada davalıların anlaşmanın bu maddesine aykırı davrandıkları ileri sürülmüştür.Birleşen davada davalıların anılan sözleşme maddesine aykırı hareket edip etmediklerinin tespiti için davalıların “dalan” ibaresini marka ve tasarım olarak kullanıp kullanmadıkları hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.556 sayılı KHK'nin 12. maddesinde, dürüstçe ve ticari veya sanayi konularıyla ilgili olarak kullanılmaları koşuluyla üçüncü kişilerin, ad ve adresini, mal veya hizmetlerle ilgili cins, kalite, miktar, kullanım amacı, değer, coğrafi kaynak, üretim veya sunuluş zamanı veya diğer niteliklere ilişkin açıklamaları kullanmalarının marka sahibi tarafından engellenemeyeceği düzenlenmiştir.Bu itibarla, uyuşmazlığa konu “dalan” ibaresinin kullanımının anılan madde kapsamında kalan dürüst bir kullanım olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre sözleşme hükmünün ihlal edilmiş bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Bu durumda, gerek asıl dava gerekse birleşen davadaki uyuşmazlığın temel noktasının “dalan” ibaresinin marka ve tasarım olarak kullanılıp kullanılmadığı ile kullanılmış ise bu kullanım şeklinin anılan madde ve sözleşmeye aykırılık oluşturup oluşturmadığının tespitine ilişkin olması nedeniyle asıl ve birleşen davaların bu tür davalara bakmakla görevli ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerekmektedir.O halde mahkemece, asıl ve birleşen davalara konu uyuşmazlıkların niteliği ve davalar arasındaki bağlantının varlığı nedeniyle hem asıl hem de birleşen davada görevli mahkeme bu tür uyuşmazlıklara bakmakla görevli ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğundan davaların Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, asıl ve birleşen davalarda verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre, asıl ve birleşen dava davacıları vekillerinin uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalarda davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.