16. Ceza Dairesi 2017/2183 E. , 2018/2027 K. "" Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2017 tarih ve 2017/58229 sayılı Kanun Yararına Bozma talebi ile; Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.08.2017 tarihli ve 2017/12758 soruşturma, 2017/3237 esas, 2017/458 sayılı iddianamenin iadesine dair Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 1…
**16. Ceza Dairesi 2017/2183 E. , 2018/2027 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2017 tarih ve 2017/58229 sayılı Kanun Yararına Bozma talebi ile; Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.08.2017 tarihli ve 2017/12758 soruşturma, 2017/3237 esas, 2017/458 sayılı iddianamenin iadesine dair Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.08.2017 tarihli ve 2017/136 sayılı iddianame değerlendirme kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.08.2017 tarihli ve 2017/835 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31.10.2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 sayılı ilamında, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır. Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklandığı üzere,