T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/611 Esas KARAR NO : 2025/2032 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/352 Esas - 2022/981 Karar TARİH: 06/12/2022 DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yo…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/611 Esas KARAR NO : 2025/2032 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/352 Esas - 2022/981 Karar TARİH: 06/12/2022 DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu şirket hesaplarına şirketlerin tek yetkilisinin ölümden banka ve banka çalışanının 15.05.2018 tarihinde heberdar olmasına rağmen , şirket hesaplarına bloke konulmamasından ve yasal olarak gerekli işlemler yapılmadan şirketin hesaplarından para transferi gerçekleştirilmesinden sorumlu çalışanının art niyeti ve hizmet kusuru bulunması nedeniyle kusurlu davranmış olan davalı bankanın neden olduğu tüm zararlar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.000,00 TL maddi zararın zarar tarihinden itibaren mevduata Uygulanan en yüksek yasal faizi ile davalı tarafını kusuru ile müvekkilin uğramış olduğu manevi zararlar için 20.000,00TL lik tazminata, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Bilişim Tekn. San Tic. Ltd Şti kefili...'in aynı zamanda şirket yetkilisi olduğunu, 29/05/2018 tarihinde ilgili firma ile iletişime geçilebildiğini, ve ... in vefat etmiş olduğunun bu tarihle haricen öğrenildiğini, bu haberin alınması ile de aynı tarihte ilgili şirketin internet bankacılığının kapatıldığını, davacılar tarafından bahsedilen ara hareketlerinin internet bankacılığı ve ATM aracılığı ile yapıldığı, bu işlemlerde ...'in şifrelerinin kullanıldığının tespit edildiğini, müvekkil bankanın... in vefat haberini alana kadar bu durumu tespit ederek önlem almasının mümkün olmadığını , bankanın öğrendiği tarihte gereken önlemi aldığını, davacının tüm iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 06/12/2022 tarih ve 2021/352 Esas - 2022/981 Karar sayılı kararında;"......Davacı tarafından dava dışı borçlu şirket tek yetkilisinin ölümden banka ve banka çalışanının heberdar olmasına rağmen, şirket hesaplarına bloke konulmamasından ve yasal olarak gerekli işlemler yapılmadan şirketin hesaplarından para transferi gerçekleştirildiğini, ipotek borçlusu olduğu için ödemler yaptığını, ipotekli taşınmazın satıldığını, davalı banka zamanında hesapları bloke etmediği için zararının oluştuğunu belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.Davacı tarafından sunulan banka yazısında ödemelerin 90 gün geçmeden 19.02.2019 tarihine kadar ödendiği, bu tarihten sonra ödemelerin gerçekleşmediğinin bildirildiği vefat olayınını ise 15.05.2019 tarihinde öğrenildiğinin bildirildiği, davalı banka tarafından gönderilen 19.02.20219 ve 20.02.2019 tarihli hesap kat ihtarlarının kefil İbrahim Şahin'e çekildiği, 31.05.2019 tarihli ihtarın ise İbrahim Şahin mirasçılarına çekildiği, davacının iddia ettiği gibi ölüm olayının 15.05.2018 tarihinde öğrenildiğine dair bir ispatın dosya kapsamında olmadığı, dosya kapsamına göre davalı bankanın hesaplara blokeyi 29.05.2018 tarihinde ölüm nedeniyle değil şüpheli işlem nedeniyle yaptığının anlaşıldığı, dava dışı şirket yetkilisinin 09.05.2018 tarihinde öldüğü, bloke ile ölüm arasında 20 günlük süre olduğu, hesabın ise 19.02.2019 tarihinde kat edildiği, davacı tarafından davalı bankanın ölüm olayını bilmesine rağmen işlem yapmadığının iddia edildiği, işlemlerin yapıldığı dönemde hesapların günlük kontrol edilmesine ilişkin bir uygulamanın olmadığı, hesap katının ise çok daha sonra yapıldığı, hesaba gelen paraların kredi ödemesinde kullanılacağına ilişkin bire verinin de olmadığı bu bakımdan davacının doğrudan bir zararının olduğunun da ispat edilemediği, gözetilerek davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Davacının maddi ve manevi tazminat davasının reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu şirketlerin sahibi ve yetkilisinin tek kişi olup, çekilen kredilere müşterek ve müteselsil kefil olan kişinin... olduğunu; İbrahim Şahin'in 09/05/2018 tarihinde vefat ettiğini; bunun akabinde varisleri tarafından 14/05/2018 tarih, saat 11:25 veraset belgesi çıkarıldığını; müvekkilinin söz konusu şirket kredilerinden dolayı davalı bankaya ipotek borçlusu olduğundan şirket temsilcisinin vefatından sonra gayrimenkulü tehlikede olduğundan ticari kredi ve KMH meblağlarının bir kısmını kendisinin yatırmak zorunda kaldığını, Müvekkili davalı bankaya karşı asıl borçlu olmamasına rağmen gayrimenkulünün banka nezdinde teminat olarak bulunmasından ve gayrimenkulünün zarara uğramamasından dolayı şirket sahibi ve yetkilisinin vefatından sonra banka tarafından telefonla aranması üzerine her ay kredileri ödemek zorunda kaldığını; bu ödemeler devam ederken müvekkili bankaya gittiğini ve şirketlerin hesaplarından şirketin sahibi ve yetkilisinin vefatından sonra varislerden biri tarafından yasal olarak yapılması gereken yükümlülükler yerine getirilmeden hukuka aykırı olarak şirketin hesaplarından başka hesaplara para transferlerinin yapıldığını öğrendiğini; varislerden ... tarafından müvekkile zarar verilmesi kastıyla kötüniyetli olarak davalı bankanın objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı kendi hesabına ve üçüncü kişiler hesabına para transferleri yapıldığını ve şirketin hesaplarının boşaltıldığını; söz konusu hususların bilirkişi raporuyla kesinlik kazandığını, Yerel mahkemenin gerekçe kısmında; ölüm olayının 15.05.2018 tarihinde öğrenildiğine dair bir ispatın dosya kapsamında olmadığı, dosya kapsamına göre davalı bankanın hesaplara blokeyi 29/05/2018 tarihinde ölüm nedeniyle değil şüpheli işlem nedeniyle yaptığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddedildiğinin belirtildiği, fakat dava dilekçemiz ile birlikte dosyaya eklediğimiz ve dosyada mevcut olan davalı banka tarafından 19/02/2019 tarihinde gönderilen e-mail yazışmalarından da anlaşılacağı üzere, bankanın şirket yetkilisinin vefatından 15/05/2018 tarihinde haberdar olduğunu; yerel mahkemenin davalı bankanın ölümden haberdar olmadığını açıklamasının anlaşılır bir durum olmadığını; davalı bankanın ölümden haberdar olduğunu kendi gönderdikleri maille kabul etmelerine rağmen yerel mahkemenin bunu kabul etmemesinin hukuka aykırı olduğunu; kaldırılması gerektiğini; hatta o kadar ki davalı bankanın bu mail içerisinde şirket yetkilisinin vefatından 15/05/2018 tarihinde haberdar olunması sebebiyle şubeden para transferlerini durduruğunu bildirmekte olduğunu; her ne hikmet ise şubeden para transferini durduran davalı bankanın internet bankacılığını durdurmadığını; davalı banka kusurlu olarak müvekkile zarar vermiş olmasına rağmen mahkeme tarafından söz konusu hususların hukuka aykırı olarak dikkate alınmadığını, Ayrıca yerel mahkemenin davalı bankanın hesaplara blokeyi 29/05/2018 tarihinde ölüm nedeniyle değil şüpheli işlem nedeniyle yaptığının tespitini hangi bilgi ve belgelere göre belirlediğinin taraflarınca anlaşılamamakta olduğunu; şüpheli işlem nedeniyle blokeyi koyduğuna dair bir bilgi ve belge dosyada mevcut olmadığını; davalı bankanın şirket yetkilisinin ölümünü bilmesine rağmen hesaplara blokeyi koymadığını; yerel mahkemenin söz konusu kararının bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, Yine yerel mahkeme gerekçeli karar kısmında, müvekkilin bir zararının olduğunun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini belirttiğini; 25/07/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında, 36392065 nolu ... Bil.Tek.Sa.Ltd.Şti firmasına yatırılan bedel ; 42.610-TL ( KIRKİKİBİNALTIYÜZON, ayrıca bu meblağa ek olarak müvekkil ... ... tarafından 31.12.2018 tarihinde 2.271,64-TL'lik tutar, yine 31.12.2018 tarihinde yatırılan 3.135,12-TL'lik tutar ve müvekkilin eşi tarafından 17.12.2018 tarihinde 6.620-TL 'lik tutar ... Bilişim Teknolojileri Ltd.Şti hesabına yatırıldığını; son tahlilde ... Bilişim Tek.San.ltd.şti hesabına yatırılan tutarın: 54.636,76-TL'dir. 91180985 nolu ... Baskı Tek.Rek.Paz.Tic.Ltd.Şti firmasının hesabına yatırılan bedelin ise bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere 5800-TL olduğunu; ayrıca müvekkilin tek taşınmazı olan evi icra yoluyla satıldığını; bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere; davalı bankanın kusurlu fiili neticesinde müvekkili yukarıda belirtilen para meblağlarını ve tek taşınmazı olan evini kaybettiğini ve zarara uğradığını; bu nedenle yerel mahkemenin müvekkilin zararının olmadığını belirtmesinin hukuken kabul edilecek bir durum olmadığını, 21.02.2022 tarihli kök bilirkişi raporunun değerlendirme kısmında; davalı bankanın, şirketin tek ortağı ve tek yetkilisinin vefatını haber almasına karşın derhal dava dışı firmaların hesaplarını bloke etmemiş olması halinde davalı bankanın müvekkili davacının uğramış olduğu zararlardan sorumlu olacağı tespitinin ileri sürüldüğünü; davalı banka şirket yetkilisinin ölümünden hemen haber olmasına rağmen şirket hesaplarına kusurlu ve kötü niyetli olarak bloke koymadığını; davalı bankanın göndermiş olduğu mail içeriğinden şirket yetkilisinin vefatından hemen haberdar olduğunu; şirket yetkilisinin ölümünden haberdar olan davalı bankanın şirket hesaplarına bloke koymamasından dolayı müvekkili davacının yukarıda belirtilen hususlarda zarar gördüğünü; müvekkili ve ailesi evlerinin icra yoluyla satılması aşamasında psikolojik baskılara maruz kaldığını, kocasıyla evlilik birliklerini sonlandırma aşamasına bile geldiğini; müvekkili ve ailesi bankanın ağır kusuru nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını; tüm bu hususların yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını; yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, kaldırılması gerektiğini, Yine 21.02.2022 tarihli kök bilirkişi raporunda; müvekkili davacının ... ... Danışmanlık Komünikasyon Hizmetleri San.ve Tic.Ltd.Şti'nin ... iban nolu hesabına 9.300-tl ödeme yaptığı ve bu ödemenin davalı banka tarafından davacı müvekkile ödenmesi gerektiğini; bilirkişi raporuyla davalı bankanın kusurlu olduğu tespit edildiğini ve müvekkili tarafından yatırılan meblağın müvekkile ödenmesi gerektiği tespiti yapıldığını; fakat yerel mahkeme tarafından bilirkişi tarafından yapılan açık tespit dikkate alınmadığını ve hukuka aykırı karar verildiğini,Yerel mahkemenin gerekçe kısmında birbiriyle çelişen hususların mevcut olduğunu; şöyle ki; yerel mahkeme gerekçeli kararın 4.sayfasının son kısmında davalı bankanın vefat haberini 15.05.2019 tarihinde öğrendiğini esas aldığını fakat cümlenin devamında davalı bankanın hesaplara blokeyi 29.05.2018 tarihinden gerçekleştirdiğini belirttiğini; yerel mahkeme söz konusu hususlarda yanılgıya düştüğünü; davalı bankanın göndermiş olduğu 19.02.2019 tarihli e-mail'de 15.05.2019 tarihinde vefat haberinin öğrenmiş olmasının imkansız olduğunu; davalı banka e-mail yazışmasında vefatın öğrenilme tarihinin 15.05.2018 olduğunu yazmak isterken 15.05.2019 olarak yanlış yazdığını; bu nedenle davalı bankanın vefat haberinden 15.05.2018 tarihinde haberdar olduğunu, Davalı bankanın Vergi Usul Kanunu'nun Ölüm Vakalarını ve İntikalleri Bildirme Yönetmeliğine yer alan hiç bir yükümlülüğü yerine getirmediğini; Banka kendisinden beklenen ağırlaştırılmış özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve asıl borçlu olan şirketlerin hesaplarından başkaları tarafından paraların transfer edilmelerinde kusurlu davrandığını ve müvekkilin zararına neden olduğunu,Dava dilekçesinde ileri sürdükleri iddiaların ipoteğin geçerli olup olmadığı yönünde değil, davalı bankanın yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı müvekkilin taşınmazının satılmış olması ve müvekkilin bu nedenle zarara uğramış olması olduğunu; davalı banka kendinden beklenen yükümlülüğü yerine getirmiş olsaydı (hesaplara bloke, kredi kartını kapatma vb..), müvekkilinin hiç bir şekilde zarara uğramayacak ve taşınmazı satılmış olmayacağını; söz konusu iddialarının da yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, Bu anlamda her ne kadar yerel mahkeme davanın reddine karar vermiş ise de, söz konusu kararın hatalı olduğu ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar yasaya aykırı olduğu gibi, usul ekonomisine ve hakkaniyete de aykırı olup istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı bankanın genel kredi sözleşmesi borçlusu dava dışı şirketlerin tek yetkilisinin vefat etmesine rağmen şirket hesaplarına bloke konulmaması sebebiyle hesaplarından boşaltılmasından dolayı davacının uğradığı iddia edilen maddi ve manevi zararın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta, davalı banka ile dava dışı ... Bilişim ......Ltd. Şti. ve ... Baskı...Ltd.Şti. arasında genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davacının ... Bilişim ......Ltd. Şti.'nin borcuna ilişkin taşınmazı üzerinde ipotek tesis edildiği, dava dışı borçluların tek yetkisinin ve kredi sözleşmesinin kefilinin dava dışı ... olduğu ve ...'in 09/05/2018 tarihinde vefat ettiği, davacının ipotek verdiği asıl borçlu ve davacı aleyhine kredi sözleşmesinin 19/02/2019 tarihinde kat edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili, kredi sözleşmelerinin asıl borçlu şirketlerinin tek yetkilisi ...'in 09/05/2018 tarihinde vefat etmesine ve banka tarafından kendilerine gönderilen mailde bankanın bu durumdan 15/05/2018 tarihinde haberdar olmasına rağmen şirket hesaplarına bloke konulmadığını ve şirket yetkilisinin yakınlarının şirket hesaplarını boşaltmaları sebebiyle şirketlerin kredi borcunu ödemede temerrüte düştüğünü, davacının ipotek borçlusu olarak bankaya bu sebeple ödeme yaptığını ve taşınmazının icra takibi sonrası satıldığını, davacının bu şekilde maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürmüş, davalı vekili, dava dışı asıl borçlu şirketlerin yetkilisinin vefatının 29/05/2018 tarihinde hesaplarda yapılan şüpheli işlemler sebebiyle öğrenildiğini ve internet bankacılığının kapatıldığını, bu tarihten önce kendilerine bildirim yapılmadığını, şirket yetkilisinin yakınları tarafından yapılan işlemlerin internet bankacılığı ve ATM kullanılarak yapıldığını, bankanın bunu takip etmesinin mümkün olmadığını, davacının ipotek miktarı kadar sorumluluğunun bulunduğunu savunmuştur. Davacı, dava dışı asıl borçlu şirketlerin tek yetkilisinin vefatından sonra hesabın kat edilmesinden önce şirketlerin banka hesabına kendisi ve eşi tarafından yapılan ödemeler ve hesabın kat edilmesinden sonra ipotekli taşınmazın icra takibi sonrası satılması sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zarardan bankanın iddia edilen kusurlu davranışı sebebiyle sorumlu olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının davalı banka ile dava dışı ... Bilişim ......Ltd. Şti. ve ... Baskı...Ltd.Şti. arasında genel kredi sözleşmeleri istinaden ... Bilişim ......Ltd. Şti.'nin borcuna ilişkin taşınmazı üzerinde davalı lehine ipotek tesis edildiği ve ipotek meblağı kadar bankaya sorumluluğunun bulunduğu, kat edilen kredi borçlarının ödenmemesi halinde bankanın asıl borçlu ile birlikte ipotek borçlusunu takip etme yetkisine sahip olduğu, TMK'nın 884 maddesi uyarınca borcu ödeyen malikin asıl borçluya ve TBK 596/4 maddesi uyarınca koşullarının oluşması halinde kefillere rücu hakkının bulunduğu, ancak rücu hakkı kullanıldıktan ve sonuçsuz kaldıktan sonra zararın ve davalının kusurunun ispat edilmesi halinde davalıya başvurulabileceği, bu aşamada davacı tarafından zararın oluştuğunun ispat edilemediği anlaşıldığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.