7. Hukuk Dairesi 2011/7023 E. , 2012/4783 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 15.620 TL'yi geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü; Kadastro sırasında dava konusu 102 ada 11, 13, 103 ada 2 ve 3 parsel say…
**7. Hukuk Dairesi 2011/7023 E. , 2012/4783 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 15.620 TL'yi geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü; Kadastro sırasında dava konusu 102 ada 11, 13, 103 ada 2 ve 3 parsel sayılı sırasıyla 15562,73 m2, 10155,35 m2, 16779,75 m2 ve 17073,22 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak 102 ada 11 ve 103 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar davalılar ..., ... ve ... adlarına paylı olarak, 102 ada 13 ve 103 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar ise davalılar ..., ..., ... ve ... adlarına paylı olarak tespit edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmış, yargılama sırasında tapu kaydına dayanmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davacıların tutunduğu Şubat 1308 tarih 51, 52 ve 53 sayılı tapu kayıtları ile bu tapu kayıtlarının tedavüllerinin dava konusu taşınmazlara uymadığı, taşınmazların tarafların ortak kök murislerinden miras yoluyla geldiği ve taşınmazlar üzerinde hak sahibi olduklarına dair delil elde edilemediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacıların tutunduğu Şubat 1308 tarih 51, 52 ve 53 sayılı tapu kayıtları ile bu tapu kayıtlarının tedavüllerinin uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersiz olduğu gibi dava konusu 102 ada 11 ve 13 parsel sayılı taşınmazlara güney yönden komşu 102 ada 16 ve 23 parsel sayılı taşınmazların tespitine esas 1938 tarih 660 ve 661 sayılı vergi kayıtları getirtilerek kayıt yönlerinin dava konusu taşınmazları kimin yeri olarak okuduğu belirlenmemiş, dava konusu 102 ada 11 ve 13 parsel taşınmazların tespitlerine esas alınan 02.12.1936 tarih 9 ve 10 sayılı, 08.06.1953 tarih 6 sayılı ve 03.09.1953 tarih 7 sayılı tapu kayıtları ile dava konusu 103 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların tespitlerine esas alınan 02.12.1936 tarih 7 ve 12 sayılı, 08.06.1953 tarih 4 sayılı, 03.09.1953 tarih 5 sayılı tapu kayıtları ise keşifte uygulanmamıştır. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu Şubat 1308 tarih 51, 52 ve 53 sayılı tapu kayıtları ile tespite esas alınan 02.12.1936 tarih 9, 10, 7 ve 12 sayılı, 08.06.1953 tarih 4 ve 6 sayılı tapu kayıtları ile 03.09.1953 tarih 5 ve 7 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden, vergi kayıtları ise İlçe Özel İdare Müdürlüğü'nden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, sağ olan tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların davacı ve davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarından hangisinin kapsamında kaldığı duraksamasız belirlenmeli, bundan ayrı olarak tüm dosya kapsamına göre davacıların miras bırakanı ... ile davalıların miras bırakanı ... oğlu ...'in kardeş olduğu belirlendiğine ve davacılarında miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açtıklarına göre yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların en öncesinde tarafların kök miras bırakanı ... oğlu ...'den oğlu olan ...'e ırsen intikal edip etmediği, dava konusu taşınmazların tarafların ortak murisi olduğu iddia edilen ... oğlu ... veya oğlu olan ...'e ait olup olmadığı, onların ölümü ile mirasçıları arasında usulüne uygun olarak yapılmış bir paylaşmanın bulunup bulunmadığı belirlenmeli, paylaşma hususu araştırılırken kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının, bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerektiği hususları gözetilmeli, somut olayın özelliğine göre dava konusu taşınmazların kim tarafından kullanıldığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin ne zamandan beri sürdüğü ve sürdürülen zilyetliğe karşı niza yaratılıp yaratılmadığı yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıca sorulup saptanmalı ve nizasız 40-50 yılı aşan zilyetlik halinde bu hususun paylaşımın yapılıp yapılmadığına dair fiili karine sayılıp sayılmayacağı hususu üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacılar ... ve arkadaşları'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 19.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.