T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/937 Esas KARAR NO : 2026/56 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2022/198 Esas - 2023/116 Karar TARİH: 16/02/2023 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/937 Esas KARAR NO : 2026/56 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2022/198 Esas - 2023/116 Karar TARİH: 16/02/2023 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan müvekkili banka müşterilerinden ... ... A.Ş. ile imzalanan Genel Nakdi ve Gayrı Nakdi Kredi Sözleşmesi’nden kaynaklanan kredi borcunu ödeyememesi üzerine taksitli ticari kredilerine konu borçlarının 08/08/2018 tarihi itibarı ile kat edildiği, asıl borçlu ile davalı/müteselsil kefillere Beyoğlu 57. Noterliği’nin ... yevmiye no.lu ihtarnamesi keşide edilerek, davalıya tebliğ edildiğini, müvekkili bankanın TTK ve İİK’nın kendisine vermiş olduğu yükümlülükleri yerine getirdiğini ve kredi müşterisinin hesaplarının kat edildiğini ve asıl kredi borçlusu ile müşterek borçlu ve müteselsil kefillere Beyoğlu 57.Noterliği’nin ... yevmiye no.lu ihtarnamesi gönderilerek hesaplarının kat edildiğinin bildirildiği ve muaccel hale gelen borcu ödemelerinin ihtar edildiğini, borçluya gönderilen ihtarnameye rağmen borçlarını ödemediklerini ve alacaklarının tahsili için İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası ile davalı/borçlu aleyhine icra takibine başlandığını, davalı/borçlunun icra dairesine vermiş olduğu dilekçe ile icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olduğu Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi’nin “Kefalet” başlıklı 9.11. maddesinde, asıl borçlu firmanın bankaya olan tüm borçlarını müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla yüklenmeyi açıkça kabul ettiklerini, yine aynı sözleşmenin “Muacceliyet ve Temerrüt Halleri ile Uygulanacak Gecikme Faiz Oranı” başlıklı 10.maddesinde krediye uygulanacak temerrüt faiz oranlarının da davalı tarafından kabul edildiğini, borçlunun talep edilen faiz hususundaki itirazlarının hiçbir dayanağı bulunmadığını, müvekkili banka tarafından davalı-borçluya keşide edilen ihtarname ile borçludan ihtarnamedeki borç miktarının derhal ödenmesinin talep edildiğini, bu durumda hesapların kat edildiğini ve ihtarnamenin çekildiği tarih itibariyle borçluların temerrüde düşmüş bulunduklarını, İİK.m.68/b-f.3 gereği, İİK. 68/1 hükmündeki belgelerden sayılan kredi sözleşmesinin 18. maddesi gereği kredi kullanan firma ve kefillerin, müvekkil bankanın kredi faiz ve komisyon oranlarını ihbarda bulunmaksızın serbestçe belirleme yetkisini kabul etmiş durumda olduklarını ve bu şekilde belirlenmiş kredi faizleri ile dava konusu kredi davalı firma tarafından kullanıldığını, müvekkili bankanın serbestçe belirlediği kredi faiz oranları ile kullanılmış kredinin ödenmemesi üzerine Genel Kredi Sözleşmesinin 71.maddesi gereği belirlenen temerrüt faizinin de borçlu firma ve kefiller tarafından kabul edildiğini, ayrıca TTK.94. maddesi hükmüne göre cari hesabın kat edilmesi tarihine kadar işleyen faiz, ana paraya dahil edilmekte ve anaparaya dahil edilen bu faize de TTK. Hükümleri çerçevesinde temerrüt faizi yürütülebileceğini, dolayısıyla, davalı-borçlunun temerrüde düştüğü kat tarihi olan 08/08/2018 tarihinden sonra temerrüt faiz oranının uygulanacağının ise aşikar olduğunu, bu itibarla da borçluların faize ve takibin fer’ilerine ilişkin itirazlarının haksız olduğunu, bilirkişi incelemesi yapıldığı takdirde de talep edilen alacağın varlığı ve asıl alacağa işletilecek faiz oranının kanunlara ve sözleşmeye aykırı herhangi bir yönü bulunmadığının açıkça ortaya çıkacağını, temerrüde düşen davalılardan talep edilen temerrüt faizinin piyasa şartlarına, sözleşmeye ve kanuna uygun olup, bu konudaki müvekkili bankanın uygulamadaki mevzuatını gösteren 20.09.2012 tarih ve ... no’lu genel mektubun sunulduğunu, davalının kötü niyetli ve esas amacının takibi sürüncemede bırakarak alacaklarını tahsil etmelerini geciktirdiğini, icra takibinde talep ettikleri faiz oranlarının (ki kredinin niteliğine ve imzalanan sözleşmelere göre farklı faiz oranı ile talepte bulunulmuştur) sözleşmeden doğan bir faiz oranı olduğunu ve borçlunun hür iradesi ile kabul ettiği bu oranları şimdi kabul etmeme gibi bir hakkı bulunmadığını, borçlunun temerrüde düştüğü için borçlarını takip talebindeki oran üzerinden faizleri ile birlikte ödemek zorunda olduğunu, asıl alacak kalemleri ve asıl alacak kalemlerine uygulanan faiz oranlarında herhangi bir usulsüzlük veya kanuna aykırılık bulunmadığını, takibin dayanağı kredi borcu ... ... A.Ş. 'nın müvekkili bankadan kullanmış olduğu ... garantili ticari nitelikli kredilerden kaynaklandığını, ... garantili kredilerde ... tarafından kefaletine karşılık ödeme yapılsa dahi, kredi veren kuruluş tarafından diğer borçlu ve müteselsil kefiller aleyhine alacağın tamamı üzerinden icra takibine evam edilmesinin 22.11.2016 tarihli Resmi Gazete yayımlanan 2016/9538 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ve Kredi Garanti Fonu ile Banka arasından imzalanan protokolün gereği olduğunu, belirtilen nedenlerle hiçbir haklı sebebe dayanmayan, tamamen kötü niyetli ve zaman kazanma amacına yönelik borçlu itirazlarının iptali ve alacağın tahsili için mahkemeye başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu, izah ettiğimiz nedenler dolayısı ile; davalının İstanbul 24. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının iptalini ve takibin takip tarihinden işleyecek temerrüt faizi üzerinden devamını, davalının alacak miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesini, dava masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Dava dilekçesi davalılar tebliğ edilmiş olup davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/02/2023 tarih ve 2022/198 Esas - 2023/116 Karar sayılı kararında; ".....Davacı banka ile davalı kredi lehtarı borçlusu (asıl borçlu) ... ... A.Ş. firması arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmeyi davalı kefillerin de müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan, davacı bankanın davalılar hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu, davalı kefillerin sözleşmede gösterilen kefalet limitinin 6.000.000,00TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle bilirkişi tarafından hesaplanan toplam asıl alacak tutarının 846.121,55 TL olduğu nazara alındığında, hesaplanan asıl alacağın, kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefillerin hem kendi ve hem de diğer davalı asıl borçlu şirketin temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı, kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın hesaplanan mevcut borcun tamamından müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin temerrüt faizi başlıklı 10.5 maddesinde faiz oranı tespit edilmiş olup sözleşme kapsamında davacı tarafça takip talebinde %74 oranında temerrüt faizi talep edilmiş ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19 -1650 Esas, 2019/507 Karar sayılı ilamı dikkate alındığında bilirkişi tarafından hesaplanan % 57,84 olarak belirlenen temerrüt faiz oranına itibar edilmiştir. Davacı tarafça Beyoğlu 57. Noterliği'nin 08.08.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 2.370.772,44 TL nakdi alacak yönünden hesabın 03.08.2018 tarihinde kat edildiği ve gayri nakdi çek taahhüt bedeli 40.000,00 TL ile teminat mektubu bedeli 240.000,00TL depo edilmesi talebinde bulunulduğu görülmüştür. Kat ihtarının asıl borçluya ve kefillere tebliğe çıkarıldığı, borçluya çıkarılan tebligatın 10.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı kefil ...'a çıkarılan tebligatın 10.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı kefil ... ...'a çıkarılan tebligatın 10.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği ihtarname ekindeki tebliğ şerhinden anlaşılmıştır. Davalılara çıkartılan kat ihtarının tebliğ edildiği anlaşılmakla borçlu ve kefillerin verilen 7 günlük süre sonrası 18/08/2018 tarihinde temerrüde düştükleri kabul edilmiştir. Bu doğrultuda hazırlanan 30.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda talep edilebilecek toplam alacak 872.835,82 TL olarak hesap edilmiş olup, alınan rapor denetime elverişli ve teknik olarak yeterli görüldüğünden rapora itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen alacak miktarının % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' Davanın KISMEN KABULÜ İLE;1-İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıların yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 846.121,55 TL asıl alacak, 25.442,16 TL işlemiş faiz, 1.272,11 TL BSMV olmak üzere toplam 872.835,82 TL alacak üzerinden devamına,2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %57,84 oranında temerrüt faizi ve işleyecek faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarlarının %20 oranına tekabül eden 174.567,16 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalılar ile müvekkili Banka arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi’nin “Muacceliyet ve Temerrüt Halleri ile Uygulanacak Gecikme Faiz Oranı” başlıklı 10.5. maddesinde belirtildiği üzere "temerrüt tarihinde bankaca borçlu cari hesap çeklinde çalıştırılan kredilere uygulana en yüksek cari faiz oranının 2 katı oranında gecikme faizi ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder." hükmü gereğince dilekçeleri ekinde sunulmuş olan davacı Bankaca borçlu cari hesaplara uygulanan temerrüt faizi oranları genelgesinde belirtildiği üzere Ağustos 2018 itibarı ile %74 temerrüt faizi oranı uygulanarak hesap yapılması gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı banka ile davalı şirket arasından akdedilen, diğer davalıların müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili tarafından bankanın TC Merkez Bankası'na bildirmiş olduğu en yüksek faiz oranının %37 olması ve söz konusu faiz oranının %100 fazlası olan %74 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere bankaların TCMB'ye bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınamayacağı, bankanın müşterilerine fiilen uyguladıkları akdi faiz oranına göre temerrüt faiz oranının tespiti gerektiği yada sözleşmedeki oranın uygulanması gerektiği, sözleşmede oran belirtilmemesi sebebiyle davacı bankanın fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranını dikkate alınarak temerrüt faizinin tespiti ve hesaplamanın buna göre yapılmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/01/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.