11. Hukuk Dairesi 2010/992 E. , 2011/10226 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/11/2009 tarih ve sayılı 2008/229-2009/283 kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine d
**11. Hukuk Dairesi 2010/992 E. , 2011/10226 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/11/2009 tarih ve sayılı 2008/229-2009/283 kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı vakıf arasında imzalanan yayım sözleşmesine göre müvekkilinin, davalı vakfın kurucusunun makalelerinin toplanması, çevirilerinin yapılması ve yayıma hazırlanması hususlarını yükümlendiğini ve eseri davalı vakfa teslim ettiğini, ihtarlara rağmen vakfın eserin basımından önceki son halinin kendilerine gönderilmediğini ve eseri müvekkilinin derlediği biçimin dışında basarak umuma arz ettiğini, mahsulün işlenme eser mahiyetinde bulunup sahibinin de müvekkili olduğunu, eserin yayımlanma tarzının eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek mahiyete bulunduğunu, FSEK 14. maddedeki umuma arz ve 16. maddedeki eserde değişiklik yapılmasını men etme manevi haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, FSEK 77/1. madde gereğince hatalı basılan kitabın eldeki mevcuduna, ihtiyati tedbir niteliğinde el konulmasını ve bu kitapların imhasını, kararın ilanını, eserin eser sahibi tarafından vakfa teslim edilen şekilde düzeltilecek yeni baskısının yasaya ve sözleşmeye uygun bir biçimde yeniden yapılmasının sağlanmasını, 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yayın sözleşmesinin 5 ve 6.maddelerinde, davacının kitabı yayına hazırlayan veya yayına hazırlama komisyonu başkanı şeklinde tarif edildiğini, sayfa düzenlemesi, grafik çalışmasının proje ve yayın sorumlusu vakıf başkanı tarafından yapılacağı hükmünün öngörüldüğünü, sözleşmede kitabın hazırlığı veya baskıya verilmeden önce kontrol edilmesi amacıyla davacıya verilmesi ile ilgili hüküm bulunmadığını, davacının hazırladığı eserde önemli yazım hatalarının düzeltildiğini, bu görevin Vakıf Başkanı’na verildiğini, yapılan düzenlemenin olması gereken bilimsel bir çalışmadan doğan eksikliğin düzeltilmesi niteliğinde olduğunu ileri sürerek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sahibinin bütün veya aynı cinsten eserlerinin külliyat haline konulması mahiyetindeki bir derleme eser hazırlama sözleşmesi olarak nitelendirilebileceği, hazırlanan işlenme eserin sahibinin davacı olduğu, sözleşmede eserin konusu olan makalelerin toplanması, üzerinde gerekli çalışmaların yapılması, düzenlenmesi, tashihlerinin tamamlanarak yayıma hazır hale getirilmesi, çeviri ve ihtiyaç duyulacak bilimsel değerlendirmelerin yapılması sorumluluğunun davacıya bırakıldığı, sayfa düzenlemesi, grafik çalışması, proje ve yayın sorumlusunun vakıf başkanı olduğunun hüküm altına alınmasının, vakıf başkanını eser sahibi veya eser sahiplerinden biri konumuna getiremeyeceği, eserin malî haklarının davalı vakfa ait bulunmasının davacının anılan eserin sahibi olmasını değiştirmeyeceği, davacının eserden doğan eser sahipliği yetkilerini ve bu arada manevî haklarının tamamını kullanabileceği, davalı vakfın kendilerine teslim olunan eserde yanlışlıklar yapıldığı hususunda bir kanaate varır ise bunu davacı eser sahibine bildirmesi gerektiği,ancak bunu yapmadığı, BK'nun 376. maddesi gereğince davalının davacı eser sahibine ait eseri hiç bir suretle kısaltma, ekleme ve değiştirme yapmaksızın münasip biçimde çoğaltmak zorunluluğunun bulunduğu, eserin eksik ve yanlışlıklarının yine davacı eser sahibi tarafından giderilebileceği, davalı vakfın davacı eser sahibinin hazırlayıp vakfa teslim ettiği esere ilişkin metni değiştirerek çoğaltıp yaydığı, bu suretle davacıya ait eserin bütünlüğünü koruma ve eseri bütün halinde umuma arz edebilme biçimindeki manevî hakların ihlale uğradığı, esere ad koymak hakkının eser sahibine ait bulunduğu, sözleşmede müstakil madde halinde eserin adı için açık bir nitelendirme yapılmasa da eserin adını belirleme yetkisinin her halde davacı eser sahibine ait bulunduğu, eser hazırlama sözleşmesi uyarınca hazırlansa ve malî hakları davalı vakfa ait dahi olsa da eser basılmadan evvel sahibi tarafından esere ad konulmamış olması durumunda bu yetkinin asla davalıya geçmeyeceği, davalının bu konuda davacıdan belirlemeyi yapmasını istemesinin gerektiği, oysa böyle bir istem olmadan eserin doğrudan mevcut adıyla çoğaltılıp umuma arz olunduğu, davacı eser sahibinin, eserine ad koyma biçimindeki manevî hakkının da ihlale uğradığı ve davacı eser sahibinin eserinin umuma arz biçimini belirleme yetkisinin çiğnendiği, FSEK 70/1. maddesi uyarınca davacının manevî tazminat talep hakkının doğduğu gerekçesiyle 4.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, kararının ilanına, davacının tecavüzün ref'i istemini müstakil bir talep olarak getirmemesi nedeniyle bu şekilde karar verilemeyeceği, eserin, eser sahibi tarafından vakfa teslim edilen şekilde düzeltilecek yeni baskısının yasaya ve sözleşmeye uygun bir biçimde yeniden yapılmasının sağlanması talebinin de bu biçiminde bir karar verilmesi mümkün olmadığından reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 183,60 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, alınmadığı anlaşılan 67,20 TL temyez başvuru ve 18,40 TL temyiz ilam harcının davacıdan alınmasına, 12/09/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.