11. Hukuk Dairesi 2019/3318 E. , 2020/1652 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13/09/2017 tarih ve 2013/272 E- 2017/674 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/04/2019 tarih ve 2018/168 E- 2019/524 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi tara
**11. Hukuk Dairesi 2019/3318 E. , 2020/1652 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13/09/2017 tarih ve 2013/272 E- 2017/674 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/04/2019 tarih ve 2018/168 E- 2019/524 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirekete 23/05/2000 tarihinde 46.950,00 DM bedelle 600 adet hisse senedi ve davalı şirketle bağlantılı Kombassan Holdings S.A. 1929 unvanlı şirketten ve 08/04/2000 tarihinde 143.980,00 DM bedelle ortaklık durum belgesi başlıklı belge aldığını, hisse senetleri ve belgeyi aldığı dönemden sonra Kombassan grubunun bir takım sıkıntı ve belirsizliklere maruz kaldığını, bir çok kişi gibi müvekkilinin de mağdur olduğunu, müvekkilinin şirkete karşı sahip olduğu haklardan mahrum kaldığını, müvekkilinin bilgilendirilmediğini, ortaklıktan kaynaklanan haklarının hiç kullandırılmadığını, son dönemde müvekkilinin şirkette muhatap dahi bulamadığını, müvekkilinin ortaklıktan doğan haklarına bilinçli bir şekilde haksızlıklar yapıldığını, şirketlerin hali hazırdaki durumlarının, hangi tarihte ne kadar sermaye artırımı yaptığının müvekkiline bildirilmediğini, müvekkilinin DM cinsinden para verdiğini, 2002 yılında EURO para birimine geçildiğini, şirketlerin bu konuda da bir bilgilendirme yapmadığını, müvekkilinin verdiği sermayenin akıbetinin şüpheli hale geldiğini, bu konuda 28/02/2013 tarihli noter ihtarnamesi ile davalıya başvurduklarını, sermaye artırımı ve kar payı dağıtımlarının, müvekkilinin verdiği paranın akıbetinin ve durumunun ne halde olduğu hakkında müvekkiline her hangi bir bilgi verilmediğini, HMK' nun 106. maddesi gereğince müvekkilinin bu hususların tespitini talep etmekte hukuki yararının mevcut olduğunu, müvekkilinin haklarının yakın tehlike ve tehdit altında olduğundan bahisle davalı şirketin mevcudiyetinin ve durumunun, EURO' ya geçilmesi nedeniyle hangi tarihte hangi parite esas alınarak dönüşüm yapıldığının, hangi tarihlerde ne kadar sermaye artışları yapıldığının, sermaye artışları vs sonrasında müvekkilinin davalı şirketteki hisse payının ve bunun parasal karşılığının ne olduğunun, hangi yıllarda kar payı dağıtımı yapıldığının ve kar payı dağıtımlarının ne şekilde olduğunun, en son ve ne zaman genel kurul toplantıları yapıldığının/yapılacağının ve Kombassan Holdings S.A. 1929 unvanlı şirketin davalı şirketle hukuki bağının ve bu bağın niteliklerinin ne olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş, 18/04/2016 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki tüm taleplerini tamamen ıslah ettiklerini, tespit davası olarak açılan davalarını alacak davası olarak değiştirdiklerini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre davalı şirket ve bağlı şirketlerin müvekkilinden toplamda 77.470 Euro tahsilat yapmasına rağmen müvekkiline yalnızca 2.440 adet hisse verildiğini ve kayıtlara işlendiğini, dosya kapsamı gereğince davayı tamamen ıslah ederek davalı şirketin müvekkilinden tahsil ettiği paranın istirdadını sağlamaya yönelik olarak alacak taleplerinin mevcut olduğunu, müvekkilinden tahsil edilen 77.470 Euro'nun ıslah tarihindeki kur karşılığının 3.2267 TL'den 249.746,58 TL olduğunu, bu bedelden müvekkilinin elinde bulunan 4.270 adet hissenin 6 TL nominal değeri olan 25.620,00 TL'nin düşülmesi sonucu müvekkilinden fazla tahsil edilen 224.126,58 TL'nin ödeme tarihinden (olmadığı taktirde dava tarihinden) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın usul ve esastan reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alacağın temerrüt tarihi itibariyle Merkez Bankası efektif satış kurunun 1 Euro'nun 2,67 TL'den hesabı ile 199.601,19 TL olduğu gerekçesi ile 199.601,19 TL'nin dava tarihi olan 26/08/2013 tarihinden itibaren yıllık %13,75 ve değişen oranlarda hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalı ...Ş.'den alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı, taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/09/2017 tarih ve 2013/272 Esas 2017/674 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacı tarafın alacak davasının kısmen kabulü ile 215.598,41 TL'nin tam ıslah tarihi olan 18/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...Ş.'den alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dava, ortaklık ilişkisinin kurulması amacıyla verilen, ancak verilen hisse senedine karşılığında fazladan tahsil edilen paranın iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır. Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.