İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın maliki, davalı sigorta şirketinin ise ...sigortacısı …
8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/2102 KARAR NO: 2026/294 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/07/2024 NUMARASI: 2021/1025 Esas - 2024/722 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın maliki, davalı sigorta şirketinin ise ...sigortacısı bulunduğu..... plaka sayılı aracın karıştığı 31/07/2014 günlü trafik kazasında, müvekkilleri .... ve .....'in çocukları olan davacı küçük ......'in ağır bir biçimde yaralandığını, kazanın... plaka sayılı araç sürücüsü olan ve kaza tarihinde 15 yaşında bulunan davalı...'un kusuru neticesinde meydana geldiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 30.000,00-TL manevi tazminatın da sigorta şirketi dışındaki diğer davalılardan kaza tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş; 16/02/2016 günlü dilekçe ile de, 30.000,00-TL'lik manevi tazminat talebinin 20.000,00-TL'sinin kazazede küçük için olduğunu, davacı anne ve baba için ise ayrı ayrı 5.000,00-TL talep ettiklerini bildirmiş, 25/05/2024 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de maddi tazminata ilişkin istek miktarını 18/04/2024 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda 266.235,16-TL'ye arttırdıklarını açıklamıştır.Davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... vekili ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, diğer davalı... ise kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru olmadığını, küçüğe kendisinin çarpmadığını, sadece çocuğun sevk ve idaresindeki motosiklete doğru koştuğunu görünce eliyle kendisini durdurmak istediğini ve çocuğun bu nedenle yere düştüğünü, olay sonrasında çocuğun ailesi tarafından darp edilenin kendisi olduğunu yargılama sırasında beyan etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen 19/09/2017 gün, 2014/1296 Esas - 2017/662 Karar sayılı "davanın açılmamış sayılmasına" ilişkin karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Dairemizce verilen 18/11/2021 gün, 2019/1331 Esas - 2021/1791 Karar sayılı ilamla; "...Hukuk Genel Kurulunun 17/01/2018 gün 2017/14-1760 esas, 2018/43 karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, yargı sistemimizde duruşma gününün UYAP'tan öğrenebileceğine yönelik herhangi bir düzenleme bulunmamakta olup, aksi düşünce adil yargılama hakkını ortadan kaldırır niteliktedir. Somut olayda, 20/01/2017 günlü duruşma oturumunda davacılar vekilinin mazeretinin kabulü ile duruşmanın 28/04/2017 tarihine bırakıldığı, ancak davacılar vekiline duruşma gününün usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, dolayısıyla davacılar vekilinin yeni duruşma gününden haberdar olmadığı kabul edilerek, yeni bir duruşma günü belirlenip, bu duruşma gününün davacı tarafa bildirilmesi ve ondan sonra oluşacak duruma göre işlem yapılması gerekirken, usulüne uygun bir tebligat varmış gibi kabul edilerek, 28/04/2017 günlü duruşma oturumunda dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve bu usulsüz işlemden kaldırma kararından hareketle, daha sonra davanın açılmamış sayılmasına hükmedilmesi isabetsiz olduğu..." şeklindeki gerekçeyle, ilk derece mahkeme since verilen kararın HMK.m.353/1-a/5 hükmü uyarınca kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.Dairece verilen kaldırma kararından sonra 2021/1025 esasına kayıtlanarak devam olunan yargılama neticesinde mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, olayla ilgili olarak Büyükçekmece 1. Çocuk Mahkemesi'nde görülerek davalı...'un cezalandırılmasıyla sonuçlanan ve 29/01/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılan 2016/198 Esas - 2018/210 Karar sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; "...Kaza olayına ilişkin Büyükçekmece Çocuk Mahkemesinde yapılan yargılamada davalı... motosiklet ile kuryelik yaptığında çocuğun aniden önüne çıktığını ve dengesini kaybederek motosiklet ile çocuğun üzerine düştüğünü beyan etmiştir. Çocuk Mahkemesinde yapılan yargılamada Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan aldırılan raporda ve tek kişilik bilirkişiden alınan raporda davalı sürücünün tali kusurlu olduğunun tespit edilmesi, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da davalı sürücünün tali kusurlu olduğunun tespiti karşısında yola aniden çıkan çocuğun kazada asli kusurlu olduğu, davalı sürücünün tali kusurlu olduğu kabul edilmiş ve kazanın oluş şekline göre davalı sürücünün kazada % 30 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.Kazada yaralanan çocuğun daha önceki tedavi evrakları ile birlikte ... Üniversitesi Adli Tıp Bölümü'nde yapılan muayenesi neticesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre % 9,3 oranında maluliyeti tespit edildiğinden bu şekilde maluliyet oluştuğu kabul edilmiştir.Hesap bilirkişisi tarafından % 30 oranında kusur ve % 7 maluliyet oranı üzerinden hesaplanan maddi tazminatın hesaplamanın tekniğine uygun şekilde yapılması ve bilirkişi tarafından esas alınan maluliyet oranına davacı tarafın itirazının olmaması gözetilerek söz konusu rapor hükme esas alınmış ve rapora göre kazada yaralanan çocuğun 266.235,16 TL maddi tazminata hak kazandığı tespit edildiğinden ve davacının buna yönelik ıslahı ve tespit edilen miktarın poliçe limitini aşmaması da gözetilerek maddi tazminata ilişkin tüm davalılar yönünden davanın ıslah edildiği şekliyle kabulüne karar verilmiş ve çocuğun kaza sonucu oluşan maluliyet durumu ve kazadaki kusur durumu davacı anne babanın çektiği acı ve ızdırap gözetilerek 20.000,00 TL manevi tazminatın araç sürücüsü ve işleteni olan davalılardan tazminine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçeyle;-266.235,16 TL maddi tazminatın davalılar... VE ... yönünden kaza tarihi olan 31/07/2014 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,-20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar... ve ... yönünden kaza tarihi olan 31/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,-Fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; 31/07/2014 tarihinde meydana gelen bir kaza nedeniyle o dönemdeki asgari ücrete göre hesaplama yapılması gerekirken, günümüzde geçerli asgari ücretlerin baz alınmasıyla yapılan hesaplama doğrultusunda karar verilmiş olmasının doğru olmadığı; aynı şekilde faizin de 2014 yılındaki oranlara göre yapılması gerektiğinin göz ardı edildiği; ayrıca maluliyete ilişkin incelemenin de ATK tarafından yapılması gerekirken .......Üniversitesi'nden temin edilen ve dahi kendi içerisinde çelişki barındıran rapor doğrultusunda sonuca ulaşılmasının da isabetsiz bulunduğu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen hatalı kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvuru dilekçesinde açıkça ileri sürülen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;(1) Haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği, bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranı ile davacının iyileşme süresinin ne olduğu ve davacının iyileşme süresi içerisinde bir başkasının yardımına ihtiyat duyup duymadığı, duyuyor ise süresinin ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, bu yöndeki belirlemelerin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı). Bu durumda kaza tarihinin 31/07/2014 olduğu gözetildiğinde maluliyete ilişkin belirlemenin "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre yapılması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır. Bundan ayrı, maluliyete ilişkin belirlemelerin mutlaka ATK tarafından yapılması gerektiğine ilişkin bir zorunluluk olmadığı da belirgindir.Somut olayda, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından bir adli tıp uzmanı, bir ortopedi ve travmatoloji uzmanı ile beyin ve sinir cerrahisi uzmanı olduğu anlaşılan doktor bilirkişinin katılımıyla, kazazede küçüğün geçirmiş olduğu tüm tedavi evraklarının değerlendirilmesi ve kişinin bizzat muayenesi neticesinde düzenlendiği anlaşılan 27/11/2022 günlü raporda; "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine ve "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre, davacı küçükte meydana gelen maluliyet oranının %7, "Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre ise %9,3 olduğunun açıklandığı ve hükme esas alınan aktuer bilirkişi raporunda da % 7 maluliyet oranı esas alınarak tazminat hesaplaması yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda her ne kadar davacı kazazedenin uğradığı kalıcı iş göremezlik zararın hesaplanmasında kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre belirlenen maliyet oranı kullanılmamış ise de bu durum istinaf edenin aleyhine bir sonuç doğurmadığından ve 27/11/2022 günlü maluliyete ilişkin rapor diğer yönleriyle hükme esas alınmaya elverişli bulunduğundan ve dahi kazazedenin yaralanmasına bağlı iyileşme sürecinin 90 gün süreceğine ilişkin belirlemeyle, yaralanma nedeniyle gelişen maluliyet olgusu birbirinden tamemen farklı hususlar olması nedeniyle söz konusu raporun kendi içinde çelişki olduğundan da söz edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında istinaf eden davalı vekilinin maluliyete ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. (2)Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarına gelince;Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesiyle birlikte istinaf başvuru sebepleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde, dosyadaki bilgi ve belgelere göre ilk derece mahkemesince delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırılık olmamasına ve özellikle Dairemizce de benimsenen Yargıtay güncel içtihatları doğrultusunda TRH 2010 Yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi ile gelirin de asgari ücret olacağı varsayımından hareketle karar tarihine en yakın tarihteki veriler (-bilinen yasal asgari ücretler gibi) esas alınarak, davalı araç sürücüsünün kusuru (% 30) ve % 7 maluliyet oranı üzerinden düzenlendiği anlaşılan, dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetlenebilir nitelikteki 18/04/2024 günlü aktuer bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle, bu rapor doğrultusunda kazazedenin uğradığı kalıcı iş göremezlik (266.235,16-TL) zararının davalılardan tahsiline karar verilmiş olmasında ve haksız fiilden kaynaklanan tazminat talepli davalarda bakımından, haksız fiil sorumlusu olan araç sürücüsü ve 2918 sayılı KTK'nın 85/son madde hükmü uyarınca araç sürücüsünün kusurundan kendi kusuru imiş gibi sorumlu bulunan araç işleteni bakımından temerrüt hali haksız eylem tarihinde gerçekleştiğinden, istinaf eden davalı araç işleteninin sorumlu tutulduğu tazminatlara olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasında da istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerinin kapsamına göre herhangi bir isabetsizlik bulunmadığndan; davalı Abdülmenap Polat vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca, 1/Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../07/2024, 2021/...Esas - 2024/..Karar sayılı kararına yönelik olarak davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ...'tan alınması gereken 19.552,72-TL harçtan peşin olarak yatırıldığı anlaşılan toplam 4.888,18-TL harcın düşümü ile kalan 14.664,54-TL istinaf karar ve ilam harcının adı geçen davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin adı geçen davalı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.26/02/2026