T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/593 - 2026/511 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/593 KARAR NO : 2026/511 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/11/2022 NUMARASI : 2021/35 E. - 2022/368 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince v…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/593 - 2026/511 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/593 KARAR NO : 2026/511 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/11/2022 NUMARASI : 2021/35 E. - 2022/368 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/11/2022 tarih ve 2021/35 Esas - 2022/368 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2019/31246 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın, diğer davalı Kurum tarafından kabul edildiğini ve müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, oysa "..." ibareli davalı markası ile "..." ibareli müvekkili markası arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik bulunmadığını, davalı şirketin markası tek kelime ve 5 harften oluşurken, müvekkili markasının 2 kelime ve 11 harften oluştuğunu, kelimeler arasında boşluk olmayıp bir kelime kombinasyonu olduğunu ve bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, her iki markanın görsel açıdan da tamamen farklı olduğunu, davalı şirketin markasını daha çok motorlu kuryeler üzerinde kullandığını, mor ile sarı renklerin ağırlıkta olduğu bir görsel tercih ettiğini, oysa müvekkili markasında yazı karakterlerinin siyah, tabanının ise hafif kahverengimsi olan görselden ibaret bulunduğunu, her iki markayı dışarda gören bir tüketicinin karıştırma ihtimalinin neredeyse sıfır olduğunu, davalının markası amaç belirten zayıf marka durumunda iken müvekkilinin markasının kelime kombinasyonu içeren, ayırt edici unsurlar taşıyan ve görsel olarak da özellikli tasarıma sahip orijinal bir marka niteliği taşıdığını, sadece amaç bildiren başkaca hiçbir ayırt edici unsur barındırmayan ve zayıf markadan olan “...” ibaresinin kimsenin tekeline verilemeyeceğini, davalının markasının tanınmış marka olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-8088 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davacıya ait marka ile müvekkiline ait marka arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik bulunduğunu, müvekkili markasının esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğunu, bu ibarenin birebir ve esaslı unsur olarak davacının markasında da kullanıldığını, özellikle markanın kapsamındaki 35. sınıf hizmetler içerisinde yer alan 29. ve 30. sınıf hizmetler dikkate alındığında, "..." ibaresinin tanımlayıcı nitelikte olduğunu, her ne kadar davacı tarafça "..." markasının zayıf marka niteliğinde bulunduğu ileri sürülmüş ise de müvekkili markasının özgün bir tasarım ve yüksek düzeyli tanınmışlığa sahip olduğunu, dolayısıyla bu iddianın yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, davalı markasını oluşturan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bu nedenle koruma kapsamının dar tutulması gerektiğini, ... nezdinde "..." ibareli çok sayıda markanın tescilli bulunduğunu, bu hususlar da dikkate alındığında taraf markaları arasında SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik olmadığını, müvekkili markasının farklı bir yazı stili ile dizayn edilmiş “...” ve “...” ibarelerinin kombinasyonundan oluştuğunu, yazı stilindeki farklılık nedeniyle müvekkiline ait başvurunun "..." ibaresini haiz tüm markalardan farklılaştığını, müvekkili markasının ilk kelimesinin "..." ibaresi olduğunu, marka benzerlik değerlendirmelerinde ilk kelimenin ve/veya ilk hecenin ilgili marka için esaslı unsur olduğunun kabul edildiğini, bu yönden de müvekkili başvurusunun redde mesnet markadan farklı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli dava konusu başvuru ile davalı Şirkete ait 2015/28811 sayılı ve "..." ibareli redde mesnet marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu, zira redde mesnet markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak yer aldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ibaresinin ayırt ediciliği sağlamaya elverişli olmadığı gibi başvurunun özel bir stilde yazılmasının da ayırt edicilik için yeterli bulunmadığı, "..." ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğu söylenemeyeceği gibi bir an için aksinin kabulünde dahi dava konusu başvuruda yer alan diğer unsurların yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 462,15-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.