İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisi ...'ın eski eşi ile boşanma davasının yıllarca sürdüğü ve davalı şirket yetkilileri ile eski eşi arasındaki akrabalık bağı nedeniyle davacı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1782 KARAR NO : 2025/2035 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/06/2024 NUMARASI : 2023/665 Esas - 2024/419 Karar DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisi ...'ın eski eşi ile boşanma davasının yıllarca sürdüğü ve davalı şirket yetkilileri ile eski eşi arasındaki akrabalık bağı nedeniyle davacı şirket yetkilisi ...'a husumet besledikleri, davacı şirkete ait ... plakalı aracın camı kırılarak bir hırsızlık olayı gerçekleştiği ve bu aracın her iki ortak tarafından iş için kullanıldığı, davcıya ait birtakım çeklerin de araçta bulunduğu, bu çeklerde araçta bulunan diğer çekler ve sair kıymetli evraklarla birlikte çalındığı, müvekkilinin o dönemde bazen çeklere imza atıp çantada hazır bulundurduğu ve çekleri ise lazım olduğunda kendisi yada ortağı doldurarak tedarikçilerine verebildiği, araçta çalınan bu çeklerden ikisinin çok daha sonraki bir tarihte davalı şirketin ortaklarından ... tarafından İstanbul 32. İcra Dairesi Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takibe koyulduğu, bu takibe konu çekler üzerindeki imzalar müvekkilimin imzasına benzemekte olduğu ancak çek üzerindeki yazıların asla müvekkiline ait olmadığı, hırsızlık olayı gerçekleştirildiğinde, davacı şirketin yetkilisi ...'ın o dönemde başka bir şirketten dolayı ortağı bulunan ...'nun şikayette bulunduğu, soruşturmanın Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/8689 Soruşturama numaralı dosyası ile yapıldığı, Davaya konu İstanbul 32.İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibinden dolayı müvekkilinin davalı taraf her ne ad altında olur ise olsun hiç bir borcu bulunmadığı belirtilerek takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve mesnetsiz açılan işbu menfi tespit konulu davanın öncelikle arabuluculuk dava şartı dava açılmadan önce sağlanmadığından usulden reddine karar verilmesi, Mahkeme aksi kanaatte ile işbu davanın maddi vakıaların tespitine ilişkin olması nedeniyle menfi tespit davası olarak açılamayacağının kabulü ile hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi, yine Mahkeme aksi kanaatteyse işin işbu davanın esastan reddine karar verilmesi, davacının müvekkilimiz aleyhine talep ettiği kötüniyet tazminatı talebinin reddine ve haksız dava sebebiyle davacı borçlu aleyhine % 20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Mahkememizin 2023/665 esas sayılı dosyasında 06/03/2024 tarihli celse ara karar ile davacı vekiline; arabuluculuk son tutanağı aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için 1 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, celse ara kararının duruşma sırasında hazır bulunun davacı vekiline ihtar edildiği, verilen kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağına ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı gibi ara karara istinaden herhangi bir beyan dilekçesi dahi sunulmadığı ve bu nedenle ara kararın gereğinin yerine getirilmediği gibi davacı tarafça dava açılmadan evvel arabuluculuğa başvurulmadığı ve zorunlu dava şartının yerine getirilmediği anlaşıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 20.06.2019 tarih, 2019/1038 Es. ve 2019/869 K. sayılı ilamında "...TTK 5/A maddesi 1. fıkrasında arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak düzenlendiği, davanın arabulucuya başvurulmadan açıldığı ve arabulucuya başvuru şartı mahiyeti gereği sonradan tamamlanamayan özel dava şartlarından olduğu anlaşılmakla, mahkemece verilen dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı usul ve yasaya uygun olmakla ... "yönünde karar vermiştir. 6325 sayılı yasanın 18/A Maddesi- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.)'; '(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) ...Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' HMK 138(1) madde; ''Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir...'' belirtilen istinaf kararı ve kanun maddeleri uyarınca dosya üzerinden 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine , ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın usulden reddine ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ilişkin verilen karar her ne kadar usul ve yasaya uygun ise de, kararda müvekkili şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması sebebiyle istinaf yoluna başvurduklarını, konusu para olan davanın dava şartlarından birinin bulunmaması nedeniyle usulden reddine ilişkin karar verilmesi sebebiyle müvekkili davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, bu hususta bir hüküm kurulmadığını, beyanla kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılarak müvekkili lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilen davada, davalı yararına vekalet ücretine karar verilmesi gerekip gerekmediği noktasındadır.Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "çek alacağı" sebebine dayalı olarak 17.650,00 TL asıl alacağın 40.081,21 TL işlemiş faizi ile birlikte tahsili istemiyle 06/12/2022 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi ilk derece mahkemesince zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadan açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.7155 sayılı Kanun'un 20'nci maddesi ile eklenen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 5/A-1 maddesinde 7445 sayılı Kanun'un 31. Maddesi ile yapılan değişiklik ile, ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, 7155 sayılı Kanun'un 23'ncü maddesi ile eklenen 6325 sy m.18/A-2 maddesinde ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği hususları düzenlenmiştir. Davacının eldeki davayı açmadan önce zorunlu arabulucuğa başvurmamış olması nedeniyle anılan yasal düzenlemeler karşısında işin esasına girilmesi mümkün olmayıp, ilk derece mahkemesi kararı bu yönden yerindedir.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 326/1. Maddesine göre, Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. HMK'nın 323/1/ğ maddesine göre vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti de yargılama giderlerinden sayılmıştır. Mahkemece dava, dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmiş olmakla yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. Maddesinde ise, davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunacağı düzenlenmiştir. Buna göre, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddedilmesi halinde maktu tarifeyi geçmemek üzere nispi oranlarda vekalet ücreti takdiri gerekir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesine rağmen yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.Ayrıca, hüküm bütünlüğünün sağlanması için ilk derece mahkemesinin 06/11/2015 tarihli tashih kararının Dairemizce kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemiş olması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi nihai kararının ve 06/11/2015 tarihli tashih kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 985,92-TL harçtan mahsubu ile fazla 558,32-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 7/2. maddesi uyarınca 9.237,12 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/vekiline iadesine, 6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.169,40 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025