TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2023 NUMARASI : 2022/493 Esas 2023/266 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/05/2022 KARAR TARİHİ : 26/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı da…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/990 Esas 2026/303 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/990 KARAR NO : 2026/303 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2023 NUMARASI : 2022/493 Esas 2023/266 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/05/2022 KARAR TARİHİ : 26/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın tahsili için öncelikle rehne başvurulması gerektiğini, ilamsız takip yapılamayacağını, müvekkillerinin davacıya borcunun bulunamadığını, ihtarname içerir tebligatların usulsüz olduğunu belirterek davanın reddini, %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacı ile davalı asıl borçlu ... Spor Güzellik Salonu Gıda İnşaat Oto San. Tic. Ltd. Şti. arasında 21.03.2019 tarihinde 750.000,00 TL, 04.02.2020 tarihinde 600.000,00 TL ve 29.04.2020 tarihinde 1.000.000,00-TL limitli Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığı, kefil ...'in 21.03.2019 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini 750.000,00-TL, 04.02.2020 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini 600.000,00-TL ve 29.04.2020 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini 1.000.000,00-TL limite kadar müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığı, ... A.Ş.'nin kullandırılan K9000180 numaralı kredinin 2 taksit ödendikten sonra kalanının ödenmemesi üzerine 42 ay vadeli K9000207 numaralı yapılandırma kredisi, K9000154 numaralı kredinin 29.09.2020 tarihli taksitinden sonra başka taksitinin ödenmemesi üzerine 31 ay vadeli K9000642 numaralı yapılandırma kredisi, K9000266 numaralı kredinin hiç bir taksitinin ödenmemesi üzerine 31 taksit ödemeli olarak K9000643 numaralı yapılandırma kredisi, 5528 **** **** 7297 numaralı kredi kartında oluşan toplam 69.804,83-TL bakiye borç için 31 taksit ödemeli K9000633 numaralı yapılandırma kredisi ve 5528 **** **** 7299 numaralı kredi kartında oluşan 10.649,67-TL bakiye borç için 31 taksit ödemeli olarak K9000641 numaralı yapılandırma kredisi kullandırdığı, K9000207 numaralı yapılandırma kredisinin öteleme faizi, gecikme ücreti ve 10.09.2021 tarihli (46.697,43-TL) anapara ödemelerinden kaynaklanan 131.460,78-TL bakiye borç için davalı asıl borçlu firmaya 10.09.2021 tarihinde aylık %20,00 akdi faiz oranlı 6 ay taksit ödemeli LR000283 numaralı yapılandırma kredisi kullandırıldığı, davacı bankanın kullandırılan kredilerin teminatına teşkil etmek üzere davalı asıl borçlu ... Spor Güzellik Salonu Gıda İnşaat Oto San. Tic. Ltd. Şti'ne ait gayrimenkul üzerine 1.000.000,00-TL bedel ile ipotek tesis ettiği, ... A.Ş.'nin 24.12.2021 tarihinde kullandırılan K9000207, K9000633, K9000642, K9000643 ve LR000283 yapılandırma kredilerinin hiç bir taksitinin ödenmemesi üzerine Ankara 52. Noterliğinin 27.12.2021 tarih ve 70825 numaralı ihtarnamesi ile, K9000641 numaralı kredinin ödenmemesi üzerine Ankara 52. Noterliğinin 71379 numaralı ihtarnamesi ile borçlu davalı şirket ve müşterek borçlu ve müteselsil kefil davalı ... hakkında ihtarname düzenleyerek 23.12.2021 tarih itibariyle kredi hesaplarının kat edildiği, davacı banka tarafından gönderilen ihtarnamede borcun ödenmesi için bir gün süre verildiği, TBK 117/1 hükmü uyarınca borçluya borcun ödenmesi için bir gün süre verilmesinde herhangi bir hata ve yasal mevzuata aykırılık bulunmadığı, davacı banka tarafından davalıların taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde belirttikleri adreslerine gönderilen ihtarnamenin müteselsil kefile 28/12/2021 tarihinde TK 21/2 hükmüne uygun olarak tebliğ edildiği, her ne kadar davalı asıl borçlu şirket hakkında çıkartılan noter ihtarnamesi bila tebliğ dönmüş ise de, sözleşmenin "müşterinni kanuni ikametgahı ve yetkili imzalarında vuku bulacak değişiklikler" başlıklı 5.3 maddesi uyarınca davalı şirketin sözleşmede belirtilen adresi ile Ticaret Sicilde kayıtlı adresine çıkartılması nedeniyle 28/12/2021 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmiş sayılması gerektiği, buna göre asıl borçlu ve kefilin temerrüt başlangıç tarihinin 29/12/2021 olduğu, borca itiraz edilmediği, bankanın talep ettiği temerrüt faiz oranının kredi sözleşmesi ve 6102 sayılı TTK'nun 8. maddesi gereğince ticari işlerde faizin serbestçe belirlenebileceği hükmü uyarınca yasal mevzuata uygun olduğu, davalı kefil ...'in 21.03.2019-04.02.2020 ve 29.04.2020 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerinde imzasının olması sebebi ile verilen kredilerden kefalet limitlerine kadar olan meblağdan ve kendi temerrütü oranında sorumlu olduğu, davacı tarafça Ankara Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin 2022/1005 esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılar hakkında ilamsız takip başlatılmasının yasal mevzuata uygun olduğu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonucu talebe bağlılık kuralına istinaden davalı asıl borçlu şirketin K9000207-K9000633-K9000641-K9000642-K9000643 ve LR000283 numaralı yapılandırma kredileri borçlarından kaynaklı 1.189.980,30-TL asıl alacak, 156.879,07-TL işlemiş faiz, 7.843,95-TL BSMV ve 2.589,05-TL masraf ile toplam 1.357.292,37-TL borçlu olduğu, kullandırılan kredilerin teminatına teşkil etmek üzere 1.000.000,00-TL bedel ile ipotek tesis edilmesi sebebi ile davalı asıl borçlu firmanın sorumlu olduğu tutarın (1.357.292,37-TL - 1.000.000,00-TL) 357.292,37-TL olduğu, talebe bağlılık kuralına istinaden davalı müteselsil kefil ...'ün davacı T. ... A.Ş.'ye davalı asıl borçlu şirkete kullandırılan K9000207, K9000641, K9000642, K9000643 ve LR000283 numaralı yapılandırma kredileri borçlarından kaynaklı 1.126.773,01-TL asıl alacak, 149.277,65-TL işlemiş faiz, 7.463,88-TL BSMV ve 1.152,96-TL masraf ile toplam 1.284.667,50-TL borçlu olduğu, ayrıca kefalet sözleşmelerinin 11. maddesinde kefilin çek bedelinden sorumlu olduğu hususu açıkça düzenlendiğinden davacı T. ... A.Ş.'nin davalı müteselsil kefil ...'tene iade edilmeyen 9 adet çek yaprak bedeli olarak gayri nakdi risk bedeli 32.400,00 TL'nin faiz getirmeyen bir banka hesabına depo edilmesini istemek hak ve yetkisine sahip olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takibine itirazının kısmen iptali ile takibin davalı şirket yönünden 357.292,37 TL alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ile 32.400,00 TL tutarlı gayri nakit risk bedelinin faiz getirmeyen bir banka hesabına depo edilmesi, davalı ... yönünden 1.126.773,01 TL asıl alacak, 149.277,65 TL işlemiş faiz, 7.463,88 TL BSMV ve 1.152,96 TL masraf olmak üzere toplam 1.284.667,50 TL alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek faiz yönünden devamına, kabul dışı kalan talebin reddine, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan asıl alacak olan 1.127.928,89 TL'nin %20'si oranında 225.585,77 TL icra inkar tazminatının davalılardan (davalı şirketin sorumlu olduğu asıl alacak tutarı 357.292,37 TL olduğundan bu alacağın %20'si oranında 71.458,47 TL'lik kısmından sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı tarafa verilmesine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip konusu alacaklar ipotekle teminat altına alınmış olduğundan ipoteğin paraya çevrilmesinden önce vekil edenler aleyhine takibe girişilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının Ankara Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin 2022/1005 sayılı dosyasından ipotekli taşınmazın satışı için icra takibine giriştiğini, iddia edilen alacağı kabul etmemekle birlikte, davacı tarafın alacaklı olduğu var sayılsa dahi vekil edenler takip konusu edilen miktar kadar borçlu olmadığını, yargılama aşamasında yapmış oldukları itirazlarda, vekil edenlerin rızası olmaksızın borçların, banka tarafından, tek taraflı olarak yapılandırıldığını, bu yapılandırma işlemi sırasında işlemiş faiz, BSMV ve sair giderlerden oluşan tüm borçlar ana paraya çevrildiğini, bu çevirme sırasında bulunan tüm tutarlar üzerine yeniden faiz işletildiğini, bsmv ve sair giderlerin eklendiğini, uygulanan bu yöntem hem bileşik faiz uygulanması sonucunu doğurduğunu hem de haksız olarak adeta verginin dahi vergisi vekil edenden alınmasına neden olduğunu, alacaklı görünen tarafın alacaklı olduğu kabul edilse dahi vekil edenlerin takip konusu kadar borcu bulunmadığını, takip konusu edilen alacaklar ipotekle teminat altına alınmış alacaklar olduğunu, öncelikle teminat paraya çevrilmeden genel haciz yoluyla takip yapılmasının mümkün bulunmadığını, borçlu şirket adına kayıtlı taşınmaz üzerine ipotek konulduğunu, taraflar arasında son düzenlenen genel kredi sözleşmesine göre vekil eden ...'ün kefalet verdiği tutar 1.000.000 TL olup, buna karşılık davacının, vekil edenin kefaletinin üzerindeki alacakları da vekil edenden talep ettiğini, bu hususta yapılan itirazların ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini, davacı ile vekil eden ... arasında düzenlenen son genel kredi sözleşmesi ile vekil edenin kefalet tutarının 1.000.000,00 TL'ye çıkarıldığını, davacının haksız ve kötü niyetli olarak, önceki genel kredi sözleşmelerinde verilen kefaletlerin hepsini toplayarak, kefili 2.350.000 TL'den sorumlu tuttuğunu, taraflar arasında akdedilen son genel kredi sözleşmesinde, kefilin sorumluluk miktarının arttırıldığına dair bir hüküm bulunmadığını, son genel kredi sözleşmesi ile kefilin toplam sorumluluğu 1.000.000 TL'ye çıkarıldığını, kefilin, teminat olarak verilen ipoteğe güvenerek bu miktarda kefalet verdiğini, taşınmaz üzerine konulan ipoteğin de, bu kefalete paralel olarak, üst sınır ipoteği şeklinde 1.000.000 TL üzerinden kurulduğunu, kefilden sorumlu olduğu tutarın aşılarak hüküm kurulduğundan ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, vekil edenlere gönderilen ihtarnamelerin usulsüz olduğunu, hem vekil edenlerle ilgisi bulunmayan adreslere tebligatlar gönderildiğini, hem de asıl borçlu şirketin ünvanının bu tebligat zarlarının üzerine yanlış yazıldığını, şirketin tam unvanının ... Güzellik Salonu Gıda İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti yerine zarfın üzerine yalnızca ... Ltd Şti yazıldığını, bu nedenle gönderilen zarfın hukuki sonuç doğurmayacağını, teminat paraya çevrilmeden kefil aleyhine genel haciz yolu ile takip yapılamayacağını, yargılama sırasında bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, bilirkişi incelediğini iddia ettiği yapılandırma evraklarını dosyaya sunmadığını, hükme esas alınan rapor ekinde, incelenen belge ve kayıtların örneklerinin sunulmaması, hükme esas alınan raporun denetime elverişli olmaması nedenleriyle yargılama sonunda verilen kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan rapor incelendiğinde, takip konusu alacakların hemen hemen hepsinin yapılandırıldığının tespit edildiğinin anlaşıldığını, yapılandırıldığı beyan edilen alacakların hangi hukuki işlemden kaynaklandığını anlamadıklarını, iddia edilen her bir alacak kaleminin hangi hukuki ilişkiden kaynaklandığının tespit edilmesinin zorunlu olduğunu, iddia edilen alacağa uygulanacak akdi faiz ve temerrüt faizleri ve sair hususların tespiti için çok önemli oduğunu, şayet alacak kredili mevduat hesabından kaynaklanıyorsa farklı, kredi/banka kartına ilişkin bir hesaptan kaynaklanıyorsa farklı hukuk kuralları uygulanacağını, iddia edilen alacakların 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'na tabi bir kaynaktan, örneğin kredi kartından veya kredili mevduat hesabından doğmaktaysa, bu alacaklara uygulanacak azami akdi ve temerrüt faizleri T.C Merkez Bankası tarafından ilan edilmekte olduğundan bu sınırların uygulanması işbu dava konusu edilen alacaklara da uygulanması gerektiğini, aşamalarda buna ilişkin yapılan itirazların değerlendirmeye alınmadığını, alınan raporda işlemiş faiz, BSMV sair vergilerin yeniden ana paraya dönüştürülerek bunlara faiz işletilerek hesaplama yapıldığını, böyle bir işlem yapma konusunda bankaya tek taraflı takdir yetkisi verilmediğini, bu yetkiye ilişkin taraflar arasında sözleşme olmadığı gibi hiçbir mevzuatta bankalara böyle bir yetki verilmediğini, davacının, vekil edenin iddia edilen borçlarını tek taraflı olarak yapılandırdığını, bu yapılandırma sırasında işlemiş faiz, BSMV vs. alacakları ana paraya çevirerek bunlar üzerine tekrar faiz BSMV ve diğer borçları eklediğini, dosyaya sunulan 19/01/2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde alınan rapordaki hataları tablolarla gösterdiklerini, yapılan hesaplamaların bileşik faiz uygulanması sonucunu doğurduğunu, bankanın tek taraflı olarak bu şekilde borç miktarını değiştirebilecek işlemde bulunma hakkı bulunmadığını, buna rağmen itirazlarının dikkate alınmadığını, davacı taraf, vekil edenden tahsilini talep ettiği alacaklara ilişkin gönderdiği hesap kat ihtarnameleri, davacı tarafın tek taraflı olarak yapılandırdığı sözleşmelere ilişkin olduğunu, k9000180 nolu krediye ilişkin vekil edene herhangi bir kat ihtarnamesi gönderilmediğini, vekil edenlere gönderilen hesap kat ihtarnameleri de usulüne uygun tebliğ edilmediğini, tebligat zarfının üzerine müvekkillerinin unvanının yanlış yazıldığını, tebligatların müvekkilleri ile ilgisi bulunmayan adreslere gönderildiğini, usulüne uygun şekilde hesaplar kat edilmeden müvekkilleri aleyhine takibe girişilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı taraf lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yapılandırma işlemleri vekil edenin bilgisi dahilinde yapılmadığından ve önceki kredilere ilişkin bilgiler ihtarnamelerde yazmadığından hesap kat işleminin usulsüz olduğunu, davacının iddia edilen alacağı likit olmayıp alacağın tespiti için yargılama yapılması gerektiğini, davacı haksız ve kötü niyetli olarak takibe giriştiğinden tarafımız lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı lehine 150.773,40 TL ve 9.200,00 TL olmak üzere iki kez vekalet ücretine hükmedildiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davanın kabulüne karar verilmesi ihtimalinde talep konusu tek olduğundan davacı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Eskişehir 6. İcra Müdürlüğünün 2022/3769 sayılı icra takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 11/11/2022 tarihli kök, 19/01/2023 tarihli ek rapor, ticari kart üyelik sözleşmesi, Ankara Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin 2022/1005 sayılı takip dosyası icra emri dosya içerisinde yer almaktadır. Dava konusu Eskişehir 6. İcra Müdürlüğünün 2022/3769 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 1.285.823,37 TL nakit alacağın tahsili, 32.400,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi (davalı şirket yönünden 357.292,37 TL nakit alacak ile sınırlı olmak üzere) istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğ edildiği, 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde davalıların 27/04/2022 tarihinde borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 27/05/2022 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir. Davacı banka ile davalı şirket arasında 04/02/2020 tarihli 600.000,00 TL limitli, 21/03/2019 tarihli 750.000,00 TL limitli, 29/04/2020 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, diğer davalının anılan sözleşmelerde sözleşme limitleriyle aynı limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, kefaletin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun bulunduğu dosya içeriğiyle sabittir. Davacı ile davalı şirket arasında 11/07/2019 ve 19/02/2020 tarihli ticari kart üyelik sözleşmeleri imzalanmış olup, sözleşmelerde ek kart hamili olarak davalı ...'ün ismine yer verilmiştir. Davacı tarafından davalılara gönderilen ve toplam 10.935,09 TL nakdi borcun 1 gün içinde ödenmesi ihtarını içerir 27/12/2021 tarihli hesap kat ihtarnamesinin davalı şirkete 29/12/2021, davalı kefile 31/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Davacı tarafından davalılara gönderilen ve toplam 1.183.009,04 TL nakdi borcun 1 gün içinde ödenmesi, 24.030,00 TL gayri nakit borcun 1 gün içinde depo edilmesi ihtarını içerir 24/12/2021 tarihli hesap kat ihtarnamesinin davalılara 28/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporunda, davalı şirketin takip tarihinde temerrüte düştüğü, davacının TCMB'ye bildirdiği en yüksek faiz oranı %28 olup, gks hükmü uyarınca %50 fazlası olan %42 oranının temerrüt faiz oranı olduğu, takip tarihi itibarıyla davacının davalı şirketten taleple de bağlı kalınarak 1.189.980,30 TL asıl alacak, 114.178,84 TL işlemiş faiz, 5.708,94 TL BSMV ve 2.589,05 TL masraf olmak üzere toplam 1.312.457,13 TL alacaklı olduğu, genel kredi sözleşmesinde çek depo hükmü bulunduğu, 32.400,00 TL çek sorumluluk bedelinden davalı şirketin sorumlu olduğu, 1.000.000,00 TL ipotek limiti mahsup edildiğinde davacının davalı şirketten 312.457,13 TL alacak talep edebileceği tespit edilmiştir. Alınan ek raporda, davalı şirkete hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edildiği kabul edilirse davalı şirketin 29/12/2021 tarihinde temerrüte düştüğü, bu durumda takip tarihi itibarıyla davacının davalı şirketten 1.189.980,30 TL asıl alacak, 156.879,07 TL işlemiş faiz, 7.843,95 TL BSMV ve 2.589,05 TL masraf olmak üzere toplam 1.357.292,37 TL alacaklı olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacıyla davalı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde diğer davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı, davalıların icra takibine itiraz ettikleri hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı, kredi kartı faiz oranı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalılar vekilinin istinaf itirazı davalı ... yönünden incelendiğinde, davalılar vekili istinaf dilekçesinde davalı ... hakkında kurulan hükme yönelik istinaf itirazlarını da ileri sürmüş ise de, davalı ... vekili Av. ... istinaf başvuru tarihinden sonra, 10/03/2026 e-imza tarihli dilekçesi ile davalı ... yönünden istinaf başvurusundan feragat ettiğini beyan etmiştir Feragat, 6100 Sayılı HMK'nın 307. maddesi ve genel hükümler uyarınca istemde bulunanın talep sonucundan vazgeçmesidir. Dosyada mevcut davalı ... vekilinin Eskişehir 2. Noterliğinden verilen 17/08/2020 tarih ve 20879 yevmiye no'lu vekaletnamesinde kanun yollarından feragat yetkisinin olduğu anlaşılmıştır. Başvuru hakkından feragati düzenleyen HMK'nın 349/2. maddesinde; "Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur." hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, dava dosyası istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderildikten sonra davalılar vekilinin ... yönünden istinaf başvurusundan feragat ettiğinden davalılar vekilinin ... yönünden istinaf isteminin feragat sebebiyle reddi gerekmiştir. Davalılar vekilinin istinaf itirazı davalı şirket yönünden incelendiğinde, yargılama aşamasında alınan bilirkişi ek raporu ile davacının davalı şirketten takip tarihi itibarıyla talep edebileceği alacak miktarı tespit edilmiştir. Alınan ek rapor, davalı şirket vekilinin istinaf itirazları da gözetildiğinde ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. Davacı banka tarafından kredi hesabı kat edildikten sonra davalı şirkete gönderilen hesap kat ihtarnamesi usulüne uygun olarak 28/12/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, 1 günlük atıfet süresi sonunda davalı şirket temerrüte düşmüş olup, davalı şirket vekilinin hesap kat ihtarnamesinin ve tebliğinin usulüne uygun olmadığına yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda davacı bankanın davalı şirketin temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı en yüksek akdi faiz oranı yerine TCMB'ye bildirdiği faiz oranı esas alınarak ticari kredide uygulanacak temerrüt faiz oranının tespit edilmesi usul ve yasaya aykırı ise de, davalı şirket vekilinin ticari kredide uygulanan temerrüt faiz oranına yönelik açık bir istinaf itirazı bulunmadığından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. Öte yandan, davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yargılama aşamasında bilirkişi raporuna itirazını da istinaf itirazı olarak ileri sürmüştür. Davalı vekilinin yargılama aşamasında bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde kredi kartı faiz oranına açık itirazı bulunmakta ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda takip tarihi itibarıyla davacının davalı şirketten talep edebileceği alacak miktarı hesaplanıp, ipotek limiti mahsup edildikten sonra kalan bakiye alacak miktarı tespit edilmiştir. Davacı banka alacağından ipotek limitini düşerken lehine olacak şekilde düşük temerrüt faiz oranı uygulanacak kredi kartından kaynaklanan alacak miktarını öncelikle düşme hakkına sahiptir. Bu kabul çerçevesinde davacının davalı şirketten takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktardan düşülen kısım içerisinde düşük oranda temerrüt faizi işletilen kredi kartı alacağının bulunduğu, mahsuptan sonra kalan alacağın ise ticari krediden kaynaklanan alacak olması karşısında takip tarihinden sonra işletilecek olan temerrüt faiz oranı da ticari krediye ilişkin temerrüt faiz oranı olacaktır. Bu durumda davalı şirket vekilinin istinaf dilekçesinde tekrar ettiği bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde yer alan kredi kartına işleyecek temerrüt faiz oranına yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı şirket vekilinin icra inkar tazminatına ve kötüniyet tazminatına yönelik istinaf itirazlarına gelindiğinde, mahkemece yapılan yargılama sonunda hüküm altına alınan nakit alacak likit, bir başka anlatımla bilinebilir ve hesaplanabilir niteliktedir. Bu durumda mahkemece İİK'nun 67. maddesi uyarınca hüküm altına alınan nakit alacak miktarı üzerinden davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetlidir. Öte yandan, davacı banka reddedilen kısım yönünden davalı şirket aleyhine icra takibi başlatmakta kısmen haksız ise de, takip tarihi itibarıyla davacının kötüniyetli olarak takip başlattığına ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığından davalı şirketin kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı şirket vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde ise, hüküm altına alınan ve itirazın iptaline karar verilen alacak kalemleri nakdi ve gayri nakdi alacağa ilişkin olduğundan kabul edilen kısım üzerinden davacı yararına nakit alacak gözetilerek nispi, gayri nakit alacak gözetilerek ise maktu vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında davalı şirket yönünden herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalılar vekilinin davalı şirket yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... yönünden istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 349/2. maddesi gereğince FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Davalı ... tarafından yatırılan harç yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı ... üzerinde bırakılmasına, B)1-Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı şirketten alınması gereken 24.406,64 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 6.101,66 TL'nin mahsubu ile bakiye 18.304,98 TL'nin davalı şirketten tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı ve davalı şirket yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/03/2026 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.