İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 08/04/2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/860 Esas 2025/1101 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müteveffa Babası ...'ın 19/02/2011 tarihinde vefat ettiğini, yasal mirasçı olan diğer iki kar…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/712 KARAR NO: 2026/743 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/12/2025 NUMARASI: 2025/860Esas - 2025/1101Karar DAVANIN KONUSU: İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))-Menfi Tespit İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 08/04/2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/860 Esas 2025/1101 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müteveffa Babası ...'ın 19/02/2011 tarihinde vefat ettiğini, yasal mirasçı olan diğer iki kardeşinin mirası Kayseri 1 SHM'ne ait 2011/690 E, 2011/1003 K. Sayılı karar ile reddettiklerini, mirası reddetmeyen sadece kendisinin kaldığını, babasının vefat etmeden evvel vesayet altına alınmak istendiğini, akli melekeleri yerinde olmadığını, ölünce vesayet davasının konusuz kaldığını (Kayseri 5.SHM 2011/50 E), ölmeden evvel kurduğu ... Ltd.Şti'nde sağlık nedeni ile işlerle dava dışı ortaklarının ilgilendiğini, davaya konu edilen ipoteklerin bu dönemde tesis edilen ehliyetsizlik neden ile geçerli olmayan ipotekler olduğunu, davalı tarafça ipoteğin paraya çevrilmesi için İstanbul 10. İcra Müdürlüğüne ait ... E ayılı dosyada takip başlatıldığını, İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından 2014/64 E dosyasında takibin (şikayet üzerine) iptaline karar verildiğini, murisin 2005 yılından itibaren akıl sağlığını kaybetmiş olduğunu, bu nedenle farklı mahkemelerce murisin akıl sağlığı olmadığı gerekçesiyle kararlar verilmiş olduğunu, (Kayseri 1 ATM 2012/303 E., Kayseri 3 ATM 2012/340 E.,) belirterek, müvekkilinin murisi ... adına kayıtlı olup davalı lehine tesis olunan; Ankara/.../... Mah./...Ada/... parselde kain taşınmazın ...kat ... ve ... numaralı bağımsız bölümleri üzerine Yenimahalle 1 Tapu Sicil Müdürlüğü nün ... tarih ve ... yevmiye no'lu işlemi ile 1.dereceden tesis olunan 140.000 TL Bedelli ipotek ile Kayseri /... /... Mah./... pafta /... Ada/... parsel/Cilt ... /sahife ... 'da kayıtlı taşınmazın .../... arsa paylı ... kat/ ... no'lu Bodrumlu fırın vasıflı bağımsız bölüm taşınmazın ... hissesi üzerine Melikgazi Tapu Sicil Müdürlüğü nün ... tarih ve ... yevmiye numaralı 1. dereceden 50.000-TL bedelli ipotekten, kaynaklı borçlu olmadığımızın tespiti ile ipoteklerin fekkine karar verilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini" talep ve dava etmiştir. Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; " Davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, iddiaların haksız olduğunu, 2005-2010 yılları arasında ...Ltd.Şti. Genel Kurul ve Yönetim Kurulu kararları altında müteveffanın imzasının bulunduğunu, akli melekelerini yitiren müteveffanın aktif ticarete devam etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu ipotek tesis işlem tarihleri ve tatbik olunan resmi muamelelerin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini" talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davaya konu taşınmazda muris ... hissesi üzerine 19/04/2007 tarihinde dava konusu ipoteğin tesis edildiği, ancak İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu ... tarihli raporu ile belirtildiği üzere Davacı murisi ...'ın bu tarihte fiil ehliyetinin bulunmadığı ve ehliyetsiz olduğu, murisin ehliyetsiz olduğu dönemde tanzim edilen ipotek senetlerinin de bu nedenle geçersiz olduğu anlaşılmakla,..." gerekçesiyle Davanın Kabulü ile ;Kayseri İli, ... İlçesi, ... Mah. ... Pafta, ... Ada, ... Parsel, ... no’lu taşınmazın ... oranındaki ... hissesi üzerine konulan, ... tarih, ... yevmiye nolu, 50.000,00 TL bedelli ipotek dolayısıyla borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin FEKKİNE, karar verilmiştir. İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/860 Esas, 2025/1101 Karar, 11.12.2025 tarihli kararı 08.02.2026 tarihinde elektronik olarak tebliğ edilmiş olmakla, yasal iki haftalık süresi dahilinde, hukuka aykırı nitelikteki ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf dilekçesini sunduğunu, mahkeme, kararını yalnızca geriye dönük değerlendirmeler içeren Adli Tıp raporuna dayandırmış; murisin ticari faaliyetleri, resmi işlemleri ve davalı şirketin iyi niyeti gibi uyuşmazlığın çözümü bakımından belirleyici nitelikteki hususları değerlendirmediğini, iş bu sebeplerle ilk derece mahkemesinin kararı hukuka aykırı nitelikte olup kaldırılması gerektiğini, usulen davacı yan söz konusu davayı açmak için uyması gereken 1 yıllık süreye riayet etmediğin, davacı yan Beyoğlu 19. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye no’lu ihtarnamesinin kendilerine tebliğ edilmiş olduğu, bunun üzerine ... tarih ve ... yevmiye no’lu cevabi ihtarnameyi keşide ettiklerini belirterek, 15/06/2011 tarihinde tebliğ olan söz konusu ihtarnamemiz ile durumu öğrendiklerini ikrar ettiğini, dava konusu ipotek 19.04.2007 tarihinde tesis edilmiş olup dava 13.05.2014 tarihinde açıldığını, yaklaşık yedi yıl geçtikten sonra açılan bu dava, hukuki güvenlik ilkesini de zedelediğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, ehliyetsizlik iddiasına dayalı iptal talepleri makul süre içinde ileri sürülmesi gerektiğini, uzun süre sessiz kalınması, dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacı tarafın tamamen kötü niyetli bir şekilde ipotek tesisinden yıllar sonra ipoteğin geçersiz olduğunu iddia etmesi ve mahkemece yeterli inceleme yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini, kişinin ehliyetsiz olup olmadığını bilme şansı olmadığını, ticaret yapan ve şirket ortağı olan bir kişinin kendi şirketi lehine ipotek vermesi hayatın olağan akışına uygun olduğunu, kişi ortağı olduğu şirketin Karını artırttırmak, para kazanmak amacıyla ipotek verdiğini, ipoteklerin para çevrilmesi gerektiğini, mahkeme kararına esas alınan ... tarihli Adli Tıp Kurumu raporu, ipotek tesis tarihlerinden yıllar sonra düzenlenmiş olup geriye dönük varsayımlara dayandığını, raporda, murisin işlem anındaki davranışları ve irade açıklamaları doğrudan gözlemlenmediğini, dava konusu ipotek, tapu müdürlüğünde resmi memur huzurunda düzenlenen resmi senetle tesis edildiğini, tapu sicili, aleniyet ve güven ilkelerine tabi olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre, tapu memuru huzurunda yapılan işlemlerin geçerliliği asıldır; ehliyetsizlik iddiasının güçlü ve kesin delillerle ispatı gerektiğini, aksi halde resmi işlemlerin güvenilirliği zedelendiğini, davacı vekilinin zikrettiği, ... ve ... illerindeki taşınmazlar üzerinde tesis edilen söz konusu gayrimenkul rehinleri, ilgili tapu müdürlüklerince düzenlenen RESMİ SENETLER ile yapıldığını, söz konusu ipoteklerden Ankara, ... ilçesi, ... mahallesinde bulunan taşınmaz üzerindeki gayrimenkul rehni tesisi sırasında vekaletname ile işlem yapıldığını, bu husus, sözkonusu ipoteğin verilmesi işleminde, noter marifetinin de kullanıldığına işaret ettiğini, ÜSKÜDAR 3. NOTERLİĞİ ve ilgili Tapu Müdürlükleri olan MELİKGAZİ TAPU SİCİL MÜDÜRLÜĞÜ ve YENİMAHALLE 1. BÖLGE TAPU MÜDÜRLÜĞÜ nezdinde, RESMİ/YETKİLİ MEMURLAR huzurunda RESMİ SENETLER ile yapılan bir tasarruf ve hak tesisi söz konusu olduğunu, bu sayıda memur ve resmi makam nezdinde, ciddi bir denetim ve özenle yapılan bir işlemin ardından, gayri-ciddi ve mesnetsiz bir şekilde, “ama akli melekeleri yoktu işlem geçersizdir” demek düpedüz HAKKIN KÖTÜYE KULLANIMI ve DÜRÜSTLÜK KURALINA aykırı hareket olduğunu, tarafın kişinin ehliyetsiz olup olmadığını bilme şansı olmadığını, ticaret yapan ve şirket ortağı olan bir kişinin kendi şirketi lehine ipotek vermesi hayatın olağan akışına uygun olduğunu, 2007 ve 2008 yıllarında tesis edilen ve bunun karşılığında kredi imkanına sahip olup, mal temin ettikten 6 yıl sonra borcu ödemeyip, “ipotek geçersizdir” demek kötüniyet göstergesi olduğunu, Yargıtay uygulamasında, TMK m.15 ‘te bahsi geçen ayırt etme gücünün bulunmaması durumunda, işlemlerin hukuki sonuç doğurmaması hususunun sınırları çok açık ve net şekilde ifade edildiğini, bu sınırda görüleceği gibi hakkın kötüye kullanılması ve dürüstlük kuralına aykırı hareket olduğunu, davacı vekili, “Noterlik kurumunun fiil ehliyeti yönünden değerlendirme yaptığı sonucunu çıkarır davalı beyanlarının hukuki ve maddi gerçekliği bulunmamaktadır” dediğini, davacı vekiline göre, Noterler, bir işlem yapılacağı zaman kişinin akli melekelerinin yerinde olup olmadığını umursamamaktadırlar; kafalarına göre kişi akli melekelerinden yoksun olsa da dilediği işlemleri yaptığını, bu yaklaşım tamamen hukuksal dayanaktan yoksun, gayri-ciddi ve mesnetsiz olduğunu, Noterlerin yaptığı işlemler bakımından söz konusu işlemin gereği gibi yani, özen yükümlülüğüne uygun şekilde yerine getirmiş olsaydı, zarar oluşmayacaktı denilebiliyorsa noter sorumlu olacağını, davacı tarafın iddialarının şaibeli olduğu sarihen ortada olduğunu, buna rağmen yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan karar tesis edilmesi hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf, yukarıda detaylı şekilde yazdığımız gibi, özetle, ...’ın 2005 yılında geçirdiği rahatsızlık sebebiyle tüm şirket işlerinden elini çekmek zorunda kaldığını iddia ettiğini, ancak görüleceği üzere bu hususa ilişkin olarak alınan en erken rapor davacı iddiasına göre, taraflarına tebliğ edilmeyen 15/02/2007 tarihli rapor olduğunu, iddia ettikleri akli melekeleri yitirme hususundan 2 yıl sonra rapor alındığını, bir diğer husus ise TÜRKİYE TİCARET SİCİLİ GAZETESİ’nin ... – ... – ... – ... ve ... tarihli sayılarında fiil ehliyetini yitirdiğini iddia ettikleri ...’ın İMZASININ bulunması gerektiğini, Noterlik ve ilgili tapu sicil müdürlükleri nezdindeki memurların, madde de bahsedildiği şekilde görevlerini yaparken ...’ın vesayet altına alınmasını gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenmeleri halinde, idari makamlar ve noterler bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmeleri gerektiğini, bu hususla ilgili olarak tarafın kişi akli melekelerini yitirmiş olsa bile, noterin ve tapu müdürlüğünün fark edemediği bir durumu fark etmesinin olanaksız olduğunu, tüm bunlara ek olarak müvekkil ... – ... – ... gibi prestijli markaları bünyesinde bulunduran, ciddiyetle ve özenle iş yapan basiretli bir tacir olduğunu, kişinin 2005 yılında akli melekelerini yitirdiğinden bahisle, 2011 tarihinde vasi tayini ataması nedeni ile dava açılması, sırf söz konusu borcu müvekkil şirkete ödememek için yapılmış bir hareket olduğunu, murisin ticari faaliyetleri ehliyetsizlik iddiasıyla çeliştiğini, dosya kapsamından murisin ipotek tarihlerinde ticari faaliyetlerini sürdürdüğü, şirket genel kurul kararlarında imzasının bulunduğu ve aktif şekilde iş hayatında yer aldığı anlaşıldığını, iyi niyetli üçüncü kişilerin korunması ilkesi ihlal edildiğini, ehliyetsiz kişinin neden olduğu zararlardan sorumlu olacağı yargıtay kararlarından da görüleceği aşikar olduğunu, müvekkil şirket, ticari faaliyetleri kapsamında resmi kayıtlara güvenerek ipotek tesis ettiğini, işlem sırasında murisin ehliyetsiz olduğuna dair herhangi bir belirti bulunmadığını, tapu siciline güven ilkesi gereği, iyi niyetli üçüncü kişilerin kazanımları korunması gerektiğini, Yargıtay, resmi sicile güvenerek işlem yapan üçüncü kişilerin korunmasının hukuk devleti ilkesinin gereği olduğunu vurguladığını, tüm bu ilgili içtihat kararları ve ilgili mevzuat maddeleri ışığında, hukuki bir değerlendirme yapılacak olursa, basiretli bir tacir gibi hareket etmeyip temerrüde düşerek, ahde vefa, iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı hareketleri ile, borcu ödemekten kaçınan borçlu karşı tarafın haksız davasının reddedilmesi gerektiği aşikar olduğunu, ... kendi ortak olduğu şirkete, hayatın olağan akışına uygun şekilde ipotek verdiğini, burada, kişi hem şirket evraklarını imzalıyor, hem Ticaret Sicil Gazetesinden görülebileceği üzere, farklı adreslerdeki şirket toplantılarına katılıyor, toplantı tutanaklarını imzalıyor, iş yaptığı şirketlerle sözleşmeler imzalıyor, sonrada davacı iddialarına göre, ifa zamanı gelince bir anda akli melekelerini yitirmiş bir şahısa dönüştüğünü, üstüne üslük, işlemin öğrenildiği tarih olan 2011 yılından itibaren başlayacak 1 yıllık hakdüşürücü zamanaşımı süresine de riayet etmeksizin, hakkın kötüye kullanımını teşkil eden ve hukuksal dayanaktan yoksun iddalar üzerine kurulu, işbu dava açıldığını, asla kabul edilmemekle beraber, bir an için bile tam ehliyetsizlik hali konusundaki davacı iddialarının doğru olduğu düşülülecek olursa bile,Yargıtayın ve mevzuatın bu konudaki tutumu net olduğunu, borcunu ödemeyip zarara neden olan zararı tazmin edeceğini, ilk derece mahkemesince murisin ticari imza ve şirket kayıtları, banka ve finansal işlem kayıtları, tanık beyanları, tapu işlem bilgileri gibi delilleri toplamadan sadece Adli Tıp Kurumu raporunu esas alarak hüküm kurduğunu, yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme sonucunda verilen karar hukuka aykırı nitelikte olduğunu, tüm bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesinin tesis ettiği davanın kabulüne ilişkin karar hukuka aykırı olduğunu, dosyada mübrez Yüksek Mahkeme Kararları da incelendiğinde görüleceği üzere davanın reddinin gerektiği aşikar olduğunu, ilk derece mahkemesinin hukuka aykırı nitelikteki kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Dava kapsamındaki savunmaları yineleyerek yerel mahkeme kararının Kaldırılmasını talep ettiğini, davalı yanca ileri sürülen hususlar yerel mahkemece değerlendirilmiş, Gerekçeli kararda da karşılandığını, muris ...'ın dava konusu ipotek tesis tarihi itibariyle fiil ehliyetinin olmadığı, İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun raporu ile sabit olup mahkemece kurulan hüküm hukuki ve hakkaniyetli olduğunu, işbu Tefrik olunan davanın temelini oluşturan Ankara 6 Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/187 E saylı dosyasında da Ankara'da yer alan taşınmaz ipotekleri yönünden aynı gerekçelerle karar ittihaz edilmiş, karar örneği sayın yerel mahkeme dosyasına ibraz edildiğini, ana davanın istinafı ardından Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22 Hukuk Dairesi Başkanlığı 2025/1325E-1750K sayılı kararı ile davalı yan istinaf istemlerini red ile kesin hüküm tesis etmiş olup,karar sureti Ek'te yüksek Daireniz bilgisine arz olunduğunu, yerel mahkeme kararı ve gerekçesi yasaya/ yerleşik Yargıtay kararlarına da uygun olup istinaf istemine ilişkin sair beyanlara ayrı ayrı itiraz ettiğini, savunmanın değiştirilmesi mahiyetini haiz hususlara da muvafakat etmediğini,arz ve izah olunan nedenlerle istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Uyuşmazlık, ehliyetsizlik hukuki nedenlerine dayalı ipoteğin fekki ve menfi tespit isteğine ilişkindir. Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9. maddesi, şahsın hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlanmış. 10. maddesi de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek “Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü” eylem ve işlem ehliyeti olarak da tarif edilerek, aynı Yasa'nın 13. maddesinde “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu Yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, TMK'nın 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. Bu ilke 11.06.1941 tarihli ve 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da aynen benimsenmiştir. Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında; bir kimsenin ehliyetinin tespitinin şahıs ve malvarlığı hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Somut olaya gelince; davacının murisi mütevaffanın işlem tarihinde fiil ehliyetinin olmadığı Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu'nun raporu ile belirlenmiş olup davacının bu davadan tefrik edilerek görülen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/187 esas 2025/487 karar Sayılı dosyasında davalıya karşı açtığı yaptığı ödemenin istirdatı isteminin kabulüne dair verilen kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 22. Hukuk Dairesi'nin 2025/1325 Esas 2025/1750 Karar sayılı dosyası ile esastan reddine karar verilerek 29.12.2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla murisin ipotek tesis tarihinde fiil ehliyetinin olmadığı kanaati ile davanın kabulüne yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu açıklamalar ışığında dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin yukarıda yazılı istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m.353/1-b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/860 Esas 2025/1101 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 3.415,50 TL istinaf karar ve ilam harcından davalının peşin olarak yatırdığı 853,88 TL harcın mahsubundan sonra geriye eksik kalan 2.561,62 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına Davalı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına , İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 08/04/2026