T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1738 - 2026/301 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1738 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/301 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/165 E - 2023/187 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 12/03/2026 YAZILDIĞ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1738 - 2026/301 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1738 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/301 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/165 E - 2023/187 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 12/03/2026 YAZILDIĞI TARİH : 25/03/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından müvekkili aleyhine 09/03/2020 tarihinde senede dayalı kambiyo takibi başlatıldığını, takipten sonra 20/10/2020 tarihinde davalılar arasında alacağın 1/2 oranında temlikine ilişkin sözleşme düzenlendiğini ve bu tarihten sonra dosyanın alacaklı sıfatıyla davalı şirket tarafından takip edilmeye başlandığını, müvekkilinin davalılara senet kapsamında herhangi bir borcunun bulunmadığını, senedin davalılarca müvekkilinden cebir ve tehdit yoluyla boş haldeyken imza ettirildiğini ve üzerinin gerçeğe aykırı şekilde doldurulduğunu, senedin gerçek bir borca istinaden düzenlenmediğini, tehdit, yağma ve tefecilik suçlarına ilişkin savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı ...'nun maddi konumu ve malvarlığı itibariyle 800.000,00 USD gibi yüksek miktarı talep etmesinin gerçek dışı olduğunu, davalının bu miktarı müvekkiline verdiğini ispat etmesi gerektiğini, senette vade kısmının boş olduğunu, bu kadar yüksek miktarlı senet için vade kısmının boş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, alacağı temlik alan davalı şirketin müvekkilinin senet nedeniyle borç olmadığını bildiğini, temlikin iyiniyetli olmadığını, savcılık nezdinde sunulan şikayet dilekçesi ile açıkça ortaya konduğu üzere davalı şirketin diğer davalı ...'nun takibe konu senet kapsamında müvekkilinden herhangi bir şekilde gerçek bir alacağının olmadığını en başından beri bilmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere herhangi bir kimsenin 800.000,00 USD iade alacaklısı olduğu bir meblağdan ve bu meblağın tüm faiz ve fer'ilerinden yalnızca 400.000,00 USD karşılığında vazgeçmesinin hayatın olağan akışı ile örtüşmediğini belirterek müvekkilinin takibe konu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, icra takibinin gerçek bir alacağa dayandığını, müvekkilinin ... Holding A.Ş.'ye bağlı ... Denizcilik A.Ş.'de genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, bu şirketin Danıştay'da temyiz incelemesi yapılan davaya Maliye Bakanlığı'nın yanında fer'i müdahil olarak katıldığını, davacının ise avukat olup ... şirketi tarafından bu davayı şirket adına takip etmesi için vekil olarak görevlendirildiğini, dava takip ücretinin işe başlarken kendisine ödendiğini, dava dosyası karar düzeltme aşamasında iken davacının müvekkilini aradığını ve Danıştay'daki davayı kazanabileceğini ifade ederek bunun için daha önce kendisine ödenen ücretin dışında ayrıca 800.000,00 USD'nin peşin olarak daha ödenmesini istediğini, davayı kazanamaması halinde ise bu meblağı aynen iade edeceğini belirttiğini, müvekkilinin davacıyı ... şirketine öneren kişi olduğu için davacıya güvendiğini, davacı avukatın davayı kazanacağı inancıyla dava olumsuz sonuçlandığında geri almak koşuluyla holding yönetim kurulu başkanı ...'nin müvekkiline borç verdiğini, müvekkilinin de parayı davacıya elden teslim ettiğini, davacının davaya Maliye Bakanlığı yanında fer'i müdahil olarak katılan ... şirketi aleyhine davanın sonuçlanması halinde parayı aynen iade edeceğine dair kendi el yazısı ile hazırladığı bir belgeyi verdiğini, taraflar arasında bu şekilde kurulan hukuki ilişkinin TBK 129.maddesinde tanımlanan üçüncü kişi yararına sözleşme olduğunu, iade borcunun yazılı delile dayalı gerçek bir borç olduğunu, müvekkilinin karar düzeltme incelemesinin ... aleyhine sonuçlandığını öğrenince daha önce ödediği meblağı davacıdan istediğini, davacının müvekkiline davaya konu senedi vadesiz olarak kendi rızası ile verdiğini, senet bedelinin ödenmemesi üzerine davacıya ihtarlar gönderildiğini ve icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, takipten 2 yıl sonra satış aşamasında davacının işbu davayı açtığını, davacı iddialarının gerçek olmadığını savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, davacı tarafından kendi el yazısı ile yazılan ve imzalanan belgede davacının 800.000,00 USD'yi teslim aldığını kabul ederek parayı alma sebebini ve parayı hangi koşullarda iade edeceğini açıkladığını, müvekkili şirketin alacağı temlik almadan önce dayanak belgeleri ve icra dosyası içeriğini incelediğini, takibin kesinleşmiş olduğunu gördüğünü, icra dosyasının geldiği aşama bakımından hacizli malların icra yoluyla satılarak paraya çevrilmesi halinde davacının mal varlığının, alacağı, faizi ve fer'ilerinin tamamını karşılamayacağı, takibin alacağın bir kısmı yönünden semeresiz kalacağı kanaatine vardığını ve 400.000,00 TL bedelle alacağı temlik aldığını, temlik bedelini diğer davalıya ödediğini, bu ödemenin müvekkili şirket kayıtlarında bulunduğunu, senette vade olmadığından görüldüğünde ödenecek senet olduğunu, davacının satış aşamasında takibi sürümcemede bırakmak için işbu davayı açtığını, davacı iddialarının bir kısmı yönünden savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kambiyo senedine dayalı takibe ilişkin menfi tespit davası olup TTK'nın 4.maddesi uyarınca mutlak ticari davalardan olması nedeniyle davalıların görev itirazının, davanın dayanağı, takibin içeriği, dosya kapsamı itibariyle davalı gerçek kişinin husumet itirazının reddiyle, dava konusu bonodaki imzanın keşideci olan davacıya ait olduğu, bonoda vade bulunmadığından bononun görüldüğünde ödenecek bono niteliğinde olup kambiyo vasfına haiz olduğu, bonoda nakden kaydının bulunduğu, senet metninin talil edilmediği, yağma suçundan savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiği, tefecilik iddiası ile açılan ceza davasındaki beyanlarda senedin geçerli olmadığına, alacağın bulunmadığına dair bir beyan bulunmadığı, tefecilik dosyasının işbu dava dosyayı etkiler nitelikte olmaması nedeniyle sonucunun beklenmediği, zorla senet imzalatıldığı ve senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ispatlanamadığı, dosyaya sunulan ve imzası davacı tarafça kabul edilen belgede belirtilen dosya için 800.000,00 USD'nin davacı tarafından elden teslim alındığı, ilgili davanın Maliye Bakanlığı lehine sonuçlanması halinde bedelin nakden ve defaten iade edileceğinin kabul ve taahhüt edildiği, bu belgedeki imza kabul edilip her nekadar içeriğinin bu davaya ilişkin olmadığı belirtilmiş ise de bu iddianın davacı tarafından kanıtlanamadığı, bono bedeli ve takip değeri 800.000,00 USD olup, davalı gerçek kişi tarafından diğer davalı şirkete 400.000,00 USD bedelle devri hususunun temlik alan ile temlik veren arasındaki iç ilişkiye ilişkin olduğu ve borcun varlığı ile senedin geçerliliği yönünden sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden davalıların tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı gerçek kişinin senedin alacaklısı olabilecek maddi gücünün bulunmadığını, bu durumun tespiti için sosyal ve mali durum araştırması yapılmadığını, banka kayıtlarının celp edilmediğini, taraflar arasında senedin düzenlenmesini gerektiren bir hukuki ilişki bulunmadığını, senedin gerçek bir borcu ihtiva etmediğini, sunulan delillerle iddianın ispat edildiğini, ispata yarar delillerin mahkeme eliyle toplanmadığını, dosyaya ibraz edilen delillerin incelenmediğini, davalıların mahkeme içi ikrar yoluyla gerçekte senet lehtarı davalı gerçek kişinin müvekkilinden alacaklı olmadığının ortaya çıktığını, mahkemece dayanılan belgede tarih ve muhattap bulunmadığını, belgenin paranın davalı gerçek kişiden alındığına ve iade edileceğine dair ispat vasıtası olamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla Danıştay dosyası kapsamında 800.000,00 USD vekalet ücreti meblağının müvekkili olan ... şirketi tarafından müvekkiline ödenebileceğini ve iade gerekiyorsa ancak ... şirketinin iadeyi talep edebileceğini, ... şirketi ile davalı gerçek kişi arasında iddia edildiği gibi bir anlaşmanın olduğuna dair bir sözleşmenin ibraz edilmediğini, davalı şirketin tefecilik suçuyla ilgili yargılama sırasında vekili tarafından sunulan savunma dilekçesinde belgenin muhattabının belgede adı geçen ... şirketi olduğu ve davalı gerçek kişinin senede ilişkin müvekkilinden alacaklı olmadığına dair beyanların mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğunu, beyanlarda davalı gerçek kişinin holding yönetim kurulu başkanı ... talimatları doğrultusunda çalışan şirket çalışanı olduğunun açıklandığını, bu hususun senet metninin gerçek bir borcu ihtiva etmediğini, müvekkilinin lehtara herhangi bir borcunun olmadığını ikrar niteliğinde olduğunu, tefecilikle ilgili ceza dosyası sonucu beklenmeden karar verildiğini, senet metni üzerinde grofolojik inceleme yapılmadığını, imza dışındaki yazıların müvekkiline ait olmadığını, yüksek miktarlı alacak için senette vade yazılmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, avukatlık sözleşmesinde avukatın herhangi bir sonucu garanti etmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu kayıtların olduğu sözleşmelerin BK 19 ve 20.maddesine göre geçersiz olması nedeniyle belge başlıklı yazının hukuken geçersiz olduğunu, bu nedenle verilenin iadesi için sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılabileceğini, karar düzeltme talebinin yapıldığı 13/06/2017 tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, yazı içeriğinde belirtilen miktarın müvekkili tarafından teslim alınmadığı gibi iade taahhüdünde de bulunulmadığını, dövize ve dövize endeksli sözleşme yasağı hakkında mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, takibe konu bononun cebir ve tehditle alınıp alınmadığı, anlaşmaya aykırı doldurulup doldurulmadığı, bedelsiz olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davalı tarafça dosyaya sunulan "Belgedir" başlıklı belge örneğinin incelenmesinde; "Maliye Bakanlığının davalı sıfatıyla yer aldığı Danıştay 6. Dairesi 2015/11341 sayılı dosyasının; Maliye Bakanlığı lehine Danıştay safhasını tamamlaması yönünde, müdahil sıfatı ile vekil olduğu dosya için 800.000,00 USD (Sekiz yüz bin amerikan dolarını) elden teslim aldım. Dava dosyasının Maliye Bakanlığı lehine sonuçlanmaması halinde Danıştay kararını tebliğ alır almaz yukarıda anılan bedeli nakden ve defaten iade edeceğimi kabul ve taahhüt ederim." şeklinde yazılı olduğu, belgede davacının isim ve imzasının bulunduğu, davacı asilin 26/10/2022 tarihli duruşmada, belgedeki yazılar ve imzanın kendisine ait olduğunu, belgede bahsi geçen dosyaya ilişkin ... A.Ş.'nin halen müvekkili olduğunu, ... A.Ş. ile buna benzer onlarca belge düzenlendiğini, belgenin işbu davaya ilişkin olmadığını, belgenin içeriğine yönelik bir para alışverişi olmadığını beyan etmekle belgedeki yazı ve imzaları kabul ettiği anlaşılmıştır. Davaya konu senedin yapılan incelemesine göre, senedin keşide tarihinin 16/01/2020 olduğu, senette vade tarihinin bulunmadığı, davacının keşideci, davalının lehtar olduğu, senedin nakden ihdaslı olup kambiyo vasfına haiz olduğu görülmüştür. Ankara 32.İcra Müdürlüğünün 2020/3157 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 09/03/2020 tarihinde davalı alacaklı ... tarafından davacı borçlu aleyhine senede dayalı 800.000,00 USD asıl alacağın tahsili için kambiyo takibi başlatıldığı, alacağın temliki sözleşmesi ile alacaklı ... tarafından alacağın davalı ... Tarım Ürünleri San. Ve Tic. A.Ş.'ye 400.000,00 USD bedelle temlik edildiği anlaşılmıştır. Davacının şikayeti üzerine başlatılan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/31610 soruşturma sayılı dosyasında, şüpheli dava dışı ..., davalı ..., davalı ... Tarım Ürünleri A.Ş., dava dışı ... Denizcilik A.Ş. hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan 14/03/2022 tarihinde takipsizlik kararı verildiği, yine davacının şikayeti üzerine şüpheli davalı ... ile dava dışı ... hakkında konutta birden fazlaya kişiyle yağma, tehdit suçu ile ilgili savcılığın 2022/63013 soruşturma dosyasında 14/03/2022 tarihinde takipsizlik kararı verildiği, karara yapılan itirazın itiraz merci tarafından red edildiği görülmüştür. Davalı şirketin yetkilileri ... ve ... hakkında dava konusu 800.000,00 USD bedelli senedi 400.000,00 USD bedelle alacağın temliki sözleşmesiyle devralmaları nedeniyle tefecilik suçundan yapılan ceza yargılaması sonucunda Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/485 Esas sayılı dosyasında 02/04/2024 tarihinde beraat kararı verildiği görülmüştür. Danıştay 6. Dairesi'nin 21/10/2019 Tarih, 2017/3647 Esas, 2019/9624 Sayılı karar örneğinin incelenmesinde; istemin Danıştay 6. ve 10. Daireleri müşterek heyetince verilen 19/01/2017 tarih, 2015/11341 esas, 2017/286 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesine ilişkin olup, kararın düzeltilmesini isteyenlerin davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı, davalı yanında müdahil ... Denizcilik ve Gemi Acenteliği A.Ş., karşı taraf davacının ... Liman İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş. olup, Danıştay Dava Daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulu Kanunun 54.maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesinin istenebileceği, karar düzeltme dilekçesinde öne sürülen hususların adı geçen yasa maddesinde yazılı nedenlerden hiç birine uymadığı gerekçesiyle kararın düzeltilmesi isteminin reddine karar verildiği görülmüştür. Davacı hakkında davalı ... ve dava dışı ...'nin şikayeti üzerine, davacının Danıştay'daki davayı lehe sonuçlandıracağını vaadedip 800.000,00 USD tahsil ettiği ve Danıştay'daki davanın aleyhe sonuçlanması halinde parayı iade edeceğine dair taahhütname imzaladığı halde davanın aleyhe sonuçlanmasına üzerine ücreti iade etmediği gerekçesiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan Ankara 25.Ağır Ceza Mahkemesi 2025/506 Esas sayılı dosyası üzerinde açılan ceza davasının halen derdest olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davacının tehdit, cebirle senedin alındığını ve anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat edememesine, imzası ikrar edilen belge içeriğine göre Danıştay'da görülmekte olan davanın lehe sonuçlanmaması halinde alınan 800.000,00 USD'nin iade edileceğinin kararlaştırılmasına, ceza dosyaları kapsamında davalıların senedin bedelsiz olduğuna yönelik bir beyanlarının olmamasına, tefecilik suçundan yapılan yargılamada davalı şirket yetkilileri hakkında beraat kararı verilmesine, senetteki imzaya itiraz edilmemesi nedeniyle davacının senet nedeniyle sorumlu olmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 12/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ¸e-imza Üye ¸e-imza Üye ¸e-imza Katip ¸e-imza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."