İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde Nakliyat Emtia Abonman Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... Eşya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin ilgili bulunduğu emtiaların davalının taşıma sor…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1612 KARAR NO : 2025/1589 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/06/2024 NUMARASI : 2024/159 Esas - 2024/283 Karar DAVA: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde Nakliyat Emtia Abonman Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... Eşya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin ilgili bulunduğu emtiaların davalının taşıma sorumluluğunda tam ve hasarsız olarak teslim edildiğini, emtianın Çin'den Türkiye'ye sevki esnasında davalıların sorumluluğunu gerektirecek şekilde hasara uğradığını, davalıların kendilerinden beklenen gerekli dikkat ve ağırlaştırılmış özeni göstermediklerinden hasarın meydana geldiğinin tespit edildiğini, hasarın nevi ve miktarı kesin olarak belirlendiğini, müvekkili şirket tarafından ilgilisine bu kapsamda sigorta tazminatı ödendiğini, müvekkilinin, TTK. 1472. maddesi ve devamı ile Nakliyat Emtia Sigortası Genel Şartları 26. maddesi uyarınca yapmış olduğu ödeme ile sigortalısının haklarına halef olduğunu, davalıların kusur veya kusursuz sorumluluğunu karşılayan alacak için rücu hakkı doğduğunu, davalılar aleyhine İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından işbu takibe itiraz edildiğini, ticari dava şartının yerine getirilmesi amacıyla İstanbul Arabuluculuk Bürosunun 2023/14012 numaralı dosyası ile arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, taraflar arasında anlaşma sağlanamaması nedeniyle Arabuluculuk Son Tutanağı'nın anlaşamama olarak düzenlendiğini belirterek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.132.572,06 TL hasar bedelinin ödeme tarihi olan 22.11.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı... ve Deniz Taşımacılığı Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu icra takibinin TTK'nın amir hükümleri uyarınca belirtilen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dosya konusu hasarın hangi tarihte tespit edildiğinin davacı tarafça açıklanmadığını, yapılan rücu ödemesine ilişkin yapılan icra takibinin süresinde açılmadığını, sigortalı ... A.Ş. tarafından emtiaların hasarlandığının davalı müvekkili şirket yetkililerine sadece Whatsapp uygulaması üzerinden 20/02/2023 tarihinde yapıldığını, davacı tarafça hasarlanan emtialara ilişkin olarak alınan eksper raporunda hasar tespit tarihinin 14/04/2023 olarak belirlendiğini, hasara ilişkin düzenlenmiş olan survey raporunun ise 26/04/2024 tarihinde düzenlendiğini, hasarın hangi tarihte tespit edildiğinin belli olmadığını, ... A.Ş. tarafından alınan emtialardan Shangaı - Aliağa arasında yapılan taşımaların 13/02/2022 tarihinde, Dalıon - İzmir arasında yapılan taşımanın ise 28/01/2022 tarihinde limanlardan ayrıldığını, eksper raporunda hasar tespit tarihi ile taşıma tarihleri arasında çelişki bulunduğunu, davacı tarafından 03/04/2023 tarihinde başlatılan icra takibinin hasar tespit tarihinden sonra ve hak düşürücü süreden sonra açıldığını, davalı müvekkili şirkete süresi içerisinde bildirim yapılmadığını, sigortalanabilir menfaat sahibinin kim olduğu ve hasara ilişkin talep hakkının yapılmış olan sözleşme gereği kimde olduğunun incelenmesi gerektiğini, hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belli olmadığını, tazminat talebinde davacının zararı net ve tartışmasız bir şekilde ispatlamak zorunda olduğunu belirterek davanın öncelikle usulen reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, haksız icra takibinden dolayı %20 kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Lojistik Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi'ne usulüne uygun olarak 16/04/2024 tarihinde tebligat yapıldığı ancak cevap sunulmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Deniz taşımalarında tazminat istemlerinin tabi olduğu hak düşürücü süreyi düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nun 1188/1 fıkrası uyarınca; eşyanın ziya ve hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat isteme hakkı bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşecektir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, hak düşürücü nitelikteki bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dosyada bulunan ekspertiz raporu ile dosyaya celp edilen gümrük beyannamelerine göre emtianın 14/04/2022 ile 18/04/2022 tarihleri arasında boşaltma limanına ulaşarak dava dışı sigortalıya teslim edildiği görülmekle emtiaların teslim tarihi olarak 18/04/2022 tarihinin esas alınması gerektiği, sigortalısının haklarına halef olduğu iddiası ile eldeki davayı ikame eden davacı bakımından da bir yıllık hak düşürücü sürenin 18/04/2022 tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, bir yıllık hak düşürücü sürenin 18/04/2023 tarihi itibariyle dolacağı, davacı tarafça hak düşürücü sürenin dolmasına 15 gün kala 03/04/2023 tarihinde icra takibine başlandığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği hali ile borca itiraz dilekçeleri nedeni ile takibin durması akabinde 31/08/2023 tarihinde ticari davalarda dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğu, başvuru tarihi itibariyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-15 fıkrası uyarınca hak düşürücüsü sürenin durduğu, arabuluculuk sürecinin 16/10/2023 tarihinde sonra erdiği, hak düşürücü sürenin bu tarihten itibaren tekrar işlemeye başladığı anlaşılmıştır. Ancak eldeki dava icra takibine yönelik itirazın iptali davası değil alacak davası olarak ikame edilmiş olup, davanın 27/03/2024 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, hak düşürücü sürenin son günü olan 18/04/2023 tarihinden yaklaşık olarak 4 ay sonra arabuluculuk sürecinin başlatılması ve 11 ay sonra eldeki davanın ikame edilmiş olması nedeni ile, TTK 1188 gereğince hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın usulden reddine, ..." karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesin ve dayanak arabuluculuk son tutanağında görüleceği üzere, huzurdaki dava icra takibi sonrası açılmış olup, arabuluculuk son tutanağında "itirazın iptali" davası açılacağı belirtildiğini, bu hususta mahkemece, taraflarına açıklama yaptırılmadan, davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, 1 yıllık süre içerisinde icra takibi yapıldığından ve işbu dava takibin devamı niteliğinde itirazın iptali davası olduğundan, hak düşürücü süre içerisinde davanın açıldığını, dava konusu hasarın 18.04.2022 tarihinde meydana gelmiş ise de, davaya dayanak icra takibi 03.04.2023 tarihinde yapıldığını, açılan dava itirazın iptali davası olmasa dahi, yapılan icra takibi ile hak düşürücü süre içerisinde yargı yoluna başvuru yapıldığından ve icra takip tarihi ile hasar tarihi arasında 1 yıllık süre geçmemiş olup, emsal kararda da belirtildiği üzere icra takibine başvurunun yargı yoluna başvuru olduğu açık olup, yasada belirtilen hak düşürücü süre içerisinde davacının tazminat talebiyle yargıya başvurduğunun ve sonuçta hak düşürücü süre içinde hakkın kullanıldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen hasar bedelinin, emtiayı deniz yoluyla taşıyan davalı taşıyandan rücuen tahsili talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı noktasındadır.Davaya konu taşıma davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış olup, hasar ihbarında bulunulması üzerine, ekspertiz raporu alınmış ve tespit edilen toplam hasar bedeli 1.132.572,06 TL olarak 22.11.2022 tarihinde sigortalıya ödenmiştir.Davacı tarafından, davalılara karşı, İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, " diğer alacak bilgisi 22205389 nolu 22.11.2022 tarihli 1.132.572,06 TL tutarında borçluların sorumluluğunu gerektir şekilde sigortalı ... Eşya San. Ve Tic.A.Ş. Nin ilgili olduğu emtialarda meydana gelen hasar bedeli 1.183.010,84 TL" sebebine dayalı olarak 1.132.572,06 TL asıl alacak, 50.438,78 TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 1.183.010,84 TL'nin tahsili istemiyle 03.04.2023 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davadan önce 31.08.2023 tarihinde arabulucuğa başvurulduğu, sürecin 16.10.2023 tarihinde bitmiş olduğu anlaşılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun hak düşürücü süre başlıklı 1188/1. Maddesine göre, eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer.Yukarıda belirtilen ve somut olaya uygulanması gereken TTK'nın 1188. maddesinin gerekçesinde, "6762 sayılı Kanunun 1067 nci maddesinden, 1968 tarihli Brüksel-Visby Sözleşmesinin 3 üncü maddesinin altıncı ilâ altı-bis fıkraları ile getirilen yenilikler işlenerek alınmıştır. İkinci fıkrada, sürenin başlangıcı bakımından “eşyanın bir kısmının teslimi”nin de belirtilmiş olması, 1978 tarihli Hamburg Kurallarının 20 nci maddesinin ikinci fıkrasına dayanmaktadır; 1968 tarihli Brüksel-Visby Sözleşmesindeki hükmün bu açıdan tamamlanması mümkün ve gerekli görülmüştür. 6762 sayılı Kanunun 1067 nci maddesinin uygulanmasında 'mahkemeye müracaat' terimi tereddütlere sebep olmuşsa da, Yargıtay’ın istikrarlı içtihatlarıyla, 1924 Sözleşmesindeki hükme uygun olarak bu terimin, mahkemede dava açılması, karşı dava, icra takibi, tahkime müracaat, ceza davasına müdahale gibi Türk hukukunda zamanaşamının kesilmesi için kabul edilmiş bütün yargı yollarını birlikte ifade etmekte olduğu açıklığa kavuşturulmuştu. Kaynak hükmün bu anlamını, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları doğrultusunda vurgulamak üzere Tasarıda 'yargı yoluna başvuru' terimi kullanılmıştır." ifadelerine yer verilmiştir. Bu durumda madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, icra takibine başvurunun yargı yoluna başvuru olduğu açık olup, yasada belirtilen hak düşürücü süre içerisinde davacının tazminat talebiyle yargıya başvurduğunun ve sonuçta hak düşürücü süre içinde hakkın kullanıldığının kabulü gerekir.Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği tarihten itibaren işlemeye başlar.Hak düşürücü süre mevzuatımızda genel bir düzenlemeye konu olmamakla ve kendisine dair bir tanıma yer verilmemekle birlikte çeşitli haklar için öngörülmüştür. Hak düşürücü süre ifadesinden anlaşılacağı üzere bu kurum; ilgili hakkın düşmesi, sona ermesi, ortadan kalkması sonucunu doğurmaktadır. Kanun koyucu, zamanaşımını kesen ve durduran sebepleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 153’üncü ve 154’üncü maddelerinde hüküm altına almasına karşın hak düşürücü süreye ilişkin bu şekilde bir düzenleme getirmemiştir. Zaman aşımının durması ve kesilmesine ilişkin bu düzenlemelerin kıyas yoluyla hak düşürücü sürelere uygulanması da mümkün değildir. Bu doğrultuda zaman aşımından farklı olarak hak düşürücü sürelerin durması ve kesilmesi söz konusu olmamaktadır.Davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde, mahkemenin alacak davası açıldığını belirtmiş olmasına rağmen dava dilekçesinde takip dosyasına da dayanıldığını ve taraflarına davanın alacak ve/ veya İtirazın iptali davası olup olmadığı hususunda açıklama için süre verilmediğini iddia etmiştir. Dava dilekçesinin incelenmesinden, gerek dilekçenin konu kısmında alacağın tahsilinin talep edildiği, gerekse de sonuç ve istem kısmında, hasar bedelinin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği gibi, dilekçe içerisinde açıkça ve koyu puntolarla alacak davası açma zarureti hasıl olduğu ifadesine yer verildiği anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde itirazın iptaline dair bir talebe yer verilmemiştir. Bu durumda davacı vekiline davanın ne olduğu konusunda açıklatma gereği duyulması düşünülemeyecektir. Çünkü talep açıktır. Dava, alacak davasıdır. İlamsız icra takibine itiraz halinde alacaklı İİK'nın 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası açabileceği gibi, bu yolu tercih etmeyip doğrudan alacak davası açmasına da engel bir düzenleme yoktur.Dava, alacak davası olup uyuşmazlık, dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçip geçmediği, takip talebi ve arabulucuk başvurusun somut davada hak düşürücü süreye etkisinin ne olduğu ve sonuç itibariyle ilk derece mahkemesinin kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Somut olayda taşıma konusu emtia hasarlı şekilde 18.04.2022 tarihinde alıcıya teslim edilmiştir. Davacı sigorta şirketi tarafından sigorta hasar bedeli 22.11.2022 tarihinde ödenmiştir. Davacı tarafça işbu alacak davacısından önce, 03.04.2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmıştır. İcra takip tarihi ile eşyanın teslim tarihi olan 18.04.2022 tarihi arasında bir yıllık hak düşürücü süre henüz geçmemiştir. Zamanaşımı süresinden farklı olarak, hak düşürücü süre kesilmez, durmaz ve uzamaz. Hak düşürücü süre içinde hak kullanılmazsa, alacak hakkı da düşer. Hak düşürücü süre içinde hak kullanılırsa, hakkın düşmesi önlenmiş olur, bundan sonra yeni bir hak düşürücü süre işlemez. Somut olayda da davacı, yasal hak düşürücü içerisinde hakkın düşmesini önlemek üzere icra takibine girişmiş ve hakkın mevcudiyetini koruduğundan Mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz görülmüştür. Bu durumda Mahkemece, davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilerek işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmelidir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemecehak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2- Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025