TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/01/2023 NUMARASI : 2021/915 Esas 2023/16 Karar DAVA : İtirazın İptali (Kefilin kefile rücu istemine dayalı) DAVA TARİHİ : 09/11/2021 KARAR TARİHİ : 25/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2025 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeler…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/716 Esas 2025/1852 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/716 KARAR NO : 2025/1852 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/01/2023 NUMARASI : 2021/915 Esas 2023/16 Karar DAVA : İtirazın İptali (Kefilin kefile rücu istemine dayalı) DAVA TARİHİ : 09/11/2021 KARAR TARİHİ : 25/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2025 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı asil ile davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı asil dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu ile davacının ortak olduklarını, dava dışı ... Sağlık Ürünleri San. İç ve Dış Tic. Ltd.Şti. İle ... A.Ş arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden, söz konusu şirket lehine ticari kredi, şirket çek kredisi, kredili mevduat hesabı açıldığını, bu kredilerden kaynaklı kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle ilgili banka tarafından önce Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nde 2016/4044 E. Sayılı takip başlatıldığını ve bu takibin ... için kesinleştiğini, davacının yaptığı yetkisizlik itirazı sonrası, dosyanın Ankara Batı İcra Müdürlüğü'ne gönderilerek 2017/27988 Esasa kaydedildiğini, takibe yapılan itirazın, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/10/2018 tarih, 2017/594 Esas ve 2018/598 Karar sayılı iptal kararı sonrasında ilgili icra dosyasına 52.376,18 TL ödeme yaparak borcun tamamını ödediğini, müteselsil kefil olarak tamamını ödediği borcun, diğer müteselsil kefil olan davalının payına isabet eden miktarın tahsili amacıyla Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2021/23667 esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı 26/10/2022 tarihli dilekçesi ile dava değerini işlemiş faiz tutarı yönünden 5.329,14 TL arttırarak, arttırılan miktar yönünden eda davası olarak davanın devamını talep ettiğini bildirmiş, işleyecek faiz oranının ıslah ile TCMB işlerde uygulanacak temerrüt faiz oranlarının kullanılmasını talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının faiz talebi bulunmadığından ve iddianın genişletilmesine muvafakatleri bulunmadığından faiz talep etmeye ve faiz konusunda karar vermeye de gerek bulunmadığını, ... Sağlık Ürünleri San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin ...'tan genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi borçlarının asıl borçlu ve müteselsil kefillerden tahsili amacıyla ... tarafından Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nde 2017/27988 E sayılı takip başlatıldığını ve müvekkilince itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini, ancak davacı ...'nın haksız ve mesnetsiz olarak bu takibe itiraz edip kendi itirazı-kusuru ile itirazın iptali davası açılmasına ve dosya borcuna fazladan yargılama gideri vekalet ücreti ve tazminat kalemlerinin de eklenmesine sebebiyet vermesine neden olduğunu, bu sebeple hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte takibe haksız ve mesnetsiz biçimde itiraz etmeyen müvekkilinin, davacının kendi haksız ve mesnetsiz itirazıyla sebep olduğu kalemlerden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, aynı zamanda, davacı tarafından başlatılan ve iş bu davanın dayanağı Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2021/23667 E. Sayılı dosyasında asıl alacağın 26.188,09-TL olarak gösterildiğini, bu rakamın davacının dava dilekçesinde ödediğini iddia ettiği 52.376,18-TL tutarın tam yarısı olduğunu, yani davacının ödemiş olduğunu iddia ettiği toplam icra takibi tutarının yarısını müvekkilinden tahsil etmek amacıyla iş bu takibi başlattığını, davacının yalnız davalı müvekkiline tutarın yarısı oranında rücu davası açmasının haksız olduğunu, genel kredi sözleşmesinde diğer müşterek ve müteselsil kefilin ... olduğunu, bu durumda, davacı ..., ... ve davalı müvekkil ... arasında müşterek borçlu ve müteselsil sorumluluğun söz konusu olduğunu, ancak bir müteselsil ve müşterek kefilin daha bulunduğu (...) gözetildiğinde davacının ödediğini iddia ettiği miktarın yarısını müvekkilinden isteyemeyeceğini, nitekim hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte paylar oranında sorumluluk olması gerektiğini, bu halde davacının davasının ödediğini iddia ettiği miktarın yarısını müvekkilden talep etmesinin kabul edilemez olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı ...'nın Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2021/23667 E dosyası ile davalı ... ... hakkında başlattığı (Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2017/27988 E. dosyasının devamı niteliğinde olan) takip talebinde 26.188,09 TL asıl alacak, 8.081,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.269,77 TL alacak talep ettiği, tarafınca yasal düzenlemeye uygun olarak Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nca belirlenen yasal faiz oranları baz alınarak 20.08.2021 takip tarihine kadar bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalarda, 52.133,80 TL asıl alacak, 26.821,67 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 78,955.47 TL olarak tespit edildiği, belirlenen tutarın 6098 sayılı TBK.'nun 587 maddesinin son fıkrasına göre; "Birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, borcu ödeyen kefil, aksine anlaşma olmadıkça toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahiptir" maddesi uyarınca toplam alacak tutarı olan 78.955,47 TL'nın 1/2 si olan 39.477,74 TL olarak davalının sorumlu olduğu, nihai olarak davalının sorumluluğunun 26.066,9 TL asıl alacak 13.410,5 TL işlemiş faiz olduğu, takip talebinde ise 26.188,09 TL asıl alacak 8.081,68 TL işlemiş faiz talep edildiği, itirazın iptali davalarında takip talebindeki miktarlarla sınırlı olunduğundan icra takibindeki miktarlara bağlılık ilkesi gözetilerek takibin 26.066,9 TL asıl alacak, 8.081,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.148,58 TL üzerinden devamına karar vermek gerektiği, her ne kadar davacı davasını işlemiş faiz yönünden 5.329,14 TL arttırmışsa da yukarıda açıklandığı şekilde itirazın iptali davasında talep icra dosyasındaki talebi aşamayacağından fazlaya ilişkin talebin reddi gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile, davalının, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/23667 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 26.066,9 TL asıl alacak, 8.081,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.148,58 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 26.066,9 TL üzerinden işletilecek %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı asil istinaf dilekçesinde özetle; itirazın iptali davası ıslah yoluyla arttırılırsa arttırılan miktar yönünden davanın eda davası olarak devam ettirileceğini, bunun itirazın iptali davasının niteliğini değiştirmeyeceğini ve tamamen tahsil davasına dönüşmeyeceğini, bu nedenle ıslah ile arttırılan faiz talebinin reddinin hatalı olduğunu, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, ek karar ile vekalet ücretinin kaldırılmasının mümkün olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihbar olunan ...'nın da müteselsil kefil olmasına rağmen mahkemece ...'nin sorumluluğuna ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, davacının bankaca yapılan icra takibine itiraz edip, itirazın iptali davası açılmasına sebebiyet verdiğinden kendi sebep olduğu yargılama gideri ve vekalet ücreti ile tazminat kalemlerini davalıdan talep edemeyeceğini, davalının sorumluluğunun ancak 1/3 oranında olabileceğini, davacı ile dava dışı ...'nin evli olup, eşlerin birlikte kefil olmaları durumundan kefaletlerinin geçerli olacağını, bu nedenle ...'ninde borçtan sorumlu olduğunu, mahkemenin faize ilişkin değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, nitekim davacının itirazın iptali davasını sadece icra takibindeki asıl alacak yönünden açtığını, bu nedenle faiz hesabına gerek bulunmadığını, harcın eksik hesaplandığını, davacının yargılama sırasında avukatı bulunmadığından davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı ödeyen müteselsil kefilin, sözleşmenin müteselsil kefilinden payına düşen miktarın rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/23667 esas ve 2017/27988 esas sayılı takip dosyaları, 05/02/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/594 Esas 2018/598 Karar sayılı dava dosyası, 03/10/2022 tarihli bilirkişi raporu, genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, ticaret sicil kayıtları, nüfus kayıtları, ödeme dekontları vs deliller dosya arasında mevcuttur. Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/23667 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalıya karşı 26.188,09 TL asıl alacak (istenen: yıllık adi kanuni faiz), 8.081,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.269,77 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinin davalının ödeme emrine süresi içerisinde itirazı üzerine durduğu, davacı tarafından asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 oranında faiz işletilmesinin talep edildiği, eldeki itirazın iptali davasının İİK'nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. 03/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafından rucüya esas icra dosyasına 05/02/2017- 29/06/2018 tarihleri arasında değişik zamanlarda toplam 52.133,80 TL ödeme yapıldığı, söz konusu miktarın ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi uygulanması suretiyle takip tarihi olan 20/08/2021 itibariyle toplam 26.821,67 TL işlemiş faiz tahakkuk ettiği bildirilmiştir. Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/594 Esas 2018/598 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; dava dışı ... A.Ş tarafından dosyamız davacısı ...'ya karşı Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2016/4044 Esas (yeni Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/27988 Esas) sayılı takibine vaki itirazın iptali istemiyle açtığı davada mahkemece davalının vaki itirazının 30.843,33 TL üzerinden iptaline karar verildiği, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine kararın Dairemizin 01/07/2021 tarih 2019/398 Esas 2021/919 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak icra inkar tazminatı ve vekalet ücreti yönünden kaldırılarak davanın toplam 30.843,33 TL alacak üzerinden kabulüne kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/27988 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; dava dışı ... A.Ş tarafından davacı ... ile dava dışı ...'ya karşı toplam 32.932,40 TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, davacının takip dosyasına 05/02/2017- 29/06/2018 tarihleri arasında değişik zamanlarda toplam 52.133,80 TL ödeme yaptığı anlaşılmıştır. Davacı yan, dava dışı asıl borçlu ... Sağlık Ürünleri San. İç ve Dış Tic. Ltd.Şti'nin dava dışı ... A.Ş nezdinde kullandığı kredilerin ödenmemesi nedeniyle ... A.Ş tarafından asıl borçlu şirket ve müteselsil kefillere karşı başlatılan icra takibi nedeniyle müteselsil kefil sıfatıyla toplam 52.376,18 TL ödeme yaptığını, söz konusu miktarın 1/2'sinden sözleşmenin diğer müteselsil kefili olan davalının sorumlu olması nedeniyle davalının payına düşen 26.188,09 TL asıl alacak ile fer'ilerinin davalıdan rücuen tahsili amacıyla icra takibi başlatmış; davalı yan, sözleşmede 3 tane müteselsil kefil olmasına ve sorumluluğunun 1/3 oranında olmasına rağmen davacı tarafından 1/2'sinin davalıdan talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu savunmuş; mahkemece yazılı gerekçeyle ve davalı, davacının ödediği miktarın 1/2'sinden sorumlu tutulmak üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda, öncelikle davalının, davacının alacaklı banka tarafından başlatılan icra takibi sırasında ödediği miktardan hangi oranda sorumlu olacağının tespiti gereklidir. Dairemizce celp edilerek aslı görülen ve incelenen dava dışı ... A.Ş ile dava dışı asıl borçlu ... Sağlık Ürünleri San. İç ve Dış Tic. Ltd.Şti. arasında imzalanan 05/02/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde, davacı ..., davalı ... ... ve dava dışı ...'nın müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, kefalet limitlerinin her bir kefil yönünden ayrı ayrı 100.000,00 TL olduğu, davacı ... ile davalı ... ...'in asıl borçlu şirketin ortağı oldukları, ... ile ...'nın evli oldukları, sözleşmede kefalet yönünden eş rızasının bulunmadığı anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nun eşin rızası başlıklı 584.maddesi gereğince, eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. (Ek fıkra: 28/03/2013-6455 S.K./77. md) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." düzenlemesini içermektedir. Davacı ...'nın, dava konusu alacağın dayanağı olan 05/02/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte asıl borçlu şirketin ortağı olup, eşi olan dava dışı ... ile birlikte sözleşmeyi aynı tarihte müteselsil kefil sıfatıyla imzalamışlardır. İsviçre Federal Mahkeme kararlarında istikrarla belirtildiği üzere şekil noksanı ile sözleşmenin butlanını ileri süren taraf hakkını kötüye kullanmış olmaz. Butlanı ileri süren tarafın böyle bir ithamdan kurtulabilmesi, sözleşmeyi yerine getirmeden kaçınmada korunmaya değre bir menfaati bulunduğunu ispata bağlı değildir. Aksine somut olayda butlanı ileri sürme hakkının kullanılmasını dürüstlük kaidelerine açıkça aykırı bir hale koyan durumların varlığını butlanın ileri sürülmesine kabul etmeyen diğer tarafın ispatlaması gerekir. Hakkın kötüye kullanılmasından söz edebilmek için şekil noksanı ile sakatlanmış bir muamalenin muteberliğine taraflardan birinin itirazda bulunması yeterli değildir; ayrıca özel durumlar sebebi ile onun itirazının dürüstlük kaidelerine açıkça aykırı görünmesi gerekir. (Medeni Hukukun Genel Teorisi ve Şahıslar Hukuku ile ilgili İsviçre Federal Mahkeme Karraları 1961-1965, Prof. Dr. Aytekin Ataay) Kanunun aradığı geçerlilik şekil sakatlığının sonradan ileri sürülmesi başlı başına kötüniyet olarak kabul edilemez. Ancak her somut olayın ayrı ayrı irdelenmesi gerekir. Bir hakkın kullanılması bu hakkın gayesine (amacına) aykırı düştüğü taktirde açıkça kötüye kullanma mevcuttur. Asıl borçlu şirket ortağı olan ve aynı tarihte sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan eşlerin, kefalet yönünden birbirlerine rızalarının bulunmadığının ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmakla ...'nın kefaletinin geçerli olduğunun kabulü gereklidir. 6098 sayılı TBK'nun 587/4. maddesinde; "Birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, kefalet borcunun tamamından sorumlu olur. Ancak, borcu ödeyen kefil aksine anlaşma olmadıkça, diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahiptir" hükmü düzenlenmiştir. Hal böyle olunca, takip konusu borcun dayanağını teşkil eden 05/02/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde 3 tane müteselsil kefil bulunduğundan davalının, davacının ödediği miktarın 1/3'ünden sorumlu olduğundan ilk derece mahkemesince davalının, davacı tarafından ödenen miktarın 1/2'sinden sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan 6100 sayılı HMK'nun 26.maddesinde; "(1) Hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlıdır; ondan fazlasına veya başka birşeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." düzenlemesi mevcuttur. Buna göre, davacı, icra takibinde 26.188,09 TL asıl alacak kaleminin yanına istenen faizin yıllık adi kanuni faiz olduğunu belirtmek suretiyle takip tarihine kadar işlemiş faiz kalemi olarak talep ettiği 8.081,68 TL'nin talep tarihinde yürürlükte bulunan yasal faiz oranı esas alınarak hesaplandığı ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren (takip tarihinde yürürlükte bulunan yasal faiz oranı olan) %9 oranında faiz işletilmesi talep edildiği görülmekle ilk derece mahkemesince davacının icra takibindeki talepleri ile bağlı kalınarak hesaplama yapılması gereklidir. Ne var ki, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından rücuya esas Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/27988 Esas sayılı icra dosyasına yapılan ödemelere, ödeme tarihleri ile takip tarihi arasındaki dönemler yönünden ayrı ayrı avans faizi uygulanmak suretiyle hesaplama yapılmış olması HMK'nun 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olup, kamu düzenine ilişkin bu kural resen gözetilmelidir. Dairemizce taleple bağlılık ilkesi gözetilerek icra dosyasına 05/12/2017 tarihinde yapılan 1,11 TL, 20/11/2017 tarihinde yapılan 3.000,00 TL, 18/12/2017 tarihinde yapılan 3.000,00 TL, 29/01/2018 tarihinde yapılan 3.000,00 TL, 06/02/2018 tarihinde yapılan 19,11 TL, 06/03/2018 tarihinde yapılan 384,06 TL, 21/02/2018 tarihinde yapılan 3.000,00 TL, 20/02/2018 tarihinde yapılan 4,05 TL, 15/03/2018 tarihlinde yapılan 3.300,00 TL, 20/03/2018 tarihinde yapılan 6.064,45 TL, 04/04/2018 tarihinde yapılan 589,70 TL, 17/04/2018 tarihinde yapılan 3.300,00 TL, 26/04/2018 tarihinde yapılan 22.129,48 TL, 03/05/2018 tarihinde yapılan 538,64 TL ile 17/05/2018 tarihinde yapılan 3.803,20 TL ödemelere, ödeme tarihleri ile takip tarihi olan 20/08/2021 tarihi arasında geçen sürelerde yürürlükte bulunan yasal faiz oranları ayrı ayrı uygulanmak suretiyle resen yapılan hesaplama sonucunda toplam 15.988,11 TL işlemiş faiz bulunduğu tespit edilmiş, böylelikle davalının eldeki dava konusu Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/23677 Esas sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle davacının ödediği toplam 52.133,80 TL asıl alacağın 1/3 ü olan 17.377,93 TL asıl alacak ile toplam 15.988,11 TL işlemiş faizin 1/3'ü olan 5.329,37 TL'den sorumlu olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Davacı yan yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirmemesine rağmen, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararın 6.bendinde davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, 03/03/2023 tarihli ek karar ile hükmün 6.bendinde davacı yararına 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesine dair maddenin kaldırılarak hükmün 6.bendinin "Davacı ...'nın kendisini vekil ile temsil ettirmediği görüldüğünden, avukatlık ücreti konusunda karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde düzeltilerek hükmün bu şekilde tashihine karar verildiği, HMK'nun 304/1.maddesi hükmü ve davacının yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirmediği gözetildiğinde mahkemece ek karar ile hükmün 6.bendinin anılan şekilde düzeltilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davacının ek karara yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiş, sonuç itibariyle davacı yararına hükmedilen bir vekalet ücreti söz konusu olmadığından davalının bu yöne ilişkin istinaf itirazı ileri sürmesinde hukuki yararı bulunmadığından davalının vekalet ücretine yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir. Davacının 26/10/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini işlemiş faiz yönünden 5.329,14 TL arttırarak, arttırdığı miktar yönünden davanın eda davası olarak devamına karar verilmesine ilişkin talebinin reddine dair istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; Davacı yanca dava dilekçesinde talep edilmeyen 5.329,14 TL işlemiş faiz alacağının itirazın iptali istemi ile açılan eldeki davada ıslah yoluyla ayrıca alacak davası olarak talep edilip edilemeyeceğinin tartışılması gereklidir. Bilindiği üzere ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemi, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltilmesine imkan taşıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Davanın tamamen veya kısmen ıslah edilmesi mümkündür (6100 Sayılı HMK'nın 180 ve 181.maddesi). Tamamen ıslahta davacı, davasını baştan (dava dilekçesinden) itibaren ıslah eder ve yeni bir dava dilekçesi verir. Davacı, davasını tamamen ıslah ederek talep sonucunu değiştirebilir. Tamamen ıslahta dava sebebi veya istem konusu tümüyle değiştirilmektedir. Böylece dava dilekçesindeki talepler artık hükme konu olamaz. Talep sonucunu veya dava sebebinin genişletilmesi veya kısmen değiştirilmesi için başvurulan ıslah ise tamamen ıslah değil kısmi ıslahtır. Kısmi ıslahta önceden yapılan usulü bir işlemin düzeltilmesi, örneğin talep sonucunun artırılması söz konusu olur. Uygulamada istem sonucuna ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutan davacının dava değerini ıslah yolu ile artırabileceği tartışmasız olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/02/2017 gün ve 15/7-917 esas 2017/265 karar; 29/06/2011 gün ve 2011/1-364 esas 2011/453 karar; 15/06/2016 gün ve 2014/4-1193 esas 2016/800 karar sayılı ilamları). Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, itirazın iptali talebiyle açılan eldeki davanın ıslah yoluyla alacak davasına dönüştürülmesi mümkün ise de, davacının 26/10/2022 tarihli ıslah dilekçesi icra takibinde talep edilen toplam 34.269,77 TL alacağa vaki itirazın iptali istemi ile açılan davanın alacak davasına dönüştürülmesine ilişkin olmayıp, davacı vekilince dava dilekçesinde talep edilmeyen ve hiç dile getirilmeyen 5.329,14 TL'ye yönelik alacak isteminin ıslah ile davaya eklenerek bu miktarın davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğundan ve ıslah yoluyla dava dilekçesinde talep edilmeyen ve hiç dile getirilmeyen bu miktarın ıslah yoluyla talep edilmesi mümkün olmadığından ilk derece mahkemesince anılan talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmakla birlikte 5.329,14 TL yönünden usulüne uygun açılan bir dava bulunmadığından reddedilen bu miktar üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin davalı yararına hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Öte yandan, bilindiği üzere itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olup, temelini oluşturan icra takibine konu edilmeyen hususlarda inceleme yapılamaz. (Emsal mahiyette Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 18/03/2014 tarih ve 2014/2281 esas 2014/5304 karar sayılı içtihatı). Davacı tarafça yapılan ilamsız icra takibinde 26.188,09 TL asıl alacak, 8.081,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.269,77 TL üzerinden takip yapılmış, takip tarihinden itibaren asıl alacağa %9 oranında faiz işletilmesi talep edilmiş, eldeki davada da dava değeri 34.269,77 TL olarak gösterilmiş ve itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi istenilmiştir. Bu hale göre takibin sıkı sıkıya bağlılığı ilkesi de gözetildiğinde davacı yanca takipte talep edilen faiz oranından başka bir faiz oranının itirazın iptali davası sırasında ıslah yoluyla da olsa talep edilmesi mümkün olmadığından Dairemizce yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere davacının takipte talep edebileceği kabul edilen 17.377,93 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 oranında yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Yine takip konusu alacak likit olmakla, her ne kadar İİK'nun 67/2 maddesi gereğince hükmolunan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekli ise de, ilk derece mahkemesince icra inkar tazminatının asıl alacak miktarı üzerinden hükmedildiği, taraflarca bu yöne ilişkin istinaf itirazı ileri sürülmediği dikkate alınarak ve aleyhe bozma yasağı gözetilerek Dairemizce de davacı yararına asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ ile, + Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/01/2023 tarih ve 2021/915 Esas 2023/16 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,+ B)1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 2-Davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/23667 Esas sayılı icra dosyasına vaki itirazının 17.377,93 TL asıl alacak ve 5.329,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.707,30 TL alacak üzerinden iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Asıl alacak 17.377,93 TL'ye takip tarihinden itibaren %9 oranında yasal faiz işletilmesine, 3-Asıl alacak miktarı olan 17.377,93 TL'nin %20si oranında hesaplanan 3.475,58 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- Islah ile talep edilen 5.329,14 TL'ye yönelik istemin usulden reddine, 5-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 1.551,14 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 413,90 TL, tamamlama harcı olarak alınan 150,00 TL, ıslah harcı olarak alınan 100,00 TL ve 171,35 TL icra peşin harç olmak üzere toplam 835,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 715,89 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 413,90 TL peşin harç, 171,35 TL icra peşin harcı, 59,30 TL başvuru harcı, 150,00 TL tamamlama harcı, 100,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 894,55 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7- Davalı tarafından yapılan 31,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdir edilen 20,54 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı tarafından sarf edilen 900,00 TL bilirkişi ücreti, 226,75 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.126,75 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdir edilen 746,59 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 11.562,47 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 10-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.096,27 TL'nin, davanın kabul ve red oranına hesap edilen 726,39 TL'sinin davalıdan, 369,88 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 11-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan gider avansının yatırana iadesine, C)1-Davacı tarafından yatırılan 350,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile posta gideri olarak yapılan 286,00 TL'den davadaki kabul/red oranı gözetilerek hesaplanan 189,50 TL olmak üzere toplam 681,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı tarafından yatırılan toplam 1.075,17 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-Davalı tarafından istinaf aşamasında posta masrafı olarak yapılan 216,00 TL yargılama giderlerinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 72,88 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 25/12/2025 Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...