T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/404 KARAR NO : 2025/1459 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/06/2021 NUMARASI : 2016/710 Esas - 2021/410 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 17/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜL…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/404 KARAR NO : 2025/1459 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/06/2021 NUMARASI : 2016/710 Esas - 2021/410 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 17/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 16/01/2015 tarihinde imzalanmış olan 1 yıllık anlaşma gereğince davacı müvekkili şirketin, davalı şirkete sözleşmede kapsamı belirlenmiş olan danışmanlık hizmetini sunacağını, davalı şirketin de bunun karşılığında ilk projenin kazanılmasına kadar geçecek sürede davacı müvekkiline aylık danışmanlık ücreti olarak 5.000,00 TL + KDV, ilk projenin kazanılmasından sonraki aylarda ise aylık danışmanlık ücreti olarak 10.000,00 TL + KDV ve sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren ... Grubu içerisindeki tüm şirketlerin ... optik kablo alımı, taahhüt, kazı işleri ve benzeri herhangi bir projesinin davalı şirket tarafından alınması/kazanılması halinde ilk proje için sözleşme toplam bedelinin %5'i, daha sonraki projelerin tamamı için ise %10'u oranında başarı ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak alınan ilk proje üzerinde yoğun mesai harcanması ve ciddi bir emek sarf edilmesi sebebiyle tarafların 27/08/2015 tarihinde ek protokol imzaladıklarını, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşme süresi boyunca kazanılan tüm projeler için sözleşme toplam bedelinin %10'u oranında başarı primi ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, 16/01/2015 tarihli taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirketin ortağı/yetkilisi ...'nın imzalamış olmasına rağmen davalı şirketin İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itiraz dilekçesinde kötüniyetli olarak 27/08/2015 tarihli ek protokolün altındaki imzanın şirket temsil ve ilzama yetkili olmayan kişilerce atıldığını iddia ettiğini, ayrıca davalının, müvekkili şirketin yüklenmiş olduğu hiçbir edimi yerine getirmediği, iş imkanı yaratmadığı vb. iddialarda bulunduğunu, müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşme ile yüklenmiş olduğu edimleri tam ve gereği gibi yerine getirdiğini, müvekkilinin davalı şirketten alacağının likit ve belirli olduğunu, müvekkilinin tüm ihtarlarına ve iyi niyetli görüşmelerine rağmen borçlu davalı şirketin borcunu ödemediğini, müvekkilinin alacağını tahsili amacıyla İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile yapmış olduğu icra takibine davalının sadece takibi durdurmak ve zaman kazanmak için borcun aslına/tamamına, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettğini belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin aralarındaki sözleşmeyi feshedene kadar davacının tüm ödemelerini gerçekleştirdiğini, müvekkilinin kendi edimini yerine getirmesinin karşı tarafın da edimini yerine getirdiği anlamına gelmeyeceğini belirttiğini, davacı şirketin taraflar arasındaki sözleşmeyle yüklendiği edimleri yerine getirmediğini, ayrıca davaya dayanak yapılan faturaların müvekkile tebliğ edilmediğini, müvekkili şirketin çift imza ile temsil edildiğini, 27/08/2015 tarihli ek protokolde ise müvekkili şirkete temsil eder gibi gözüken tem imzanın mevcut olduğunu, bu imzanın müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerden sadır olmadığını, davacının hak kazandığını iddia ettiği başarı prim bedeline ilişkin faturanın taraflar arasındaki sözleşmenin içeriğini değiştirecek nitelikte olduğunu, bir an için faturaların kendilerine tebliğ edildiği varsayımında dahi itiraz edilmemiş olmasının faturanın içeriğinin kabulü anlamına gelmeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "...Davacı şirket ile davalı şirket arasında 16/01/2015 tarihinde imzalanmış olan 1 yıllık anlaşma gereğince davacı şirketin, davalı şirkete sözleşmede kapsamı belirlenmiş olan danışmanlık hizmetini sunacağı, davalı şirketin de bunun karşılığında ilk projenin kazanılmasına kadar geçecek sürede davacı şirkete aylık danışmanlık ücreti olarak 5.000,00 TL + KDV, ilk projenin kazanılmasından sonraki aylarda ise aylık danışmanlık ücreti olarak 10.000,00 TL + KDV ve sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren ... Grubu içerisindeki tüm şirketlerin ... optik kablo alımı, taahhüt, kazı işleri ve benzeri herhangi bir projesinin davalı şirket tarafından alınması/kazanılması halinde ilk proje için sözleşme toplam bedelinin %5'i, daha sonraki projelerin tamamı için ise %10'u oranında başarı ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından 03/06/2015 tarihinde 5.900,00 TL, 06/07/2015 tarihinde 5.900,00 TL ve 31/10/2015 tarihinde 11.800 TL olarak açıklamalarında da danışmanlık sözleşmesi ile ilişkisi kurularak EFT ve Havale yapıldığı, buna göre davacıya Temmuz ayında iki adet ödeme yapıldığı, Temmuz'daki ödemelerden birinin 10.000 TL+KDV olarak ödenmiş olmasının, sözleşmenin m. 3 hükmü uyarınca ilk projenin kazanıldığını göstermekte olduğu, ödeme belgeleri doğrultusunda ilk projenin davacının faaliyetleri île kazanıldığı kanaatine ulaşıldığı, davalı uyuşmazlığa konu faturaların tamamının sözleşmenin 13/11/2015 tarihinde kendileri tarafından feshedilmesinden sonra düzenlendiğini beyan etmiş ise de, davalının fesih beyanında, davacının hiçbir edimini verine getirmediğini ileri sürmekte olup, sözleşmenin "Süre ve Fesih" başlıklı m. 5 hükmünde taraflardan birinin yükümlülüğünü İhlal etmesi halinde diğer tarafın ihlalin giderilmesi için makul süre vererek ihtar etmesi, buna rağmen ihlalin giderilmemesi halinde sözleşmenin feshedileceği ver almakta olduğundan ve davacının talebi Kasım ayına kadar olan faturaların ödenmesine ilişkin olup, bu tarihe kadar davalı tarafından edimlerin ifa edilmediği yönünde İhtar edildiğine ilişkin bir bilgiye rastlanmamıştır. 16/01/2015 tarihli Ek Protokol'e göre ilk proje toplam bedelinin %5'i oranında başarı primine hak kazanıldığı kabul edilmiş olup, yukarıda da açıklandığı üzere, 27/08/2015 tarihli Ek Protokoldeki imzaların ... ve ...' nın eli ürünü olmadığı belirlenmiş olup, 27/08/2015 tarihli Ek Protokolün bağlayıcı olmadığı belirlenmiştir.... ... tarafından gönderilen CD içindeki ( çıktıları alınıp dosyaya takılmış olan) belgelere göre proje bedeli 2.701.691,20 TL olup, geçerli olan 16/01/2015 tarihli ek protokole göre başarı primi % 5 oranında olacağından, 135.084,56 + KDV 24.315,22 olmak üzere toplam başarı primi 159.399,78 TL olarak hesaplanmış olmakla davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul 18. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 11.800,00 TL Ağustos 2015 danışmanlık ücreti alacağı, 11.800,00 TL Eylül 2015 danışmanlık ücreti alacağı, 11.800,00 TL Ekim 2015 danışmanlık ücreti alacağı, 11.800,00 TL Kasım 2015 danışmanlık ücreti alacağı, ve 159.399,78 TL başarı prim bedeli alacağı olmak üzere toplam 206.599,78-TL üzerinden takipteki aynı koşullar ile kaldığı yerden devamına, mahkememizce belirlenen toplam alacak miktarı olan 206.599,78 TL'nin %20'si olan 41.319,95 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; somut olaydaki uyuşmazlık temeli fatura alacaklarına dayalı bir itirazın iptali olup davaya esas takip dayanağı olarak 5 adet fatura mevcut olduğunu, o halde huzurdaki dava, bu 5 fatura yönünden davacının müvekkilden alacaklı olup olmadığına ilişkin olup inceleme Yargıtay yerleşik içtihatları gereği bununla sınırlı olması gerektiğini, davacının gönderdiği kapalı kargo içeriğinde ne olduğu belli olmayıp bu halde elde var olan tek şey davacı iddiaları olup salt "içerikte fatura vardı" beyanı ispata yeterli olmadığını, faturaların tebliğ edildiğinin ispatlanamadığı açık olup bilirkişilerin davacı beyanlarını doğru kabul ederek inceleme yapması yerinde olmadığını, Yine davacının "kargo ile fatura gönderildi sonra iade edildi" iddiası üzerinden gidecek olursak bu ihtimalde dahi; taraflar arasında münakit sözleşmenin müvekkil tarafından 13.11.2015 tarihinde feshedilmesi, davacının faturaları -sözde- 04.05.2016 tarihinde müvekkile göndermesi, müvekkilin bu faturaları 09.05.2016 tarihinde ... Kargo'ya teslim etmesi karşısında feshedilen bir sözleşmenin fesih tarihinde 6 ay sonra gönderilmiş faturaların 5 gün içerisinde iade edilmesi, süresinde faturalara itiraz edildiğini gösterdiğini,Burada uyuşmazlık konusu, davacının, takibe dayanak faturalar yönünden müvekkilden alacaklı olup olmadığı tartışılması gerektiğini, kaldı ki, rapordan da görüleceği üzere; 259.600 TL tutarlı danışmanlık hizmeti başarı prim bedeli faturasının tarihi 02.05.2016, 11.800 TL bedelli Kasım 2015 danışmanlık hizmeti faturasının tarihi 02.05.2016, 11.800 TL bedelli Ekim 2015 danışmanlık hizmeti faturasının tarihi 02.05.2016 olduğunu, ancak, dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde de belirtildiği üzere, taraflar arasında münakit sözleşme müvekkilin 13.11.2015 tarihli ihtarnamesiyle feshedilmiş olup davacı mezkur ihtarı 17.11.2015 tarihinde tebellüğ ettiğini beyan ettiğini, o halde müvekkil, tebliğ almadığı, aldığı ihtimalinde dahi iade ettiği, davacının defterine işlemediği ve faturaya esas sözleşmenin fesih tarihinde 6 ay sonra gönderilmiş faturalar yönünden davacıya borçlu olması mümkün olmadığını, her ne kadar müvekkil, ticari defterlere göre davacıya borçluysa da bu borcun icra takibine konu faturalardan kaynaklanmadığı açık olduğunu,Müvekkil, davacıyla sözleşme akdettiği 16.01.2015 tarihinden sözleşmeyi davacının edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle feshettiği 13.11.2015 tarihine kadar davacıya sözleşme kapsamındaki tüm ödemelerini yaptığını, davacı ise edimlerini yerine getirdiğini herhangi bir şekilde ispatlayamadığını, yine, sözleşmenin ilgili maddesine bakıldığında; maddeden hiçbir surette projenin danışman hizmetleriyle kazanıldığı anlamı çıkmamakta, STS'nin proje kazanması şartına bağlı olarak 10.000 TL ödeme yapılacağı izah edildiğini, yani 10.000 TL +KDV ücret ödeme borcu, hiçbir surette projenin danışmanın hizmetleri karşılığı kazanılmasına bağlanmadığını, yalnızca STS'nin proje kazanma şartına bağlandığını, davacı da, mezkur projenin kendi emek ve hizmetleri karşılığı kazanıldığını ispatlamak bir yana, buna ilişkin tek bir delil dahi sunamadığını, davacının müvekkilin proje kazanmasına katkı ve desteği olmadığı açık olup sözleşmesel edimlerini yerine getirmemiş davacının başarı primine hak kazanamayacağı da açıkça ortada olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, danışmanlık hizmetinden kaynaklanan hizmet bedeli ve başarı prim alacağına istinaden düzenlenen faturalara dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul 18. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 16/01/2015 tarihli danışmanlık sözleşmesi ve bu sözleşmeye bağlı olarak 16/01/2015 tarihli ek protokol ve 27/08/2015 tarihli ek protokolden kaynaklı aylık danışmanlık ücretleri ve başarı prim ücreti alacağı kapsamında 5 adet faturaya istinaden toplam 306.800,00 TL asıl alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Takibe dayanak faturalar incelendiğinde ;-16.08.2015 tarihli 10.000 TL+KDV bedelli "Ağustos 2015 Danışmanlık Hizmetleri" açıklamalı, -16.09.2015 tarihli 10.000 TL+KDV bedelli "Eylül 2015 Danışmanlık Hizmetleri" açıklamalı,-02.05.2016 tarihli 10.000 TL+KDV bedelli "Ekim 2015 Danışmanlık Hizmetleri" açıklamalı,-02.05.2016 tarihli 10.000 TL+KDV bedelli "Kasım 2015 Danışmanlık Hizmetleri" açıklamalı,-02.05.2016 tarihli 259.600 TL+KDV bedelli "Danışmanlık Hizmetleri Başarı Primi Bedeli" açıklamalı faturalar olduğu görülmüştür.Dosya kapsamına göre; davalı STS şirketinin faaliyet gösterdiği iş alanlarında davacı danışman şirketinn, davalıya iş imkanı yaratması ve sözleşmede belirtilen diğer konularda (iletişim hizmetleri sunan şirketler kapsamında STS'ye proje desteği vermek, STS yetkinliklerini iletişim hizmetleri pazarındaki ihtiyaçlar ile eşleştirmek, STS açısından önemli olabilecek gelişmeleri STS'ye iletmek, STS tarafından talep edilen konularda koordinasyon sağlamak, ilgili kişilerle toplantılarının ayarlanması, gerektiğinde toplantılara eşlik etmek, iletişim hizmetleri sunan kurumlar nezdinde gerekli iş takiplerini yapmak) danışmanlık hizmeti verilmesi, potansiyel iş imkanların davalı danışman tarafından takip ve organize edilmesi konusunda taraflan arasında 16/01/2015 tarihli Çerçeve Danışmanlık Sözleşmesi imzalanmıştır. "Sözleşmeye Bedeli" başlıklı sözleşmenin 3. Maddesi; " Çerçeve Danışmanlık Sözleşmesi Ek-1'de tanımlanan hizmetlerin başlama tarihi esas olmak üzere STS, kazandığı ilk projenin kazanma tarihinden itibaren iş bu sözleşmenin sona erme tarihine kadar danışman'ın verdiği danışmanlık hizmeti karşılığında aylık 10.000 TL (onbin Türk Lirası) +KDV ödeme yapmayı kabul ve taahhüt eder. İş bu sözleşmenin imza tarihinden itibaren STS tarafından ilk projenin kazanılmasına kadar geçecek süre zarfında Danışman'ın vereceği hizmetler karşılığında STS tarafından Danışman'a aylık 5000 TL (beşbin Türk Lirası) +KDV ödeme yapılacaktır. Danışman'ın sağlayacağı iş geliştirme faaliyetleri sonucu kazanılacak her ihale veya proje neticesinde, STS'nin işverenle sözleşme imzalaması şartıyla, projeyle ilgili Danışman'a ödenecek “proje paylaşım bedeli” ve ödenme şartlarına ilişkin taraflar arası mutabakata varılarak, işbu Çerçeve Sözleşmeye ek olacak protokol yapılacaktır." "Süre ve Fesih" başlıklı 5. Maddesi; "Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yürürlüğe gireceği ve 06/01/2016 tarihinde taraflarca yazılı olarak akdin uzatılmaması halinde, kendiliğinden sona erer." Danışmanlık Sözleşmesine bağlı olarak düzenlenen 16/01/2015 tarihli Ek Protokol'ün " Danışmanın Yükümlülükleri" başlıklı 1. Maddesi; "Danışman tarafından STS'ye ... İletişim Hizmetleri A.Ş. ve grup şirketlerinin tüm “... Optik kablo alım, taahhüt, kazı işleri ve benzer tüm projelerin tedarik sürecinde STS'nin de yer alması ve proje kazanabilmesine destek” kapsamında danışmanlık hizmeti verilecektir." "Başarı Primi Ödeme" başlıklı 3. Maddesi; " STS, sadece kazanılan ilk proje için sözleşme toplam bedelinin en az %5 oranındaki tutarını Danışman'a başarı primi olarak ödeyecektir. Kazanılan ilk projeden sonraki projeler için aksi karşılıklı mutabakat ile kararlaştırılmadığı sürece en az %10 olacaktır. Başarı primi ödemesi STS'nin Turkceli İletişim Hizmetleri A.Ş. ve/veya grup şirketlerinden ilgili proje kapsamında alacağı ilk ödeme tarihinden itibaren 15 gün içerisinde gerçekleşecektir. Danışman tarafından STS'ye ilgili ödeme karşılığı ilgili başarı primi +KDV tutarında fatura kesilecektir. 16.01.2015 tarihli çerçeve danışmanlık anlaşması kapsamında tüm ödemeler ilgili tutar +KDV olarak kesilecek fatura karşılığı yapılacaktır." şeklinde kararlaştırılmıştır.Dava dilekçesi ekinde 27/08/2015 tarihinde ek protokol sunulmuş ve bu protokole göre, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşme süresi boyunca kazanılan tüm projeler için sözleşme toplam bedelinin %10'u oranında başarı primi ödeyeceğini kabul edildiği iddia olunmuş, ancak davalı şirket 27/08/2015 tarihli ek protokolün geçerli olmadığını, 27/08/2015 tarihli ek protokolde ise davalı şirketi temsil eder gibi gözüken tek imzanın mevcut olduğunu, bu imzanın davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerden sadır olmadığını belirterek imza itirazında bulunmuştur. İmza itirazı üzerine mahkemece grafolog bilirkişilerden rapor alınmış olup, alınan raporda "inceleme konusu 27.08.2015 tarihi) Çerçeve Danışmanlık Sözleşmesi Ek Protokolünde ... ve Danışmanlık Hiz.Telekomünikasyon San.ve Tic.Ltd.Şti. kaşesi üzerinde atılı bulunan imzanın mevcut mukayese imzalara kıyasla Osman Palamutçuoğullan'nın ve ...'ın eli ürünü olmadıkları" na dair görüş bildirmesi üzerine mahkemece davalının iddia ettiği gibi 27/08/2015 tarihli ek protokolün geçerli sayılamayacağına karar verilmiştir. Davacı tarafın istinafı bulunmadığından dosyaya sunulan 27/08/2015 tarihli ek protokol değerlendirmeye alınmamıştır.... A.Ş,'ye danışmanlık hizmetine esas olduğu iddia olunan iş için 2015 yılında Aydın ilinde ... Optik Kazı işi projesinin hangi şirketin kazandığı, projenin hangi tarihte kazanıldığı ve projeye hangi tarihte başlanıldığı, projenin ne kadar bedelle yaptırıldığı ve projeye ilişkin yapılan ödemelerin bildirilmesine ilişkin müzekkere yazılmış olup söz konusu işin davalı firmaya 23/06/2015 ihale edildiği ve 29/06/2015 tarihinde altyapı işlemlerine başlandığı bildirilerek CD içeriğinde bilgiler gönderilmiştir.Duruşmada dinlenen davacı tanığı ... "Bana sormuş olduğunuz hususta bende yurtdışı firmalara ticari danışmanlık hizmeti verdiğimden dolayı davacının yetkilisi olan ... ile birlikte soy ismini hatırlamadığım yaşlı olan Bülent isimli biri ile Dolmabahçede'ki Shangrila otel'de hatırlayamadığım ancak yaklaşık 3 yıl olduğunu düşündüğüm bir tarihte oturduk ve Serkan davalı şirket yetkilisine ... ve ... projelerinde danışmanlık hizmeti verebileceğini bildirdi, bu minvalde yaklaşık 1 saate yakın oturduk, ancak sözleşme yanımda imzalanmadı, sözleşme detaylarına ilişkin yanımda bişey konuşulmadı, ancak sonradan davacının davalıya danışmanlık hizmeti verdiğini şirket yetkilisi Serkan'dan duydum, ancak ne şekilde ne zaman ve layıkı ile verilip verilmediğini bilmem, benim bilgim görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece tarafların ilişki dönemlerine ait ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup mali müşavir ile hukukçu bilirkişiden alınan 30/10/2018 tarihli raporda özetle; "Davacı yan vekili tarafından incelemeye sunulan 2016 yılına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı yanın incelemeye gelmediği, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, davacı şirket tarafından davalı yan ünvanına düzenlenmiş olduğu, davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen faturalardan 4 adetinin ( Eylül 2015 danışmanlık bedeli açıklamalı 11.800,00 TL tutarlı fatura hariç) davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturanın davacı yan tarafından davalı yana ne şekilde teslim edildiği ile ilgili dosyada somut bir belge ve verinin bulunmadığı, fatura muhteviyatı danışmanlık bedeli olarak akdedilen sözleşmeye istinaden davacı yan tarafından davalı yana verildiği anlaşıldığı, faturaya davalı yan tarafından 8 gün içerisinde itiraz edilmediği, davacı yanın incelenen ticari defterlerine göre 30.05.2016 takip tarihi itibariyle 295.000,00 TL alacaklı göründüğü, Davacı taraf, davalının Temmuz Ayı Faturasını (ek protokole uygun olarak) 10.000 TL olarak ödediğini beyan ettiği, dolayısıyla davalının Temmuz ayı sonrasındaki faturaları ödemedliği sabit olup esasen uyuşmazlığın konusunu da bu faturalar oluşturduğu, Davacı, edimlerini yerine getirdiğini, Aydın İlindeki ... kazı projesinin kendilerinin çabaları ile alındığını beyan ettiğini, bununla birlikte yerine getirilip getirilmediği tartışmalı olan edimlerin karşılığının yer aldığının iddia edildiği faturaların ise davalıya gönderilip gönderilmediği, gönderildi ise tebliğ alındığı tarihin belirlenerek TTK uyarınca süresinde itiraz edilip edilmediği konusunda dosya kapsamında bir bilgi bulunmadığı, bununla birlikte davacı vekilinin 14.9.2017 tarihli dilekçesinde Ekim-Kasım 2015 Danışmanlık ve Başarı Primi Bedeline ait üç faturanın kendilerine iade edildiğini ve bunları 13.5.2016 tarihinde teslim aldıklarını açıkça ifade ettiği, yu halde danışmanın edimlerini ifa ettiğine ilişkin ispat yükü davacı üzerinde olduğu, Davacı iddiasının ispatına yönelik olarak kendilerine davalı şirketin CV'si niteliğinde belgelerin yollandığını, işi başarı ile yürütmesi sonucu Ek Protokol imzalanıp bu sefer Çeşme Projesinde de danışmanlık sağlanmasının istendiğini, Tenap Projesi için yardım istenmesi üzerine davacının davalıyı Pronet Yetkilileri ile bi araya getirdiğini, Pronet Yetkilisi tarafından yollanan elektronik postada davacı çalışanı ...n cc'de yer aldığını, davacının uyuşmazlık konusu olmayan faturaları ifa gerçekleştiği için ödediğini, hatta Çerçeve Sözleşmeye göre aylık 5.000 TL danışmanlık ücreti ödenmesi gerekirken ilk projenin kazanılmasından sonra aylık 10.000 TL'ye çıkarılacağı konusundaki ana sözleşme hükmüne uygun olarak Temmuz 2015 Faturasının 10.000 TL olarak ödendiğini beyan ettiğini, ancak söz bu belgelerin davalı tarafından yollanıp yollanmadığı veya belgeler üzerinde onlar tarafından hazırlandığını gösterir paraf, kaşe veya tebliğ şerhi bulunmadığı, davacı Ek Protokol imzalanıp bu sefer Çeşme Projesinde de danışmanlık sağlanmasının istendiğini beyan etmişse de dosya kapsamında yer alan 21.3.2018 tarihli bilirkişi raporunda, 27.8.2015 tarihli Ek Protokoldeki imzaların ...ve ...'nın eli ürünü olmadıkları belirlenmiş ve buna yapılan itirazlar mahkemenin 4.6.2018 tarihli ara kararında reddedildiği, şu halde 27.08.2015 tarihli Çerçeve Danışmanlık Sözleşmesi Ek Protokolünün bağlayıcı olmadığı sonucuna varıldığı, ayrıca TENAP projesi dosya kapsamındaki sözleşmenin konusu olmadığı,Davacının olarak Çerçeve Sözleşmeye göre aylık 5.000 TL danışmanlık ücreti ödenmesi gerekirken Çerçeve Sözleşmenin ilk projenin kazanılmasından sonra ödemelerin aylık 10.000 TL'ye çıkarılacağı konusundaki m. 3 hükmüne uygun olarak Temmuz 2015 Faturasının 10.000 TL olarak ödendiğini beyan ettiği, 2015 Temmuz ayında 10.000 TL ödemenin yapıldığının belirlenmesinin Çerçeve Sözleşme m. 3 hükmündeki koşulların gerçekleştiği eş deyişle Danışmanın ilk projenin kazanılmasını sağladığı anlamına geleceği, ancak dosya kapsamında anılan fatura ve ödeme belgelerinin bulunmadığı,Yukarıdaki gerekçeler ışığında; Danışmanlık bedeline ilişkin faturalar acısından varılan sonuç; Danışmanlık faaliyetlerine ilişkin edimlerin yerine getirilip getirilmediği konusunda bir sonuca ulaşılamadığı için bu edimlerin karşılığını oluşturduğu iddia edilen 2015 Ağustos-Eylül-Ekim-Kasım aylarına ait faturalarda yer alan (danışmanlık) bedellerinin davalı tarafından ödenmesinin gerekip gerekmediği konusunda bîr değerlendirme yapılamayacağı, 2.5.2016 tarihli başarı primine ilişkin fatura acısından varılan sonuç; Davacının Çerçeve Sözleşmeye göre aylık 5.000 TL danışmanlık ücreti ödenmesi gerekirken Çerçeve Sözleşmenin ilk projenin kazanılmasından sonra ödemelerin aylık 10.000 TL'ye çıkarılacağı konusundaki m. 3 hükmüne uygun olarak Temmuz 2015 Faturasının 10.000 TL olarak ödendiğini yönündeki beyanının önem taşıdığı, davacıya 2015 Temmuz Avında. 10.000 TL ödemenin yapıldığının belirlenmesi halinde bunun çerçeve sözleşme m. 3 hükmüne uygun olarak danışmanın ilk projenin kazanılmasını sağladığı anlamına geleceği ancak hak kazanılan alacağın ilk projenin toplam bedelinin % 5'i olarak hesaplanması gerektiği zira başarı priminin % 1o olarak kararlaştırıldığı yolundaki iddiaya dayanak yapılan 27.8.2015 tarihli Ek Protokolün bağlayıcı olmadığı" şeklinde görüş bildirmişlerdir.Tarafların itirazı, dinlenen tanık beyanından sonra alınan 08/06/2020 tarihli ek raporda: "Somut olayda yapılan mali incelemede, davalının defter ibraz etmediği sabit olup İki tarafın ticari defterlerinin uyumlu olup olmadığı değerlendîrilememektedir. Bu noktada bir tarafın kendi ticari defterlerini sunmamasının hukuki sonuçlarının takdiri HMK m. 222/ (5) ve m. 220/ (3) uyarınca Sayın Mahkemeye ait olacağı, dolayısıyla kök raporda bu hususlar tespit edilmiş ve yine Sayın Mahkemenin takdirine bırakıldığı,Raporda ayrıntısına yer verdiğimiz davacının faturaların tebliği ve iade edilmesine ilişkin beyanları doğrultusunda, Sayın Mahkemenin faturaların iade edilmesini faturalara itiraz beyanı olarak kabul etmesi halinde itirazın süresinde yapıldığı sonucuna varılacağı,Kök rapordaki tespitlerden farklı olarak aşağıdaki şu sonuçlara ulaşıldığı, zira kök raporda eksik olduğu için değerlendirme yapılamayan hususlara ilişkin ödeme bilgileri dosya kapsamına ek rapor öncesinde ibraz edildiği, kök raporun ibrazından sonra Sayın Mahkemenin müzekkeresine T.C. İş Bankası tarafından verilen 24.12.2018 tarihli yazı ekindeki hesap özetinde davalı tarafından 3.6.2015 tarihinde 5.900 TL, 6.7.2015 tarihinde 5.900 TL ve 31.10.2015 tarihinde 11.800 TL olarak açıklamalarında da danışmanlık sözleşmesi ile ilişkisi kurularak EFT ve Havale yapıldığı görüldüğü, Şu hâlde dosya kapsamında kök raporda yer verdiğimiz belge eksikliği giderildiği, buna göre davacıya, Temmuz ayında iki adet ödeme yapıldığı, ayrıca Temmuz'daki ödemelerden birinin 10.000 TL+KDV olarak ödenmiş olması, sözleşmenin m. 3 hükmü uyarınca ilk projenin kazanıldığını gösterdiği, savın mahkemenin kabulü halinde, ödeme belgeleri doğrultusunda ilk projenin davacının faaliyetleri île kazanıldığı sonucuna varılabileceği, sözleşmenin kapsamının düzenlendiği m. 2 hükmünde, davacının davalıya, potansiyel is imkanlarını takip ve organize etmeyi, şartlarını belirlemeyi, iletişim hizmetleri sunan şirketler kapsamında proje desteği vermeyi taahhüt ettiği görüldüğü, dolayısıyla bu sözleşmenin amacı esasen davalıya yeni is potansiyelleri yaratmak ve projeler üstlenmesini sağlamak olduğu, bu sözleşmeye göre ilk proje kazanıldığında, davacıya ödenecek 5.000 TL olan danışmanlık ücretinin 10.000 TL'ye çıkarılacağının kararlaştırılmasının, davacının vereceği hizmetlerin başarıya ulaşması ile ilgili olmadığı yönündeki davalı beyanı Savın Mahkemenin takdirinde olduğu, buna ek olarak davalı uyuşmazlığa konu faturaların tamamının sözleşmenin 13.11.2015 tarihinde kendileri tarafından feshedilmesinden sonra düzenlendiğini beyan ettiği, davalının fesih beyanında, davacının hiçbir edimini verine getirmediğini ileri sürdüğünü, ancak sözleşmenin "Süre ve Fesih" başlıklı m. 5 hükmünde taraflardan birinin yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde diğer tarafın ihlalin giderilmesi için makul süre vererek ihtar etmesi, buna rağmen ihlalin giderilmemesi halinde sözleşmenin feshedileceği ver aldığı, davacının talebi Kasım ayına kadar olan faturaların ödenmesinden ibaret olup, bu tarihe kadar davalı tarafından edimlerin ifa edilmediği yönünde ihtar edildiğine ilişkin bir bilgiye rastlanmadığı, Davacının düzenlediği ve takibe dayanak yaptığı başarı primi faturası % 10 üzerinden düzenlendiği için sözleşmeye uygun olmadığı, davalı, faturaların sözleşmeye uygun olmadığını ileri sürmekte, davacı da faturalara süresinde itiraz edilmeyip ticari defterlere işlendiğini ve bu hali ile artık ödeme yapılmaktan kaçınılamayacağını iddia ettiği, benzer nitelikli bir olayda, Yargıtay, sözleşmede (proforma tatura doğrultusunda sözleşmenin kurulduğunu kabul ettiği bir olayda) belirlenmiş koşulları değiştiren faturalara itiraz edilmemesi ve bunların ticari defterlere işlenmiş olmasını, artık bu koşulların benimsendiği ve sözleşmenin tadil edildiği şeklinde değerlendirildiği, somut olayda da dosya kapsamındaki bilgilerle sınırlı olmak üzere ayrıntıları 2 numaralı başlık altında açıklandığı üzere Sayın Mahkemenin kabulüne bağlı olarak davacının beyanları doğrultusunda faturalara itiraz edildiği sonucuna ulaşıldığı ancak davalının ticari defterlerini ibraz etmediğinin belirlendiği fakat HMK m. 222/ (S) ve m. 220/ (3) uyarınca bu durumun hukui sonuçları konusunda takdirin Sayın Mahkemede olduğu belirtildiği, dolayısıyla farklı orana dayalı olarak düzenlenen faturanın ancak davalı tarafından ticari defterlerine işlenmiş olması halinde bu fatura içerikleri bakımından sözleşmede değişiklik yapıldığı sonucuna varılabileceği" şeklinde görüş bildirmişlerdir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalı tarafından 03/06/2015 tarihinde 5.900,00 TL, 06/07/2015 tarihinde 5.900,00 TL ve 31/07/2015 tarihinde 11.800 TL olarak açıklamalarında da danışmanlık sözleşmesi ile ilişkisi kurularak EFT ve havale yapıldığı, buna göre davacıya Temmuz ayında iki adet ödeme yapıldığı, Temmuz'daki ödemelerden birinin 10.000 TL+KDV olarak ödenmiş olmasının, sözleşmenin m. 3 hükmü uyarınca ilk projenin kazanıldığını gösterdiği, ödeme belgeleri doğrultusunda ilk projenin davacının faaliyetleri ile kazanıldığı gerekçesiyle davacının hizmet bedeli alacağı ile başarı prim bedeli alacağına hak kazandığına karar verilmiş ise de davalı tarafça temmuz ayında danışmanlık sözleşmesi kapsamında 11.800 TL ödeme yapılmış olması takibe dayanak yapılan Ağustos-Kasım 2015 dönemine ait danışmanlık hizmeti verildiğini ve başarı prim alacağına konu ...'den alınan ihalenin davalının faaliyetleri sonucunda kazanıldığını ispatlamaya yeterli değildir. Dosya kapsamına göre davalı tarafça en son ödeme 31/07/2015 tarihinde yapıldığı dikkate alındığından davacının Ağustos-Kasım 2015 tarihlerinde davalıya sözleşme kapsamında danışmanlık hizmeti verdiğini ve ... Optik Kazı işi ile ilgili ...'den kazanılan projenin davaya konu 16/01/2015 tarihli ek protokol uyarınca davacının verdiği hizmetler sonucunda gerçekleştiğini ispatlaması gerekmektedir. ... tarafından söz konusu işin davalı firmaya 23/06/2015 davacı firmaya ihale edildiği ve 29/06/2015 tarihinde altyapı işlemlerine başlandığı bildirilerek CD içeriğinde bilgiler gönderilmiş ise de davacı firmanın söz konusu projenin kazanılmasında hizmet verip vermediği, vermiş ise nasıl bir hizmet verdiği değerlendirilmemiştir. Diğer bir anlatımla davacının, davalının ...'den kazandığı projede katkı ve desteği olup olmadığı, sözleşmesel edimlerini yerine getirip getirmediği tespit edilmeden davacının başarı primine hak kazandığından söz edilemeyecektir. Diğer yandan takibe dayanak yapılan hizmet bedeli ile başarı prim alacağına ilişkin düzenlenen faturalar davacının defterlerine kaydedilmiş ise de söz konusu faturaların davalıya tebliğ edildiği, davalının ticari defterlerine kaydedildiği belirlenememiştir.6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesinde:"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 26.12.2024 tarih ve 2023/1909 E., 2024/5226 K. sayılı ilamı:"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan 16.12.2019 tarihli bilirkişi incelemesi neticesinde; davalı tarafından davacı tarafından düzenlenen iki adet malzeme satış faturalarına itiraz edilmediği, davacının faturalarının tamamının davalının ticari defterlerine işlendiği tespit edilmiştir.Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, davacının temyize konu ettiği 2.896.631,32-TL bedelli kurşun geçirmez malzeme faturası, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, HMK 222. maddesi uyarınca aleyhe delil olduğundan, 20.05.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda, temyiz konusu fatura da dikkate alınarak alacak hesaplandığına göre, davanın, bilirkişi raporunda belirlenen 571.396,96-TL üzerinden kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmamış,..." şeklindedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2021 tarih ve 2021/421 E., 2021/2017 K. sayılı ilamı:"...bb-) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması: TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir..." şeklindedir.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ... aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Diğer yandan ; Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3447 Esas 2022/3634 Karar sayılı ilamı). 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür. Her ne kadar tarafların ticari ve defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesinin yasa değişikliği öncesinde yapılmış ve davalı bilirkişi incelemesi için defterlerini sunmamış ise de davalıya HMK 222. Maddesine uygun olarak ticari defterlerini sunmaması için usulüne uygun ihtar yapılmadığı ve yargılama sırasında HMK 222. maddesinde yasa değişiklik yapıldığı görülmüştür.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2023 tarih 2022/2881 E. 2023/5134 K. Sayılı ilamında ifade edildiği gibi; 7251 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bu durumda mahkemece, davacının delil listesinde bulunan tüm yazışmalar, mailler, görüşmeler varsa dava dilekçesinde başkaca dayanmış olduğu tüm deliller değerlendirilerek, diğer yandan davalıya HMK'nın 222/3 üncü maddesi uyarınca kanuna uygun olarak tutulmuş defterlerini ibraz etmesi, etmediği takdirde davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil olarak kabul edileceği ihtarına havi aynı Kanun'un 94 üncü maddesi gereğince kesin süre verilip süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının da bildirilerek ihtar edilmesi ve sonucuna göre inceleme yapılarak davacının takibe dayanak yapılan faturalara ilişkin aylık danışmanlık hizmet bedeli ile ...'den kazanılan projeden kaynaklı başarı prim alacağı bulunup bulunmadığına karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/06/2021 tarihli ve 2016/710 Esas 2021/410 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davalıya iadesine,4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/12/2025