TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2023 NUMARASI : 2021/941 Esas 2023/291 Karar DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 28/12/2020 KARAR TARİHİ : 13/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/11/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak ver…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/885 Esas 2025/1299 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/885 KARAR NO : 2025/1299 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2023 NUMARASI : 2021/941 Esas 2023/291 Karar DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 28/12/2020 KARAR TARİHİ : 13/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/11/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1983 yılında kurulduğunu, cam imalatı alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin paydaşlar arası ihtilaflar yaşanması nedeniyle 2015 yılı Eylül ayından itibaren kısmi bölünmeye gidildiğini ve 15 Haziran 2016 yılında tamamlandığını ve kapanış sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmede davalıların ...'ın ve ... Pazarlama'nın 01.09.2015 tarihinden önceki dönemlere ilişkin ticari faaliyetleri sonucunda doğacak her türlü kamu alacağı, vergi, SGK pirim ve borçları, gümrük idari para cezaları dahil tüm idari ve kamu soruşturma ve cezalarından doğabilecek borçlara payları oranında müştereken ve müteselsilen sorumluluklarının olduğunun taahhüt altına alındığını, müvekkili şirket çalışanlarından ...'in Ankara 34. İş Mahkemesinin 2016/601 esas sayılı dosyasında dava açtığını ve davanın kesinleştiğini, başlatılan takip neticesinde eski personel ...'ne 129.508,81TL ödeme yapıldığını, bu ödeme bakımından davalı ...'ın 47.918,25TL, ...'ın 11.655,79TL ve ...'ın 6.475,44TL ayrı ayrı sorumluluğunun bulunduğunu iddia ederek şimdilik her bir davalıdan 100,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın sözleşme gereği Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerine açılması gerektiğinde, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da müvekkillerinin tek borç ilçesi uyarınca pay sahibi sıfatıyla dava konusu alacaklara ilişkin sorumluluklarının bulunmadığını, farklılaştırılmış teselsül ilkesi uyarınca müvekkillerinin eski yönetim kurulu üyesi sıfatıyla işçilik alacaklarına ilişkin sorumluluklarının bulunmadığını, davacı şirketin genel kurullarında, ibra edilmiş müvekkillerinin yönetim kurulu üyesi sıfatıyla sorumluluklarına gidilemeyeceğini belirterek, TTK'un emredici hükümleri uyarınca pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi sıfatlarıyla hiçbir sorumluluğu bulunmayan müvekkilleri açısından somut ve hukuki hiçbir dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, denetime elverişli ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı şirketin ortakları olan davalıların kapanış sözleşmesi başlıklı sözleşmenin 11. maddesi gereğince işçilik alacağından doğan zarardan sorumlu oldukları, söz konusu sözleşmenin davalılar tarafından imzalandığı, bu nedenle davalıların hisseleri oranında bu zararı karşılamaları gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulü ile, 47.918,26TL'nin davalı ...'dan 08/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek, 11.655,79TL'nin davalı ...'dan 10/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek, 6.475,44TL'nin davalı ...'dan 17/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 10/06/2016 tarihli Pay Alım Sözleşmesinde Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırıldığından davanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinde görülemeyeceğini, bu nedenle yetki itirazlarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, "tek Borç İlkesi" gereğince müvekkillerinin pay sahibi sıfatıyla dava konusu alacaklara ilişkin sorumluluklarının bulunmadığını, yine "Farklılaştırılmış Teselsül" ilkesi uyarınca davalı müvekkillerinin eski yönetim kurulu üyesi sıfatıyla işçilik alacaklarına ilişkin sorumluluklarının bulunmadığını, müvekkillerinin davacı şirket genel kurullarında ibra edildiklerinden sorumluluklarına gidilemeyeceğini ve dava konusu alacağın ortaya çıkmasında hiçbir kusurlarının bulunmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; şirket zararının ortaklar arasında düzenlenen sözleşmeye istinaden davalılardan (eski ortaklardan) tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Taraflar arasında imzalanan 10/06/2016 tarihli Pay Alım Sözleşmesi, 15/06/2016 tarihli Kapanış Sözleşmesi, ihtarnameler, Ankara 34. İş Mahkemesi'nin 2016/601 Esas 2017/50 Karar sayılı kararı, ödeme dekontu, ticaret sicil kayıtları, Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2015/19747 Esas sayılı dosyası ve sair deliller dosya arasında mevcuttur. Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; 15.06.2016 tarihli Kapanış Sözleşmesi düzenlenmesinden önce 12.02.2016 tarihi itibariyle davalılardan ...'ın davacı şirketin %37,00, ...’ın %9,00 ve ...’ın ise %5,00 oranındaki hissesine ortak oldukları, davacı ... yönetim kurulunun 13.06.2016 tarih ve 2016/11 sayılı kararında şirket hissedarlarından ..., beheri 1.00 TL nominal bedelli toplam 13.708.705 adet hissesini toplam 13.708.705.00 TL karşılığında gayrikabili rücu olarak ...’a devrederek ortaklıktan ayrılmasına karar verildiği, davalı ...'ın beheri 1,00 TL nominal bedelli toplam 1.852.528 adet hissesini toplam 1.852.528,00 TL karşılığında gayrikabili rücu olarak ...’a, 1.482.022 adet hissesini ise toplam 1.482.022,00 TL bedel karşılığında ...’a gayrikabili rücu olarak devrederek ortaklıktan ayrıldığı, davalı ...'ın beheri 1,00 TL nominal bedelli toplam 1.852.528 adet hissesini toplam 1.852.528,00 TL karşılığında gayrikabili rücu olarak ...’a devrederek ortaklıktan ayrıldığı, böylelikle 15.06.2016 tarihli Kapanış Sözleşmesine konu şirket yönetim kurulunun 13.06.2016 tarihli ve 2016/11 sayılı karan ile davalılardan ...'ın davacı şirketin %37,00, ...’ın %9,00 ve ...’ın ise %5,00 oranındaki hissesini diğer iki ortağa devrederek şirket ortaklığından ayrıldıkları anlaşılmıştır. 10/06/2016 tarihli pay alım sözleşmesi, 15.06.2016 tarihli Anonim Şirket Pay Devirleri İle İlişkili Tasarrufların Düzenlenmesine Dair Nihai Sözleşme (Kapanış Sözleşmesi), ticaret sicil kayıtları, davacı şirket ile dava dışı ... Otomotiv A.Ş.'nin yönetim kurulu kararları, 31/05/2016 tarihli kira sözleşmesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 07/05/2019 tarih 2019/232 Esas 2019/992 Karar sayılı kararı, Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2019/7552 Esas sayılı takip dosyası, Ankara Ticaret Odası Ticaret Sicil Müdürlüğünün 24.09.2019 tarihli yazısı, taraflar arasındaki ihtarnameler vs deliller dosya arasında mevcuttur. Taraflar arasında 10/06/2016 tarihli sözleşmeden sonra sözleşmeye ilişkin yan edimlerin ifasına yönelik olarak 15/06/2016 tarihinde "Anonim Şirket Pay Devirleri ile İlişkili Tasarrufların Düzenlenmesine Dair Nihai Sözleşme-Kapanış Sözleşmesi"nin akdedilmiştir. Anılan sözleşmenin 11. maddesinde; "..., ... ve ... birlikte (müştereken) ...'ının ve ... Pazarlama'nın 01.09.2015 tarihinden önceki dönemlerine ilişkin ticari faaliyetleri sonucunda doğacak her türlü kamu alacağı, vergi, SGK prim ve borçları, gümrük, İdari para cezaları dahil tüm idari ve kamu soruşturma ve cezalarından ve ayrıca ...'ın ve ... Pazarlama'nın 01.09.2015 tarihinden önceki dönemlerine ilişkin mali ve finansal kayıt ve belge düzeninde olmayan şahsi ve kurumsal alacak taleplerinden doğabilecek borçlardan Kapanış Sözleşmesi ve pay devirleri öncesi ...'daki ve ... Pazarlama'daki pay oranları ile müşterek ve müteselsil sorumluluk kapsamında sorumlu olacaklarını, bu sorumlulukları çerçevesinde ise 6.000.000.00 (altı milyon) TL tutarında bir taahhütname düzenleyerek ...’a teslim edeceklerini, taahhütnamenin ise 31.12.2020 tarihine kadar geçerli olacağını, bu tarihten sonra hükümsüz olacağını beyan, kabul ve taahhüt etmektedirler. Yukarıdaki konulara ilişkin herhangi bir ödemenin ... ve ... Pazarlama tarafından yapılmasını takiben derhal durum ..., ... ile ...’a bildirilecektir ve bildirim tarihinden itibaren 7 (yedi) gün içinde ..., ... ile ... ilgili şirketlere ödeyecektir." hükmü düzenlenmiştir. Bu hükümle birlikte davacı şirketin 01/09/2015 tarihinden önceki dönemlere ilişkin ticari faaliyetlerinden doğacak borçlardan, devirden önceki hisse durumlarına göre, ortakların sorumluluğunun doğacağı kararlaştırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 14. maddesinde; bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu, özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu, düzenlenmiştir. Yine 6102 sayılı TTK.nun 561.maddesinde ise "sorumlular aleyhinde şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, davacı şirket tarafından şirket ortağı ve yöneticileri olan davalılara karşı tazminat davası açılmış olup, TTK'nın 561.maddesi ve HMK'nun 14.maddesi hükümleri gereğince özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık ve üyelik ilişkileri ile sınırlı olmak kaydıyla bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu düzenlendiğinden davanın davacı şirketin merkezi olan yetkili Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince görülmesi yasanın amir hükmü olduğundan davalılar vekilinin yetkiye ilişkin istinaf itirazları da yerinde değildir. Somut olayda, işbu davanın dayanağı ve alacağın kaynağı olan Ankara 34. İş Mahkemesinin 2016/601 E-2017/50 K. sayılı ve 07.02.2017 tarihli kararında; taleple bağlı kalınarak 49.300,00TL kıdem tazminatı ve 135,15TL işlemiş faizi ile 800,00 TL yıllık ücretli izin alacağı ve 0.79 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 50,7635.94TL alacağa yönelik itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak miktarı olan 50.600TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, alınması gereken 3.465,77TL karar ve ilam harcından peşin alınan 582,62TL harcın mahsubu ile bakiye 2.883,15 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, tayin olunan 2.349,73 vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 582,62 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 339,00 TL sair yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı tarafından karşılanan 62,00TL sair yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmusı üzerine başvuru esastan reddedilmiş, karara ilişkin yapılan temyiz itirazları ise Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2017/46451 E., 2020/8960 K. Sayılı 07.07.2020 tarihli kararı ile reddedilerek karar onanmıştır. Davacı şitket tarafından, Ankara 28. İcra Müd. 2015/19747 E. Sayılı dosya kapsamında... Bankası A.Ş. üzerinden davadışı ...'e 24.07.2020 tarihinde 129,508,81TL tutarında ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. 17/06/2022 tarihli kök ve 14/11/2022 tarihli ek bilirkişi raporlarında özetle; davacı şirketin talebine konu 129.508.81TL'lik zararın gerçekleşmiş olduğu, gerçekleşen 129.508,81TL'lik zarardan davalıların 15.06.2016 tarihli Kapanış Sözleşmesi kapsamında hisseleri oranında sorumlu oldukları, bu çerçevede, 129.508,81TL'lik şirket zararından 15.06.2016 tarihli Kapanış Sözleşmesi kapsamında davalılardan ...'ın 47.918,26TL tutardan, ...'ın 11.655,79TL'lik tutardan ve ...'ın ise 6.475,44 TL'lik tutardan sorumlu oldukları, davacı şirketin söz konusu tutarları davalı ...'dan temerrüt tarihi olan 16.08.2020, ...'dan 18.08.2020, ...'dan 25.08.2020 tarihinden tahsil tarihine kadar geçen sürede avans faiz oranları üzerinden işleyecek faiz tutarı ile birlikte talep etme hakkına sahip olduğu bildirilmiştir. Somut olayda, işbu davanın dayanağı ve alacağın kaynağı olan Ankara 34. İş Mahkemesi'nin 2016/601 Esas 2017/50 Karar sayılı dosyasında, dava dışı işçinin 01/06/1996 - 01/09/2015 tarihleri arasında davacı şirkette çalıştığı süreler nedeniyle işçilik alacağının tahsili amacıyla 18/03/2015 tarihinde açılan dava sonucu ödenen miktardan, taraflar arasındaki 15/06/2016 tarihli Kapanış Sözleşmesi'nin 11.maddesindeki açık düzenleme karşısında, davalıların davacı şirketteki pay devirleri öncesi pay oranları ile sorumlu oldukları anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile 47.918,26 TL'nin davalı ...'dan, 11.655,79 TL'nin davalı ...'dan, 6.475,44 TL'nin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine dair verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalılar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede ise; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2. fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı üç bin Türk Lirasıdır. Dava tarihi olan 28/12/2020 tarihi itibariyle ise bu sınır 5.390,00 TL, karar tarihi olan 08/03/2023 tarihi itibariyle de 17.800,00 TL'dir. Davalı ...'ın istinafa konu ettiği miktar 11.655,79 TL 'ye, davalı ...'ın istinafa konu ettiği miktar ise 6.475,44 TL'ye yönelik olup, 08/03/2023 tarihli karar, karar tarihi itibariyle davalılar ... ve ... yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararlara karşı HMK'nun 346/1. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır. (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf sayfa 176) Bilindiği üzere; HMK'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar; 361 ve 362. maddelerinde ise temyiz edilebilen ve temyiz edilemeyen kararlar hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 362. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca, “Miktar veya değeri kırkbin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hakkında temyiz yoluna başvurulamaz. 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6763 sayılı Kanun) 44. maddesiyle HMK'ya eklenen "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde ile HMK ile birlikte terkedilen parasal sınırların her yıl yeniden değerleme oranında arttırılması sistemine tekrar geri dönülerek 362/1-(a) maddesinde öngörülen kesinlik sınırının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle belirlenmesi esası kabul edilmiştir. Bu suretle malvarlığına ilişkin davalar bakımından kanun koyucu temyize başvuru hakkının belirlenmesinde bir parasal sınır belirleyerek kural olarak "değere bağlı temyiz" sistemini benimsemiştir. Nitekim 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 6763 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle HMK'ya eklenen "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. maddenin ilk hâli;"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" şeklindedir. Ancak 14/11/2024 tarihli ve 32722 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7531 sayılı Kanun) 22. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “on” ibaresi “bin” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye“(3) İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır.” şeklinde 3. fıkra eklenmiştir. Ayrıca 7531 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 6. fıkrasında HMK'nın Ek 1. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişikliğin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, 3. fıkra olarak eklenen düzenlemenin ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanacağı belirtilerek geçiş hükmü öngörülmüştür. Daha sonra Anayasa Mahkemesinin (AYM) 30.01.2025 tarihli ve 32798 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 04/12/2024 tarihli ve 2023/182 Esas, 2024/203 Karar sayılı kararı ile HMK'nın Ek 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “…341 inci, 362 nci...” ibaresinin ve iptal nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan bu ibareden sonra gelen “…ve…” ibaresinin iptaline; kararın Resmî Gazete'de yayımından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 04/06/2025 tarihli ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7550 sayılı Kanun) 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. Fıkrası; "(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiş ve 3.fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/07/2025 tarih ve 2024/10-205 E, 2025/410 K sayılı kararı ile de; 04/06/2025 tarihinden önce verilmiş kararlar bakımından , 7550 sayılı Kanun'un 20.maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesinin 2.fıkrasında yapılan değişiklik kapsamında kararın istinafı/temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihinin esas alınmasının mümkün olmadığı, değişiklikten önceki düzenlemelere göre karar tarihi itibarıyla değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır . Tüm bu nedenlerle HMK'nun 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-İlk derece mahkemesi hükmünün HMK'nun 341/2. maddesi gereğince miktar itibarıyla kesin olduğundan davalı ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı USULDEN REDDİNE, 2-İstinafa başvuran davalı ... ve ... tarafından yatırılan 1.476,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde davalılara iadesine, 3-Davalı ... ve davalı ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B)1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 4.511,84 TL harçtan peşin alınan 1.127,96 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.383,88 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.13/11/2025 Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...