T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/589 KARAR NO : 2026/728 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2023 NUMARASI : 2022/444 E. - 2023/445 K. DAVANIN KONUSU : Kullanılmama Nedeniyle Marka İptali Taraflar arasında görülen davada …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/589 KARAR NO : 2026/728 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2023 NUMARASI : 2022/444 E. - 2023/445 K. DAVANIN KONUSU : Kullanılmama Nedeniyle Marka İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/11/2023 tarih ve 2022/444 E. - 2023/445 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 1986 yılında kurulmuş, deterjanlar, ev bakımı, kişisel bakım, kozmetik ve çocuk bakımı alanında faaliyetlerini sürdüren köklü bir endüstriyel ve ticari yatırım grubu olduğunu, müvekkilinin 2020/109844 sayılı "..." ibadeli markanun tescili için 17.09.2020 tarihinde TÜRKPATENT nezdinde gerçekleştirdiği başvuruya davalı firmanın, dava konusu olmayan 2018/76873 sayılı markası ile itiraz ettiğini, bu itirazın kısmen kabul kısmen reddi üzerine davalı firmanın, müvekkili şirkete karşı Ankara 4. FSHHM’nin 2022/158 E. sayılı dosyası ile YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük davası açarak 2018/76873 ve 2010/28871 sayılı markalarına dayandığını, davalı firma tarafından müvekkiline karşı kullanılan 2010/28871 sayılı markanın esasen Türkiye’de tescilli olduğu 03 ve 05. sınıf mallar yönünden kullanılmadığını ileri sürerek, 2010/28871 sayılı davalı markasının kullanılmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin 1930 yılında Amman, Ürdün merkezli “...” şirketinin bir iştiraki olarak kurulduğunu, Ürdün’de ev ve tuvalet ürünleri endüstrisinin önde gelen öncü isimlerinden biri olduğunu, müvekkilinin özellikle tıbbi cihaz ve kozmetik ürünleri yanında vücut ve ağız bakımı ürünlerinin imalatı üzerinde faaliyet gösterdiğini ve “...” markasını bu ürünler üzerinde kullandığını, müvekkili şirketin ürünlerinin Ürdün’ün Amman şehrindeki fabrikalarında üretildiğini ve dava tarihi olan 14.11.2022 tarihinden geriye dönük 5 yılıkl süre içerisinde müvekkilinin markasını ciddi olarak kullandığını, 2017 yılından itibaren artış ile devam eden ithalat ve ihracat işlemlerine dair gerek gümrük evraklarının gerekse de faturaların dilekçenin ekinde sunulduğunu, sunulan evraklardan da görüleceği üzere gönderilen ürünlerin değerlerinin yaklaşık 50.000 Dolar ile 250.000 Dolar arasında değişkenlik gösterdiğini, gönderilen ürün adetlerinin de oldukça fazla olduğunu, davacı tarafın iş bu davayı açarken kötüniyetli olarak dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 2010/28871 sayılı markanın 03 ve 05 sınıflarda 02/08/2011 tarihinde tescil edildiği, kullanım ispatı davalıya ait olduğundan davalı firmanın sunduğu delil ve belgelerin uzman bilirkişi heyetince incelendiği ve markanın tescil kapsamında bulunan 03. Sınıf “temizleme müstahzarları, diş macunları, parfümeri, sabunlar, uçucu yağlar, kozmetikler” ve 05. Sınıf “tıbbi kullanım için sıhhi müstahzarlar, dezenfektanlar " bakımından, dava tarihinden geriye doğru beş yıllık süre içerisinde, 6769 sayılı SMK’nın 9. maddesinde gösterildiği biçimde, davalı tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanımının ispatlandığı, yine davalı markasının tescil kapsamında bulunan 03. sınıf "Çamaşırlarda kullanılan ağartma müstahzarları ve diğer maddeler; cilalama, yağ giderme ve aşındırıcı müstahzarlar; saç losyonları " ve 05.sınıf "Farmasötik ve veterinerlik müstahzarları; tıbbi kullanım için diyet maddeleri, bebekler için yiyecekler; sıvalar, pansuman malzemeleri; diş dolgusu ve diş ölçüleri için malzeme; haşereleri yok etmek için hazırlıklar; mantar ilaçları, bitki öldürücü ilaçlar." emtiaları bakımından davalı tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanımının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 2010/28871 tescil sayılı markanın 03.sınıf “Çamaşırlarda kullanılan ağartma müstahzarları ve diğer maddeler; cilalama, yağ giderme ve aşındırıcı müstahzarlar; saç losyonları” ve 05.sınıf “Farmasötik ve veterinerlik müstahzarları; tıbbi kullanım için diyet maddeleri, bebekler için yiyecekler; sıvalar, pansuman malzemeleri; diş dolgusu ve diş ölçüleri için malzeme; haşereleri yok etmek için hazırlıklar; mantar ilaçları, bitki öldürücü ilaçlar.” emtiaları yönünden kullanılmamaları nedeniyle iptaline,bu kısımdan davanın kabulüne, diğer kısımlardan ise davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece hükme esas alınan sekiz adet faturanın dava konusu mallar bakımından ticari etki yaratma kabiliyetinin bulunmadığını, süreklilik arz etmediğini, nicelik ve nitelik olarak kullanımı ispat edemediğini, esasen ortada bir ihracat faaliyetinin bulunmadığını, faturalardaki ürün miktarlarının sektör itibariyle ilgili piyasada ticari bir konum elde edebilmek için yeterli olmadığını, bilirkişi raporundaki fatura konusu ürünlerin miktarının yüksek olduğu değerlendirmesinin kabul edilemeyeceğini, fatura konusu malların Türkiye'de dolaşımının ve kullanımının bulunmadığını, Türkiye'nin transit geçiş ülkesi olduğunu, faturaların taşımacılık hizmetleri nedeniyle kesildiğini, ürünlerin iç pazara girmediğini, Türkiye üzerinden ortadoğu ülkelerine transfer edilen mallara ilişkin markaların Türkiye'de kullanıldığından söz edilemeyeceğini, malların Türkiye'de ciddi kullanımını gösterir delil sunulmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın, kapsamındaki tüm emtialar yönünden ciddi biçimde kullanıldığını, markanın 3.sınıftaki "saç kremleri, losyonları" malları bakımından sundukları kullanım delillerinin gözardı edildiğini, markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajında kullanılmasının da ciddi kullanım sayıldığını, ürünlerin ayrıca iç pazara sunulmasının gerekmediğini, yurt içinde dağıtım yapılmadan doğrudan ihraç edilecek malların Türkiye'de ambalajlanmasının da kullanım olarak değerlendirileceğini, aynı sınıf kapsamındaki bir kısım emtialar yönünden markanın kullanıldığı kabul edildiğinden benzer emtialar yönünden de kullanımın gerçekleşmiş kabul edilmesinin gerektiğini, davacının, müvekkilinin uluslararası alanda tanınmış markasını kendi adına tescil ettirmek maksadıyla açtığı işbu davanın hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, kullanılmama nedeniyle marka iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 26/1-a maddesi yollamasıyla SMK'nın 9/1. Maddesi uyarınca, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, tescilli bir markanın tescil edildiği her bir mal ve hizmet sınıfı için ayrı ayrı kullanılmasının gerektiği, bu konudaki ispat yükü kendisinde olan davalının, sunduğu delillerle markasını Türkiye'de ciddi bir şekilde kullandığını veya kullanmaması için haklı sebeplerinin bulunduğunu ispatlamasının gerektiği, buna göre somut olayda davalıya ait 2010/28871 sayılı markanın kapsamında bulunan 03.sınıf “temizleme müstahzarları, diş macunları, parfümeri, sabunlar, uçucu yağlar, kozmetikler” ve 05.sınıf “tıbbi kullanım için sıhhi müstahzarlar, dezenfektanlar " bakımından, dava tarihinden geriye doğru beş yıllık süre içerisinde, 6769 sayılı SMK’nın 9. maddesinde gösterildiği biçimde, davalı tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanımının ispatlandığı, bunun dışında kalan emtialarda ciddi kullanımı ispata elverişli delil sunulmadığı, SMK'nın 9/2-b maddesinde "Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması" SMK'nın 9/1.maddesi anlamında markayı kullanma sayılmakla birlikte somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, Türkiye'de üretilmeyen davacıya ait malların Türkiye iç pazarına değil diğer ülkelere ihracında kullanılacak olan "yabancı dilde" hazırlanmış "etiket, ambalaj ve kapak" alımınına ilişkin faturaların, markanın ihracat nedeniyle Türkiye’de kullanılması olarak kabul edilemeyeceği, yine Türkiye'de üretilmeyen, markalanmayan, sadece transfer amacıyla Türkiye’de bulunan ve Türkiye üzerinden Ortadoğu ülkelerine transfer edilen mallara ilişkin markaların Türkiye’de kullanılmış olarak değerlendirilemeyeceği (Bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/01/2016 tarih, 2015/6366 Esas, 2016/851 Karar sayılı kararı), öte yandan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/384 E.-2013/1893 K. Sayılı ilamında da belirtildiği üzere kullanım ispat edilmeden, markanın kullanıldığı mal ve hizmetlere benzerliği nedeniyle başka mal ve hizmetlerde de kullanılmış sayılamayacağı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...