7. Hukuk Dairesi 2010/4410 E. , 2010/5293 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava 4687 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın (iki katlı evin) aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 1-Tapuda kayıtlı ve taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen taşınmaz üzerindeki iki katlı bina niteliğindeki…
**7. Hukuk Dairesi 2010/4410 E. , 2010/5293 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava 4687 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın (iki katlı evin) aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 1-Tapuda kayıtlı ve taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen taşınmaz üzerindeki iki katlı bina niteliğindeki muhtesatın ikinci katının davacı ... tarafından kadastro tespitinden sonra meydana getirildiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı tarafın buna ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Davacı tarafın muhdesatın birinci(zemin) katı hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazı ile davalı tarafın sair temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece davanın kısmen kabulü ile zemin kat yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, ikinci katın davacı tarafından yapıldığının ve mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş ise de zemin kat yönünden varılan sonuç dosyada toplanan delillere, ikinci kat yönünden oluşturulan hüküm ise yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Toplanan delillerden; dava konusu muhdesatın üzerinde yer aldığı 4687 parsel sayılı taşınmazın kerpiç ev ve avlusu niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu, yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporu ile muhdesatın hali hazır durumunun kargir nitelikte olduğu, dinlenen tanık anlatımları ile de tapuda kayıtlı görünen kerpiç evin yıkılarak dava konusu iki katlı kargir ev niteliğindeki muhdesatın tamamının kadastro tespit gününden sonra davacı tarafından meydana getirildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; somut olayda 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinin uygulama yeri bulunmadığı gözetilerek muhdesatın zemin katının da davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek zemin kat yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, davanın kısmen kabulü sonucunu doğuracak şekilde sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi, mülkiyetin tespiti isteminin ise reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, yine davanın %55,58 oranında reddine karar verilmiş olmasına rağmen yargılama gideri hesaplanırken kabul ve ret oranına göre yargılama giderinin bölüştürülmesinde yanılgıya düşülmesi dahi isabetsiz, davacı ve davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen harçların istek halinde ilgilisine iadesine, 28.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.