İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Taraflar arasındaki Deniz Ticaret davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş. ile dava dışı ... ... ...…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/160 KARAR NO : 2026/41 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/10/2023 NUMARASI : 2022/177 Esas - 2023/391 Karar DAVA: Deniz Ticaret İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Taraflar arasındaki Deniz Ticaret davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş. ile dava dışı ... ... ... (kiracı) Finansal Kurumlar Birliği nezdinde 25.01.2016 tarih ... tescil no.su ile tescilli ...-R1 sözleşme nolu Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşme kapsamında kiralanan ve zilyetliği kiracı şirkete devredilen, müvekkili şirketin mülkiyetinde bulunan ABD bayraklı ... isimli teknenin, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, sigorta poliçesinin 6 Mart 2020 tarihinde yenilendiğini, yenilenen police ile birlikte Tekne Poliçesi Genel Şartları ve ... Yat Klozlarının da kapsam dahilinde kabul edildiğini, 8 Haziran 2020 tarihinde teknenin Yunanistan açıklarında battığı bilgisinin müvekkiline iletildiğini, müvekkilinin bu bilgiyi derhal davalılara aktararak, hasar dosyası açılmasını talep ettiğini, davalılardan gönderilen 8 Haziran 2020 tarihli e-posta mesajında, detaylı bilgi olup olmadığı, müvekkilinin kiracısı ... ... yetkilisi ... Bey'in teknede olup olmadığının sorulduğunu, böylelikle hasar ihbarının alındığının teyit edildiğini, davalıların eksper tayininin yaklaşık bir hafta sürdüğünü, müvekkilinin talep edilen bilgi ve belgeleri aynı gün sigorta şirketine gönderdiğini, sigorta şirketi tarafından görevlendirilen eksperin tekne ve sunulan belgeler üzerinde inceleme yaptığını, fakat hazırlanan ekspertiz raporunun talep etmesine rağmen müvekkiline iletilmediğini, davalı Sigorta şirketinden gönderilen 23 Haziran 2020 tarihli e-posta mesajında police teminatları çerçevesinde değerlendirme yapılıp bilgi iletileceğinin bildirildiğini, zararın artmasını engellemek için liman idaresi ile müzakereler yürüttüğünü, Korfu Liman İdaresi'nin, batik teknenin derhal çıkartılarak seyrüsefer güvenli düşürmeyecek bir alana çekilmesini, teknenin battığı için işgaliye ve çevre kirliliği hususların 21 Temmuz 2020 tarihinde ihtarname ile davalılara iletildiğini, ihtarname ile 2 işgünü içinde batığın çıkarılması ve emin bir yere çekilmesi işlemlerinin sigorta şirketi tarafından yerine getirilmesi gerektiğinin bildirildiğini, teknenin mülteci kaçakçılığı suçuna karışmış olması nedeniyle teminat dışı değerlendirildiğine dair resmi olmayan bir yoldan e-posta gönderiliğini, müvekkiline konu ile ilgili resmi bir bildirim yapılmadığını, teknenin iddia edilen mülteci kaçakçılığı sırasında değil kuvvetli fırtına nedeniyle battığının bildirildiğini, ihtarnamelerinin akabinde 6 Ağustos 2020 tarihinde Sigorta şirketinin müvekkili şirketten tekrar belge talep ettiğini, daha önce gönderilmiş olan bu belgelerin bir kez daha Sigorta şirketine iletildiğini, 24 Kasım 2020 tarihinde Sigorta şirketi tarafından müvekkiline gönderilen bir yazı ile muhtelif belgelerin talep edildiğini, müvekkili tarafından ihtarname keşide edilerek, diğer hususların yanı sıra, teknenin bulunduğu yerden çıkartılması için iki teklif alındığı, davalılardan aksine bir öneri gelmediği taktirde 80.000 Euro KDV ve tekne batığının teslimi teklifinin kabul edileceğinin ihtar edildiğini, 9 Aralık 2020 tarihinde Sigorta şirketi tarafından gönderilen yazı ile müvekkilinin ihtarnamesindeki taleplerin ve batik çıkarma teklifinin, kendileri tarafından istenilen belgelerin sunulmaması sebebiyle kabul edilmediğinin bildirildiğini, müvekkilinin daha önce göndermiş olmasına rağmen yeniden tüm belgeleri hazırlayarak 15 Şubat 2021 tarihli kapak yazısı eşliğinde kargo ile ilettiğini ve ihtarname gönderdiğini, ihtarnamede, gecikme nedeniyle talepte bulunma hakkı saklı kalmak kaydıyla; Teknenin batması nedeniyle oluşan zarara ilişkin olarak 1.000.000 Euro'nun, Müvekkili şirketin Yunanistan'daki avukatlarına ödenen 21.574,74 Euro'nun, teknenin batış nedeninin ve mevcut fiziki durumunun tespit edilebilmesi için ... ... SA şirketine ödenen 3.500 Euro'nun, Yunan Liman İdaresi'nin, teknenin batışını müteakip çevre kirliliğine yol açmamak için tedbir uygulandığını beyan ederek, günlük 4.200 Euro KDV talebinin, ... şirketi tarafından batık çıkarma hizmeti için sunulan, enkazın bila bedel kendilerine bırakılması ve ilaveten net 80.000 Euro KDV'nin ödenmesini veya enkazın satışı için daha iyi tekliflerin bulunması halinde bu teklifin yine üç gün içinde bildirilmesi, aksi halde ... şirketinin teklifine itirazının olmadığının kabul edileceğinin ihtar edildiğini ve yukarıda bahsi geçen tutarların ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalılar tarafından alternatif teklifler alınmadığı ve müvekkilinin talepleri karşılanmadığı için, ... şirketinin teklifinin kabul edilerek taraflar arasında 18 Mayıs 2021 tarihinde anlaşma hükümleri uyarınca teknenin çıkarıldığını, tüm bu ödenen tutarların Beşiktaş 19. Noterliği'nin 29 Haziran 2021 tarihli ihtarnamesi ile toplam 1.262.068,81 Euro olarak davalı Sigorta şirketlerinden talep edildiğini, davalıların bu bedeli ödemekten kaçındıklarını, tekneye ilişkin sigorta poliçesinin 6 Mart 2020 tarihinde yenilendiğini, Sigorta sözleşmesinden cayılmadığını, sözleşmenin feshedilmediğini, davalılardan bu güne kadar gelen tek itirazın, 22 Temmuz 2020 tarihli e-postada belirtilmiş olan teknenin göçmen kaçakçılığı suçuna karışmış olması nedeniyle teminat dışı olarak değerlendirildiği hususu olduğunu, ancak davalının bu e-postadaki beyanının davalı şirketin resmi görüşü olduğunu teyit etmediği gibi, tam tersine, sergilediği tutum ve davranışları ile mesajındaki beyanın kendisi için bağlayıcı olmadığını gösterdiğini, tekneye karıştığı iddia edilen suç ile batması arasında illiyet bağı bulunmadığını, tekneye ilişkin baglama kararının Korfu Limanı'na demirledikten sonra verildiğini, teknenin ise bundan tam 6 ay sonra şiddetli fırtına nedeniyle batmaya başladığını, dolayısıyla rizikonun gerçekleşmesi ile iddia edilen suça karışması arasında nedensellik bağı bulunmadığını, belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere teknenin batması nedeniyle oluşan zarara ilişkin olarak ... Yat Klozları teminatı kapsamında 1.000.000 Euro'nun, ... şirketine batik çıkarma hizmeti için ödenen 80.000 Euro'nun, Korfu Liman İdaresi'ne ödenen 120.000 Euro'nun, teknenin batış nedeninin ve mevcut fiziki durumunun tespit edilmesi için ... ... Şirketi'ne ödenen 3.500 Euro'nun, Korfu'daki hukuki durumun anlaşılabilmesi, davalılar tarafından talep edilen bilgi ve belgelerin toplanması, ... Şirketi ile batığın çıkarılması konusunda anlaşma yapılması ve Liman İdaresi'nin fahiş talebinin azaltılması için hizmet veren müvekkilinin Yunanistan'daki avukatlarına ödenen 55.574,74 Euro'nun, davalılar tarafından talep edilen belge ve bilgilerin toplanması için müvekkiline hizmet veren İtalya'daki avukatlara ödenen 2.997,07 Euro'nun, davalılar tarafından müteselsilen ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu ... isimli teknenin, müvekkili şirket nezdinde 14.03.2020-14.03.2021 vade tarihli, ... nolu Yat Sigorta Poliçesi tahtında Sigorta teminatı altına alındığını, müvekkilinin sorumluluğunun police limiti ile sınırlı bulunduğunu, davacının aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığının ispata muhtaç olduğunu, davacının işbu Finansal Kiralama Sözleşmesi'ndeki menfaatinin, Yat Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, davacının işbu police kapsamındaki tazminat hakkının, sadece ve sadece Finansal Kiralama Sözleşmesi kapsamındaki alacakları ile sınırlı olduğunu, bu kapsamda öncelikle davacının, Finansal Kiralama Sözleşmesi kapsamında ne kadar alacağı olduğunu açıklaması gerektiğini, Ambarlı Liman Başkanlığı tarafından 14.11.2019 tarihinde düzenlenmiş olan Transit Log belgesinden görüleceği üzere, ... isimli sigortalı ABD bayraklı yatın içerisinde, Kaptan..., Mürettebat ..., ... ... ile birlikte Arnavutluk'un Sarende Limanı'na girmek üzere izin aldığını, tekne Ambarlı Liman'ndan kalkmadan önce ve sonrasında toplamda 43 yabancı/mültecinin İtalya'nın karasularına bırakmak üzere tekneye alındığını, teknenin 22.11.2019 tarihinde İtalya'nın Santa Maria di Leuca sahillerine yakın bir pozisyonda iken, 8 metre boyunda ve gri renkli bir şişme bota bindirilmiş olan 43 mültecinin ana tekneye olan bağlantı ipinin bırakıldığını ve teknenin hızla mültecilerden Yunanistan yönüne doğru uzaklaştığını, Yunan Sahil Güvenliğin 22.11.2019 günü saat 12.45'de tekneyi durdurduğunu, Yunan Sahil güvenliği gözetiminde Korfu Limanı'na götürülerek sahile bağlandığını, teknenin ve mürettebatının evraklarına, göçmen taşımada kullanıldığı şüphesi ile el konulduğunu, 23.11.2019 tarihinde tekne mürettebatının İtalya kıyısında yasa dışı göçmen kaçakçılığı yaptıkları şüphesiyle ihtiyati tedbir kararı ile tutuklandıklarını, 27.11.2019 tarihinde tekneye İtalya Mahkemesi tarafından el koyma kararı verildiğini, 04.05.2020 tarihinde saat 17.30 sularında, Kerkira Limanı Teşkilatı güvenlik personeli tarafından Yunanistan Sahil Güvenlik Komutanlığı'na, sigortalı teknenin duruşunu değiştirerek sancak tarafına doğru çaprazlamasına yatmaya başladığının bildirildiğini, teknenin makine dairesinden su sızıntısı olduğunun tespit edildiğini, teknenin önce yarı batık, daha sonra da sancak tarafına doğru yatık vaziyette tamamen battığını, dava konusu teknenin battığı tarihin yenileme poliçesinin vadesini kapsadığını, teknenin 14.03.2019-14.03.2020 vade tarihli Yat Sigorta Poliçesinin de müvekkili şirket tarafından tanzim edildiğini, tekneye police yenileme döneminden önce 27.11.2019 tarihinde verilen el koyma kararının ve göçmen kaçakçılığına karıştığı bilgisinin police yenileme döneminde müvekkili sigortacıya bildirilmediğini, bildirim yükümlülüğünü kasten yerine getirmediği ve bildirim yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantının bulunduğunun aşikar olduğunu, buna ek olarak, poliçenin “Diğer Hükümler” başlıklı maddesinin 4 no.lu paragrafında yer alan düzenleme uyarınca, teknenin kaptanı yönetiminde özel amaçlı kullanılmasının şart olduğu, yalnız özel misafirler için kaptan ve mürettebatı ile birlikte ücret karşılığında gezi amaçla kullanılabileceğini, ne var ki sözkonusu teknenin para karşılığında göçmen kaçakçılığı amacıyla kullanıldığını, bu yönüyle poliçedeki özel amaçlı kullanım şartının da sağlanmadığını, bununla birlikte TTK m. 1429 uyarınca, sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödemesini sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişilerin, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde, sigortacının tazminat ödeme borcundan kurtulacağını, rizikonun (teknenin batmasının) temel nedeninin, teknenin el koyma kararı çerçevesinde tutuklu iken terk edilmesi ve muhafazası için gerekli tedbirlerin sigorta ettiren tarafından kasten alınmaması olduğunu, bu yönüyle de müvekkili şirketin dava konusu taleplere ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu taleplerin fahiş olduğunu, tanzim edilen ekspertiz raporunda, dava konusu tekneye benzer teknelerin satış ilanları değerlendirilerek yapılan incelemede, teknenin Sigorta bedelinin 500.000 Euro civarında olduğunun tespit edildiğini, aşkın sigorta bulunduğunun tartışmasız olduğunu, müvekkilinin, davacının yaptığı harcamalara ilişkin de herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının işbu masrafları yaparken müvekkilinden onay almadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, poliçede yer alan muafiyet hükmünün dikkate alınması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davacı şirketin mülkiyetinde bulunan ABD bayraklı ... isimli teknenin, davalı sigorta şirketi tarafından14.03.2019-14.03.2020 vadeli sigorta poliçesi ile sigortalanarak, poliçesinin 6 Mart 2020 tarihinde yenilendiği, sigorta poliçesinde sigorta ettiren olarak yer alan kiracı ...'nun "kiracılık" sıfatının Finansal Kiralama Sözleşmesi'nin 20.02.2019 tarihi itibarıyla feshedilmiş olması nedeniyle sona erdiği, davacı sigortalının poliçenin devam süresi içinde TTK'nun 1445. maddesi gereğince, yenilenme tarihinde de TTK'nun 1435. maddesine göre beyan mükellefiyetinin bulunduğu halde bu davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, nitekim kiracı şirket yetkilisi ve kaptanı tarafından teknenin sözleşmenin feshedilmiş olmasından sonraki tarih olan 14.11.2019 tarihinde geminin içerisinde bulunan kaçak göçmenlerle birlikte yurt dışına çıkarıldığı, tekneye İtalyan Makamları tarafından verilen el koyma kararı ile Yunan karasularında uygulandığı, tekne hakkında verilen el koyma kararının ve göçmen kaçakçılığına karıştığı bilgisinin police yenileme döneminde davalı sigorta şirketine bildirilmediği anlaşılmıştır. Bu şekilde sözleşmenin yapılması (yenilenmesi) aşamasındaki TTK m. 1439'deki beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı, oysa ki bu hususun poliçeyi yenileyip yenilememe kararına etki edecek mahiyette olduğu, bu bildirim yapılmadığı için sigortacının TTK m. 1445/1'de öngörülen, sözleşme süresi içindeki fesih hakkını kullanmasına engel olunduğu değerlendirilmiştir. Diğer yandan, 20.02.2019 tarihinde Finansal Kiralama Sözleşmesi'nin feshi ile davacı şirketin malik olarak tekneyi korumasına alması gerekmektedir. Nitekim yurt dışına çıkışına tedbir yolu ile yasal engel getirebileceği halde bu yönde bir önlem almadığı, teknenin el koyma kararından sonra Korfu Limanı'nda iskelenin dış tarafına yanaştırıldığı ve burada KD/K/KB rüzgarlarına tamamen maruz kaldığı, aynı yerde ağır hava koşullarından dolayı birkaç yıl öncede başka bir teknenin battığına ilişkin dalgıç raporunda not düşüldüğü, ... isimli teknenin sahipsiz ve korumasız şekilde limanın rüzgara açık bölümüne bağlanmış olması nedeniyle fırtınada battığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporuna göre, normal şartlarda fırtına uyarısı olduğunda teknenin kaptanının tekneyi korunaklı bir alana çekerek zarar görmesine engel olması mümkün ve gereklidir. Ancak olay tarihinde tekne kaptanı ve şirket yetkilisinin tutuklu olmaları nedeniyle tekne başıboş kalmıştır. Teknenin Korfu Limanı'nda tutulma sebebi ise göçmen kaçakçılığında kullanılmış olmasıdır. Şu halde teknenin yasa dışı bir eylemde kullanması ile gerçekleşen riziko arasında doğrudan illiyet bağının bulunduğu kesin olmakla birlikte davacının eylemlerinden sorumlu olduğu gemi kaptanı ve yetkilisinin TTK m. 1429 anlamında rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları anlaşılamamıştır. Tekne sigorta poliçede yer alan "Güveni Kötüye Kullanma" istisna klozu sebebiyle meydana gelen zararın police teminatında bulunmadığı, zira poliçenin 4. sayfasında yer alan 4. maddede; “Teknenin kaptanı yönetiminde özel amaçlı kullanılması şarttır. Yalnız tekne özel misafirler için kaptan ve mürettebatıyla birlikte ücret karşılığında gezi amaçlı kullanılabilecektir.” şeklinde yer alan düzenlemenin teknenin kullanım amacına bağlanan istisna bir durumu düzenlediği açıktır. Dava dosyasında toplanan delillerden sigortalı teknenin kişi başına 10.000 Euro karşılığında göçmen kaçakçılığı amaçlı kullanıldığı, bu şekilde gerçekleşen yasa dışı bir faaliyet sebebiyle İtalyan yetkili makamları tarafından el konulan teknenin bağlandığı limanda fırtına sebebiyle battığı anlaşılmıştır. Böylelikle davacının, "teknenin özel amaçlı kullanılacağı" şartına aykırı davrandığı dosya kapsamına göre sabit olduğundan, hasarın police teminatı kapsamında olmadığı sonucuna varılmakla, bu kanaat ışığında davalı ... Sigorta'ya karşı açılan davanın esastan reddine, diğer davalı ... Limited Şirketine karşı açılan davanın pasif ise TTK'nın 105/2. maddesine göre pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu teknenin göçmen kaçakçılığına karıştığının ispatlanamadığını , bu yönünde kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunup bulunmadığı araştırılmadan karar verildiğini, teknenin göçmen kaçakçılığına karışmış olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararı ile kanıtlanması halinde dahi bu hususun müvekkilinin davasının reddi için gerekçe teşkil etmeyeceğini, mahkeme tarafından verilen kararın gerekçesinde taraflarınca dava konusu teknenin iadesine dair açılan ve dosyasına celp edilen dava dosyalarından hiç bahsedilmediğini, mahkemenin gerekçesinde belirtilenin aksine, sigorta poliçesi yenilenirken teknenin Yunanistan’da bağlı olduğu hususu sigortacıya bildirildiğini , müvekkili şirket tarafından beyan yükümlülüğüne aykırı davranılmadığı gibi davalı sigorta şirketinin TTK m. 1445/1'de öngörülen fesih hakkını kullanmasının da engellenmediğini, mahkemenin gerekçesinde belirtilenin aksine teknenin başıboş bırakılmadığını, teknenin, 7/24 güvenlik devriyesi ile izlenen güvenli bir limana çekildiğini, teknede sürekli insan bulunmasına dair sözleşmede bir madde bulunmadığı gibi böyle bir beklentinin kabulünün de teknelerin sigortalanma amacına aykırılık teşkil ettiğini, teknenin müvekkilinin izni ve bilgisi dışında fiilen kullananın Finansal Kiracı olduğunu, Finansal Kiracı’nın eylemlerinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, 6361 Sayılı Kanun ve Finansal Kiralama Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde müvekkil şirketin poliçe konusu teknenin işletilmesi, fiilen kullanılması ile ilgili hiçbir sorumluluğu, yükümlülüğü de bulunmadığını, teknenin yasa dışı bir eylemde kullanması ile gerçekleşen riziko arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığını, teknenin sigortalanması için finansal kiracının bulunmasının da şart olmadığını, teknenin başka bir şirkete kiraya verilebileceğini ya da satılabileceğini, sadece Finansal Kiralama Sözleşmesi’nin feshedildiğinin bildirilmemiş olmasının TTK md. 1435 hükmüne aykırılık teşkil ettiğinin kabulünün mümkün olmadığını, sigorta şirketine gerekli bilgilerin verildiği ve bu nedenle de Yerel Mahkeme görüşünün aksine TTK md. 1435’e aykırı bir durum söz konusu olmadığını, kasıtlı olarak bilgi saklamadığı açık olan, kiracısından aldığı bilgiyi derhal sigortacısına ileten müvekkilinin, kabul ve muvafakat anlamına gelmemek kaydıyla; müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun hiç değerlendirilmediğini, davalı Sigorta Şirketinin iddia ettiği gibi seferden men sebebiyle teknenin bağlı olmasının ayrı bir önemi var idiyse, müvekkilinden gelen yazılı bildirim üzerine sigorta şirketinin müdebbir davranarak konuyu tahkik etmesi ve ilave bilgi istemesi gerektiğini beyanla istinaf başvurularının kabulü ile; gerek bu dilekçelerinde belirtilen sebepler gerekse de re’sen tespit edilecek hususlar çerçevesinde Mahkeme kararının kaldırılmasına, eksik incelemenin tamamlatılmak üzere dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, akabinde talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, teknenin batması nedeniyle oluşan zararın; batık çıkarma, teknenin batış nedeninin ve mevcut fiziki durumunun tespiti, avukatlık hizmeti için yapılan masrafların taraflar arasında düzenlenen "Yat Sigorta Poliçesi" kapsamında davalılardan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davalı... Hizmetleri Limited Şirketine karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'ne karşı açılan davanın esastan reddine karar verilmiş, davalı sigorta şirketi hakkında verilen ret kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, tekne batması nedeniyle oluşan zararın ve yapılan masrafların sigorta teminatı kapsamında kalıp kalmadığı noktasındadır. Dosya kapsamından, davacı ile dava dışı ... ... ... arasında 25.01.2016 tarihinde Finansal Kiralama Birliğine tescil edilen finansal kiralama sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme ile eski adı ... olan ... isimli özel yatın ... ... ... zilyetliğine teslim edildiği, teknenin şirket ortağı ...'ın kullanımında olduğu, davacı tarafından dava dışı kiracısı ve kefiller hakkında İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ve İstanbul 10.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, davacı tarafça, kiracının sözleşme edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle 20.02.2019 tarihinden itibaren finansal kiralama sözleşmesinin feshedildiği, davacının maliki olduğu finansal kiralamaya konu ... isimli tekne hakkında, davalı sigorta şirketinin acentesi olan... Hizmetleri Limited Şirketince, sigorta ettireni kiracı ... ... ..., sigortalısı davacı olan 06.03.2020 tarihli 4. tecdit poliçe şeklinde yat sigorta poliçesi tanzim edildiği, anılan poliçe ile 14.03.2020-14.03.2021 tarihleri arasında teknenin sigorta örtüsüne alındığı, Yunan deniz sularında oluşacak hasarlarda uygulanmak üzere de ek teminatların teminata dahil edildiği anlaşılmaktadır.6331 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman Ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nun 33.maddesine göre sözleşmenin kiralayan tarafından feshi ile 30. maddenin ikinci fıkrası uyarınca kiracı tarafından feshi hâllerinde, kiracı malı iade ile yükümlüdür....(2) Sözleşme kiracı tarafından feshedilirse kiracı malı geri vermekle beraber uğradığı zararın tazminini, kiralayandan talep edebilir. Eldeki davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/58 D. İş sayılı dosyasında 10.01.2019 tarihinde ... adlı teknenin davalıdan alınarak yeddiemin olarak davacıya veya yeddiemine teslimi suretiyle ihtiyati tedbir konulmasına, İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/34 Esas ve 2019/635 Karar sayılı 19.09.2019 tarihli kararı ile de dava konusu teknenin davacıya iadesine karar verilmiş olup, davacı tarafça 20.02.2019 tarihinde finansal kiralama sözleşmesinin feshedilmesinden sonra teknenin 14.11.2019 tarihine kadar kiracının kullanımında olmasına itiraz edilmediği gibi Ambarlı Liman Başkanlığı'ndan alınan izin ile tekneyle yurt dışına çıkış yapılmasına da engel olunmadığı gözetildiğinde davacının teknenin işletilmesi ve fiilen kullanılması ile ilgili hiçbir sorumluluğu bulunmadığı yönündeki iddiaları yerinde görülmemiştir. Tekne poliçesi genel şartlarının "Sigorta Teminatının Kapsamı" başlıklı A3.maddesi "Bu sigorta, rizikonun gerçekleşmesi sonucu gemi veya diğer deniz ve göl araçlarının yahut bunlara ilişkin diğer menfaatlerin uğrayacağı ziya ve hasarı, ayrıca teminata dahil edilmişse sorumluluk tazminatını, yahut bunlarla ilgili masrafları kapsar. Ziya veya hasar yahut sorumluluk tazminat ile bunlara ilişkin masrafların kapsam ve içeriği, teminata dahil ve İstisna edilen rizikolar, bu poliçeye eklenen Özel şartlarla belirlenir." şeklinde olup, anılan maddede teminat dışı durumlar ve poliçe kapsamında değerlendirilecek hususlar ile tazminatın tespitinde esas alınacak unsurlar belirtilmemiştir. Kapsam ve teminat dışı hallerin özel şartlarla belirleneceğine atıfta bulunulmuştur. Somut olayda davaya konu sigorta poliçesinin 4. Maddesinde “Teknenin kaptanı yönetiminde özel amaçlı kullanılması şarttır. Yalnız tekne özel misafirler için kaptan ve mürettebatıyla birlikte ücret karşılığında gezi amaçlı kullanılabilecektir.” şeklinde, teknenin kullanım amacına yönelik bir özel bir şart bulunmaktadır. Aynı poliçenin “güveni kötüye kullanma istisna klozu” başlığı altında, poliçe kapsamında teminat altına alınan sigortalı deniz aracının sahibi, adamları, çalışanları veya yardımcıları ile eğer teminat verilmiş ise kiracıları /işletenleri nezdinde iken güveni kötüye kullanma suretiyle meydana gelen zarar ve ziyanların sigorta teminatı dışında olduğu, sigortacının güveni kötüye kullanma neticesinde meydana gelen rizikolara ilişkin herhangi bir sorumluluğu olmadığı düzenlenmiştir. Davacı tarafça teknenin batmasına ilişkin olarak 08.06.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine ihbarda bulunularak Beyoğlu 41. Noterliğinin 21.07.2020 tarihli ... yevmiye numaralı, Beyoğlu 41.Noterliğinin 28.07.2020 tarihli ... Yevmiye numaralı, Beyoğlu 41.Noterliğinin 04.12.2020 tarihli ... Yevmiye numaralı, Beşiktaş 19.Noterliğinin 15.02.2021 tarihli ... Yevmiye numaralı ihtarnameler ile davalı sigorta şirketinden sürece dahil olması istenmiş; davalı sigorta şirketi ise 09.12.2020 tarihli yazı ile eksikler olduğunu bildirmiş, 12.04.2021 tarihinde ekspertiz raporunda, teknenin, içinde finansal kiracısı ... isimli firmanın yetkilisi ve temsilcisi ... isimli şahsın bulunduğu 3 kişilik ekip tarafından para karşılığında insan kaçakçılığı amacıyla kullanıldığı ve Korfu Adası'nda bu nedenle el konulmuş vaziyette iken battığı, meydana gelen olayın sigorta poliçesinin 4.Maddesinde “Teknenin kaptanı yönetiminde özel amaçla kullanılması şarttır” hükmü kapsamında teminat dışı olduğunun belirtilmesi üzerine davacıya herhangi bir hasar ödemesi yapılmamıştır. İyiniyet ve karşılıklı güven ilişkisine dayanan sigorta sözleşmelerindeki doğru beyan yükümlülüğü, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1435/1. maddesinde "sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir" denilerek düzenlendikten sonra TTK'nun 1439/1. maddesinde, bu yükümlülüğe uyulmamasının yaptırımı "sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir. Bu açıklamalar ışığında TTK.’nın 1439. maddesi düzenlemesine göre; sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, şayet sigortalı tarafından var olan durum kasten bildirilmemiş ise sigortacının sözleşmeden cayma hakkı söz konusudur.TTK'nun sözleşme süresi içindeki beyan yükümlülüğüne ilişkin 1444/2. maddesi, sigorta ettiren veya onun izniyle başkası, rizikonun gerçekleşme ihtimalini artırıcı veya mevcut durumu ağırlaştırıcı işlemlerde bulunursa yahut sözleşme yapılırken açıkça riziko ağırlaşması olarak kabul edilmiş bulunan hususlardan biri gerçekleşirse derhâl; bu işlemler bilgisi dışında yapılmışsa, bu hususu öğrendiği tarihten itibaren en geç on gün içinde durumu sigortacıya bildirir, şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nın 1445/1. Maddesine göre de sigortacı sözleşmenin süresi içinde, rizikonun gerçekleşmesi veya mevcut durumun ağırlaşması ihtimalini ya da sözleşmede riziko ağırlaşması olarak kabul edilebilecek olayların varlığını öğrendiği takdirde, bu tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeyi feshedebilir veya prim farkı isteyebilir. Farkın on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde sözleşme feshedilmiş sayılır. TTK'nın 1449. maddesine göre sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz.Kanun farklı bir süre öngörmedikçe ihlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer. Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda, finansal kiralama sözleşmesinin feshi ile teknenin, malik olan davacının sorumluluk alanına geçtiği, yetkisiz üçüncü kişiler elinde kalan teknenin akıbeti konusunu bilmeden sigorta poliçesi düzenletilmesinde finansal kiralama sözleşmesinin feshi ile kiracılık sıfatı sona eren kişiler yedinde olan teknenin bu durumunu sigorta şirketine beyan etmeyen davacının bu beyansızlığı ile gerçekleşen rizikonun bağlantılı olduğu ve rizikonun gerçekleşmesinde etkili bir husus olduğu belirtilmiş ise de davalı sigorta şirketinin davacının bildirim yükümlülüğünü ihlali nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini veya prim farkı isteyip de davacının prim farkını ödemediği iddia ve ispat olunmamasına göre sigorta sözleşmesinin kendiliğinden münfesih olduğunun kabulü mümkün değildir. Ancak teminat kapsamında bir rizikonun gerçekleştiğini ispat yükü sigortalı/lehdara aittir. Bu husus ispatlandıktan sonra sözleşmede öngörülen risklerden herhangi birinin yada bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat külfeti sigortacıya aittir. (TTK 1409/2) Bu durumda rizikonun sözleşmede belirtilen istisna kapsamına kaldığı veya sözleşmede himayenin sınırlanmasına ilişkin belirlenen hallerin gerçekleştiğini sigortacının ispat etmesi gerekir. Ancak sigortacıdan talepte bulunan kişinin beyan yükümlülüğüne aykırı davranması halinde ispat yükü yer değiştirir. (Prf.Dr. Emine Yazıcıoğlu, Prf.Dr. Zehra Şeker Öğüt Sigorta hukuku 4, baskı sayfa 173) (Emsal Yargıtay 17 HD 2014/ 23577 Esas ve 2017/5650 Karar sayılı kararı, Hukuk Genel Kurulunun 17.01.2019 tarihli ve 2017/17-1084 E., 2019/18 K. sayılı kararı) Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden, ... isimli ABD Bayraklı yat için kaptan ... ve mürettebat ... ile ... tarafından Arnavutluğun Serende Limanına gitmek üzere Ambarlı Liman Başkanlığı'ndan alınan izin ile 14.11.2019 tarihinde Ambarlı Limanından hareket edildiği, İtalya'nın Santa Maria di Leuca sahillerinde Fransız Polisi devriye botu ile 43 mültecinin kurtarılarak limana getirildiği 22.11.2019 tarihinde Yunan Sahil Güvenlik Polisinin aldığı ihbar üzerine teknenin durdurularak önce ... Adası'na, daha sonra da Korfu Limanı'na getirildiği, 23.11.2019 tarihinde tekne mürettebatının yasa dışı göçmen kaçakçılığı yaptıkları şüphesiyle tutuklanmaları üzerine 27.11.2019 tarihinde İtalyan makamları tarafından tekne hakkında el koyma kararı verilerek durumun Yunan makamlarına bildirildiği ve teknenin seferden men edildiği , teknenin Korfu Limanında bağlı haldeyken 04.05.2020 tarihinde battığı, İtalya Lecce Mahkemesi tarafından 03.06.2020 tarihli yazı ile teknenin sahibine teslim edilebileceğine karar verildiği anlaşılmaktadır.Eldeki davada göçmen kaçakçılığına ilişkin kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmamakta ise de dosyaya tercümesi sunulan yabancı mahkeme kararlarından göçmen kaçakçılığı suçu nedeniyle 23.11.2019 tarihinde finansal kiracı şirket ortaklarının da bulunduğu tekne mürettebatının tutuklandığı ve sigortalı tekneye el konulduğu açıktır. Finansal kiracı tarafından davacıya iade edilmeyen teknenin göçmen kaçakçılığında kullanılmış olması, davacıya karşı güveni kötüye kullanma niteliğindedir. Sigorta örtüsü altındaki teknenin fırtına nedeniyle batması ile birlikte riziko gerçekleşmiş ise de el konulma halinin devam ettiği sırada teknenin batmış olduğu gözetildiğinde gerçekleşen riziko ile teknenin göçmen kaçakçılığında kullanılması arasında illiyet bağı bulunduğunun kabulü gerekir. Davaya dayanak sigorta poliçesinde, teknenin kiracıları /işletenleri nezdinde iken güveni kötüye kullanma suretiyle meydana gelen zararın sigorta teminatı dışında olduğunun düzenlenmiş olmasına göre davalı sigorta şirketinin, meydana gelen rizikoya ilişkin herhangi bir sorumluluğu yoktur. Ayrıca davaya konu sigorta poliçesinde, teknenin sigorta örtüsünde olması, özel amaçla kullanımına bağlı olup, somut olayda sigortalı teknenin, amacı dışında kaçak göçmen taşımasında kullanılması nedeniyle davalı sigorta şirketinin davacıya ödeme yapma yükümlülüğü olmadığı anlaşılmakla mahkemece davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026