T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1296 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/156 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2021/1077 E - 2023/578 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İpta…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1296 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/156 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2021/1077 E - 2023/578 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 20/02/2026 YAZILDIĞI TARİH : 12/03/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında uzun yıllardan beri ticari ilişki olduğunu, bu ticari ilişki çerçevesinde müvekkilinin davalıdan 940.089,93 TL alacaklı olduğunu, bu alacağa karşılık karşı tarafın taşınmaz üzerine müvekkili şirket lehine ipotek tesis ettirdiğini, ancak alacağın 585.465,92 TL'si için ipotek tesis edilmediğini, ipotek tesis edilmeyen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini, davalının takipten önce borcuna karşılık müvekkiline bonolar verdiğini, davalının müvekkilini ödeme için oyalaması nedeniyle bonoların zamanaşımına uğradığını, bonoların, fatura ve irsaliyelerin müvekkilinin alacağını en azından yaklaşık olarak ispat etmeye yeterli olduğunu, davaya konu alacağın müvekkili tarafından davalı tarafa kesilen faturalardan kaynaklandığını belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, cari hesap mutabakatı bulunmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında uzun zamandır süren cari hesap düzeyinde takip edilen ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça ibraz edilen mail ekindeki 08/01/2016 tarihli cari hesap mutabakat metnine göre, 31/12/2015 dönem sonu bakiyesinde davacının 2.777.248,14TL alacaklı olduğunun belirtildiği, mutabakat mektubundaki 2.777.248,14 TL devir bakiyesi baz alındığında davacı tarafından 2016 yılında 1.699.615,10 TL, 2017 yılında 171,51 TL olmak üzere toplamda 1.699.786,61 TL tutarlı fatura düzenlendiği, 2015 yılı devirle birlikte davacının toplam alacağının 4.477.034,75 TL'ye tekabül ettiği, davalı tarafından ise 2016 yılında 2.918.653,94 TL, 2017 yılında 648,44 TL olmak üzere toplamda 2.919.302,38 TL iade ve ödeme gerçekleştirildiği, buna göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 1.557.732,37 TL alacaklı olduğu, davacı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içinde yaptırıldığı, defter kayıtlarının dayanağı belgelerle uyumlu olduğundan HMK 222/2-3 maddesine göre sahibi lehine kesin delil olma özelliğine haiz olduğu, davalının 2016-2017-2018 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının bulunduğu, ancak 2019 yılı kapanış kayıtlarının düzenlenmediği, 2019-2020-2021 yılı kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, kebir defterinin ana hesap bazında bastırıldığı, yasal defter kayıtlarında ayrıntılı tek düzen hesap planına uyulmadığı, defterlerin ayrıntılı ve denetime elverişli olmadığı, bu durumun defterlerin delil olma özelliğini zedelediği ve HMK 222 maddesi uyarınca ticari defterlerin davalı lehine delil olma özelliğine haiz olmadığı, ancak davacının dava dilekçesinde de belirttiği üzere takip tarihi itibariyle davalıdan 940.089,93 TL alacaklı olduğunu ifade ettiğinden bu alacak miktarının esas alınması gerektiği, bu alacağa karşılık davalı tarafın taşınmazı üzerine davacı şirket lehine ipotek tesis ettirdiği, alacağın 585.465,92 TL'si için ipotek tesis edilmediği, ipotek tesis edilmeyen alacağın tahsili için dayanak icra takibinin başlatıldığı, davalının icra takibinden önce borcuna karşılık davacıya toplam 615.000,00 TL bedelli üç adet bono verdiği, bu bonoların ödemediği, bonoların 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu haliyle davacının davalıdan takip tarihi itibariyle toplam 585.465,92 TL alacaklı olduğu ve icra takibi başlatmakta haklı olduğu, her ne kadar davalı taraf, davacı tarafça ibraz edilen mail ekindeki 08/01/2016 tarihli cari hesap mutabakat metninin kendilerine ait olmadığını iddia etmiş ise de, mutabakat metninin gönderildiği mail adresinin müvekkiline ait olduğunu belirtmesi nedeniyle mutabakat metninin davalı tarafça davalı tarafa gönderildiği ve geçerli olduğu, aksinin davalı tarafça ispat edilemediği, ayrıca davacı tarafça dava dilekçesinde ticari defterler ve dayanak belgelerin delil olarak gösterilmesi nedeniyle yargılama aşamasında ibraz edilen mail ekindeki 08/01/2016 tarihli cari hesap mutabakat metninin yargılama yönünden de süresinde ibraz edildiğinin ve geçerli bir delil olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, zamanaşımı itirazının mahkemece değerlendirilmediğini, mahkemenin hükme esas aldığı cari hesap mutabakatının tarihinin 08/01/2016 olup davacının bu mutabakata dayalı alacağını talep etme hakkının 08/01/2021 tarihinde sona ermekte olduğunu, ticari defterlerin delil olarak kabul edilme şartlarının gerçekleşmediğini, fatura konusu malların teslimine ilişkin araştırma yapılmadığını, müvekkiline ait ticari defterlerin 2016 yılına kadar usulüne uygun tutulduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiğini, 2017-2019 yılları arasında taraflar arasında ilişki olmaması nedeniyle bu defterlerin usulsüz olduğu gerekçesiyle aleyhe değerlendirildiğini, hesap mutabakatının davacının delil listesinde yer almadığını, bilirkişi incelemesinden sonra iddianın genişletilmesi kapsamında sunulduğunu, mutabakat metninin aslının ibraz edilmediğini, imza incelemesi yapılmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davacının takip nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Eskişehir 5.İcra Müdürlüğünün 2021/4280 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 14/07/2021 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 585.465,92 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacının ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin 21/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içinde yaptırıldığı, defter kayıtlarının dayanağı belgelerle uyumlu olduğundan 6102 sayılı TTK 64-65-66 maddelerine göre sahibi lehine kesin delil olma özelliğine haiz olduğu, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğu, dava konusu faturaların, davacı firmanın (BS) formlarında yer alması ile mal ve hizmetin yapıldığı ve ticari defterlere kayıtlı olduğu, faturalara davalı tarafından süresinde itiraz edilmediği, davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalı şirketten 585.465,92 TL alacaklı olduğu yönünde görüş belirtildiği görülmüştür Davalının ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin 20/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının 2016-2017-2018 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının bulunduğu, 2019 yılı kapanış kayıtlarının düzenlenmediği, 2019-2020-2021 yılı kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, kebir defterinin ana hesap bazında bastırıldığı, defterlerin ayrıntılı ve denetime elverişli olmadığı, bu durumun defterlerin delil olma özelliğini zedelediği, davalı ticari defterlerinde davacı şirketin cari hesabını 320.127035 ve 159.127035 hesap koduyla takip ettiğini, yasal defter kayıtlarında ayrıntılı tek düzen hesap planına uyulmadığı, kebir defterinde cari hesapların 320 ve 159 ana hesap kodunda toplandığı, davalının ticari defterlerinde davacının hesap bakiyesinin 2015 yılından 692.858,71 TL alacaklı olarak devrettiği, davacı tarafından 2016 yılında 1.699.615,10 TL, 2017 yılında 171,51 TL olmak üzere toplamda 1.699.786,61 TL tutarlı fatura düzenlendiği, 2015 yılı devirle birlikte davacının toplam alacağının 2.392.645,32 TL'ye tekabül ettiği, davalı tarafından ise 2016 yılında 2.918.653,94 TL, 2017 yılında 648,44 TL olmak üzere toplamda 2.919.302,38 TL iade ve ödeme gerçekleştirdiği, davalı tarafından Gelir İdaresi Başkanlığına verilen BA formlarında 2016 yılında 163 adet fatura ile 1.472.607,00 TL KDV hariç beyanda bulunulduğu, davalının 2019 yılı ticari defterlerinde 526.657,06 TL davacıdan alacaklı göründüğü, 2019 yılında kapanış kayıtlarının düzenlenmediği, 2020 ve 2021 yıllarında herhangi borç ve alacak kaydının bulunmadığı yönünde görüş belirtildiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından 08/01/2016 tarihli mutabakat metni sunularak rapora itiraz edilmesi üzerine alınan 21/03/2023 tarihli ek raporda özetle; davacı tarafından sunulan mail ekindeki mutabakat metninde 31/12/2015 dönem sonu bakiyesinde 2.777.248,14 TL davacının alacaklı olduğunun belirtildiği, mutabakat mektubundaki 2.777.248,14 TL devir bakiyesi dikkate alındığında davacı tarafından 2016 yılında 1.699.615,10 TL, 2017 yılında 171,51 TL olmak üzere toplamda 1.699.786,61 TL tutarlı fatura düzenlendiği, 2015 yılı devirle birlikte davacının toplam alacağının 4.477.034,75 TL'ye tekabül ettiği, davalı tarafından ise 2016 yılında 2.918.653,94 TL, 2017 yılında 648,44 TL olmak üzere toplamda 2.919.302,38 TL iade ve ödeme gerçekleştirildiği, buna göre davacının davalıdan 1.557.732,37 TL alacaklı olacağı yönünde görüş belirtildiği görülmüştür. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davalının cevap dilekçesinin süresinde olmaması nedeniyle zamanaşımı def'i değerlendirilemeyeceği gibi kaldı ki taraflar arasında satıma dayalı cari hesap ilişkisinden kaynaklı alacak için zamanaşımı süresinin dolmamasına, davalının kabul ettiği mail adresinden gönderilen mutabakat metnindeki devir bakiyesi ve davalı defterlerindeki kayıtlar dikkate alındığında davacının alacaklı olduğunun tespit edilmesine, ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmasına, tarafların devir bakiyelerinin farklı olduğunun bilirkişi incelemeleri sonrasında anlaşılması üzerine sunulan hesap mutabakatının ticari defter ve kayıtlar kapsamında kalması nedeniyle sonradan sunulan delil olarak değerlendirilemeyecek yani iddianın genişletilmesinden bahsedilemeyecek olmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 39.993,17TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 9.998,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 29.994,87 TL harcın istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 20/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."