11. Hukuk Dairesi 2013/4017 E. , 2013/20158 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Hendek Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.09.2012 tarih ve 2012/79-2012/442 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm b
**11. Hukuk Dairesi 2013/4017 E. , 2013/20158 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Hendek Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.09.2012 tarih ve 2012/79-2012/442 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 08.11.2008 tarihinde yapılan hisse satış anlaşması ile davalıya...Teks. Loj. A.Ş'ye ait nama yazılı 216 adet hisseyi sattığını, ancak davalının bu satıştan doğan 216.000,00 TL borcunu ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu, itiraz dilekçesinde yetkili icra müdürlüğünün açıkça belirtilmemesi nedeniyle, yetki itirazının geçersiz olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, anlaşma konusu hisse devirlerinin bedelsiz yapılmış olduğunu, borca batık hiçbir şirketin hisse satışlarının pozitif değerlerle olmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin bağışlama olarak nitelendirilmesi halinde bağışlama sebebinin açıkça anlaşılması gerektiği, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinde davacı cari hesabına 216.000,00 TL borç, davalı cari hesabına alacak olarak kaydedildiği, yapılan işlemin satış niteliğinde olduğu, davalı tarafın icra takibine yaptığı itirazda haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, anonim şirket hisse satış bedelinin tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında bu satış işlemi nedeniyle sadece dosya içinde mevcut 08.11.2008 tarihli “Hisse Satış Anlaşması” başlıklı belge dışında yazılı belge bulunmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, bu sözleşmeye göre satış bedelinin 216.000,00 TL olduğunu iddia etmekte, davalı ise hisseleri satılan şirketin borca batık olduğunu, bu nedenle sözleşmede herhangi bir bedel kararlaştırılmadığını, hisselerin davacı tarafından bilabedel verildiğini savunmaktadır. Gerçekten de, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre satışın yapıldığı 2008 yıl sonu itibari ile dava dışı şirket, sermayesinin %68,22'lik kısmını yitirmiş ve öz varlıklarına göre de bir adet hissesinin değeri 307,18 TL olup, 2008 yılını 886.865,79 TL zararla kapatmıştır. Taraflar arasında düzenlenen satış sözleşmesi incelendiğinde ise, bu sözleşmede “... nama yazılı beheri nominal 1000 YTL değerde 216 adet hissesi ...” demek suretiyle devredilen hisselerin tarif edildiği, bunun dışında sözleşmede bu hisselerin satış bedelinin belirtilmediği görülmektedir. Ayrıca, dava dışı şirket defterlerinde takip konusu miktar davacı cari hesabına borç, davalının cari hesabına ise alacak kaydı yapılmış ise de, davanın tarafları arasında yapılan satış işlemi nedeniyle dava dışı şirketin defterlerinde ne şekilde borç-alacak kaydı yapıldığı anlaşılamamıştır. Bu durumda, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede hisse devir bedelinin belirtilmediği gözetilmek ve davalı savunması da değerlendirilmek suretiyle dava konusu hisselerin 08.11.2008 devir tarihi itibari ile rayiç değerinin ne olabileceği konusunda bilirkişilerden ek rapor veya yeni bir heyetten rapor almak suretiyle karar verilmesi gerekirken, sözleşmede belirtilen nominal değerin satış bedeli olarak kabul edilmek suretiyle hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.