(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2007/11490 E. , 2008/5010 K. "" Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı banka vekili, kredi kartı sözleşmesine dayanarak yapılan takip sonucunda davalının faiz ve diğer fer’i alacaklara…
**(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2007/11490 E. , 2008/5010 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı banka vekili, kredi kartı sözleşmesine dayanarak yapılan takip sonucunda davalının faiz ve diğer fer’i alacaklara itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline ve %40 oranında inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, âmâ olması nedeniyle yapılan sözleşmenin kendisini bağlamadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, taraflar arasında sözleşmenin düzenlendiği 24.3.2005 tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 14,III hükmü uyarınca, davalının akit yapıldığı zaman sözleşme metnine vakıf olduğunun ispatlanamadığı, bu nedenle sözleşmenin bağlayıcı olmadığı, davacı Bankanın Türk Ticaret Kanununun 20,II hükmü uyarınca basiretli bir ... adamı gibi davranması gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili kararı temyiz etmiştir. Somut olayda uyuşmazlık, âmâ olan davalının, kredi kartından doğan borcundan dolayı sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Davalı, kredi kartı sözleşmesinin altındaki imzanın, imza tarihindeki Borçlar Kanunu'nun 14,III hükmüne göre geçersiz olduğunu, hukuken yok hükmünde olan sözleşmeye dayanan kredi kartı borcunun da yok hükmünde sayılması gerektiğini belirterek borca itiraz etmiştir. Türk Medeni Kanunun 2’nci maddesinin 1’nci fıkrasına göre, “ Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” Dürüstlük kuralı, bütün hakların kullanılmasında ve borçların yerine getirilmesinde hukuka, bir toplumda benimsenen ahlâk anlayışına, örf ve adet kurallarına ve doğruluk ilkelerine uygun davranma, kullanılan hakla ilgili diğer hak sahiplerinde veya borç ilişkisinin diğer tarafında bulunanlarda varlığı olağan olan güven duygusunu zedelememeyi öngören kural olarak nitelendirilebilir (Bkz. Arslan, R.: Medeni Usul Hukukunda Dürüstlük Kuralı, ... 1989, s.23).