T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2150 - 2026/666 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2150 KARAR NO : 2026/666 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2024 NUMARASI : 2020/266 E. - 2024/129 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Huku…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2150 - 2026/666 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2150 KARAR NO : 2026/666 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2024 NUMARASI : 2020/266 E. - 2024/129 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/03/2024 tarih ve 2020/266 Esas - 2024/129 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, uzun yıllardan beri güneş gözlüğü ticareti ile uğraşan müvekkilinin, 2010/29336 sayılı "..." markasını 9/6/2011 tarihinde 09. sınıfta tescil ettirdiğini, hal böyle iken davalı şirketin 2014/102601 sayılı "..." ibareli markasının tescilini sağladığını ve davalı şirketin markasında "..." ibaresinin kullanılmasının bu markayı müvekkilinin markası ile benzer yaptığını ileri sürerek 2014/102601 numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, 1967 yılında kurulan ve ABD'nin en büyük perakende satış mağazalarından olan müvekkilinin bir çok ülkede satış noktalarının bulunduğunu, müvekkili tarafından davacının hükümsüzlüğe dayanak yapmış olduğu marka hakkında açılan hükümsüzlük davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, anılan hükümsüzlük dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacının müvekkilinin markasına tecavüzde bulunduğu tespitinin bulunduğunu, davacının alınan bu rapor üzerine kötü niyetle eldeki davayı açtığını, "..." markasının uzun yıllardan beri kullanan müvekkilinin bu markanın yaratıcısı ve gerçek hak sahibi olduğunu, öte yandan davacının markasının tescilli olduğu 07 ve 09. sınıflarda müvekkilinin markasının tescilli olmadığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 09. sınıfta bulunan emtialar bakımından markalar arasında emtia benzerliğinin gerçekleştiği, buna karşılık beyaz zemin üzerine siyah renk ve büyük harflerle yazılı "..." ibaresinden oluşan dava konusu marka ile davacının herhangi bir renk ya da şekil unsuru barındırmayan "..." markası arasında "..." ibaresi ortak ise de, bu ibarenin taraf markalarında tek unsur olmadığı, dava konusu markada yer alan "..." ibaresi ile davacı markasında yer alan "..." ibaresinin, dava konusu edilen emtia bakımından ayırt edici niteliğinin bulunduğu, "..." ibaresinin dava konusu edilen gözlük, çanta, giysi, şapka gibi ürünler nazara alındığında bu ürünlerin "..." oyunu oynanırken kullanılabilecek ürünler olduğu algısı yaratabileceğinden ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, dolayısıyla markalar kapsamında yer alan diğer esas unsurların ayırt edici niteliği sağlayarak markaları birbirinden farklılaştırdığı, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu, öte yandan davalı tarafından müktesep hak iddiasında bulunulmuş ise de, davalı şirketin markalarını, hangi emtia üzerinde ne kadar süredir kullanıldığını gösterir ispata yarar herhangi bir bilgi-belge sunulmadığı ve bekletici mesele yapılması talep edilen İstanbul Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/392 Esas 2021/205 Karar sayılı dosyada davanın reddedildiği ve bu kararın kesinleştiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemenin gerekçeli kararında yeterli ve ilgili gerekçenin bulunmadığını, davalı şirketin müvekkilinin tescilli markasına rağmen "..." ibaresini öne çıkaracak şekilde davaya konu markanın tescilini sağladığını, "..." ifadesini içeren birçok markada, daha geç tarihli olan markaların aynı sebeple hükümsüz kılındığı çok sayıda yerel mahkeme kararı mevcut iken, eldeki davada farklı bir sonuca varılmasının doğru olmadığını, davaya konu markanın asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu ve markadaki diğer unsurların ayırt edici olmadığını, nitekim "İstanbul 3. FSHHM'nin 2013/98 E. - 2014/105 K sayılı ilamında, "... + ŞEKİL" markasının, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/143 E. - 2017/67 K. sayılı ilamında "... ..." markasının, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/507 E. 2019/67 K. sayılı ilamı ile "... ..." markasının, 2017/599 E. - 2018/275 K. sayılı ilamı ile "... ..." markasının, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/150 E. - 2019/11 K. sayılı ilamı ile "... ..." ve "... ..." markalarının, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/437 E. - 2017/427 K. sayılı ilamı ile "... Butik" markasının, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/121 E. - 2017/267 K. Sayılı ilamı ile "... ..." markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, dolayısı ile varılan sonucun bu kararlar ile çelişkili olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükümsüzlüğü istenen 2014/102601 sayılı davalı markası ile davacının 2010/29336 sayılı markası arasında davaya konu markanın kapsamında bulunan 9. sınıftaki "Binoculars, pince-nez, pince-nez cases, eyeglass chains, eyeglass cords, eyeglass frames, eyeglass chains, eyeglass cords, eyeglasses, spectacle cases, spectacle frames, spectacle lenses, spectacles (optics), cases for sunglasses, straps for sunglasses, frames for sunglasses, chains for sunglasses, sunglasses." emtiasının davacıya ait marka kapsamında yer alan 09. sınıf emtia ile aynı/aynı tür olduğu, ancak tescilli bir marka ile hükümsüzlüğü talep edilen marka arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktıkları izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "... " ibareli marka ile davacının hükümsüzlüğe mesnet "..." ibareli markası arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, ... ibaresi markalarda ortak unsur olarak yer alsa da, 09. sınıfta yer alan davaya konu ürünler ... oyunu sırasında kişilerin kullanabileceği ürünler algısı yaratacağından ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, aynı şekilde davacının markasındaki "..." ibaresinin de anılan ürünler bakımından ayırt ediciliği bulunmayan tasviri niteliğe haiz olduğu, bu itibarla taraf markalarının asli unsurunu "..." ve "..." ibarelerinin oluşturduğu, anılan ibareler arasında görsel, işitsel ya da kavramsal bir benzerliğin bulunmadığı, aynı şekilde taraflar arasında görülen ve kesinleşen Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/392 E-2021/205 K. sayılı kararında davacının "..." markası ile davalının "... ..." markası arasında "..." ibaresinin ortaklığına rağmen benzerlik bulunmadığı yönünde bir saptamanın yapıldığı ve anılan karardaki bu saptamanın eldeki somut uyuşmazlık bakımından kuvvetli delil oluşturduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.