12. Hukuk Dairesi 2013/27851 E. , 2013/34113 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir 9. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 27/12/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 22/04/2013 tarih, 2013/6268-15204 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu ve alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belge
**12. Hukuk Dairesi 2013/27851 E. , 2013/34113 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir 9. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 27/12/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 22/04/2013 tarih, 2013/6268-15204 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu ve alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı borçlunun, senetteki imzanın ve yazıların kendisine ait olmadığını belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 1-Borçlunun karar düzeltme itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 2- Alacaklının karar düzeltme itirazlarının incelenmesinde; 6100 Sayılı HMK. nun 209/1. maddesinde; "Adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme tabi tutulamaz" düzenlemesi yer almaktadır. Bu maddeyi kapsamı itibari ile ikiye ayırmak gerekir. Bunlardan birincisi senetteki imzanın inkar edilmesi, diğeri ise yazının inkarıdır. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde, imzaya itiraz, İcra ve İflas Kanunun 170.maddesinde açıkça düzenlenmiş olmasına rağmen, aynı takipler yönünden yazının sahteliği iddiası konusunda aynı kanunda özel bir hüküm mevcut değildir. İcra ve İflas Kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise anılan kanuna aykırılık teşkil etmemek koşuluyla genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Buna göre imzaya itiraz İcra ve İflas Kanununda özel olarak düzenlendiğine göre anılan itiraz hakkında bu kanunun 170.maddesinin uygulanması zorunlu olduğundan, imzanın inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında genel nitelikte olan 6100 Sayılı HMK. nun 209.maddesinin uygulama yeri yoktur. Ne var ki sahtelik iddiasının imza inkarı dışında bir nedene dayanması durumu İcra ve İflas Kanununda özel bir düzenleme bulunmadığından sorunun çözümü için 6100 Sayılı HMK. nun 209.maddesinin uygulanması gerekecektir. İmzaya itiraz hakkında uygulanması gereken İİK. nun 170/1.maddesi uyarınca itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. Şu hale göre kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine konu edilen senedin imza inkarı nedeni ile sahteliğinin iddia edilmesi halinde İİK. nun 170/1.maddesi uyarınca satış dışında hiçbir takip işlemi durmaz. Ancak sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayanması halinde ise 6100 Sayılı HMK. nun 209/1.maddesinin amir hükmü gereği icra takibi olduğu yerde durur. Bunun için sahtelik iddiasının ileri sürüldüğü Cumhuriyet Savcılığı ya da mahkemece ayrıca tedbir kararı verilmesi gerekmez. Borçlu tarafından icra dairesine başvurulması halinde icra müdürlüğünce anılan madde uyarınca sahtelik davası sonuna kadar icra takibinin durdurulması gerekir. İcra müdürünün kararının taraflarca İİK. nun 16/2.maddesi uyarınca süresiz şikayet konusu yapılabileceği tabiidir. Öte yandan borçlu tarafından doğrudan icra mahkemesine başvurulmasına da yasal engel olmadığı gibi, hakim, 6100 Sayılı HMK. nun 209/1.maddesini re’sen nazara almalıdır. Pek tabiidir ki, mahkemece sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayandığının belirlenmesi halinde takip hukukunun özelliği ve ivedi karar verilmesi gerekliliğinin bir sonucu olarak, sahtelik davası bekletici mesele yapılmadan, sahtelik davasında karar verilinceye kadar icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekir. Somut olayda, icra mahkemesine sunulan başvuru dilekçesinde takibe konu edilen senetteki imza ve yazıların borçluya ait olmadığı iddia edilmiş, yargılama sırasında boş kağıda imza attırıldığı belirtilerek bu hususta İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına sahtecilik nedeniyle şikayette bulunulduğu bildirilmiştir. Yine temyiz dilekçesinde boş olarak imza atılan kağıdın senet olarak düzenlendiği iddia edilmiştir. Türk Ticaret Kanununda açık bono düzenlenmesine imkan verilmiş olup, dayanak senetteki yazıların keşideci borçlunun elinden çıkmaması senedin sahteliği sonucunu doğurmaz. Boş olarak imza atılan kağıdın senet olarak düzenlendiği iddiasına da, takibe konu senedin matbu olarak düzenlenmiş olması nedeniyle itibar edilmemiş, bu husus, açık olarak düzenlenen bononun sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası olarak değerlendirilmiştir. Mahkemece alınan gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli raporda dayanak senetteki imzanın borçluya ait olduğu belirlenmiştir. Kaldı ki, borçlu vekili temyiz dilekçesinde boş kağıda imza atıldığını kabul etmiştir. Borçlu senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu da yazılı delille ispat edememiştir. O halde, yukarıda açıklandığı üzere, borçlunun imzaya itirazının İİK.nun 170.maddesi kapsamında incelenerek itirazın reddine karar verilmesi yerinde olup, mahkeme kararının onanması gerekirken Dairemizce bozulduğu anlaşılmakla alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklı karar düzeltme isteminin reddine; alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 22/04/2013 tarih ve 2013/6268 E.- 15204 K.sayılı bozma kararının kaldırılmasına mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerleİİK.'nun 366. ve HUMK. 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 01.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.