İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten alacağını tahsil etmek amacıyla aleyhinde Eyüp 2.İcra Müdürlüğü'nün başlatılan ... esas numaralı icra dosyası ile başlatılan icra taki…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1742 KARAR NO : 2025/1855 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/05/2024 NUMARASI : 2024/183 Esas - 2024/380 Karar DAVA: Yargılamanın Yenilenmesi (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten alacağını tahsil etmek amacıyla aleyhinde Eyüp 2.İcra Müdürlüğü'nün başlatılan ... esas numaralı icra dosyası ile başlatılan icra takibine haksız itirazı sonucu takibin durduğu iddiasıyla; itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini,davalı aleyhinde %40 oranından az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davacı şirket arasında ticari ilişki olduğunu,müvekkil şirketin bazı modellerde tadil,revize ve model çalışması yapılması amacıyla davacı şirkete başvurduğunu,davacı şirketin fahiş fiyat vermesi üzerine anlaşma sağlanamadığını, işi alamayan davacı şirketin yapmadığı işlere ilişkin 2 adet fatura düzenleyerek müvekkile gönderdiğini, müvekkil şirket yetkililerinin süresi içinde Bakırköy Noterliği'nin ihtarnamesi ile faturaları iade ettiğini,müvekkilin davacı tarafa borcunun bulunmadığını savunmuş, davanın reddi ile davacı aleyhine %40 oranında kötü niyeT tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı vekili 08/03/2024 tarihli dilekçesi ve Mahkememizin 27/05/2024 tarihli celsesi beyanları ile, Mahkememizin 2011/521 Esas sayılı dosyasında yargılamanın yenilenmesinin talep edildiği, Mahkememizin önceki esası olan 2011/521 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada önceki tanığa ulaşılamadığı için ispat olunamayan davanın reddine karar verildiğini ancak İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/374 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama da tanık Fikret'in sanık olarak beyanlarının alındığını, tanığın iddialarını doğrultusunda beyanda bulunduğunu, bu yeni delil gözetilerek yargılamanın yenilenmesi talebimizin kabulüne karar verilmesini ve işin esasına ilişkin inceleme yapılmasını talep ettiği, Mahkememizin 27/05/2024 tarihli celsesinde davalı vekili yargılamanın yenilenmesi talebini tebliğ aldıkları ancak ek süre taleplerinin bulunmadığı, davacı talebinin HMK 375/1-ğ, h, ı maddeleri kapsamında değerlendirileceğini ancak AĞCM kararının henüz kesinleşmediğini, öte yandan yeni durum ortaya çıktıktan sonra öğrenmeden itibaren 3 aylık süre içerisinde talepte bulunulması gerektiğini, dolayısıyla yargılamanın yenilenmesine ilişkin usul şartları yerine getirilmediğinden esasa girilmeyerek reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Mahkememizce İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının celp edildiği, İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/374 Esas sayılı dosyasında verilen kararın tebliğ aşamasında olduğu, dosyalarının henüz kesinleşmediği, yargılamanın iadesi usulünün HMK 374-381 maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlendiği, 375. maddesi ile de yargılamanın iadesi sebeplerinin belirlendiği, ayrıntılı olarak açıklandığı görülmüştür. Davacının talebi hükme esas alınamayan bir delilin sonradan ortaya çıkmasına ilişkindir. Talebin ileri sürülüş mahiyetine göre ulaşılamayan tanık beyanına dair delilinin sonradan ortaya çıkması ancak "ç)Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması." şeklinde düzenlenen yargılamanın iadesi sebeplerinden olacak ve bu kapsam ve şartlarla değerlendirilmesi gerekecektir. Davacı bu yönüyle ilk aşamada elde edilemeyen tanık delilinin sonradan ortaya çıkması ve Mahkememiz ilk kararına, esasa etki edecek şekilde olduğunu ileri sürmekte haklı ise de bu delil ilk olarak davacının da müşteki olarak yer bulduğu, AĞCM dosyasında sanık olarak dinlenen ve dosyamız tanığı olarak dinletilmesi istenen Fikret beyanı, davacı müşteki ve vekilinin de hazır bulunduğu AĞCM dosyasının 24/01/2023 tarihli celsesinde ortaya çıkmıştır. Mahkememizden talep tarihi ise 08/03/2024 tarihidir. Yani yeni delilin ortaya çıkmasından yaklaşık 1 yıl 3 ay sonra yargılamanın yenilenmesi talebi ileri sürülmüştür. Oysa bu nitelikli HMK 375/ç bendine dayalı talebin HMK 377/c bendi ve son cümlesi gereği 3 aylık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekirdi. Bu halde davacı talebinin süresi içerisinde olmadığı, yeni ortaya çıkan bir delil için bu delilin gündeme geldiği AĞCM dosyasında hükme esas alınması veya buna dayalı olarak verilen kararın kesinleşmesi gerekmediği, bu haliyle davacı vekilinin talebinin HMK 374, 375 ve 379/1-a maddesi şartlarını karşılamadığı anlaşılmakla, yargılamanın yenilenmesi talebinin esasa girilmeksizin HMK'nın 379/2. maddesi gereğince reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece Mahkemesi karar gerekçesinin hatalı olduğunu, İlk derece mahkemesi "yeni durum ortaya çıktıktan sonra öğrenmeden itibaren 3 aylık süre içerisinde talepte bulunulması gerektiğini, dolayısıyla yargılamanın yenilenmesine ilişkin usul şartları yerine getirilmediğinden esasa girilmeyerek reddine" şeklinde red gerekçesi belirtildiğini, ancak bu durumun yeni olmadığını, davacı tarafça davanın ilk görüldüğü aşamada dahi bilindiğini, ancak hukuk mahkemesinin tanığın kolluk kuvvetlerini kullanarak ifadesine başvurma gibi bir yetkisi olmadığından dolayı; adresinde ulaşılamamış olan tanığı dinleyemeden hüküm kurduğunu, 18.04.2012 tarihli duruşma, devamındaki duruşmalar ve dosya kapsamındaki dilekçeler ile davalı şirket yetkilisi hakkındaki soruşturma ve ceza dosyası incelendiğinde yeni durumun ortaya çıkması gibi bir hususun olmadığının görüleceğini, yeniden yargılama gerekçesinin ceza yargılamasında tüm delilleri ile ortaya çıkmasının beklendiğini, İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesinin karar tarihinin 07/02/2024 olduğunu, akabinde 08/03/2024 tarihinde yaklaşık bir ay sonra yeniden yargılama talebinde bulunulduğunu, gerçeklerin objektif olarak değerlendirilebilmesinin sadece bir kişinin değil, olaya ilişkin tüm delillerin ve ifadelerin değerlendirilmesi ile ortaya çıkacağını, bu sebeple 12 yıl önce ileri sürülmüş bu konunun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde tekrar ileri sürülmesi için İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesinin tüm delilerini toplamasının beklendiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; faturaya dayalı yapılan takibe vaki itirazın iptali davasında verilen ve yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konusu uyuşmazlık temelde; yargılamanın iadesi koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Yargılamanın iadesi sebepleri HMK nın 375. MaddesiNde tahdidi olarak sayılmış olup yorum yoluyla başka sebeplerin yargılamanın iadesi sebebi yapılması mümkün değildir. Yargılamanın yenilenmesi, yargılama hataları ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 374. maddesi, ''Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. Maddesi yargılamanın iadesi sebeplerini saymıştır. Buna göre; ''(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:a)Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.b)Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.c)Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.ç)Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.d)Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.e)İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.f)Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.g)Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.ğ)Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.h)Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.ı)Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.i)Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. (2)Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir. Süre başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 377. Maddesi; (1) Yargılamanın iadesi süresi;c) Yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı, .. tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır.Vakıaları anlatmak taraflara, hukuki vasıflandırma ise HMK'nın 33. maddesi uyarınca yargıca aittir. Davacının yargılamanın iadesine gerekçe gösterdiği olaylar değerlendirildiğinde yasanın 375. Maddenin 1. Fıkrasının ç bendinde düzenlenen "Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması." ve h bendinde düzenlenen "Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması." sebeplerine dayandığı anlaşılmaktadır. Davacı davalı hakkında dolandırıcılık fiili nedeniyle şikayette bulunduğu, dolandırıcılığın içeriğinin hile olduğu anlaşılmaktadır. Her iki sebebe dayanak davaların HMK 377 maddesi gereği "Yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı" tarihten itibaren 3 ay içinde açılması gerekir. Davacının 375/1-ç bendi gereği tanık dinletilmesinin sonrada ortaya çıkan bir "belge" niteliği bulunmadığından bu bentten hareketle yargılamanın iadesini talep hakkı bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Davacı tarafça dolandırıcılık suçlaması ile yapılan şikayet üzerine şüpheli ve sanık sıfatıyla ifadesine başvurulan ...'in gerek savcılık gerekse İstanbul 35. ACM nin 24/01/2023 tarihli ifadeleri ile davacının tüm iddiaları ile örtüştüğü; davalının çalışanı olduğu, malları telim aldığı, irsaliyeler üzerindeki imzanın kendisine ait olduğu, davacıdan aldığı malları davalıya teslim ettiğini beyan ettiği görülmektedir. Davalı şirket yetkilisi Yaşar Demirci ise gerek eldeki yargılamada gerek ceza yargılaması aşamasında; davacının dava konusu malları teslim ettiğini ve davalı ... Ltd. Şti. nin çalışanı olduğunu iddia ettiği ...'in davalı şirkette çalışmadığını hatta hiç tanınmadığına yönelik beyanlarda bulunmuştur. Kovuşturma aşamasında dinlenen tanık Necdet Yetim'in de ...'in davalı şirkette çalıştığını beyan ettiği, diğer tanık ...'in ise çalışmadığı yollu beyanda bulunduğu, ilk derece mahkemesince davalı şirket yetkilisi Yaşar Demirci'nin "Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı eylemine uyan TCK'nın 158/1-h son maddesi gereği hapis cezası ile cezalandırıldığı, sanık ...'in beraatine karar verildiği görülmektedir. Kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 27. Ceza dairesinin 2024/1088 E. 2024/849 k sayılı ilamı ile tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve nitelikli dolandırıcılık suçunun ne şekilde oluştuğunun yeterince açıklanmadığı gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verildiği görülmektedir. Bu anlatım ve olayın gelişimi dikkate alındığında davacının hile olgusunu (dolandırıcılık) eylemini ancak mahkemenin verdiği kararla tebarüz ettiği, bu haliyle öğrenmenin bu tarihte gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Bahsi geçen ACM kararı 07/02/2014 olup yargılamanın iadesi başvurusu 3 aylık süre dolamadan 08/03/2024 tarihinde yapılmıştır. Bu haliyle yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmesi isabetli değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasındadeğerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025