11. Hukuk Dairesi 2011/6321 E. , 2012/12971 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/12/2010 tarih ve 2008/545-2010/1033 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutan
**11. Hukuk Dairesi 2011/6321 E. , 2012/12971 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/12/2010 tarih ve 2008/545-2010/1033 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin davalı şirketteki tüm hisselerini diğer davalı ...’nın eşine devrederek 10/03/2008 tarihinde şirketten ayrıldığını, buna ilişkin olarak 07/03/2008 tarihinde davalı ile bir protokol yaptıklarını, kendisi protokolden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği halde davalının protokolde belirtilen taşınmazı ve otomobili kendisine devretmediğini, ayrıca davalının protokol çerçevesinde yapması gereken ödemeleri de yapmadığını, davalının protokole aykırı davranışı sebebi ile muaccel hale gelmiş alacaklar yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL‘nın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile protokolde belirtilen taşınmaz ve otomobilin mümkünse aynen devrini değilse bedelinin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar-karşı davacılar vekili, davacının aralarındaki protokol çerçevesinde üstlendiği edimini yerine getirmediğini, zira teslim ettiği kaynak kodlarının içi boş ve kullanılamaz vaziyette olduğunu, davacının kendi edimini yerine getirmediği halde kendilerinden talepte bulunmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, edimini yerine getirmeyen davacının bu nedenle müvekkilini zarara uğrattığını, haksız açılan davanın reddini, karşı dava olarak da işlerini yapamaz duruma gelen müvekkilinin uğramış oldukları zarara karşılık fazlaya ilişkin hakları ve manevi tazminat talepleri saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL tazminatın davacıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davacının protokolden kaynaklı temel edimini yerine getirdiğini, davalının edimleri arasında yer alan taşınmazın ve aracın mülkiyetinin davacıya geçirilmesinin ise protokolün resmi şekle uyulmadan yapılması nedeniyle hukuken mümkün olmadığı, davacının geçersiz bulunun sözleşme hükümlerine dayanarak tazminat da talep edemeyeceği, yine davacının protokolden kaynaklı yapılması gerektiğini belirterek talep ettiği alacağa konu zararın oluşu ve miktarını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın her ikisinin de reddine karar verilmiştir. Taraf vekilleri, kararı ayrı ayrı temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Ancak, mahkeme gerekçesinde de açıklandığı üzere Mülga 6762 Sayılı Yasa'nın emredici mahiyette bulunan 520.maddesi uyarınca limited şirket hissesinin devrine ilişkin sözleşmelerin noterce tasdiki, tapuda kayıtlı taşınmazların devrine ilişkin sözleşmelerin T.M.K.'nun 706/1. maddesi gereğince tapu memuru önünde, trafikte kayıtlı araç devrine ilişkin sözleşmelerin de 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesi uyarınca noterlerce yapılması gerekir ise de; Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları gereğince somut olayda olduğu gibi, verilen sözlerin bir şekil uğruna çiğnenebilmesi adalet duygularını ağır şekilde örseler, Kanunda özel bir hüküm bulunmadıkça, şekilsizlik nedeniyle geçersiz bir sözleşmenin ifasınında geçersiz kalması genel kural ise de; bu kural, T.M.K.'nun 2.maddesinde yazılı dürüstlük kuralına aykırı düşecek tarzda uygulanamayacağından şekle aykırılık savunmasının dinlenilmesi mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında düzenlenen protokol sonrasında noterlikçe düzenlenen sözleşme ile pay devri gerçekleşmiş ve T.T.K.'nun 520.maddesindeki lazımiyeler yerine getirilmiştir. Bu aşamadan sonra başlangıçda ki; Limited Şirketin pay devrine ilişkin ve keza buna bağlı edimlerin devrinin şekil eksikliklerinin ileri sürülmesi ve şekil hükümleri içeren yasa hükümlerinin uygulanması büyük bir adaletsizliğe yol açmakta ve T.M.K.'nun 2.maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Bu itibarla mahkemenin bu yöndeki gerekçesine itibar olunamayacağı gibi davacı tarafın rapora itirazları nazara alınmadan kanıtlama yükümlülüğünü yerine getirmediğine ilişkin ret gerekçesine de itibar olunamayacağından yerel mahkeme kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, kararın (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı-karşı davacılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.