11. Hukuk Dairesi 2009/4453 E. , 2010/11083 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.12.2008 tarih ve 2008/711-2008/1486 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t…
**11. Hukuk Dairesi 2009/4453 E. , 2010/11083 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.12.2008 tarih ve 2008/711-2008/1486 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan çekilen bir krediye kefil olduğunu, davalı bankanın çekilen kredinin ödenmemesi nedeni ile müvekkiline ait emekli hesabından 2007 yılının Temmuz ayında 2.500 TL, 2008 yılının Mart ayında 2.000 TL olmak üzere kesinti yaptığını, bunun üzerine yapılan kesintinin yasal dayanağı bulunmadığını bildirir ihtarname gönderdiklerini, davalının kesinti yaptığı paradan 1.500 TL'ni iade ettiğini, bakiye kısmı iade etmediğini ileri sürerek, 3.000 TL nin faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili bankanın davacıya genel ticari kredi sözleşmesi ve bireysel kredi sözleşmesi ile kredi kullandırdığını, kredinin ödenmediğini ve 16.07.2007 tarihinde muaccel hale geldiğini, kredi sözleşmeleri gereğince davaya konu kesintilerin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka şubesi tarafından dava dışı ...'in aralarındaki kredi sözleşmesine aykırı davranması nedeni ile adı geçen ve bu sözleşmelerde kefil olan davacı aleyhine icra takibi yaptığı, davacının Ziraat Bankası Karşıyaka şubesinden emekli maaşı aldığı, herhangi bir karara dayanmaksızın davalının bu hesaptan para çektiği, her ne kadar davacı kredi sözleşmelerinde kefil ise de bu sözleşmelerde davacının emekli maaşının haczedileceğine dair bir hüküm bulunmadığı gerekçesi ile 3.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, emekli maaşından yapılan haksız kesintiden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davalı banka, bireysel kredi sözleşmesinin 5 ve 9 ncu maddeleri ile genel ticari kredi sözleşmesinin 12 nci maddesi hükmüne dayanmıştır. Mahkemece kredi sözleşmelerinde emekli maaşının haczedilebileceğine dair bir hüküm bulunmadığından davanın kabulüne karar verilmiştir. 2004 sayılı Kanun'un 83 ncü maddesinde emekli sandıklarınca bağlanan maaşların, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabileceği, 83/a maddesinde ise bunların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmaların geçerli olmadığı düzenlemesi mevcuttur. Davalı bankanın kesinti yaptığı tarihte 5510 sayılı Kanun henüz yürürlüğe girmemiş olup, dairemiz uygulamasına göre, Emekli Sandığından alınan maaşların anılan maddeler gereğince haczi mümkündür. Yine, BK'nun 123 ncü madde hükmüne göre de, bu alacakların takası da kabil değildir. Bu itibarla, mahkemece, kredi sözleşmesinin yukarıda değinilen hükümlerinin maaşlar yönünden baştan itibaren Borçlar Kanunu'nun 19 ve 20 nci maddeleri hükümleri uyarınca geçersiz sayılacağı göz önüne alınarak, İİK'nun 83 ncü madde hükmüne göre, davacının emekli maaşından kesilmesi gereken miktar takdir edilip, maaştan tenzil edildikten sonra kalan miktarın davalıdan tahsiline karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.