T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/905 KARAR NO:2025/1960 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:25.11.2021 NUMARASI:2020/740 Esas - 2021/897 Karar DAVA:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/905 KARAR NO:2025/1960 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:25.11.2021 NUMARASI:2020/740 Esas - 2021/897 Karar DAVA:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin borçlusu olan dava dışı ... AŞ ile kefil olan davalıların muaccel hale gelen kredi borcunu ödememesi üzerine borçlu ve kefillere Kadıköy ... Noterliğinin 12.01.2012 tarihli, 09.03.2012 tarihli ve 12.03.2012 tarihli ihtarlarının gönderilerek borcun ödenmesinin istendiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlu şirket hakkında 14.05.2012 tarihinde... sayılı dosyasından toplam 9.703.287 TL üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takibe geçildiğini, ayrıca ... için 3.450.000 TL üzerinden, diğer kefiller hakkında toplam alacak üzerinden ... sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere takip başlatıldığını, kefalet borcunun rehin ile temin edilmemesi nedeniyle kefiller hakkında takibe başlanabileceğini, ... yönünden borçlunun Başakşehir ilçesindeki adresine gönderilen tebligat ile takibin kesinleştiğini, ancak borçlu vekilinin bu kefilin adresinin Bakırköy ilçesinde olduğunu belirterek, tebligata karşı şikayetçi olduğunu,... öğrenme tarihinin tebligat tarihi olarak kabul edilmesi ile bu takibin durduğunu, borçlular hakkında İstanbul 50. ATM'nin 2013/577 D.iş sayılı dosyasından verilen 06.01.2014 tarihli ihtiyati haciz kararının itiraza konu... sayılı dosyasında uygulandığını, dava dışı borçlunun kullandığı ticari krediye müşterek müteselsil kefil olan davalıların müvekkili bankaya borçlu olduğunu, takip dosyasına yapılan itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, takip tarihinden sonra gerek yapılan ödemeler ve gerekse ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sonucu yapılan tahsilatlar sonucu borcun azaldığını ve banka alacağının 4.651,140,13 TL'sına indiğini, takip sonrası ancak dava öncesi kısmi ödemeye rağmın borcun tamamen sona ermemesi nedeniyle bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunduğunu, itiraz edilen takipteki 707.012 TL BCH kredisi için faiz oranınn %22,10 8.505.651 TL taksitli ticari kredi asıl alacağı için ise %29,64 olduğunu ileri sürerek, şimdilik kalan 1.815.326,63 TL asıl alacak olmak üzere toplam 4.651.140,13 TL alacak için itirazın iptaline ve takibin 1.815.326,63 TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; kredi sözleşmesinin müvekkili tarafça imzalanmadığını, hesap kat ihtarnamelerinin müvekkile tebliğ edilmediğini, genel kredi Sözleşmesinin BK' 484.ve devamı maddeleri uyarınca müvekkilinin imzasının ve kefalet iradesinin bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, talep konusu alacağın dava dışı borçlu şirketçe verilmiş taşınmaz ipoteği ile teminat altına alındığını ve alacağın dava dışı kredi borçlusu şirketten tahsil edilebilecek durumda olduğunu, ... sayılı dosyasının mükerrer tahsilata yönelik olduğunu, kefalet sözleşmesinin BK ve TTK gereği usulüne uygun düzenlenmediğini, kefalet limitlerinin belli olmadığı, davacı banka tarafından tek taraflı olarak sonradan doldurulduğunu, Bankacılık Kanunu gereği müşterinin tek taraflı borç yükünün artırılamayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Diğer davalı vekili süresinde cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dairemizce incelenen ... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip talepli dosyasına konu ve öncesi itibarı ile davalı ...'ın maliki olduğu Başakşehir 432 ada 5 parsel 37 nolu bağımsız bölüme ilişkin taşınmazda... Bankası AŞ ile ... şirketi arasında yapılmış ve yapılacak sözleşmeler yönünden davacı banka lehine 12.01.2010 Tarihinde 3.000.000 Euro bedelle 1.derece ve 6 milyon TL bedelle 2.derece ipotek tesis edilmiş olduğu, taşınmazın 18.10.2010 Tarihinde... Şirketine satıldığı görülmektedir. ... sayılı takip dosyasındaki belge örneklerine göre; 27.06.2013'de 3.005.000TL bedelle satılan taşınmazın ... şirketi adına kayıtlı Büyükçekmece 519 ada 1 parsel sayılı ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesine ilişkin olduğu, taşınmazın önceki malikinin dava dışı ... olduğu, ... Bankası AŞ ile ... şirketi arasında yapılmış ve yapılacak sözleşmeler yönünden 2.derecede otuz milyon TL bedelli ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır.Raporda, kefalet limitinden doğrudan mahsup edilen diğer tutarların hangi ipotekli taşınmazlara ilişkin olduğu açıklanmadığı gibi bilirkişi raporu ekindeki ekstrede de bu hususta bir açıklama yer almamaktadır. Davacı vekili raporda hesaplamaya itirazlarını sunmuş ise de itirazları karşılar mahiyette ek rapor alınmadığı, gerekçede bu hususa değinilmediği görülmektedir. Öncelikle borçtan mahsup edilen ipotekli taşınmaz bedelleri yönünden ipotek resmi senetlerinin ayrı ayrı değerlendirilerek, ipoteğin davalı ...'ın şahsi kefaletine mi ilişkin olduğu, asıl borçlunun borcuna ilişkin olduğunun değerlendirilmesi, davalının kendi kefaletine ilişkin ipotek verilmemiş ise; bu tahsilatların doğrudan ipotek limitinden değil toplam borçtan mahsubu gerektiğinin gözetilmesi gerekir. Bununla birlikte mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı ... yönünden temerrüdün takip tarihinde başladığı gerekçesi ile temerrüt faizi hesaplanmaması yerinde ise de; kefilin hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olduğu dikkate alınarak akdi faiz hesaplanması yapılması gerekirken bu hususta herhangi bir değerlendirme ve hesaplama yapılmaması hatalıdır. Davacı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde değindiği üzere rapor ekindeki ekstreye göre 04.06.2013 Tarihi itibarı ile yapılan ödemeler toplamının; 1.441.455TL olduğu, raporda ise 04.06.2013'teki ödemelerin 135.350,00Tl (tefevvüz edilen gayrimenkul açıklamalı) + 654.898,44TL +786.556,56TL olarak mahsup edildiği görülmektedir. Bu durumda 133.350TL'lik mahsubun mükerrer olup olmadığına ilişkin davacı vekilinin itirazının da karşılanması gereklidir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece kefilin sorumluluğuna ilişkin ilkeler ve davacının itirazları dikkate alınarak bilirkişi heyetinden davacının itirazlarına ilişkin dayanak belgeleri içerir denetime elverişli ek rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, kabul edilen kaldırma sebebine göre davalı ... vekilinin istemi hakkında bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir...' şeklinde bozulmuştur. Mahkememizce bozma ilamına uyularak açık yargılamaya devam olunmuştur.Mahkememizce dosya üzerinden Bam 16.Hukuk Dairesi'nin kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, 26/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı bankanın davalılardan takip tarihi olan 28/05/2012 tarihi itibariyla; Kefil ...'ndan 9.146.236,56-TL asıl alacak, (706.744,04-TL. Lik kısmına %22.10 dan, kalan 8.439.492,52-TL sına da , %29,64 oranı uygulanmak kaydıyla) 505.843,42-TL temerrüt faizi ve 25.292,19-TL gider vergisi olmak üzere toplam 9.677.372,17-TL b- diğer kefil ...'a ihtar tebliğ edilemediğinden , kefalet limitiyle bağlı olarak 3.450.000-TL asıl alacağı, bulunduğu, mahkeme ara kararı kapsamında yapılan hesaplamada; 3.450.000,00-TL asıl alacak, 132.825,00-TL. İşlemiş faiz, faizin %5'i 6.641,25-TL bsmv olmak üzere toplam 3.589.466,25-TL.Alacak bulunduğunun hesaplandığı, 2-davacı banka ise; tespitlerinden fazla olmak üzere 9.212.664-TL asıl alacak, 570.176.TL işlemiş temerrüt faizi, 28.509-TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 9.811.349-TL , (takip tarihinden itibaren asıl alacağın 707.012-TL sina %22,10 ve 8.505.651-TL sine, 29.64 oranında) lık talepte bulunduğundan davacının tespitlerini aşan talebinin yerinde olmadığı, 3-Takip tarihinden dava dava tarihine kadar toplam 8.776.120,62-TL lik tahsilat yapıldığı, bu sebeple davacı yanın huzurdaki davayı açarken bu tutarı tenzil ederek;a- Davalı kefil ... ndan 14/01/2014 dava tarihi itibariyla 4.649.991,99-TL asıl alacak, 398.100,98-TL temerrüt faizi ve 19.905,057-TL lik da gider vergisi olmak üzere toplam 5.067.270,09-TL. Alacaklı olduğunun hesaplandığı,davacı bankanın , dava dilekçesi ile 1.815.326,63-TL asıl alacak, 2.658.497,68-TL temerrüt faizi, 133.125,67-TL Bsmv si ve 44.190,15-TL da masraf olmak üzere toplam 4.651.140,13-TL için itirazın iptali talebinde bulunduğundan talebiyle bağlı olduğu 44.190,15-TL nın hangi masraflar olduğuna dair makbuzların ibrazı kaydıyla 4.651.140,13-TL lik talebiyle bağlı olduğu, b- takiple temerrüde düşen diğer kefil ...'ın ise dava tarihi 14.01.2014 tarihi itibariyle 1.815.326,63-TL asıl alacak, 890.792,88-TL temerrüt faizi ve 44.539,64-TL de gider vergisi olmak üzere toplam 2.750.659,15-TL borçlu bulunduğundan , davacının bu tutarı aşan talebinin yerinde olmadığını, dava tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar asıl alacak tutarları üzerinden %29,64 oranında temerrüt faizi ile bunun %5'i gider vergisinin istenebileceği, tarafların masraf, vekalet ücreti tazminat ve benzeri diğer taleplerinin mahkeme taktirinde olduğunu bildirmişlerdir.Davalılar tarafından dava dışı borçlu şirket üzerindeki alacağın teminatını oluşturan ipotekli taşınmazların bulunduğu, bunların tamanının paraya çevrilmeden kefiller hakkında haciz yoluyla takibe geçilemeyeceği itirazında bulunulmuş ise de somut davada uygulanması gerekli olan 818 sayılı BK nun 487.Maddesi uyarınca müteselsil kefalette rehnin paraya çevrilmesi yoluna gidilmeden kefil takip edilebileceğinden davalıların bu yöne ilişkin itirazlarınında reddine karar verilmiştir.Davacı banka tarafından Kadıköy ... Noterliği'nin 12/03/2012 tarih ve... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek hesap kat edilmiş, ihtarname davalı ...'na 16/03/2012 tarihinde tebliğ edilmiş, ihtarnamede verilen süre sonunda davalı ...'nun 18/03/2012 tarihinde temerrüde düştüğü, ihtarname davalı ...'a tebliğ edilemediğinden ...'ın takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilmiştir.Dava dışı Kredi borçlusu ... A.Ş nin teminatını oluşturmak üzere ...'ın maliki olduğu İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, ... Mah. ... Ada , 5 Parselde kayıtlı taşınmazlar üzerine 12/01/2010 tarihli... yevmiye no ile 1. Derecede 30.000.000-Euro, ...yevmiye Nolu ile ... Derecede 6.000.000-TL,Dava dışı ... adına İstanbul İli, Büyükçekmece ilçesi, ... Mahalle 519 Ada, 1 Parselde kayıtlı taşınmaz üzerine 16/01/2011 tarihinde ... yevmiye No ile 2. Dereceden 30.000.000-TL 'lik ipotek konulduğu, ...'a ait taşınmazlar yönünden kurulan ipotek resmi senetlerinin yapılan incelemesinde; ipoteğin ...'ın şahsi kefaletine ilişkin verildiğine dair herhangi bir ibarenin yer almadığı, ...' ın kefalet limitinin 3.450.000-TL olarak belirlendiği, ...'a kat ihtarının tebliğ edilemediği, bu sebep ile davalının takip tarihi itibariyle temerrüte düştüğü, 28/05/2012 tarihindeki kredi ana para toplamının ...'ın kefalet limitinden daha fazla olarak 9.146.236,56TL olarak hesaplandığı buna göre ...'ın 28/05/2012 takip tarihi itibariyle en çok kefalet limiti tutarı olan 3.450.000-TL den sorumlu olabileceği, ipotek verilen taşınmazların dava dışı kredi borçlusuna satıldığı ve ipoteğin davalı ...'ın şahsi kefaletine karşılık verilmediği, yapılan ödemelerin kefil tarafından yapıldığını ispatlayan dekontların dosyaya sunulamaması sebebi ile kat ile takip tarihi arasındaki tahsilatların mahsup edilmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Davalı ...'nun müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı sözleşmelerde kefalet limiti 24.804.925-TL olarak belirlenmiş olup kefalet limiti davacı bankanın alacağından yüksek olduğundan ...'nun kendi temerrüdünün sonuçlarından da sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.Kök bilirkişi raporunda; Tefevvüz edilen taşınmazlara ilişkin 1.441.455-TL olarak belirlenen toplam tahsilat tutarından 135.350TL ödeme banka kayıtlarında tespit edilemediğinden tefevvüz edilen taşınmazlara ilişkin tahsilat tutarının 1.306.105-TL olduğu kabul edilmiştir.Davalı kefil ...'ın 3.450.000-TL lik kefalet limiti esas alınarak dava tarihi 14/01/2014 tarihine kadar yapılan ödemelerin düşülmesi sonucunda; banka tarafından 3.450.000-TL asıl alacak, 1.604.715,93-TL işlemiş faiz, 80.235,80-TL Bsmv olmak üzere toplam 5.134.951,73-TL alacak talep edebileceği, davacı banka tarafından 3.450.000-TL lik kefalet limitine nazaran 1.815.326,63-TL asıl alacak üzerinden talepte bulunulduğu, bu bedel üzerinden yapılan hesaplama sonucunda; davalı ...'ın 14/01/2014 dava tarihi itibariyle 1.815.326,63-TL asıl alacak, 890.792,88-TL işlemiş faiz, 44.539,64-TL Bsmv olmak üzere toplam 2.760.669,16-TL talep edilebileceği sonucuna varılmıştır.Davacı bankanın kefil ...'ndan 14/01/2014 dava tarihi itibariyle 4.649.991,99-TL asıl alacak, 398.100,98-TL temerrüt faizi ve 19.905,057-TL gider vergisi olmak üzere toplam 5.067.270,09-TL alacaklı olduğu, davacı bankanın 1.815.326,63-TL asıl alacak, 2.658.497,68-TL temerrüt faizi, 133.125,67-TL Bsmv ve 44.190,15-TL masraf olmak üzere 4.651.140,13-TL lik talebi ile bağlı bulunduğu sonucuna varılmıştır.Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; hüküm vermeye elverişli denetime açık bilirkişi raporu doğrultusunda; Davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı ile Davalı ... açısından; takibin 4.651.140,13-TL üzerinden devamına, asıl alacak 1.815.326,63-TL ye dava tarihinden itibaren %29,64 oranında temerrüt faizi ve %5 bsmv uygulanmasına, Davalı ... açısından; takibin 2.750.659,15-TL üzerinden devamına, asıl alacak 1.815.326,63-TL ye dava tarihinden itibaren %29,40 oranında temerrüt faizi ve %5 bsmv uygulanmasına, ... açısından fazlaya ilişkin istemin reddine, Dava tarihinden sonra yapılan 311.296,38-TL lik ödemenin infazda nazara alınmasına, davalılar tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak taraflarca belirlenebilir mahiyette bulunan likit alacak.." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak üzere davalı ... yönünden davalının alacağın 4.651.140,13 TL'sına yönelik itirazının iptali ile asıl alacak olan 1.815.326,63 TL'sına dava tarihinden itibaren %29,64 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, davalı ... açısından takibin 2.750.659,15 TL üzerinden devamına, asıl alacak miktarı olan 1.815.326,63 TL'sına dava tarihinden itibaren % 29,40 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanarak takibin devamına, davalı ... açısından fazlaya ilişkin istemin reddine, dava tarihinden sonra yapılan 311.296,38 TL ödemenin infazda nazara alınmasına, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ve davalı ... vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Ancak, Davalı ... vekili tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı 01.12.2022 tarihinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf harçlarının maktu ve eksik yatırılması nedeniyle mahkemece düzenlenen muhtıranın 23.02.2022 tarihinde UETS aracılığıyla davalı vekili Av....'e tebliğ edildiği, süresi içerisinde istinaf başvuru harçlarının tamamlanması nedeniyle mahkemenin 06.04.2022 tarihli ek kararıyla istinaf başvurusunun reddine karar verildiği ve bu kararın davalı ... vekiline 11.04.2022 tarihinde tebliğ edildiği, karara yönelik istinaf başvurusunun bulunmadığı görülmüştür. Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin ek karara yönelik usulüne uygun bir başvurusunun bulunmaması, hükme yönelik istinaf başvurusunun da 06.04.2022 tarihli istinaf başvurusu değerlendirme kararıyla değerlendirilerek reddedilmesi nedeniyle bu davalının usulüne uygun bir başvurusunun bulunmadığı görülmüştür. Bu nedenle sadece davacı banka vekilinin istinaf başvurusu incelenmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı ... yönünden ihtarname tebliğinin kanun ve sözleşme hükümlerine göre geçerli olduğunu ve bu davalının hesap kat ihtarnamesinin tebliğe çıkarılması ile temerrüde düştüğünü, mahkemece hatalı şekilde ihtarın bu davalıya tebliğ edilmemesi nedeniyle temerrüddün takip tarihi itibariyle oluştuğuna ilişkin gerekçenin hatalı olduğunu, bu değerlendirmenin Tebligat Kanunu ve banka ile borçlular arasındaki genel ticari kredi sözleşmelerine aykırı olduğunu, müvekkilince kefilin “...Başakşehir” adresine ihtarname gönderildiğini, 30.09.2009 tarihli ...'nin 37/a. maddesinde “Müşteri yukarıda sözü edilen hususların yerine getirilmesi için aşağıdaki adresini, kanuni ikametgah edindiğini beyan ve sözü geçen yere yapılacak tebliğlerin şahsına yapılmış sayılacağını, o yerde bulunmasa bile tebligatın iade edilmeyip Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin uygulanması kabul eder. Müşteri bu ikametgahı değiştirse bile aynı şehirde derhal yeni ikametgah göstermeyi taahhüt eder. Ancak bu suretle yeni ikametgahını Müşteri Ticaret Siciline tescil ettirip, ayrıca Bankaya noterlik eliyle verilmediği takdirde, yukarıda sözü geçen ilk ikametgaha Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılacak tebliğlere Müşterinin itiraz hakkı yoktur..." hükmü bulunduğunu, İİK'nın 68/b maddesinin dikkate alınması ile de bu sonuca ulaşılacağını, davalı ...'ın sözleşmede herhangi bir adres bildirmemesi nedeniyle sözleşme ve Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebligat yapılmış sayılacağını, davalının başkaca bir tebligat adresi de bildirmediğini, bu nedenle davalının Mernis adresine gönderilen ihtarnamenin tebliğinin geçerli olduğunu, mahkemece bunun atlanarak takip tarihi olan 28.05.2012 tarihinin esas alındığını, hatalı şekilde bu tarihten itibaren temerrüt faizi işletilerek eksik faiz hesaplandığını,Kadıköy... Noterliğinin 12.03.2012 tarihli ihtarını ile borcun ödenmesinin istendiğini, ... yönünden 15.03.2012 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi ve 15.03.2012 tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini,Raporda davalı ...'ın sorumlu olduğu belirlenen miktarın hatalı şekilde hesaplandığını, kat ihtarının bu borçluya tebliğ edilmediği ve temerrüdün takip tarihi olan 28.05.2012 tarihinden itibaren oluştuğuna ilişkin kabul ile alınan 2.ek raporun dikkate alınamayacağını, temerrüdün takip tarihi itibari ile meydana geldiği varsayılıyorsa bu durumda takip tarihi itibariyle temerrüt faizinin de oluşmaması gerektiğini, akdi faizi neye göre nasıl tespit edildiğinin anlaşılmadığını, bilirkişilerin krediye uygulanan akdi faiz oranının %22,80 (2. ek bilirkişi raporunda hatalı olarak %28.08 olarak gösterilmiştir.) olmasına rağmen hatalı olarak % 18,00 olarak gösterilmesi nedeniyle faiz ve ferilerinin eksik hesaplandığını, ek raporda davalı ... yönünden dava tarihi olan 14.01.2014 itibariyle temerrüt faiz oranları üzerinden yapılan hesaplamada 706.744,04 TL asıl alacağa % 22,10 faiz oranı, 2.743.255,96 TL asıl alacağa ise % 29,64 faiz oranı uygulanarak toplam 1.604.715,93 TL işlemiş faiz ve 80.235,80 TL BSMV'nin hesap edilmesinin hatalı olduğunu, zira takip talebinden anlaşılacağı üzere 3.450.000 TL asıl alacağa %29,64 faiz oranının talep edildiğini, ... dışındaki borçlular için de 707.012,00 TL asıl alacağa % 22,10 temerrüt faizi oranı uygulanacağını, ... bakımından 3.450.000 TL'lik asıl alacağa %29,64 temerrüt faizi uygulanmasının anlaşılamadığını, ...’ın 3.450.000 TL'lik kefalet limitine nazaran talep edilen 1.815.326,63 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden dava tarihine kadar işletilecek temerrüt faizli bakiyenin tespitine yönelik yapılan hesaplamada (sy. 3) alacağın anapara tutarının 1.815.326,63 TL olarak esas alındığını, bu tutara takip tarihi itibariyle % 29,64 temerrüt faizi işletildiğini, 1.815.326,63 TL'ye takip tarihinden dava tarihine kadar temerrüt faizi işletilmesinde mantıklı hiçbir sebep bulunmadığını, bu hesaplamanın neden yapıldığının anlaşılmadığını, 1.815.326,63 TL'nin dava tarihi itibariyle olan anapara tutarı olduğunu, borcun tespiti hususunda ise takip tarihi itibariyle anapara tutarı olarak davalı borçlu ...’ın kefalet limiti olan 3.450.000.-TL'nin esas alınması gerektiğini, bu nedenle 2. ek bilirkişi raporunun sonuç kısmında yer alan; “Takiple temerrüde düşen diğer kefil ...’ın ise dava tarihi 14.01.2014 tarihî itibarıyla 1.815.326,63 TL asıl alacak, 890.792,88 TL temerrüt faizi ve 44.539,64 TL da gider vergisi olmak üzere toplam 2.750.659,15 TL. borçlu bulunduğundan, davacının bu tutan aşan talebinin yerinde olmadığı,” yönünde yaptığı tespitlerinde (sy. 4) borç tutarlarını hatalı olarak hesaplandığını,Raporda davalı ...'nun sorumlu olduğu borç tutarının hesaplanması aşamasında tüm faiz ve ferilerine dair hesaplamalar hatalı olarak gerçekleştirildiğini, bu davalıya ilişkin 2. ek bilirkişi raporunun 2. sayfasında yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, bu davalı yönünden de dava tarihi 14.01.2014 itibariyle sorumlu olduğu tutarın tespitinde bilirkişi heyeti bu defa 8.640.770,62 TL tahsilatın düşüldüğünü, ancak tahsilatlar düşülürken söz konusu tahsilat tutarlarının bir kısmı anaparaya bir kısmı da faize bir kısmı da BSMV'ye mahsup edildiğini, oysa takip talebinde öncelikle ödemelerin TBK'nın 100.maddesine göre yapılmasının istendiğini, buna rağmen borçlunun lehine olacak şekilde ana paradan düşüldüğünü, sunulan hesap ekstrelerinde tahsilatların ne kadarının anaparadan ne kadarının faizden düşüldüğünün ortada olmasına rağmen bu hesap ekstrelerinin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, bu hesapla talepten daha düşük faiz ve ferisi hesaplandığını, her iki davalı yönünden 44.190,15 TL tutarındaki masrafın hesaplamaya dahil edilmemesinin ek ve 2.ek raporun hatalı olduğunu gösterdiğini, ikinci ek raporda tutarsızlık ve çelişkilerin devam ettiğini,Daha önceki kaldırma ilamı dikkate alındığında raporun özensiz hazırlandığını, ek rapora yönelik itirazların tam olarak dikkate alınmadan düzenlenen 2.ek rapora yönelik itirazların karşılanması için yeniden bir rapor alınması gerektiğini, yıllık %29,64 temerrüt faizi uygulanması gerekirken hatalı şekilde hükümde %29,40 oranında temerrüt faizi uygulandığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı banka vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Yukarıda açıklandığı üzere davalı ... vekilinin istinaf harcını eksik yatırarak başvuruda bulunması üzerine mahkemece eksik istinaf karar harcının tamamlanması için gönderilen ihtara rağmen, eksik harcın tamamlanmaması nedeniyle istinaf başvurusunun reddedildiği, ret kararının davalı vekiline tebliğ edildiği ve davalı vekilince bu karara karşı süresinde istinaf başvurusunda bulunmaması nedeniyle davalı ... veya vekilinin incelenebilecek bir istinaf başvurusunun bulunmadığı anlaşılmakla, bu davalı yönünden bir inceleme yapılmamıştır. Bu nedenle eldeki istinaf incelemesi sadece davacının istinaf başvurusundaki nedenler ve kamu düzenine ilişkin nedenlerle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince daha önce, davalı ...'a yönelik davanın reddine, diğer davalıya yönelik davanın kabulüne ilişkin verilen karar davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 30.11.2020 tarih ve 2017/6751 Esas, 2020/2067 Karar sayılı ilamı ile kefalet sözleşmesinde kefilin temerrüt tarihinin tespiti, kefilin ne şekilde temerrüte düşürüleceği, kefilin sorumlu olacağı miktarın tespiti esasları ile yapılan kısmi tahsilatların ne şekilde borcun tespitinde dikkate alınacağının değerlendirilmesi yönünden kaldırılmıştır. Mahkemece bu kaldırma kararı doğrultusunda iki adet ek rapor alınarak istinaf konusu karar verilmiştir. Davacı banka ile asıl borçlu ... Sanayi AŞ arasında çeşitli tarihlerde genel kredi sözleşmeleri düzenlenmiştir. Her iki davalının genel kredi sözleşmelerinde kefil olarak imzalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde bulunan 12.01.2010 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalı kefiller ... ile ...'nun 1.725.000 TLEuro limitle sözleşmeye müteselsil kefil olduğu görülmüştür. 04.01.2011 tarihli kefalet sözleşmesinde artırılan limit bakımından kefil olan ...'nun 5.750.000 TL limitle kefil olduğu anlaşılmıştır. Dosyada bulunan 04.01.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinde ise ...'nun 11.500.000 TL limitle kefil olduğu görülmektedir. Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun ödenmemesi üzerine banka tarafından davalı ... ve ...'a gönderilen 12.01.2012 tarihli kat ihtarının ...'na 17.01.2012 tarihinde tebliğ edildiği, ...'ın ise taşınması nedeniyle tebligat yapılamadığı, 09.03.2012 tarihli kat ihtarının 16.03.2012 tarihinde ...'na tebliğ edildiği, 12.03.2012 tarihli kat ihtarının ise ...'a tebliğ edilemediği, ...'na 16.03.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.İmzalanan kefalet sözleşmesinin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 484.maddesine göre yazılı şekilde yapıldığı ve kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın gösterildiği bu nedenle kefilin sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece kefalet sözleşmesi üzerinde inceleme yapılarak sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilmiştir. Kefil ...'a kat ihtarının tebliğ edilmediği, kefil yönünden aşağıda açıklanacağı üzere İİK'nın 68/b maddesinin uygulanamayacağı ve bu kefilin temerrüdünün ancak takiple başlayacağı anlaşılmıştır. Bu itibarla kat ihtarı takip öncesi tebliğ edilmeyen borçlu yönünden kefilin temerrüdünün takiple başladığının kabulü yerindedir.İlk derece mahkemesince kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporunda ...'ın 3.450.000 TL limitle kefaletinin bulunduğu belirlenmiştir. ...'nun kefalet limiti ise 24.804.925 TL'dir. Dava konusu kredi sözleşmelerinin tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 490.maddesi (6098 sayılı TBK'nun 589/1.md.) gereği kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur.Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir. (Y. 19. HUKUK DAİRESİ, E. 2015/3357, K. 2015/16301, T. 7.12.2015) Bu durumda davacı banka vekilinin kefilin sorumluluğu, kefilin temerrüdü ve temerrüdün sonuçlarına ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde değildir.Davacı taraf genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun ödenmemesi üzerine ... sayılı dosyasında asıl borçlu şirket hakkında toplam 9.703.287,00 TL alacağın takip tarihinden itibaren %22,10 ve %29,64 oranında faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş ayrıca borçlular hakkında 4.200.000 TL bedelli 29.02.2012 ödeme tarihli bono nedeniyle 09.03.2012 tarihinde ... sayılı dosyasında kambiyo takibi başlatmıştır.Davacı, takip öncesi yapılan tahsilatları da dikkate alınarak bu davaya konu ...s sayılı dosyasından 26.12.2012 tarihinde takip başlatmıştır. Dava konusu ... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından borçlular ..., ..., ..., ..., ... aleyhine; 9.212.664 TL asıl alacak, 570.176TL işlemiş faiz, 28.509TL BSMV toplamı 9.811.349 TL alacağın tahsilde tekerrür olmamak üzere tahsili talebi ile takip başlatıldığı, ... yönünden takibin 3.450.000 Tl anapara ve 213.862,42TL işlemiş faiz, 10.693,12 TL BSMV olmak üzere toplam 3.674.555,54 TL alacağın anaparanın %29,64 ve artması halinde artan oranda temerrüt faizi, faizin %5'i BSMV'sinin tahsili istemine dayalı olduğu görülmektedir. İtiraz üzerine davacının itirazın iptali davası açtığı görülmektedir.Eldeki itirazın iptali davasının eki olan dava tarihi olan 14.01.2014 tarihi itibariyle düzenlenen hesap ekstresi özetinde alacağın kaydi tutarının 1.815.326,63 TL olduğu, birikmiş temerrüt faiz tutarının 2.658.497,68 TL olarak gösterildiği, 133.125,67 TL BSMV, 44.190,15 TL masraf olmak üzere toplam alacağın 4.651.140,13 TL olduğunun belirtildiği görülmüştür.Davacı netice-i talebinde; takipten sonra bir kısım ödeme yapıldığını, bir kısım da ipoteğin paraya çevrildiğini ve tahsil olunan miktarlara göre yapılan hesaplamada; takibin 1.815.326,63TL asıl alacak olmak üzere toplam 4.651.140,13TL üzerinden devamına karar verilmesini talep etmiştir.Davalıların kefalet sorumluluğunun kefalet limitini aşmamak kaydıyla asıl borç tutarı kadar olduğu ve dolayısıyla ipoteğin paraya çevrilmesi neticesinde tahsil edilen tutarın toplam borç tutarından düşülerek kefalet limitini aşmayacak şekilde davacının kefalet sorumluluğunun devam ettiğinin kabul edilerek, bakiye borç olup olmadığının hesaplanması gerekli olup ipotek bedelinin doğrudan kefalet limitinden düşülmesi doğru olmayacaktır. (Yargıtay 19.HD'nin 2017/3688 Esas, 2019/226 K sayılı, 03.04.2019 tarihli ilamı) Kaldırma kararı öncesinde alınan bilirkişi raporunda davalı ...'ın, sorumlu olduğu miktardan fazlasıyla ödemede bulunduğu, ilgili ödemelerin ... sayılı dosyasında ...'ın taşınmazının satış ve tefevvüzünden kaynaklandığı belirtilmesine karşın kaldırma kararında belirtilen gerekçelerle bu tespitin yerinde olmadığı ve satış bedellerinin yeniden değerlendirilmesi istenmiştir. ... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip talepli dosyasına konu ve öncesi itibarı ile davalı ...'ın maliki olduğu Başakşehir .. ada 5 parsel 37 nolu bağımsız bölüme ilişkin taşınmazda ... Bankası AŞ ile ... şirketi arasında yapılmış ve yapılacak sözleşmeler yönünden davacı banka lehine 12.01.2010 tarihinde 3.000.000 Euro bedelle 1.derece ve 6 milyon TL bedelle 2.derece ipotek tesis edilmiş olduğu, taşınmazın 18.10.2010 tarihinde ... Şirketine satıldığı görülmektedir.... sayılı takip dosyasındaki belge örneklerine göre; 27.06.2013 tarihinde 3.005.000 TL bedelle satılan taşınmazın ... Şirketi adına kayıtlı Büyükçekmece .. ada 1 parsel sayılı ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesine ilişkin olduğu, taşınmazın önceki malikinin dava dışı ... olduğu, ... Bankası AŞ ile ... Şirketi arasında yapılmış ve yapılacak sözleşmeler yönünden 2.derecede otuz milyon TL bedelli ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece kaldırma kararı doğrultusunda kefillerin sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi için bilirkişilerden alınan 02.04.2021 tarihli ek raporda, davalı ...'nun toplam 9.677.372,17 TL borçtan sorumlu olduğu, ...'a ise kat ihtarının tebliğ edilmemesi nedeniyle kefalet limiti olan 3.450.000 TL ile sınırlı olduğu, dava tarihi olan 14.01.2014 tarihi itibariyle yapılan ödemeler dikkate alınarak ...'ın 1.815.326,63 TL asıl alacak, 890.792,88 TL işlemiş temerrüt faizi ve 44.439,64 TL gider vergisi olmak üzere toplam 2.750.659 TL'den sorumlu olduğu, diğer davalının ise toplam 4.651.140 TL'den sorumlu olduğu belirlenmiştir. Raporda ayrıca %29.64 oranında temerrüt faizi uygulanabileceği kabul edilmiştir. İtiraz üzerine alınan ek raporda sonuç itibariyle aynı görüşler tekrar edilmiştir. Öncelikle takip talebi ile sözleşmeye uygun şekilde düzenlenen bilirkişi raporunda bankanın alacağına yıllık %29,64 oranında temerrüt faizi uygulanabileceği belirtilmesine ve mahkemece bu rapor esas alınmasına rağmen nedeni de açıklanmadan kefil ... açısından %29,40 oranında temerrüt faizi uygulanması yerinde görülmemiştir. Sözleşme uyarınca bankanın talep edebileceği merkez bankasına bildirilen temerrüt faizine göre hesaplanan %29,64 oranında temerrüt faizinin uygulanması gerekmektedir. Bu itibarla, banka ile dava dışı borçlu şirket arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun ödenmemesi üzerine bankaca hesabın kat edilerek kefillerden ...'nun temerrüde düşürülmesi nedeniyle, temerrüt tarihi itibariyle takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi talep edilebileceği, davalı kefil ...'ın ise takip öncesi usulüne uygun şekilde kat ihtarının tebliği ile temerrüde düşürülmemesi nedeniyle, bu kefil yönünden temerrüdün ancak icra takibiyle doğacağı anlaşılmaktadır. Bilirkişi kurulundan alınan ek rapora göre bu esasa göre hazırlanan rapor doğrultusunda davalı ...'ın takip tarihi itibariyle borcu hesaplanmıştır. Ancak takip tarihi ile dava tarihi olan 14.01.2014 tarihleri arasında kısmi ödeme yapılması nedeniyle bu ödemelerin TBK'nın 100.maddesine göre takip talebindeki gibi öncelikle borcun ferilerine mahsup edilmesi ve dava dilekçesinin ekinde bulunan 14.01.2014 tarihi itibariyle cari hesap ekstresi olduğu belirtilen borç dökümündeki asıl alacak ve işlemiş faiz tablosuna göre bu davalının 1.815.326,63 TL ana para, 890.792,88 TL işlemiş faiz ve 44.539,64 TL masraf olmak üzere toplam 2.750.659,15 TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece alınan raporun, davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan ve 14.01.2014 tarihi itibariyle banka borcu ile ferilerini gösteren ve bu tarihe kadar yapılan tahsilatı gösteren ekstreye uygun olduğu, hesabın somut olarak TBK'nın 100.maddesine aykırı olduğuna ilişkin bir kanıt bulunmadığı bu nedenle denetime elverişli raporun hükme esas alınabileceği ve davacı vekilinin rapora yönelik itiraz ve istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı kefil ...'ın bu miktardan sorumlu olduğu belirlenmekle birlikte mahkemece talep miktarı aşılamayacaktır. İtirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlıdır. Takip talebinde kefil ... yönünden 3.45.000 TL ana para, 213.862,42 TL işlemiş faiz ve 10.693,12 TL BSMV olmak üzere toplam 3.674.555,54 TL alacağın, asıl alacağa yıllık %29,64 oranında temerrüt faizi uygulanarak tahsili istenmiştir. Dava ve dava dilekçesine ekli 14.01.2014 tarihli ekstreye göre ise yapılan tahsilatların mahsubu ile davacının 1.815.326,63 TL asıl alacak olmak üzere toplam 4.651.140,13 TL'nin tahsili talep edilmiştir. Dava dilekçesinin ekindeki ekstreye göre asıl alacak dışındaki miktar içinde 2.658,497,68 TL birikmiş temerrüt faizi, 133.125,67 TL BSMV 44.190,15 TL masraf bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava tarihi ile takip tarihi arasındaki ödemelerin davacı tarafından TBK'nın 100.maddesine göre değerlendirilerek, asıl alacak ve ferilerinden mahsup edilmesi ve dava dilekçesi ile ekindeki cari hesap listesine göre 1.815.326,63 TL'si asıl olmak üzere davacının toplam alacağının 4.651.140,13 TL olarak belirlenmesi ve bu miktarın asıl alacak kısmı dışındakinin masraf, BSMV ve birikmiş temerrüt faizi olması nedeniyle mahkemece hükme esas alınan son ek rapora göre davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. Sonuç olarak mahkemece itirazın iptali davasındaki takip talebi ile bağlı kalınarak, dava dilekçesi ve ekindeki dava tarihi itibariyle alacağı belirleyen cari hesap ekstresine göre asıl alacak ve ferilerinin belirlenerek hüküm altına alınması, kendisine kat ihtarı tebliğ edilmeyen kefil ...'ın temerrüdünün takip tarihi itibariyle başlatılarak buna göre hesaplama yapılarak sorumluluğunun belirlenmesi nedeniyle davacı vekilinin bütün bu yönlere ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde değildir. Ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 6.a maddesine göre döviz ve TL cinsi kredilerde faiz oranının belirlenmesi ve 6.c maddesinde temerrüt halinde TL kredilerde %50 daha fazla faizin istenebileceğinin belirtildiği, spot krediler için %30 oranında faiz talep edilebilmesi, ancak takip talebinde daha düşük miktarda %29,64 oranında işlemiş faiz talep edilmesi karşısında bu orana hükmedilmesi gerekirken, mahkemece nedeni gösterilmeksizin davalı ... yönünden %29,40 oranında temerrüt faizine hükmedilmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenle kabulüne, ilk derece mahkemesi hükmünün düzeltilmek üzere kaldırılmasına, Dairemizde davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kımsen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının faiz oranı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yukarıdaki gerekçeyle yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının faiz oranı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere, davalıların ... sayılı dosyasına yönelik itirazlarının iptaline, takibin 1.815.326,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.651.140,13 TL üzerinden devamına, 1.815.326,63 TL'sına dava tarihinden itibaren %29,64 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanarak takipteki diğer koşullarla takibin devamına, davalı ... bu miktarın 1.815.326,63 TL asıl alacak olmak üzere toplam 2.750.659,15 TL'sından sorumlu tutulmasına,2-Dava tarihinden sonra 14.02.2014 tarihinde yapılan 279.910,74 TL, 19.02.2014 tarihinde yapılan 886,20 TL, 02.06.2014 tarihinde 30.439,44 TL olmak üzere toplam 311.296,38 TL ödemenin icra müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, 3-Toplam kabul edilen 4.651.140,13 TL üzerinden hesaplanan takdiren %20 oranında hesaplanan 930.228,02 TL icra inkâr tazminatın davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ...'ın bu miktarın 550.131, 83 TL'lik kısmından sorumlu tutulmasına,4-Karar Tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca belirlenen 317.719,38 TL nispi karar ve ilam harcının davalılardan alınarak Hazineye irad kaydına, davalı ...'ın bu miktarın 187.897,52 TL'sinden sorumlu tutulmasına, 5-Davacı tarafından kaldırma kararından önce yapılan 4.362,65 TL ile kaldırma kararından sonra yapılan 546,00 TL olmak üzere toplam 4.908,65 TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ...'ın bu miktarın 2.902,94 TL sorumlu tutulmasına, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 625.625,40 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ...'ın bu miktarın 369.991,00 TL'sinden sorumlu tutulmasına,7-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 284.067,34 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,8-Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının ise karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harç gideri ile 45,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 265,70 TL kanun yolu giderinin giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,10-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.