İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilerek davalı şirkete yönetim ve denetim kay…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1356 KARAR NO : 2025/1375 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 18/07/2025 NUMARASI : 2024/579 Esas (Derdest) DAVA: LİMİTED ŞİRKET PAY DEVRİNİN TESCİLİ İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilerek davalı şirkete yönetim ve denetim kayyımı atanması talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... Davanın sonucu ile ihtiyati tedbir hususunda yaklaşık ispata yarar delil sunulmaması halinde dava konusunun korunması veya oluşacak muhtemel zararların önlenmesi amacı ile tedbir kararı verilemez. Aksi halde, herhangi bir soyut iddia karşısında, mahkemenin dava konusunun korunması amacıyla mutlaka ihtiyati tedbir kararı vermesi gerektiği sonucuna varılacak olup, bu kabul tarzı HMK'nın 390. maddesindeki düzenlemeye uygun değildir. Her ne kadar davacı vekili tarafından bilirkişi raporu gerekçe gösterilerek yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş ise de bilirkişi raporlarının takdiri delillerden olduğu, davacının davasının kabul edilerek kararın kesinleşmesi halinde, ortaklığın tespit edildiği tarihten sonra şirkete verilen bir zarar varsa davacının şirket yönetimi aleyhine yöneticinin sorumluluğu ile ilgi başvuru haklarının mevcut olduğu, davacının davalı şirkete zarar verildiği yada şirketin içinin boşaltıldığına dair somut bir delil dosyaya sunamadığı, davacının salt çoğunluk hissesine sahip olma ihtimalinin davalı şirkete kayyım atanmasına gerekçe oluşturamayacağı anlaşıldığından davacının denetim kayyımı atanmasına yönelik talebinin de reddine,"karar verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; yaklaşık 9 yıldır şirket ortaklarının noterde müvekkile devrettiği payları kötü niyetli bir şekilde, müvekkil adına tescili sağlayacaklarını taahhüt etmelerine rağmen tescil işlemini gerçekleştirmediklerini, bu hususun müvekkilini zarara uğrattığını ve uğratmaya devam ettiğini, bilirkişi raporunda karşı tarafça kötüniyetli olarak pay devrinin deftere işlenmesinden imtina edildiğinin tespit edildiğini, Yerel mahkemenin aradığı yaklaşık ispat, dava konusunun korunması ve oluşacak muhtemel zararların önlenmesi zaruretinin bilirkişi raporu ile ispat edildiğini, Yerel mahkemenin bilirkişi raporunu değerlendirmeye almadan yaklaşık ispat olmadığının baştan kabulüyle tedbir talebini reddettiğini, tam ispat ölçüsü ve yaklaşık ispat ölçüsü ayrımının tedbir kararları açısından önem taşıdığını, bilirkişi raporu neticesinde yeniden kayyum atanması talebinde bulunma zarureti hasıl olduğunu, bu zaruretin davacı tarafından ispatlandığını, üç ortaklı şirketin tüm ortaklarının hisse devri yaptığını, bunun aslında tek ortaklı şirket ortağının payını devretmesi anlamanı geldiğini, yargılama safahatından sonra elde edilmesi muhtemel hakların yok olması ya da imkansız olması tehlikesi karşısında şirkete yönetim ve denetim kayyumu atanmasının zorunluluk olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :İstem; limited şirket pay devri sözleşmesi ile devralınan payların tescili istemine ilişkin davada, payları devir alınan şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanmasına ilişkindir. İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Limited Şirketlerde pay devri TTK 595 – 598 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre; pay devri dört aşamada gerçekleşmektedir. Öncelikle pay devir alan ile devreden arasında yazılı şekilde bir sözleşme yapılmalı ve sözleşmedeki imzaların noterde onanmalıdır. İkinci aşamada ana sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı müddetçe TTK 595/2 maddesi gereği genel kurulun hisse devrine onayı vermesi gerekir. Devir bu onay ile geçerlilik kazanmaktadır. Genel kurulun onamasına kadar devir sözleşmesi askıdadır. (TTK 595 gerekçesi) TTK 595/3 maddesi gereği başvurudan itibaren 3 ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onay verilmiş sayılır. Miras, mal rejimi ve icra yoluyla hisselerin geçmesi halinde tüm haklar ve borçlar genel kurulun onayına gerek olmaksızın esas sermaye payını iktisap edene geçer. Buna rağmen şirket onayı reddedebilir (TTK 596/2 vd.) Üçüncü aşamada genel kurulca devre onay verilmesi halinde devralanın pay defterine ortak olarak kaydı yapılır. Pay defterine kayıt kurucu olmayıp açıklayıcı nitelikte bir işlemdir. Pay devri ortaklar genel kurulunun onay kararıyla gerçekleşmekte olup pay defterine kayıt pay sahipliğinin şirkete karşı ileri sürülmesi bakımından durumun tespitini sağlayan işlemdir. Dördüncü aşama ticaret siciline tescil işlemidir. (TTK 598) Tescil için şirket müdürü tarafından ticaret sicile başvurulması gerekmektedir. Başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ayrılan ortak adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine ticaret sicili müdürü şirkete iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir. Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni korunur. Ticaret siciline tescil işlemi pay devri yönünden kurucu bir etkiye sahip olmayıp açıklayıcı bir etkiye sahiptir. TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Şirket pay devrinin tesciline ilişkin davada; davalı limited şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetimin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu değildir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporu mahkemesince değerlendirilecek olup yönetim veya denetim kayyım atanmasını gerektirmemektedir. Bu durumda davalı şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanmasını gerektirecek haklı bir sebep dosyanın geldiği aşama itibarıyla ispatlanmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir yolu ile şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2025