11. Hukuk Dairesi 2014/6897 E. , 2014/11025 K. MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.02.2013 gün ve 2011/137-2013/43 sayılı kararı bozan Daire’nin 06.01.2014 gün ve s2013/9080-2014/118 ayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinleni…
**11. Hukuk Dairesi 2014/6897 E. , 2014/11025 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.02.2013 gün ve 2011/137-2013/43 sayılı kararı bozan Daire’nin 06.01.2014 gün ve s2013/9080-2014/118 ayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin .... ibareli marka için başvuruda bulunduğunu, davalı kurumca 556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesi uyarınca 29. sınıftaki bir kısım mallar ile 30. sınıftaki tüm mallar için davalı şirkete ait 164217 sayılı markanın mesnet gösterilmesiyle başvurunun reddedildiğini, tescil işlemleri devam eden mal ve hizmetler için ilanın ardından davalı şirketin itiraz ettiğini, yapılan itirazın anılan KHK'nın 8'inci maddesi uyarınca kabul edildiğini, her iki red kararı için Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'na yaptıkları itirazın kabul görmediğini, davalı markasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü talepli davanın derdest olup bilirkişilerin "dondurulmuş gıdalar" dışındaki mal ve hizmetler için kullanılmadığını tespit ettiğini, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava konusu markaların aynı olmadığı gibi ayırdedilemeyecek derecede benzerliklerinin de bulunmadığını, şekillerin, renk ve kelime unsurlarının ayırdediciliği sağladığını, .... ibaresinin tanımlayıcılığı sebebiyle zayıf bir ayırdediciliğinin bulunduğunu, bir an için markalar benzer kabul edildiğinde dahi farklı mal ve hizmetler yönünden tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek TPE YİDK'nın 2011-M-2019 sayılı kararının iptalini, müvekkilinin 2009/58155 sayılı marka başvurusunun devamını talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, bir markanın kullanılmasa da sicilden terkinine kadar korunma altında bulunduğu, bu sebeple derdest bulunan hükümsüzlük davasının sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, başvuru konusu marka ile davalı şirket adına tescilli markanın biçimler ve renklendirmeler gereğince 556 sayılı KHK'nın 7/b maddesi anlamında aynı veya ayırdedilemeyecek derecede benzer olmadıkları, bu itibarla YİDK'nın anılan madde uyarınca re'sen başvurunun reddi kararının iptali gerektiği, ancak KHK'nın 8'inci maddesi uyarınca yapılan değerlendirmede .... ibaresinin her iki marka da esas unsur olduğu, farklılıkların benzerliği kaldırmadığı, aynı tür mal ve hizmetleri kapsadıkları, ayrıca davalı şirketin ticaret unvanının ... ibaresinden oluştuğu, başvurunun kabulünün haksız rekabete sebep olacağı, davalı kurum kararının bu yönden yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, TPE YİDK’nın 2011/M-2019 sayılı kararının, davacının 2009/58155 sayılı marka tescil başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7/b maddesine dayalı olarak reddi kararına karşı başvurucu davacı tarafından gerçekleştirilen itirazın reddi yönünden iptaline, sair yönlerden iptal isteminin reddine dair tesis edilen karar, davacı vekili ile davalı TPE vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur. Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.