7. Hukuk Dairesi 2022/5983 E. , 2023/6078 K. MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1041 E., 2022/969 K. KARAR : Davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/566 E., 2020/601 K. Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen …
**7. Hukuk Dairesi 2022/5983 E. , 2023/6078 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1041 E., 2022/969 K. KARAR : Davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/566 E., 2020/601 K. Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun esastan reddine, davalının başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu Siirt ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, 370 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında müvekkilinin hissedar olduğunu, davalı DSİ Genel Müdürlüğü dışında kalan tapu maliklerinin tamamının dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan fıstık, zeytin ve asma ağaçları ile tel örgü ve demir dikmeleri vb. muhdesatın müvekkiline ait olduğunu kabul ettiğini, dava konusu taşınmazın kamulaştırılması amacıyla dava açıldığını, yargılamanın Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/498 Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini belirterek, her türlü fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan fıstık, zeytin ve asma ağaçları ile tel örgü ve demir dikmelerin müvekkiline ait olduğunun tespiti ile tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının uzlaşma yoluna başvurmadığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, esas yönünden ise kıymet takdir komisyonunca yapılan tespitlerde ağaçların bulunmadığını, ağaçların 2013 yılından sonra dikildiğini, Kamulaştırma Kanunu'nun ek 25 inci maddesi gereğince 2013 Ağustos ayında ilanları yapıldığını, 2013 yılı Eylül-Ekim ayları uçuş fotoğraflarında dikili fidan olmadığının görüldüğünü belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaz hakkında kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının açılmış olduğu, bu haliyle hukuki yarar dava şartının iş bu davada gerçekleştiği, 14.10.2020 havale tarihli ek teknik bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu anlaşıldığından hükme esas alındığı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların dikildiği kanaatine varılarak kapama meyve bahçesinin (12-13 yaşlarında 790 adet zeytin ağacı ve 8-10 yaşlarında 190 adet asma ağacı) davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine ve beyanlar hanesine işlenmesi talebinin reddine, tel örgü sistemi ve telli direk yönünden ise, bunların taşınmazın bütünleyici parçası niteliğinde olmayıp her zaman için sökülüp götürülebilen eklenti niteliğinde olmaları nedeniyle bu eşyalar açısından tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri ve İstinaf Aşamasındaki Süreç 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi ve müvekkil aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dosya kapsamında aldırılan ziraat bilirkişi raporunda taşınmazda yer alan zeytin ağaçlarının 10-12 yaşlarında olduğunun belirtildiğini, tanık beyanlarının da bilirkişi raporunu destekler mahiyette olduğunu, 11.10.2013 tarihli türksat uydu görüntülerinde de taşınmazın sürülü olduğu ve çıplak gözle dahi muhdesat olduğu ortadayken bilirkişinin aksi yönde rapor hazırlamasının hatalı olduğunu, zeytin ağaçlarının uydu görüntülerinde görünmesinin çok zor olacağını, özellikle de uydu görüntüsünün çekildiği tarih dikkate alındığında görünme ihtimalinin bulunmadığını, 2012 yılında 4-5 yaşlarında bulunan zeytin fidanları dikilmek suretiyle taşınmazdaki muhdesatların müvekkil tarafından kullanıldığını, zeytin ağaçlarının kış aylarının çok soğuk geçtiği 2013 yılında soğuktan etkilenerek kuruma noktasına geldiğini ancak ertesi yıl köklerinden yeniden dal vermek suretiyle yeşerdiğini, bu durumun da uydu fotoğraflarında görünmemesine neden olmuş olabileceğini, Kamulaştırma Kanun'un 4-(Ek fıkra: 12/7/2013-6495/27 md.) "baraj, sulama şebekeleri ve boru hatları, karayolu, demiryolu, liman ve havaalanı gibi gelecek yıllara sari büyük projelerde kamu yararı kararı kamulaştırılacak taşınmazların bulunduğu mahalle ve/veya köy muhtarlığında on beş gün süre ile asılmak suretiyle ilan edilir. Kamu yararı kararının ilan süresinin bitiminden itibaren, kamulaştırılacak taşınmazlar üzerine yapılan sabit tesisler ile dikilen ağaçların bedeli, kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınmaz. (Değişik üçüncü cümle: 19/4/2018-7139/28 md.)" hükmünü taşıdığını, taşınmazlardaki bu sınırlama ilan tarihinin bitiminden itibaren beş yıl olup, bu sürenin Cumhurbaşkanı tarafından bir defaya mahsus olmak üzere beş yıl süre ile uzatılabileceğini, 5 yıl içinde kamulaştırma kararı uzatılmadığı gibi köyde herhangi bir ilan da yapılmadığını, davanın reddedilen kısmı yönünden tarifeye uygun şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 4.080,00 TL davalı Kurum lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/498 Esas sayılı dosyada tapu maliklerine hisseleri oranında ödemeler yapılmış olup ödeme belgelerinin yerel mahkemeye sunulduğunu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Satın Alma Usulü” başlıklı 8/7 uyarınca “Bu madde uyarınca satın alınan veya trampa edilen taşınmaz mal, kaynak veya irtifak ..., sahibinden kamulaştırma yolu ile alınmış sayılır ve bu şekilde yapılan kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları açılamaz.” denilerek dava yolunun kapatıldığını, dolayısıyla taraflar arasında yapılmış bulunan anlaşmaya göre davacının diğer eklentilerden vazgeçmiş sayıldığının kabul edilmesi gerektiğini, DSİ kıymet takdir komisyonunca yapılan tespitlerde 370 parsel No.lu taşınmazın üzerinde 2013 yılı uydu görüntülerinde ağaç bulunmadığını, bahse konu taşınmaz için Ağustos 2013 tarihli Kamulaştırma Kanun'un Ek 25 inci maddesi gereğince ilana çıkıldığını, DSİ 16. Bölge Müdürlüğünün 23.08.2013 tarih ve 501645 sayılı üst yazısı ile 29.08.2013 tarihinden itibaren 15 gün süreyle Demirkaya Köyü muhtarlığında ve mezrasında/mezralarında askıda kaldığını, 13.09.2013 tarihinde askıdan indirildiğini, taşınmaz üzerindeki muhdesatların kamulaştırma ilanından sonra meydana getirildiğini, bu tarihten sonra dikilen fidan ve yapılan yapı bedelleri ödenmeyeceği kanuna bağlanmış olup, bu tarihi takip eden Eylül-Ekim 2013 aylarında çekilmiş uçuş fotoğraflarında arazinin tamamında dikili fidan olmadığı ve DSİ Kıymet Takdir Komisyonunca yapılan tespitlerde de hâlihazır da ağaçların bulunmadığının tespit edildiğini, jeodezi ve fotogrametri mühendisi tarafından hazırlanan raporun tarafımızca incelenmesi neticesinde yukarıdaki itirazlarımızı destekler mahiyette olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi kurulunun arazinin toplam hesaplanan bedeline % 35 objektif unsuru da ilave ederek bedeli yüksek hesapladığını, üzerinde muhdesat bulunduğu iddia edilen parselin tapu kaydının beyanlar hanesinde muhdesata ilişkin herhangi bir şerh bulunmadığını, kendini vekille temsil eden davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 34.639,88 TL nisbi vekalet ücretine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın tapu kaydında dava konusu muhdesatlarla ilgili herhangi bir şerh ve beyan bulunmadığı, Türksat tarafından gönderilen 08.01.2010-11.10.2013 tarihli uydu görüntüsü ve 21.11.2010-07.02.2011 tarihli google earth uydu görüntüleri üzerinde yapılan değerlendirme sonucunda o tarihlerde taşınmaz üzerinde herhangi bir muhdesat görülmediği, muhdesat aidiyetinin tespiti davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması gerekli olup, 2942 sayılı Yasa'nın 8 inci maddesine göre askı ilan tarihinden sonra oluşturulacak muhdesat bedelleri talep edilemeyeceği, somut olayda dava konusu muhdesatların askı ilan tarihinden sonra meydana getirildiği, ağaçların bilirkişi tarafından belirlenen tahmini yaşlarının bu gerçeğin aksini kanıtlamayacağı, kaldı ki dikilen fidanların yaşları büyük dikilebileceği varsayımı da dikkate alındığında davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olduğundan davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın kaldırılma nedenine göre davacının istinaf istemlerinin dinlenilmesine yer olmadığına; davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararma karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK. mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. (HMK mad.114/1-h, 115). 3. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle Bölge Adliye Mahkemesince kanunun somut olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunun kabulüne davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370'inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.