T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1368 KARAR NO : 2026/87 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/03/2022 NUMARASI: 2021/4 E. - 2022/196 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bayilik sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair ve…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1368 KARAR NO : 2026/87 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/03/2022 NUMARASI: 2021/4 E. - 2022/196 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bayilik sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuş-ulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının ... marka otomobil ve ticari araçların, Türkiye genelindeki bayileri aracılığıyla, satış ve pazarlamasını, satış sonrası servis ve bakım hizmetlerini yaptığını, taraflar arasında 2002 yılından, bayilik sözleşmesinin davalı yanca sona erdirildiği ..11.2011 tarihine kadar sözleşme ilişkisi bulunduğunu, davacının davalının ..... bayisi olarak satış ve servis faaliyetini sürdürdüğünü, davacının bayilik faaliyetlerine başladığı 2002 yılı öncesinde yaklaşık 3 yıl boyunca ...'da bir ... bayisi bulunmadığını, davalı ile en son sözleşmenin 15.12.2006 tarihli bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli yedek parça satış ve servis sözleşmesi olduğunu, davacının satışları kısa sürede yükselttiğini ve ...'da mezkur markanın pazar payının Türkiye genelindeki pazar payının üzerine çıktığını, davalı şirketin 2008 yılından itibaren sergilemeye başladığı kötüniyetli, haksız ve zarar verici tutumuna kadar ilişkilerin gayet iyi devam ettiğini, davalının 2008 yılında, davacının kısa bir süre önce aynı caddede yeni bir satış ve servis noktası açmış olduğu halde davacının görüşünü almadan ve hiç haber vermeden, davacının satış ve servis noktasının birkaç yüz metre ilerisinde yeni bir bayilik oluşturduğunu, 2011 yılında da bir bayi daha oluşturduğunu, davalının bu yeni bayilerine, haksız rekabete yol açacak şekilde, davacıya sunduğundan çok daha avantajlı ticari şartlar sağlayarak davacının zarar verme kastıyla hareket etmeye başladığını, davalının Beşiktaş ...... Noterliği'nden tasdikli, ......02.2010 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarname ile taraflar arasında mevcut bayilik ilişkisinin .....12.2011 tarihi itibariyle yenilenmeyeceğini bildirdiğini, bayilik ilişkisinin de .....12.2011 tarihi itibariyle sona erdiğini, sözleşmenin öngörülen sürenin dolması nedeniyle son bulması sebebiyle davacının portföy tazminatına hak kazandığını, davacının ... markasını daha önce hiç bayisi bulunmayan ... ve çevresinde tanıtarak bu markanın yayılmasına katkıda bulunduğunu, davalının müşteri çevresini tamamen veya önemli ölçüde genişlettiğini, bunun yanında bayilik ilişkisi nedeniyle davacının stoklarında kalan stok mallar bulunduğunu, bunların davacının sözleşme gereği yaptığı stoklar olduğunu, muhtemel siparişleri karşılamak veya müşteri hizmetlerini yerine getirmek için bulundurduğu yedek parçalar, sarf malzemeleri, davalı şirket ile arasındaki ilişkiye özelleştirilmiş bilgisayar programları ve ... marka araçlara yönelik özel çok sayıda aparat olduğunu, bunların davacının elinde kaldığını, bu malların sözleşmenin diğer tarafının bayiden açıkça bir stok yapmasını istediği veya zımnen bir stok yapma yükümlülüğünün bulunduğu durumlarda sözleşmenin sona ermesinde bayinin bir kusurunun bulunmaması kaydıyla geri alınması gerektiğinin öğretide kabul edildiğini, davacının da yürütüğü faaliyetin doğası gereği bir stok bulundurma yükümlülüğü altında olduğunu, kaldı ki taraflar arasındaki 15.12.2006 tarihli yedek parça satış ve servis sözleşmesinin ''Asgari Stok Yükümlülüğü'' ile ''Ortalama Stok seviyesi, Satış Hedefleri'' başlıklı 23. maddesinde bir stok yükümlülüğü öngörüldüğünü, ''Yetkili Servisin Temel Yükümlülükleri'' başlıklı 4. maddesinin 9. paragrafında da bu yönde hüküm bulunduğunu, davalının stoklarında bulunan malların davalı tarafa teklif edilmiş ancak aradan uzun süre geçmesine rağmen davalının bu teklife bir cevap vermediğini, ... ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/..... D.İş sayılı dosyası ile müvekkilinin şirketin stoklarında bulunan mallar sayımı yapılmak suretiyle tespit edildiğini, .....04.2012 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketten ve 3.kişilerden aldığı ve bayilik ilişkisi son bulduğu için stoklarında kalan yedek parça, sarf malzemesi vs'nin tek tek sayımı yapılmak üzere tespit edildiğini, bayilik sözleşmesinin son bulması nedeniyle davacının elinde kalmış ve ... marka araçlar dışında kullanılması mümkün olmayan makine, teçhizat ve aparatın tek tek sayımı yapılmak üzere tespit edildiğini, davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkiye özelleştirilmiş, başka her hangi bir maksatla kullanılamayacak sistem/bilgisayar programının da tespit edildiğini, davacının bayilik sözleşmesindeki stok yükümlülüğü nedeniyle satın aldığı ve bayilik ilişkisi son bulduğu için stoklarında kalmış mallar ile bayilik ilişkisinin gerektiği gibi yürütülebilmesi için yapılmış olan ve karşılıksız kalmış yatırımların yargılama sırasında hesaplanacak bedellerinin de dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiğini, davalının, davacının bölgesinde ve çok yakınında, başka bayiler ihdas etmesi ve onlara onlara müvekkilinden daha ucuza mal satması karşısında, davalının müşterileri daha ucuza mal temin edebilmek için davalı ile olan ticari ilişkilerine son verdiğini, davacıyı daha pahalıya mal satmakla suçladığını, bütün bunların davacının ...'daki ticari hayatına ve itibarına çok ciddi leke sürdüğünü, davalının haksız ve hukuka aykırı bu eylemleri dolayısıyla davacının güvenilmez bir tacir konumuna düştüğünü, kişilik haklarının haleldar olduğunu, bu sebeple manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, yargılama sırasında bilirkişilerce hesaplanacak portföy (müşteri) tazminatı ile davacının stoklarında kalmış olan, ... .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/..... D. İş sayılı dosyası ile tek tek sayımı yapılmış yedek parça, ... marka araçlarlka özel aparat, sarf malzemesi, yazılım ve sisteminin yargılama sırasında bilirkişilerce hesaplanacak bedelleri ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek, HMK'nın 107.maddesi gereğince yapılacak yargılama sonucunda; hesaplanacak portföy (müşteri) tazminatından 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, davacının stoklarında kalmış ve ... ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/.... D. İş sayılı dosyası ile tek tek sayımı yapılmış olan yedek parça, ... marka araçlara özel aparat, sarf malzemesi, yazılım ve sisteminin HMK'nın 107.maddesi uyarınca yargılama sırasında bilirkişilerce hesaplanacak bedellerinden 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faiziyle, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/27 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit giderlerinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 13.12.2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile 10.000 TL olan stokta kalan mal bedeline ilişkin talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 100.000 TL arttırarak 110.000 T stokta kalan mal bedelinin dava tarihinden işleyecek reeskont faizi ile tahsilini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında bayilik sözleşmesinin söz konusu olduğunu, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı olmadığını, talep konusunun miktarını tam olarak bilmesine rağmen, sırf davayı kaybetmesi halinde fazla yargılama gideri ödememek için kısmi dava açtığını, portföy tazminatı bakımından, ne kadar bir müşteri portföyü olduğunu da en iyi bilebilecek olanın davacı olduğunu, açılan kısmi davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, portföy tazminatına hak kazanmak için haksız fesih ya da bildirim sürelerine uyulmaksızın fesih olması gerektiğini, sözleşmenin haksız feshedilmediğini, portföy tazminatı şartlarının oluşmadığını, sözleşmede stokların geri alınması yükümlülüğü olmadığını, davalının stokta kalan ürünleri geri almak zorunda olmadığını, manevi tazminat talebinin de haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememiz 2012/160 esas, 2017/852 karar sayılı, 19/06/2017 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstanbul BAM 16.Hukuk Dairesinin 2018/2275 esas, 2020/2229 karar sayılı 18/12/2020 tarihli ilamı ile, "Stokta kalan yedek parça bedelinin ödenmesine ilişkin talep yönünden yapılan incelemede; Taraflar arasındaki sözleşmenin 31. maddesinde sözleşmenin feshedilmesi üzerine, davalının davacının stoklarında bulunan ürünleri geri satın alma konusunda tercih hakkını kendisinde tuttuğu görülmüştür. Sözleşme tarihinde TBK 25 hükmü yürürlükte değilse de, davacı artık yetkili servis hizmeti veremeyeceğinden stok ürünleri ve yedek parçaları davalının almaması iyiniyet kaidelerine uygun düşmeyeceğinden, davalıya seçimlik hak tanıyan hükmün TMK 2. Madde gereğince uygulanamayacağı, davacı tarafın akit 15.12.2011 tarihinde sona erdiğinden, yetkili satıcılık ve yetkili servis hizmeti veremeyeceği, bu durumda elindeki yedek parçayı iade ile bedelini isteme hakkının bulunduğu, (emsal Yargıtay 19.HD'nin 11.02.2013 tarihli 2012/7320 E. - 2013/2488 K.sayılı kararı) mahkemenin red kararının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin talimat dosyalarında alınan kök ve ek raporlarda; davalı ... Otomotiv'den alınan 1789 adet yedek parça ve malzeme bedeli değeri 42.419 TL ve özel takımlar bedelinin 1.450 TL , genel toplam bedelinin 43.869TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Ancak stokta kalan yedek parça, malzeme bedeli ve özel takımlar yönünden davacı tarafça 10.000 TL bedelli kısmi dava açılmış, rapor alındıktan sonra netice-i talebini ıslah etmemiştir. Taleple bağlılık kuralı gereğince, verilen hükümde, tahsil kararı ile birlikte talep edilen 10.000 TL'ya karşılık gelen yedek parça, malzeme ve özel takımların davacı tarafça davalıya iadesine karar verileceğinden, davacı tarafın hangi malzemelerin iadesini istediğinin davacı tarafa açıklattırılması gerekmektedir." denilerek mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce yeniden yapılan yargılama ile davacı vekiline stokta kalan yedek parça, malzeme bedeli ve özel takımlar yönünden talep edilen 10.000 TL'ye karşılık gelen yedek parça, malzeme bedeli ve özel takımlardan hangi malzemelerin iadesinin istendiği hususunda açıklama yapması için iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili 26/01/2021 tarihli dilekçesi ile, davacının stoklarında kalan yedek parça ve malzeme bedelleri için 13/03/2017 tarihli beyan dilekçesindeki beyanlarının aynen geçerli olduğunu, işbu dava ile ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/27 D.iş sayılı dosyası kapsamında yapılan keşif sonrası hazırlanan 18/04/2012 tarihli bilirkişi raporunda tespiti yapılan ve tüm yedek parçaların iadesinin talep edildiğini, istinaf kaldırma kararının öncesinde 10.000 TL olan dava değerinin artırılması için mahkemeden bilirkişi ek raporu talep edildiğini, ancak ek rapor talepleri reddedilerek talep artırımında bulunulamadan dosyanın karara çıkartıldığını, bu nedenle ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/27 D.iş sayılı dosyasında tespit edilen ve halen daha davacıya ait depoda muhafaza edilen tüm yedek parçalar yönünden iade taleplerinin bulunduğunu, talep ettikleri tüm yedek parçalara ilişkin ıslah yahut talep artırım dilekçesi ile eksik harç ikmal edebilmek için yedek parça değerinin tespiti için ek rapor alınmasını talep etmiştir. ... Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak; 28/04/2016 tarihli ek raporu sunan bilirkişi heyetine tevdi edilerek raporda tespiti yapılan malzemelerden, davacı yan stokta bulunan ve iade edilebilecek (satış/devir yapılmayan) malzemenin ve değerinin mahallinde yapılacak inceleme ile tespitinin yapılarak ek rapor tanzimi istenmiş, düzenlenen 05/10/2021 tarihli raporda; davacı yan nezdinde dava konusu ... marka araçlarda kullanılmak üzere 1789 adet yedek parça ve özel takımların mevcut olduğu, bu malzemelerin faturalarla çakıştığı tespit edilmiş olup piyasa koşulları dikkate alınarak an itibarı ile bedellerinin; yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde davacı stokunda bulunan ve iade edilebilecek (satış devir yapılmayan) malzemelerin toplam bedelinin 43.119,00 TL+ KDV özel takımların bedelinin ise 1.450,00 TL+KDV olmak üzere toplam 44.569,00 TL+KDV olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ olunmuş, davalı vekili rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunmuştur. Davacı vekili 13/12/2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile, 10.000 TL olan stokta kalan malların bedeline ilişkin taleplerini dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve ... ....Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/... D.iş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu doğrultusunda 100.000 TL artırdıklarını ve 110.000 TL'ye çıkarttıklarını, davanın kabulü ile 10.000 TL portföy tazminatı, 50.000 TL manevi tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 110.000 TL stokta kalan malların bedeli olmak üzere toplamda 170.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, eksik harcı ikmal etmiştir. Her ne kadar davalı vekili ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'i ileri sürmüş ise de; davacı tarafça stokta kalan malzeme ve yedek parçaların (satış/devir yapılmayan) yargılama sırasında bilirkişi marifetiyle tespitinin istendiği ve davanın HMK 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığı anlaşılmış olup, belirsiz alacak davasının açılmasının sonuçlarından biri de zamanaşımının kesilmesi olduğu dolayısıyla davanın açılması ile zamanaşımının kesildiği de dikkate alınarak davalının bu yönden beyanına itibar edilmemiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları, BAM ilamı ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Taraflar arasında, sözleşme ilişkisinin 2002 yılından beri devam ettiği, en son 15/12/2006 tarihli bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli yedek parça satış ve servis sözleşmesinin imzalandığı, davalı tarafça sözleşmenin 29. Maddesinde düzenlenen, ".. 6 ay önceden yazılı olarak bildirimde bulunmak koşuluyla bu sözleşmeyi yenilememek hakkına sahip olacaktır.” hükmü uyarınca, 24.02.2010 günlü ihtar ile sözleşmelerin 15.12.2011 tarihi itibariyle yenilenmeyeceğinin davacı tarafa bildirilerek, sözleşme ilişkisinin sonlandırıldığı, gerek BAM ilamı gerekse mahkememiz 19/06/2017 tarihli kararında belirtildiği gibi, taraflar arasındaki sözleşmenin tekel hakkı veren bir sözleşme olmadığı, sözleşmede kendisine tanınan bir hakkı kullanan davalıdan, davacının tazminat talep hakkının bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 12/7 maddesi ile davacının sözleşmenin sona ermesi ve feshinden dolayı müşteri kaybı, şerefiye, portföy tazminatı, kar kaybı veya benzeri gerekçelerle tazminat talep edemeyeceğinin hüküm altına alındığı, dolayısı ile portföy tazminatı koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Yine davacının manevi tazminat talebi yönünden; yapılan fesih nedeniyle davacının ticari itibarının zedelendiğine yönelik dosyada delil bulunmadığı, sözleşmenin süreli olup davalı tarafça sözleşmenin 29.maddesine uygun olarak feshedildiği anlaşılmakla şatları oluşmayan manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir. BAM ilamı doğrultusunda mahallinde yaptırılan teknik bilirkişi incelemesi ile, davacı yan nezdinde bulunan oto yedek parçaların toplam bedelinin 43.119 TL, özel takımların toplam bedelinin ise 1.450 TL olmak üzere toplam 44.569 TL + KVD olduğu tespit edilmiş olup davanın kısmen kabulü ile, davacının stoklarında kalan ... 2.ATM.nin 2021/125 Tal.sayılı dosyasında aldırılan 05/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda nevi, adedi ve tutarı liste halinde tespit edilen yedek parça malzeme ve özel takımların davalıya iade edilmesi şartıyla, yedek parça malzeme bedeli 43.119 TL ve serviste bulunan özel takım bedeli 1.450 TL olmak üzere toplam 44.569 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile stokta kalan yedek parça bedelinin ödenmesine ilişkin talep yönünden taraflar arasında düzenlenen "Bayilik sözleşmesi" ve "Yedek parça servis ve satış sözleşmesi"nin davalı tarafça feshedilmesi üzerine davacının stoklarında kalan (... ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/. .... sayılı dosyasında aldırılan ../10/2021 tarihli bilirkişi raporunda nevi, adedi ve tutarı liste halinde tespit edilen) yedek parça malzeme ve özel takımların davalıya iade edilmesi şartıyla, yedek parça malzeme bedeli 43.119,00-TL ve serviste bulunan özel takım bedeli 1.450,00-TL olmak üzere toplam 44.569,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ../10/2021 tarihli bilirkişi raporunun işbu kararın eki sayılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının portföy tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından davacının yedinde bulunan yedek parça ve özel takımların tamamına ilişkin talebin kabulüne karar verilmesi gerekmekte iken sadece bilirkişi raporunda belirlenen kısım yönünden talebin kabulünün hatalı olduğunu, mahkeme tarafından ... ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/... Talimat numaralı dosyası kapsamında hazırlanan ....10.2021 tarihli bilirkişi raporundaki ekli liste ve hesaplamaların dikkate alınarak bu rapor doğrultusunda 1789 adet yedek parça ve malzemenin bedeli ile özel takım bedeli olmak üzere toplamda 43.869,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, oysa ki sözleşme sona erdikten sonra davalının geri almaması üzerine davacının elinde kalan yedek parçaların ve özel takımların miktar ve bedelinin belirlenmesi için ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/... D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, tespitin sözleşmenin sona ermesinin hemen akabinde yaptırıldığını, keşif esnasında bu yedek parça ve malzemeler mevcut iken, en son bilirkişi ek raporunda yerinde inceleme yapan bilirkişiler tarafından bu malzemelerin hazır olduğu tespit edilmiş iken fiilen depoda hazır bulunan bu yedek parça ve malzemelerin bilirkişi raporuna dahil edilmediğini, bunların bedelleri bilirkişi tarafından hesaplama yapılmadığını, oysa ki; yetkili servis olan müvekkilinin davalıdan temin edildiği davalı tarafın ticari kayıtlarından da anlaşılabileceği gibi orjinal parçaların markanın distribütörü olan davalı dışında herhangi bir üçüncü şahıstan tedarik edilmesinin de mümkün olmadığını, davalının da sözleşmenin feshinde bu yönde bir iddiası bulunmadığını, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtların zayi olduğu da dikkate alınarak salt faturaların karşılaştırılmasına gidilmeden değişik iş dosyası ile tespit edilen yedek parça, malzemelerin tamamı üzerinden kabul kararı verilmesi gerektiğini, eksik inceleme sonucunda manevi tazminat talebinin reddinin de hatalı olduğunu, davacının bir anda ... markasının ...... showroomunu birden kapatmasının hem müşteri çevresinde hem de sektördeki rakipleri önünde müvekkili şirketi zor durumda bıraktığını, sözleşmenin sona ermesine ilişkin sürecin, bu sürecin işçi - işveren, tacirler arası ve tüketici nezdindeki olumsuz etkisine ilişkin delil olarak dayandıkları tanıkları dinlenilmeden, dosyaya sundukları atış artış grafikleri incelenmeden karar verildiğini,portföy tazminatı talebinin reddinin de hatalı olduğunu, davacının, davalının ... piyasasında yayılımındaki ve geniş yer almasındaki katkısı, ticari itibarının, yıllardır sürdürmüş olduğu deneyimi ve güvenilirliğinin davalıya kazandırmış olduğu müşteri pörtföyü, araçların tüketiciler tarafından kullanım süresinin dikkate alındığında satış sonrası hizmetler ve servis hizmeti ile devamlılık konularının dikkate alınmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;davanın yedek parçalara ilişkin olarak belirsiz alacak davası türünde açılamayacağını, stokta kalan yedek parça ve malzemelerin davacının kendi uhdesinde bulunduğunu, davacının dava açmadan önce tespit yaptırdığını, 18.04.2012 tarihli değişik iş tespitinde, stoklarında kalan yedek parçaların hem adet hem de tutar olarak 24 sayfalık bir envanter raporu şeklinde değerinin 143.447,86TL olarak tespit edildiğini, belirsiz alacak davası açamayacağını, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını, hatta, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında da davanın "Ancak stokta kalan yedek parça, malzeme bedeli ve özel takımlar yönünden davacı tarafça 10.000 TL bedelli kısmi dava açılmış, rapor alındıktan sonra netice-i talebini ıslah etmemiştir." denilerek kısmi dava açtığının tespit edildiğini, bu sebeplerle yedek parçalar açısından davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacının tüm parçaların yedek parçaların faturalarını dava dosyasına sunmadığını, bu parçaları davalıdan aldığını ispat edemediğini, istinaf kaldırma kararına uygun yargılama yapılmadığını, kaldırma kararında "Ancak stokta kalan yedek parça, malzeme bedeli ve özel takımlar yönünden davacı tarafça 10.000 TL bedelli kısmi dava açılmış, rapor alındıktan sonra netice-i talebini ıslah etmemiştir. Taleple bağlılık kuralı gereğince, verilen hükümde, tahsil kararı ile birlikte talep edilen 10.000 TL'ya karşılık gelen yedek parça, malzeme ve özel takımların davacı tarafça davalıya iadesine karar verileceğinden, davacı tarafın hangi malzemelerin iadesini istediğinin davacı tarafa açıklattırılması gerekmektedir. ''denildiğini, mahkemenin 05.04.2021 tarihli ara kararla, BAM kararında olmayan bir şekilde, malzemenin değerinin mahallinde yapılacak inceleme ile tekrar tespitinin talep edildiğini, akabinde gelen 05.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda, bir kısım yedek parçaların bedelinin sonradan artırıldığını, parça fiyatlarının sabit olması gerektiğini, yedek parça faturaları dava dosyasına hiçbir zaman girmediğinden, bilirkişilerin de kendilerine davacı tarafından verilen excel bir listesindeki fiyatları "malzemenin bugünkü değeri" olarak tek taraflı olarak artırdığını, 10.11.2021 tarihli rapora itiraz dilekçesinde de belirttikleri üzere toplam 74 parçanın bedelinin kendiliğinden sonradan artırıldığını, davanın normal alacak davası olmaması sebebiyle faizin dava tarihinden itibaren işlemeye başlamasının kabul edilemeyeceğini, aynen araç iadesi davalarında olduğu gibi davaya konu yedek parçaların iadesi gerçekleşmeden bu alacak için faiz istenemeyeceğini, Yargıtay 13.HD'nin 10.03.2020 tarihli ve 2017/2696 Esas, 2020/3115 Karar sayılı kararının bu yönde olduğunu, kararın faizin başlangıç tarihi açısından hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki 15.12.2006 tarihli bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedenine dayalı portföy tazminatı, stokta kalan yedek parça bedeli ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında 2002 yılından itibaren bayilik ilişkisi bulunduğu, en son 15.12.2006 tarihli ''...... Bayilik Sözleşmesi'' başlıklı bayilik sözleşmesi imzalandığı, yine aynı tarihli yedek parça satış ve servis sözleşmesi imzalandığı, bayilik sözleşmesinin 29.maddesinde düzenlenen "İş bu sözleşme beş (5) yıllık belirli süre için akdedilmiştir. Taraflardan her biri asgari 6 (altı) ay önceden yazılı olarak bildirimde bulunmak koşuluyla bu sözleşmeyi yenilememek hakkına sahip olacaktır.'' hükmü uyarınca, davalı yanca 24.02.2010 tarihli ihtar ile sözleşmelerin 15.12.2011 tarihi itibariyle yenilenmeyeceğinin davacı tarafa bildirildiği ve bu şekilde sözleşme ilişkisinin son bulduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf eldeki davada, bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle portföy tazminatı, stokta kalan yedek parça bedeli ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen 19.07.2017 tarihli ve 2012/160 Esas, 2017/852 Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin 18.12.2020 tarihli ve 2018/2275 Esas, 2020/2229 Karar sayılı ilamıyla "... Stokta kalan yedek parça bedelinin ödenmesine ilişkin talep yönünden yapılan incelemede; Taraflar arasındaki sözleşmenin 31. maddesinde sözleşmenin feshedilmesi üzerine, davalının davacının stoklarında bulunan ürünleri geri satın alma konusunda tercih hakkını kendisinde tuttuğu görülmüştür. Sözleşme tarihinde TBK 25 hükmü yürürlükte değilse de, davacı artık yetkili servis hizmeti veremeyeceğinden stok ürünleri ve yedek parçaları davalının almaması iyiniyet kaidelerine uygun düşmeyeceğinden, davalıya seçimlik hak tanıyan hükmün TMK 2. Madde gereğince uygulanamayacağı, davacı tarafın akit 15.12.2011 tarihinde sona erdiğinden, yetkili satıcılık ve yetkili servis hizmeti veremeyeceği, bu durumda elindeki yedek parçayı iade ile bedelini isteme hakkının bulunduğu, (emsal Yargıtay 19.HD'nin 11.02.2013 tarihli 2012/7320 E. - 2013/2488 K.sayılı kararı) mahkemenin red kararının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin talimat dosyalarında alınan kök ve ek raporlarda; davalı ... Otomotiv'den alınan 1789 adet yedek parça ve malzeme bedeli değeri 42.419 TL ve özel takımlar bedelinin 1.450 TL , genel toplam bedelinin 43.869TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Ancak stokta kalan yedek parça, malzeme bedeli ve özel takımlar yönünden davacı tarafça 10.000 TL bedelli kısmi dava açılmış, rapor alındıktan sonra netice-i talebini ıslah etmemiştir. Taleple bağlılık kuralı gereğince, verilen hükümde, tahsil kararı ile birlikte talep edilen 10.000 TL'ya karşılık gelen yedek parça, malzeme ve özel takımların davacı tarafça davalıya iadesine karar verileceğinden, davacı tarafın hangi malzemelerin iadesini istediğinin davacı tarafa açıklattırılması gerekmektedir." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının eksik inceleme sebebiyle kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda eldeki istinafa konu davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede: Davacı vekili, portföy tazminatı talebinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ile taraflara sözleşmenin en altı ay önce bildirilmesi koşuluyla fesih hakkı tanınmıştır. Davalı tarafça da bayilik sözleşmesi, sözleşmenin 29. maddesine uygun şekilde bir feshedildiği görülmektedir. Davacı ticaret şirketi olup basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlüdür. Bu kapsamda davalının sözleşmenin devamı sırasında bu şekilde fesih hakkını kullanabileceğini öngörmelidir. Somut olayda da davalı taraf kendisine tanınan bu hakkı kullanmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin kurulması ve sona ermesi, 6762 sayılı TTK hükümlerinin yürürlükte olduğu dönemde gerçekleşmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 122.maddesinin doğrudan ya da kıyas yoluyla taraflar arasındaki ihtilafa uygulanması mümkün değildir. Taraflar arasında, sözleşme ilişkisinin ilk olarak kurulduğu 2002 yılında yapılan sözleşmenin 3.maddesinde "Bayi'nin sınırları çizilmiş olan bölgede münhasıran satıcılık hakkına haiz olmakla birlikte distrübütör aşağıdaki şartlarla ... marka araçların, bayi bölgesinde doğrudan satma hakkını saklı tutar" hükmü düzenlenmiş ve sözleşme ek-4'te bayilik bölgesinin ... ili sınırları olduğu belirlenmişse de, taraflar arasındaki 15.12.2006 tarihli bayilik sözleşmesinde bu hükme yer verilmemiştir. Dolayısıyla yenilenen sözleşmede, davacının ... ilinde münhasır satıcı yahut acente olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca davacının sözleşmenin sona ermesi ve feshinden dolayı müşteri kaybı, şerefiye, portföy tazminatı, kar kaybı veya benzeri gerekçelerle, tazminat talep edemeyeceği sözleşmenin 12/7 maddesinde belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin tekel hakkı veren bir sözleşme olmadığı, sözleşmede kendisine tanınan bir hakkı kullanan davalıdan, davacının portföy tazminatı talep etme koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince manevi tazminat talebinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Her ne kadar davacı tarafça, fesih nedeniyle ticari itibarinin zedelendiği ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamında bu yönde bir delilin bulunmadığı, her iki tarafa da sözleşmede tanınan fesih hakkı kapsamında davalının uygun önel vererek fesih hakkını kullandığı anlaşıldığından davacının manevi tazminat talep etme şartlarının da oluşmadığı kanaatine varıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Stokta kalan yedek parça bedelinin ödenmesine ilişkin olarak davacı vekilince kısmen kabul kararının hatalı olduğu, bu yönden davanın delil tespiti dosyasında tespit edilen malzemelerin tümü bakımından tam kabulü gerektiği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin talimat dosyalarında 16.04.2015 tarihinde keşif icra edilmesi sonrasında alınan kök ve ek raporlarda; davalıdan alınan 1789 adet yedek parça ve malzeme bedeli değeriin 42.419 TL ve özel takımlar bedelinin 1.450 TL olmak üzere genel toplam bedelinin 43.869TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı vekili talebin tam kabulü gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacı tarafından yaptırılan tespit sonucu düzenlenen rapor tarihi 2012 yılına ait olup söz konusu malzemelerin güncel durumunun ve sayısının tespiti için yerinde keşif ile yapılan bilirkişi incelemesi ve sayımı ile doğru miktar bulunmuştur. Denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi kök ve ek raporuna göre davanın kısmen kabulü yerinde olduğundan aksi yöndeki davacı istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu sebeplerle, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. . Davalı vekilinin istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede: Davacı, stokta kalan yedek parçalara ilişkin talebi yönünden ... ..Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/.. D. İş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunmuş, alınan bilirkişi raporunda davacının elinde kalan yedek parçaların bedelinin 143.447,86 TL olarak belirlenmiştir. Eldeki davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını belirterek 10.000 TL yönünden 13.12.2021 tarihli dilekçesi ile talebini 100.000 TL arttırarak yedek parça bedeline ilişkin 110.000 TL talepte bulunmuştur. Somut olayda davacı, davalıdan stokta kalan yedek parçalara ilişkin talebi yönünden ... .. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/.... D. İş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunmuş, alınan bilirkişi raporunda davacının elinde kalan yedek parçaların bedelinin 143.447,86 TL olarak belirlenmiştir. Eldeki davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını belirterek 10.000 TL yönünden 13.12.2021 tarihli dilekçesi ile talebini 100.000 TL arttırarak yedek parça bedeline ilişkin 110.000 TL talepte bulunmuştur. Davacı yanca delil tespiti yaptırılmış olması alacağın belirli olduğu anlamına gelmemektedir. Zira davacı stoktaki malların tamamının iadesinin istemektedir. Ayrıca söz konusu tespit raporu davalı yanca da kabul edilmemektedir (Benzer yönde;Yargıtay HGK 18.09.2024 tarhli 2023/4-1156 Esas, 2024/445 Karar sayılı kararı). Bu sebeple davacının davası belirsiz alacak davası niteliğinde olup mahkemenin bu kabulü doğru olduğundan davacının hukuki yararı bulunmadığı yönündeki davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 31. maddesinde sözleşmenin feshedilmesi üzerine, davalının davacının stoklarında bulunan ürünleri geri satın alma konusunda tercih hakkını kendisinde tuttuğu anlaşılmaktadır. Sözleşme tarihinde TBK'nın 25. maddesi hükmü yürürlükte değilse de davacı artık yetkili servis hizmeti vermeyeceğinden stok ürünleri ve yedek parçaları davalının almaması iyiniyet kaidelerine uygun düşmeyecektir. Bu nedenle davalıya seçimlik hak tanıyan hükmün TMK'nın 2. maddesi gereğince uygulanamayacağı, 15.12.2011 tarihinde sona eren bayilik sözleşmesine göre yetkili satıcılık ve yetkili servis hizmeti veremeyeceği, bu durumda elindeki yedek parçayı iade ederek bedelini isteme hakkının bulunduğunun kabulü gerekir. Mahkemenin 24.02.2015 tarihli ara kararı ile mahallinde keşif yapılması ve davacının stoklarındaki yedek parça ve malzemelerin davalıdan temin edilip edilmediği, davalıdan temin edilenlerin davacı nezdinde olup olmadığının tespiti yönünde ara karar kurulduğu, ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/29 talimat sayılı dosyasında 16.04.2015 tarihinde keşif icra edilmesi sonrasında alınan kök ve ek raporlarda; kök rapor hazırlanırken makine mühendisi bilirkişi tarafından tek tek sayılan stoktaki malların ibraz edilen faturaları incelendiğinde, stok değerleri konusunda bilirkişi heyetinin kanaatinde değişiklik olmadığı stoktaki tüm malların davalı ... .... AŞ'den alındığının görüldüğünü, bu nedenle tespiti yapılan 43.869,00TL tutarındaki stok bedellerini davalıdan talep edebileceğini belirtilmiştir. Denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu uyarınca söz konusu stok malzemelerinin faturaları, ticari defterler ve malzemeler incelenmiş olup malzemelerin davalıdan alındığı tespit edilmiştir. Davalı vekilinin stok malzemelerin davalıdan alındığının ispatlanamadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece kaldırma kararı uyarınca davacının beyanları alınmış olup, davacı vekilince 05.04.2021 tarihli duruşmada, taleplerinin değişik iş tespit dosyasında tespiti yapılan tüm malzemelerin iadesine ilişkin olduğu belirtilmiştir. Bunun üzerine mahkemece ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/125 talimat sayılı dosyası ile ek rapor alındığı, sunulan 05.10.2021 tarihli ek raporda stokta kalan oto yedek parçalarının 324 adet olduğu ve bedelinin 43.119,00 TL olduğu, özel takımların ise 58 adet olup bedelinin 1.450,00 TL olduğu kanaati bildirilmiştir. Söz konusu hesaplama an itibariyle mevcut stokların değerine ilişkin olup hesaplamanın hatalı olduğu ve kaldırma kararına aykırı inceleme yapıldığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince, mahkemece, karara ek yapılan bilirkişi raporunda belirtilen yedek parçaların iadesine ve bedellerinin tahsiline karar verilirken yedek parçalar için dava tarihinde itibaren faiz yürütülmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından bu yedek parçaların kullanılması söz konusu olmadığından, dava ile temerrüte düşen davalının temerrüt faizinden sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı ve davalı vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.283,37 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 22.01.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.