11. Hukuk Dairesi 2022/2258 E. , 2023/4490 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/36 Esas, 2022/97 Karar HÜKÜM : Ret Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ta…
**11. Hukuk Dairesi 2022/2258 E. , 2023/4490 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/36 Esas, 2022/97 Karar HÜKÜM : Ret Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının devralınan Mavişehir Tekstil Ltd. Şti.’nin yöneticisi olduğu dönemde şirket adına Akbank Halit Ziya Şubesi'nden çektiği kredileri şirket kasasına intikal ettirmeyip şahsi menfaati için kullandığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 25.05.2015 havale tarihli dilekçesi ile talebini 41.292,70 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunmuş, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemece 26.06.2019 tarih, 2019/13 E. ve 2019/411 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 30.06.2020 tarih, 2019/4706 E. ve 2020/3325 K. sayılı kararıyla ''... Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna dayalı tazminat davasıdır. 05.12.2016 tarihli Dairemiz bozma ilamında, davalı müdür hakkında görülen ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi ve sonucuna göre zamanaşımı hakkında 6762 sayılı TTK’nın 309/4 hükmünde belirtilen sürelere göre karar verilmesi gerektiği vurgulanmış, mahkemece bozmaya uyularak, sonucu beklenen ve kesinleşen ceza mahkemesi kararında, davacıya işbu davada sorumluluk nedeni olarak yüklenen fiillerin, suçun unsurlarından kanunilik (tipiklik) unsurunun bulunmaması nedeniyle, suç teşkil etmediği bir diğer değişle, açıklanan fiillerin ceza kanunu mucibince suç olmadığından bahisle davalı hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 6098 sayılı TBK’nın 72/1 hükmü ve bozma ilamında da belirtildiği gibi somut olaya 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin uygulama kabiliyeti bulunmadığı, davacı şirketin, varlığını ileri sürdüğü eylemlerden, dava dilekçesindeki beyanlarından anlaşıldığı gibi 2007 tarihi itibariyle haberdar olduğu, kaldı ki en geç, müdürü ve ortağı... tarafından davalıya gönderilen 29.01.2007 tarihi ile muttali olduğu gözetildiğinde; dava tarihi itibarı ile TTK’nın 309/4’teki 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeksizin dosyanın esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir....'' gerekçesiyle bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/33 E., 2013/607 K. sayılı kararı ile suçun unsurlarından kanunilik (tipiklik) unsurunun bulunmaması nedeniyle -eldeki dava konusu olayların- suç teşkil etmediği bir diğer değişle, açıklanan fiillerin ceza kanunu mucibince suç olmadığından bahisle davalı hakkında beraat kararı verildiği, bu durumda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığı, davacı şirketin, varlığını ileri sürdüğü eylemlerden 2007 tarihi itibariyle haberdar olduğu, kaldı ki en geç müdürü ve ortağı... tarafından davalıya gönderilen 29.01.2007 tarihli ve 0136 yevmiye nolu ihtarname ile 29.01.2007 itibariyle öğrenmiş sayılması gerektiği, bu tarihten dava tarihi 18.08.2011 tarihine kadar 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşıldığından dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin ve davalının tüm banka hesap hareketlerinin bilirkişilerce yapılan mukayeseli incelemeleri sonucunda düzenlenen 4 ayrı rapor ile, şirketin yetkili müdürü olan davalı ...’nin müvekkil şirketin hesaplarından şahsi hesaplarına 41.292,30 TL tutarında bir para aktararak zarara uğrattığının tespiti yapılmış olup bu nedenle TCK'nın 155 inci maddesinde belirtilen güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin açık olduğunu, davalının yargılandığı Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/33 E. sayılı dosyasından hakkında beraat kararı verilmesinin gerekçesi tamamen yanlış bir şekilde dava konusunun hukuki ilişki olarak kabul edilmiş olması olduğunu, şirket yöneticisinin şirketin hesaplarında bulunan parayı kendi şahsi hesaplarına aktararak kullanmasının TCK'nın 155 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince suç olduğu açık olduğuna göre bunun hukuki ilişki olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, her ne kadar davalı hakkında beraat kararı verilmiş olsa da, öğretide ve Yargıtay kararlarında benimsendiği üzere, tazminat davalarına daha uzun süreli ceza davasına ilişkin zamanaşımının uygulanması için, haksız eylemin yalnızca suç niteliği taşıması yeterli görülmekte olup; ayrıca eylemi işleyen hakkında ceza kovuşturması yapılmış ve mahkumiyet kararı verilmiş olmasının koşulunun aranmadığını, nitekim, 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesine hukuk hakiminin, ceza mahkemesi kararları karşısında bağımsız kılındığını; ceza mahkemesince haksız eylemin suç niteliği saptanmamışsa, hukuk hakimine bunu kendiliğinden ve özgürce araştırma ve sonucuna göre karar verme yetkisini tanıdığını, yerel mahkemenin önceki kararında direnmek yerine bozma kararına uyarak 6762 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen 2 yıllık zamanaşımını gerekçe gösterip davanın reddine karar vermiş olmasının bu konudaki yasal düzenlemelere ve ilgili içtihatlara da aykırı bir karar olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna dayalı tazminat davasıdır. 2. İlgili Hukuk 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 13.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.