İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/01/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 12/01/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/1037 Esas 2025/840 Karar sayılı ilamına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı kooperatifin üyesi olduğunu, aidat ödeme yükümlülüğünün devam ettiğini, 01.03.2…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/2457 KARAR NO: 2026/56 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/10/2025 NUMARASI: 2024/1037Esas - 2025/840Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/01/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 12/01/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/1037 Esas 2025/840 Karar sayılı ilamına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı kooperatifin üyesi olduğunu, aidat ödeme yükümlülüğünün devam ettiğini, 01.03.2024 tarihi itibariyle ödemesi gereken toplam tutarın 468.000 TL; davalı tarafça yapılan ödemenin ise 355.210 TL olduğunu ve bakiye 112.790 TL borcu bulunduğunu, kooperatifin inşaatlarının halen devam ettiğini, kooperatifçe 140 m2 ve 170 m2 büyüklüğündeki daireler için ayrı ayrı aidat belirlendiğini, fakat kooperatifçe 140 m? daire yapılmadığını ve dairelerin tamamının 170 m2 olduğunu, davacı kooperatifin 28.06.2014 tarihli genel kurulunun 8. gündem maddesinde borcunu ödemeyen üyeler için aylık %5 aidat kararı alındığını, 2010-2014 yılları arasında ise faiz kararı olmadığını, bu bakımdan yasal faiz uygulandığını, 28.06.2014 tarihinden sonraki aidatlara TBK Md. 120 gereği yıllık %18 oranında faiz işletildiğini belirterek 112.790 TL anapara ve 13.174,58 TL faiz toplamı olan 125.964,58 TL'nin tahsiline, anapara borcu üzerinden %5'i geçmemek üzere kanuni faizin iki katı üzerinden faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; müvekkilinin davacı kooperatifin ... numaralı üyesi olduğunu, 02.10.2017 tarihinde tüm borçlarını kapatarak daire tahsisini aldığını, KDV dahil 202. TL fatura düzenlendiğini ve kesin hesap bedelini ödediğini, kooperatifçe 31.05.2020 tarihli belge ile kesin hesap bildirimi yapıldığını, söz konusu bildirimde davalıdan 109.031 TL ve erken teslim bedeli 48.760 TL olarak 157.760 TL tahsil edildiğini, davalının toplamda 359.760 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin 13.01.2021 tarihi itibariyle ödediği tutarın 512.110 TL olduğunu, eşitleme kararı ile üye ödemelerinin 450.000 TL'ye tamamlanmasının talep edildiğini, davalının 62.110 TL fazla ödeme yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "Somut davanın değerlendirilmesinde; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarından anlaşıldığı üzere, Genel kurul kararları, üyeler ile kooperatif arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, kooperatif ve üyeler arasında ayrıca faiz oranları ile ilgili sözleşme yapılmasına gerek olmadan genel kurullarca kararlaştırılan parasal yükümlülüklere ilişkin kararlar daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece tüm üyeleri bağlayacağı, genel kurulca belirlenen aidat miktarı ve gecikme faizi oranları, genel kurul kararlarına katılsın ya da katılmasın ortaklara ayrıca tebliğinin gerekmediği, toplantıya katılmayan üyeler için de bağlayıcı olduğu, kesinleşmiş olması ve yok hükmünde olmaması halinde bu kararın alacağın dayanağı durumunda olduğu,yine işlemiş faiz borcu TBK'nın 120/2. maddesindeki sınırlamaya tabi olup, davacı kooperatifin genel kurullarında kabul edilmiş temerrüt faiz oranı, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata yani 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1. maddesine göre belirlenen yasal faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağı, davacı kooperatifin 2009 ila 2023 yılları arasında yapılan genel kurul toplantılarında alınan aidat ve ara ödemeye ilişkin kararların iptal edildiğine veya yok hükmünde olduğuna dair itiraz olmadığı gibi bu hususta dosya kapsamında bir delilin de bulunmadığı,bu nedenle alınan genel kurul kararının tüm üyeleri bağlayacağı, Mahkememizce açıklanan hususlara riayet edilerek düzenlenen bilirkişi raporunda, davacı kooperatifin 10/06/2023 tarihli genel kurulunda, üye ödemelerinin eşitlenmesine ve faize yönelik yeniden düzenlenme yapıldığı gözetilerek üyenin geçmiş borcuna faiz talep edilemeceği yönünde mahkememizce kanaate varıldığı, bu yönde yapılan hesaplamada davalı üyenin 01/03/2024 tarihine kadar ödemesi gereken aidat ve ara ödeme borcunun 112.790 TL ve işlemiş faizin 12.483 TL olarak hesaplandığı,davacı vekili tarafından ibraname dönemine ilişkin hesaplanan faiz tutarı olan 1.601,25 TL'nin mahsubu ile 112.790 TL asıl alacak tutarı ile 10.881,75 TL işlemiş faizinin talep edildiği anlaşıldığından, davacının ıslah dilekçesindeki talebi doğrultusunda davanın kabulüne dair karar verilmiş..." gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile, 112.790-TL asıl alacak ve 10.881,75-TL işlemiş faiz toplamı 123.671,75-TL' nin asıl alacak miktarına 01/03/2024 tarihinden itibaren aylık %5 faiz oranını geçmemek kaydıyla TBK' nın102/2.maddesi uyarınca yasal faizin %100 fazlasını geçmemek üzere belirlenecek faiz oranı üzerinden işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, karar verilmiştir. İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacı Kooperatif açılan işbu dava, müvekkilin üyelik süresince üzerine düşen bedelleri fazlaca ödemiş olmasına rağmen halen borçlu olduğu iddiasına dayanan ancak kendi içinde çelişkilerle dolu hesaplamalar ve farklı tarihlerde düzenlenen birbirinden tamamen farklı ve uyumsuz borç bildirimlerini esas alan bir talepten ileri gitmediğini, davacı Kooperatif, müvekkilin Kooperatiften ayrılma sürecinde kapanmış olan hesaplarına ilişkin olarak daha önce kendi Yönetim Kurulu tarafından müvekkilin üzerine düşen tüm bedelleri ödediği ve karşılıklı ibralaşarak kaydının silinmesi talebinin kabulüne karar verdiğini, ayrıca başkan ve 2. başkan tarafından ibraname ve üyelikten ayrılma belgesi müvekkile teslim edilmesine rağmen tüm bu belgeleri yok sayarak , önceki kayıtlarla ve gerçek durumla bağdaşmayan yeni ve mesnetsiz bir borç iddiası ortaya attığını, oysa dava konusu edilen tüm dönem boyunca müvekkil, kooperatiften gelen her bildirimde belirtilen meblağları zamanında ve eksiksiz ödemiş; kooperatifin resmi kayıtlarıyla sabit olan bu ödemeler müvekkilin borç ilişkisinin sona erdiğini açıkça gösterdiğini, tüm bu hukuki ve fiili olgulara rağmen kooperatifin yönetim kurulunca yapılan bildirimler ve ibranameler yok sayılarak müvekkilden yenide bedel talep edilmesi hakkaniyet ve dürüstlük kurallarıyla bağdaşmamakta olup, davacı kooperatifin sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verdiğini, müvekkil, 02/10/2017 tarihinde davacı kooperatife o tarihe kadar olan tüm borçlarını kapatarak daire tahsisi aldığını, daha sonrasında tahsis bedeli olarak davacı kooperatife cevap dilekçesinde sunulan fatura ile KDV dahil 202.000 TL kesin hesap bedeli ödendiğini, ancak kesin hesap bedeli müvekkil tarafınca ödenmiş olmasına rağmen davacı kooperatif yine sunduğu belge ile müvekkile hitaben 31/05/2020 tarihi itibariyle, müvekkilin hesabına bu kez yeni bir kesin hesap bildirimi yaparak ödeme yapılmasını bildirdiğini, davacı kooperatif bu bildirime dayanarak müvekkilden Borç=109.031 ve Erken Teslim Bedeli = 48.760 TL olarak TOPLAM = 157.760 TL daha tahsil ettiğini, bu tahsil edilen bedeller üzerine müvekkilden toplamda 30/12/2020 tarihi itibariyle 359.760 TL tahsil edildiğinden bahisle 06/03/2021 tarihi itibariyle üyelik ile ilişiliği kesileceğine dair TUTANAK hazırlayıp imzaladığını, bu ibralaşma neticesinde kendisine bildirilen hissesine düşen dahil olmak üzere tüm bakiye borçları toplamını talep edilen gibi 153.110 TL'yi davacı kooperatife ödediğini, tüm bu tahsilatlar sonucunda müvekkil ibralaşma ve üyelikten silinme karşılığında davacı kooperatife kesin konut maaliyeti bedellerini, üyelik aidatları,aylık kira bedelleri, mesken bedeli %10 erken teslim bedelini, sair tüm bakiye borç bedelleri olarak toplamda 512.110. TL ödeme yaptığını, diğer bir husus ise müvekkilin yaptığı ödemelerin günümüz şartlarına göre güncellenmeden ödeme yapılan tarihteki gibi değerlendirilmiş olması gerektiğini, bu durumun usule ve hukuka aykırı olduğunu, tüm bu açıklanan durumlara rağmen davacı , altını dolduramadığı ve dayanaksız birçok neden ileri sürerek müvekkilin kooperatife 125.964,58 TL borcunun bulunduğu iddia ettiğini, davacı kooperatif yetkililerinin bizzat imzası ve faturalarla belgeli olarak müvekkilin 13/01/2021 tarihi itibariyle 521.110 TL ödeme yapmış olduğu belgeli bir durumda iken davacının müvekkilin borcu bulunduğunu iddia ettiği 125.964,58 TL yasaya, hakkaniyete ve ahlak kurallarına aykırı olduğunu, ayrıca, bu çelişkili bulunan belgeler davacı kooperatifin kendi hesap sisteminin tutarlı olmadığı, denetlenebilir olmaktan uzak bulunduğunu ve hukuken itibar edilemeyeceği açık olduğunu, kooperatif yönetim kurulu kararı ile müvekkilin tüm borçlarını ödediği ve üyeliğin karşılıklı olarak ibralaşarak sona erdiği belgelerle sabit ve imzalanmış olmasına rağmen müvekkile tekrar borç iddiasında bulunulmasının tutarsız ve mesnetsiz olduğunu, mahkeme gerekçeli kararında, bilirkişi raporundaki eksikliklere rağmen kooperatifin sunduğu borç hesaplarının esas alınması, dosyadaki delillerle bağdaşmadığını, mahkeme, davacı kooperatifin yıllar boyunca düzenlediği farklı zaman ve tutardaki çelişkili borç iddialarını göz ardı ettiğini, kooperatifin kendi Yönetim Kurulunca belgelerle sabit olan müvekkili borçsuz saydığı ve karşılıklı ibralaşıldığı gerçeğini değerlendirmediğini ve bu konu ile ilgili ek olarak sunduğu raporları göz önüne almadan hüküm kurduğunu, mahkeme değerlendirme yaparken faturalarla sabit olan ödemeleri yok sayarak müvekkilin borçlu olduğu sonucuna vardığını, sonuç olarak mahkeme, müvekkilin ödemelerini gösteren resmi belgeler değerlendirilmeyerek, bilirkişi raporundaki eksiklikler giderilmeden hüküm kurduğunu, davacı Kooperatifin kendi imzaları belgeleri görmezden gelindiğini, çelişkili borç tutarları üzerinde durulmadığını, üyeliğin karşılıklı olarak sona erdirildiğine dair belge dikkate alınmadığını ve kooperatifin fiilen bitmiş bir üyelik ilişkisine borç yüklemesinin hukuka aykırı olduğu değerlendirilmediğini ve eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, tehir-i icra talebinin kabulü ile açılmış veya açılacak olan icra takibinin yargılama sonuna kadar durdurulması için TEHİR-İ İCRA kararı verilmesini, istinaf başvurusunun kabulüne , Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının Kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; açılan huzurdaki davada davalının kooperatifin üyesi olduğu 01.03.2024 tarihi itibariyle ödemesi gereken toplam tutarın 468.000,00 TL; davalı tarafça yapılan ödemenin ise 355.210 TL olduğunu anapara borcu üzerinden %5’i geçmemek üzere 01.03.2024 tarihinden itibaren kanuni faizin iki katı üzerinden faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini mahkemeden talep ettiğini, ibraname başlıklı evrakın dönemi tablodan incelendiğinde ibraname tarihi itibari ile davalının anapara borcu görünmemekte ancak 1.601,25 TL tahakkuk eden faizin olduğu anlaşıldığını, Kayseri BAM 6. Hukuk Dairesinin hukuki değerlendirmesi gereği bu tutarın toplam faiz tutarından düşülmesi gerektiğini, bu tutar düşüldüğünde anapara borcunda bir değişiklik olmamakta ancak faiz borcu şu şekilde olduğunu, 2025/1135 E. 2025/1219 K. Sayılı emsal kararı doğrultusunda edildiğini, bu husus rapor ekindeki tablodan açıkça anlaşıldığını, mahkemece tesis edilen gerekçede de belirtildiğini, mahkemece ibraname başlıklı evraklar dikkate alındığını, bu deliller değerlendirildiğini ve nihayetinde davalı yanın borçlu olduğuna hükmedildiğini, arz ve izah edilen sebepler ile davalının istinaf başvurusunun reddi ne karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı dava dilekçesinde davalının kooperatifin üyesi olduğunu davacı kooperatifin davalı üyeden 07.11.2009 -10.06.2023 Tarihli genel Kurul kararlarında alınan kararlar uyarınca 112.790,00 TL aidat 10.881,75 TL faiz alacağı olduğunu beyan ederek eldeki davayı açtığı görülmüştür. Davalı davacı kooperatifin kendisini ibra ettiğini, davacı kooperatifi olan tüm borçlarını ödediğini taşınmazın kendi adına tescil edildiğini edildiğini belirterek davacının kendisinden aidat alacağını talep edemeyeceğini ileri sürmüştür. Davacı, davalının 355.201,00 TL ödeme yaptığını kabul etmiştir. Bilindiği üzere Kooperatifin en yetkili organı genel kuruldur. Genel kurullarda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alındığı gibi daha önceden alınan kararlarda değiştirilebilir. Eşitlik ilkesi gereğince hak ve görevlerde ortakların eşit olması kuralı gözetilerek önceki genel kurul kararının değişen şartlar ve kooperatifin diğer ortaklarının durumları da nazara alınarak şartlarda eşitleme yapılmak üzere değiştirilmesine karar verilmesinde ilke olarak müktesep hak ihlali ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 23 H.D 2011/933 Esas 2011/936 Karar) Kooperatifler aidat toplayarak inşaatlarını yapar ve amaçlarını gerçekleştirir. Ayrıca kooperatiflerde eşitlik ilkesi geçerlidir. Kooperatiften bağımsız bölüm alınması aidat ödenmesine engel değildir. Davalı kooperatif inşaatlarının devam ediyor olması nazara alındığında kooperatifin aidat toplaması olağandır. Daha önceki genel kurulda alınan kesin maliyet ile ilgili kararın iptal edilmiş olması da aidat toplamaya engel teşkil etmez.( Yargıtay 23 HD 2016/7545 Esas 2019/5329 Karar) Somut olayda davalının sabit ücretli üye olduğuna yada istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı gibi davalını kooperatifçe kendisine teslim edilen taşınmazı kullandığı kooperatife iade etmediği genel kurul kararlarının iptal edilmediği sabittir. Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davacı kooperatif üyesi olduğunu beyan etmiş davalı tarafça aksi iddia edilmemiştir. Davacının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/871 Esas 2021/1256 Karar)Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş olup bilindiği üzere Kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir.(Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2017/391 Esas 2020/1615 Karar) Davacı inşaatların devamı amacıyla aidat talep etmiş olup yukarıda değinilen Yargıtay kararları doğrultusunda talep edilen alacak için üyelik devam ettiği müddetçe zaman aşımı işlemeyecektir. Kooperatif genel kurul kararları bütün üyeler için bağlayıcı niteliktedir. Kooperatif genel kurulu tarafından usulüne uygun şekilde alınan kararlar neticesi üyeler ara ödeme taleplerinden sorumlu olacaklardır. ( Yargıtay 6. H.D 2023/4418 Esas 2024/375 Karar; Yargıtay 6. HD 2023/361 Esas 2024/612 Karar; 2023/3162 Esas 2024/2432 Karar, 23. H.D 2021/271 Esas 2012/2407 Karar ) Tüm bu açıklamalar ışığında davacının dilekçesinde aidattan başka bir de ara ödeme, teslim sırasında ödeme, maliyet hesabı,ödemiş olduğu tutar ile eşitlenecek tutar arasındaki fark talebinde de bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece öncelikle davacı vekilinden dava dilekçesinde talep ettiği ödemelerin tam olarak neye ilişkin olduğu sorulup açıklattırılarak, davacı Kooperatifin somut olarak hangi genel kurul ya da kurullarında alınan kararlar doğrultusunda talep ettiği ve içeriğinin de neye ilişkin olduğu (Kesin maliyet, ek maliyet,ek ödeme inşaat ve finansman gideri vs ) tam olarak belirlenerek kararın, ortakların mali sorumluluğunu arttırıcı ek ödeme/ek maliyet niteliğinde olup olmadığı,ilgili genel kurul kararlarına karşı açılan iptal davası olup olmadığı,varsa sonucunun ne olduğu, eşitlik ilkesine göre tüm üyelerden talep edilen bir alacak/ara ödeme olup olmadığı hususlarında ilgili tüm kooperatif kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle aynı bilirkişi kurulundan ara ödeme, teslim sırasında ödeme, maliyet hesabı, ödemiş olduğu tutar ile eşitlenecek tutar arasındaki fark , kesin maliyet alacağı talep edip edemeyeceği hususlarının değerlendirilmesinin uyuşmazlığın açığa kavuşturulması zorunluluk arz etmekte olup davalının üyeliğinin devam edip etmediği belirlenmeden davacı kooperatif tarafından 02.10.2017 tarihinde taşınmazın davalıya devir edildiği görülmekle bu tarih öncesi davalıyı ibra edip etmediği belirlenmeden ibranın olduğunun anlaşılması halinde davacının bu tarih öncesinde aidatları aldığının kabulü ile bu tarihten sonra aidat borcu hesaplaması yaptırılarak ve davalının rapora itirazların karşılar surette bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken davanın kabulü yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE , 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. Gereğince, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/1037 Esas 2025/840 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 12/01/2026