7. Hukuk Dairesi 2023/265 E. , 2023/2176 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve kal davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 01.03.2022 gün ve 2021/4844 Esas, 2022/1553 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili da
**7. Hukuk Dairesi 2023/265 E. , 2023/2176 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve kal davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 01.03.2022 gün ve 2021/4844 Esas, 2022/1553 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 70 ada 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, davalılarca ... fabrikasının bulunduğu 70 ada 14 parsel sayılı taşınmaz kullanılırken davacıya ait parsellere de tecavüz edildiğini ileri sürerek davalıların elatmalarının önlenmesini ve sabit kantarın sökülerek kaldırılmasını istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 14 parselin davalı ...'nın kullanımında olmadığından ona karşı husumet yöneltilemeyeceğini, davaya konu parselin eski maliki ... ... tarafından ...'ya 08.07.1999 tarihli sözleşme ile kiraya verildiğini, onun da alt kira sözleşmesi ile ortağı ve yöneticisi olduğu davalı şirkete kiraladığını, kullanımın haksız olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 03.11.2015 tarih ve 2014/441 Esas, 2015/372 Karar sayılı kararı ile davacıya ait 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazlara davalıların haklı bir neden olmaksızın el attığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 03.11.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 06.02.2017 tarih ve 2016/12369 Esas, 2017/665 Karar sayılı kararı ile davalının kiracılık savunmasının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararıyla; davalılar tarafından dosyaya sunulan 08.07.1999 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde, kiralanan taşınmazların hangi numaralı parseller için olduğunun belirtilmediğini, kira sözleşmesinde kiralanan şeyin “... fabrikası” olarak belirtildiğini, kantarın dava konusu 13 parselde, idari kısmın ise dava konusu 12 parselde yer aldığını; davalı tanıklarının, ... fabrikası kullanım kapsamına ... fabrikasının altındaki depolar, bahçede bulunan kantar ve ... fabrikasının karşısındaki idari binanın bir bütün olarak girdiğine ilişkin beyanları bulunmasına rağmen, davacı tanığının beyanını kabul ettiğini ve kira sözleşmesinin sadece ... fabrikası için yapıldığının anlaşıldığını belirterek davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Dairemizin 01.03.2022 tarih ve 2021/4844 Esas, 2022/1553 Karar sayılı ilamı ile; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan hükmün onanmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. B. Karar Düzeltme Sebepleri Dava konusu taşınmaz davalı şirket kullanımında olduğundan davalı ... yönünden husumetten ret kararı verilmesi gerektiği, her üç taşınmazın da kiralandığının bilirkişi raporu ve tanık beyanlarıyla ispatlandığı, buna rağmen sözleşme kapsamının yalnızca 14 parsel olduğuna yönelik kararın isabetli olmadığı, önceki malik tarafından 14 yıl boyunca taşınmazların tümünün kullanımına itiraz edilmediği, dava konusu parsellerdeki yapıların fabrikanın olmazsa olmazı olduğu, kira sözleşmesinin varlığı ve geçerliliği konusunda ihtilaf olmadığı gerekçeleriyle onama kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlara yönelik davalı kullanımının kira sözleşmesi kapsamında olup olmadığı ve bu doğrultuda taşınmazı kullanmakta haklı sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683 üncü maddesi 3. Değerlendirme 1. Somut olayda, çekişme konusu 70 ada 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların davacıya ait olduğu, davalı ...’nın ortağı olduğu diğer davalı ... ... Tarım Ticaret Ltd. Şirketinin kullanımında olduğu, davalı şirketin taşınmazlarda kayıttan kaynaklanan herhangi bir hakkının bulunmadığı, davalı taşınmazların da eski maliki olan ... ... tarafından ...’ya “... fabrikası ve depoları” niteliğindeki yerin kiraya verildiği, ...’nın ise yapılan alt kira sözleşmesi ile davalı şirkete kiraladığı, davalının, kullanımının önceki malikle yapılan kira sözleşmesine dayandığını belirterek kiracılık savunmasında bulunduğu anlaşılmıştır. Dosyada bulunan 08.07.1999 başlangıç tarihli kira sözleşmesine göre, kiralanan şey "Mahallesi, İleri Sokak, 22 Numara" da bulunan ... fabrikası ve depolarıdır. Dava konusu 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların kira sözleşmesinin yapıldığı 08.07.1999 tarihinde kiraya veren ... ...’e ait olduğu, davalı şirket tarafından ... fabrikasının bir unsuru olarak idare binası ve kantar olarak kullanıldığı, dinlenen davacı tanığı ve davalı tanıkları beyanlarına göre ...’ya kiraya verilmeden önce de bu taşınmazların bir bütün olarak kullanıldığı, kira sözleşmesini ... vekili olarak imzalayan ve aynı zamanda davacı tanığı olarak dinlenen ...’in de taşınmazları fabrika işleteni olarak kül halinde kullandığını belirttiği, 10.09.2013 tarihinde davacıya satıldığı, alt kira sözleşmesinin yapıldığı 02.01.2012 tarihi de dahil olmak üzere satıldığı tarihe kadar ... ... tarafından davalılara karşı açılmış bir müdahalenin önlenmesi davasının bulunmadığı, dolayısıyla davalılar ile kiraya veren ... arasında bu kullanım nedeniyle bir anlaşmazlık bulunmadığı ve davacının taşınmazları satın aldığında davalılar tarafından ... fabrikası olarak kullanıldığını bildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Hal böyle iken davalılarca kullanılan ve ... fabrikasının olmazsa olmazı niteliğindeki idare binası ve sabit kantarın kira sözleşmesinin kapsamı dışında kaldığına yönelik mahkeme kabulü isabetsiz olup davalılar kullanımı haklı bulunduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. 2. Hükmün yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulması gerekirken onanmasına karar verildiği bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 01.03.2022 tarih ve 2021/4844 Esas, 2022/1553 Karar sayılı onama ilamı kaldırılarak yukarıda belirtilen gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 01.03.2022 tarih ve 2021/4844 Esas, 2022/1553 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, 2. Yukarıda belirtilen nedenlerle hükmün BOZULMASINA, Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı vekili, müvekkilinin maliki bulunduğu ve davanın konusunu oluşturan 70 ada 12 ve 13 No.lu taşınmazların umumi yola bakan demir kapısını kilitli tutarak el attıkları, elatmanın önlenmesi için keşide edilen 08.10.2013 tarih ve 5109 yevmiye numaralı ihtarnamenin sonuçsuz kaldığı, ayrıca, davalıların maliki oldukları ....No.lu taşınmazın kuzeyinde bulunan 2 ve 3 No.lu parsellere de elattıkları, bu parsel malikleri tarafından Germencik Asliye Hukuk Mahkemesinde 2010/300 Esas, 2012/42 Karar numarası ile görülen davada davalılar aleyhine karar verildiğinden bahisle; 12 ve 13 No.lu parsellere vaki elatmanın önlenmesine, taşınmaz üzerinde bulunan kantarın sökülmesine karar verilmesi talebiyle görülmekte olan davayı açmıştır. Davalı vekili; dava konusu taşınmazların, önceki malik tarafından ...'ya, ... tarafından da ....Ltd. Şti.'ne kiralandığı, bu kira sözleşmesinin, yeni malik davacı için de geçerli olduğundan bahisle davanın reddini savunmuştur. Germencik Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.02.2020 tarih ve 2018/217 Esas, 2020/95 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, vaki elatmanın önlenmesine karar verilmiş, davalı vekilinin temyiz talepleri Dairemizin 01.03.2022 tarih ve 2021/4844 Esas, 2022/1553 Karar sayılı kararı ile reddedilerek karar onanmıştır. Ancak; davalılar vekilinin karar düzeltme talebi sayın çoğunluk tarafından kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dava dışı ... ... vekili ile ... arasında düzenlenen 08.07.1999 başlangıç tarihli kira sözleşmesi, davalı tarafça mahkemeye sunulmuştur. Yine dosya içerisine alınan tapu kayıtları ve Satış Senetlerinden, davacının, dava konusu taşınmazları 10.09.2013 tarihinde ... ...'den satın aldığı anlaşılmaktadır. Davacının taşınmazları edindiği tarihte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle taraflar arasındaki ihtilafa 818 sayılı Yasa değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun uygulanması gerekmektedir. 6098 sayılı Yasa'nın 310 uncu maddesi ise, "Sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur." hükmünü içermektedir. Bu nedenle, önceki malik ile davalı arasında yapılan kira sözleşmesi davacı taraf için de bağlayıcıdır. Ancak; dosyaya sunulan ve yukarıda sözü edilen Kira Sözleşmesinde, kira konusunun, dava konusunu oluşturan 12 ve 13 No.lu parselleri de kapsadığı belirtilmemiştir. Bu durumda, niteliği belirlenmemiş kira sözleşmesinin sonraki malik davacı için de bağlayıcı olacağı kabul edilemez. Önceki malik veya kiracı arasında yapılan alt kira sözleşmesinin davacı yeni malik için bağlayıcı olduğu kabul edilse dahi; Türk Borçlar Kanunu'nda kira sözleşmesi; "Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. Kiracının borçlarının düzenlendiği 313 üncü maddesi ise; "Kiracı, kira bedelini ödemekle yükümlüdür." hükmünü taşımaktadır. Dolayısı ile davalının, davacıya kira bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Davalılar vekili karar düzeltme talebini içeren dilekçesinde, davacının, dava konusu yerin davalılar tarafından kullanılmasına 14 yıl boyunca sessiz kaldığı, müdahalenin men'i talebinde bulunmadığı savunması ile kararın bozulmasını talep etmiş, ancak, davacıya kira ödendiği yolunda bir iddiada bulunmamıştır. Oysa davacı, Germencik Noterliği aracılığı ile 08 Ekim 2013 tarih 5109 yevmiyeli numaralı ihtarnameyi keşide etmiş, bu ihtarnamede davalılardan, 70 Ada 12 ve 13 No.lu parsel sayılı taşınmazları boşaltmasını, kantarın da sökülüp götürülmesini istemiştir. T.C. Anayasası'nın 35 inci maddesi "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."; Türk Medeni Kanunu'nun 683/1-2 nci maddesi ise; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir." şeklindeki düzenlemeleri içermektedir. Davacının, mülkiyeti kendisine ait olan taşınmazları davalıların kullanmasına bir süre sessiz kalmış olması, Anayasa ile teminat altına alınan mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağı gibi, davalıların, mülkiyeti davacıya ait olan taşınmazları bedelsiz ve keyfi kullanma hakkı sağlayacağı şeklinde de yorumlanamaz. Böyle bir yorum, hem Anayasa'ya, hem de TMK'nın 683 üncü maddesine aykırı bir yorum olacaktır. Bu gerekçelerle, davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmesi kanaati ile sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak etmiyoruz.