7. Hukuk Dairesi 2009/7881 E. , 2010/1593 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava tapuda kayıtlı taşınmaz ve taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bi…
**7. Hukuk Dairesi 2009/7881 E. , 2010/1593 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava tapuda kayıtlı taşınmaz ve taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, dosya kapsamında toplanan delillere, hüküm yerinde gösterilen gerekçelere, tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin tapu maliklerine ait olmasına, mülkiyetin tapu malikleri dışında bir kişiye veya maliklerden bir veya birkaçına ait olduğunun tespitine karar verilmesinin yasal olarak mümkün bulunmamasına, sözlü ve rızai taksime de değer verilemeyeceğine göre davacıların sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki, mahkemece davaya konu muhtesatlardan bir kısmına yönelik istem yerinde görülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, oluşturulan hüküm davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 684. maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır. Genel kuralı oluşturan bu hükümler dikkate alındığında taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların mülkiyeti kural olarak arzın mukadderatına tabidir. Muhtesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Aksine bir hüküm bulunmadıkça da muhtesatların mülkiyetinin taşınmazın malik veya maliklerinden başka birisine veya maliklerden bir veya birkaçına ait olduğunun tespiti dava edilemeyeceği gibi mahkemelerce de bu sonucu doğuracak şekilde hüküm verilemez. Ne var ki, böyle bir istemle dava açılması halinde "Çoğun içinde azı da vardır" kuralı gözetilerek koşulların varlığı halinde davanın kısmen kabulü ile muhtesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir. HUMK 388/son ve 389. maddeleri hükmüne göre de, hüküm fıkrasında istek sonuçlarının herbiri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur. Somut olaya gelince, toplanan delillerden davaya konu muhtesatların üzerinde bulunduğu Kargir ev, ahır ve bahçe nitelikli 1505 parsel sayılı taşınmazın verasette iştirak olarak tapuda taraflar adına kayıtlı olduğu, daha önce kök miras bırakan ... 'ya ait olan taşınmazın ... 'nın 1994 yılında ölümü üzerine çocukları olan davalılar ile davacıların miras bırakanı ...'ya kaldığı, ...'nın 4.9.2004 tarihinde ölümü üzerine de bu mirasçının payının davacılara intikal ettiği, taşınmaz üzerinde sadece davacıların miras bırakanı ... tarafından meydana getirilen yapı, ağaç gibi muhtesatların bulunmadığı, kök miras bırakan tarafından meydana getirilen muhtesatların da mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözetildiğinde davacıların miras bırakanı tarafından meydana getirildiği belirlenen muhtesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinden söz edilemeyeceğinden mülkiyet tespitine karar verilemeyeceği kuşkusuzdur. Ayrıca taşınmaz üzerinde bulunan ve davacıların miras bırakanı tarafından meydana getirildiği belirlenen WC, banyo ve eklentileri ile zeytin, badem, ayva, şeftali, erik, armut, kayısı, asma ağaçları dışında kök miras bırakan ... tarafından meydana getirilmiş muhtesatların da bulunduğu, bunların bir kısmının aynı cins ve nitelikte muhtesatlar olduğu gözetildiğinde ileride bunların birbirinden ayrılabilmesi ve hükmün infazı sırasında birbirine karıştırılmaması için sadece bilirkişi raporuna atıfta bulunulmakla yetinilmemesi, hakkında kabul kararı verilen yapıların ayırıcı özelliklerinin ve bilirkişi raporuna ekli krokide ne şekilde gösterildiğinin hüküm yerinde açıklanması, yine ağaçların cins, sayı ve yaşları gibi ayırıcı özelliklerinin hüküm yerinde belirtilmesi gerekir. Ne var ki, mahkemece mülkiyet tespitine karar verilemeyeceği gözardı edildiği gibi, hakkında kabul kararı verilen muhtesatların diğer muhtesatlardan ayrılmasını sağlayacak ayırıcı özellikleri hüküm yerinde gösterilmemiş, bilirkişi raporuna yollama yapılmakla yetinilmiştir. Bu şekilde verilen bir hükmün infazda kuşku ve tereddüt yaratacağı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca mahkemece az yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak hakkında kabul kararı verilen muhtesatların davacıların miras bırakanı ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi, mülkiyet tespiti isteminin reddedilmesi, hüküm oluşturulurken sadece bilirkişi raporuna yollamada bulunulmakla yetinilmemesi, muhtesatların ayırıcı özelliklerinin de hüküm yerinde gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 106,40 TL temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 23.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.