19. Hukuk Dairesi 2017/2143 E. , 2019/590 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR - Davacı vekili, davalının temsilcisi bulunduğu dava dışı ... Güç Birliği Holding A.Ş 'nin İş Bankasından kulla…
**19. Hukuk Dairesi 2017/2143 E. , 2019/590 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR - Davacı vekili, davalının temsilcisi bulunduğu dava dışı ... Güç Birliği Holding A.Ş 'nin İş Bankasından kullanmış olduğu genel kredi sözleşmelerinden doğan borçlarına davacı ve dava dışı... ile birlikte davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun asıl borçlu dava dışı şirket tarafından ödenmediğinden kefillere başvurulduğunu, üçüncü kefil olan davalının ödeme yapmadığından müvekkili ile diğer kefil dava dışı ...'nın borçları 1/2 oranında eşit paylaşıp ödediğini, müvekkilinin davalı hissesine düşen kefalet sorumluluğunun miktarını da ödediği için yasadan doğan rücu hakkı bulunduğunu, rücu hakkı kapsamında müvekkilinin yaptığı ödemenin 1/3 miktarına ilişkin alacağın tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, borcun muhatabının asıl borçlu şirket olduğunu, müvekkilinin dava dışı asıl borçlu şirketin hissedarı olduğunu, müvekkili tarafından bankalara ve diğer kurumlara mevcut borcun teminatını teşkil etmek üzere şahsi malvarlığından teminat verildiğini, ipotek tesis edildiğini, şahsi teminatlarının, sorumluluğunun ve riskinin devam ettiğini, ayrıca davacının yaptığı ödemelerin tahsili için asıl borçluya rücu ettiğini ve icra takibi açtığını, asıl borçlu hakkındaki takibin semeresiz kalıp kalmadığı, bu davadaki talebin muaccel hale gelip gelmediği, borcun asıl borçludan tahsil edilip edilmediği veya tahsili imkanı bulunup bulunmadığının araştırılması ve neticesinin beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.