11. Hukuk Dairesi 2022/1332 E. , 2023/4925 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1457 Esas, 2021/1592 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/1177 E., 2021/362 K. Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali, birleşen davada tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.…
**11. Hukuk Dairesi 2022/1332 E. , 2023/4925 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1457 Esas, 2021/1592 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/1177 E., 2021/362 K. Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali, birleşen davada tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen asıl davada kısmi kabul kararına konu olan miktar 64.224,47 TL olup, karar tarihi itibariyle bu meblağın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesinde belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında olduğu anlaşılmakla; asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin sözleşme kapsamında davalıya iplik emtiasını satarak teslim ettiğini, satım bedelinin davalı yanca ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının teslim edilen emtiadaki ayıplar nedeniyle zarara uğradığını belirterek takibe itirazda bulunduğunu, davalının ayıp iddiasının itirazın iptali davasının konusu olmadığını ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 2015-2016 yıllarında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin dava dışı Mexx şirketi ile triko modellerinin imalatı için anlaşma yaptığını, bu ürünleri üretebilmek için davalıdan iplik satın almak üzere 10.07.2015 tarihinde sipariş verildiğini, sipariş formunda ipliklerin cinsi ve miktarlarının belirtildiğini, ancak davalının zamanında dönüş yapmayarak 24.07.2015 tarihinde siparişten 14 gün sonra ipliğin beklendiğini bildirdiğini, davalıya gönderilen 15.08.2015 tarihli mail ile talep edilen ürünlerin eksik gönderildiği taahhüt edilen 2-3 haftalık teslim vadesine göre dokuma programının yapıldığı bu nedenle termin tarihlerinin bildirilmesinin istenildiğini, davalıya gönderilen 17.08.2015 tarihli e posta ile 11.07.2015 tarihinde sipariş verildiği ancak bir ayda sadece 367 kg iplik gönderilmesi nedeniyle üretimin gecikebileceğinin bildirildiğini, aynı tarihli cevabi yazıda ürünlerin 2-3 hafta içinde teslim edilmeye başlanarak ay sonuna kadar teslimatın tamamlanacağının bildirildiğini, davalının gecikmesine rağmen gönderilen ipliklerle imalata başlanarak ürünlerin alıcısına teslim edildiğinin 28.08.2015 tarihli yazı ile davalıya bildirildiğini, davalının taahhüt etmesine rağmen teslim süresi ve ürünlerdeki sorunlarla ilgilenmediğini, teslim edilen ayıplı ipliklerin 11.09.2015 tarihli iade faturasıyla davalıya iade edildiğini, davalının 15.09.2015 tarihinden itibaren ürünleri göndermeye devam ettiğini, müvekkilinin iplikleri teslim alamaması nedeniyle taahhüt ettiği ürünleri süresinde üreterek alıcısına teslim edemediğini, ipliğin geç teslimi nedeniyle alıcı şirketin siparişini iptal ettiğini, ayıplı ve geç teslim nedeniyle müvekkilinin sözleşmesini ifa edemediğini ve iptal edilen sözleşme nedeniyle ciddi ticari kayba uğradığını, müvekkilinin geç ve ayıplı teslim nedeniyle dava dışı alıcıya ürünleri teslim etmeyerek geleceği ilişkin de zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 40.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe yapılan itirazda müvekkilinin borçlu olmadığının ve teslim edilen iplik emtiasının büyük oranda defolu olması nedeniyle müvekkilinin zararı bulunduğunun bildirildiğini, davalı tarafından gönderilen iplik emtiasının ayıplı olduğunun değişik tarihlerde mail yoluyla davacıya bildirilmesine rağmen sonuç alınamadığını, emtianın tesliminde gecikme bulunduğu ve emtianın ayıplı olduğunun yazışmalardan anlaşılabileceğini, davacının edimini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmeden müvekkilinin edimini yerine getirmesini isteyemeyeceğini, davacının ayıplı emtiayı da süresinde teslim etmediğini, geç teslim nedeniyle müvekkilinin 95.000,00 euro değerinde iş bağlantısının iptal edildiğinin 18.03.2016 tarihli e postadan anlaşılabileceğini, müvekkilinin zarara uğramasına neden olan davacının alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; emtianın müvekkili tarafından zamanında teslim edildiğini, ayıplı ürünlere ilişkin iadeler yapıldığını ve iade faturalarının cari ekstrelere işlendiğini, davalının zarara uğradığı iddiasının ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında iplik alım satımına dayalı ticari ilişki olduğu, bilirkişi raporunda davacı tarafından davalı yana gönderilen ipliklerin ayıplı olduğu, ayıbın açık ayıp niteliğinde bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi gereğince davacı tarafından yapılan mal tesliminden sonra iki günlük yasal süre içerisinde davalı tarafından yapılan ayıp ihbarı bulunmadığı, davalının, davacı tarafından gönderilen faturaları defterine işlediği, malları teslim alırken ayıba dair bir ihtizari kayıt koymadığı, bu durumda davalı yanın gönderilen iplikleri bu hali ile kabul ettiğinin kabulü gerektiği, taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafın davalıdan 64.224,47 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, birleşen dosyada davacı ipliklerin ayıplı ve geç teslimi nedeniyle siparişlerinin iptal edildiği iddia edilmişse de açık ayıbı olan ipliklerin davacı tarafından teslim alınarak kullanıldığı ve kanunda öngörülen süre de ayıp ihbarında bulunulmayarak ayıplı hali ile kabul etmiş sayıldığı, uğradığı zararı davalı yandan talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından yapılan itirazın 64.224,47 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden takip talebi gibi devamına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip dosyasına yapılan itirazda borcun bulunmadığı itirazının yanı sıra satılan ipliklerin ayıplı olması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığı ve tazminat hakkının saklı tutulduğunun beyan edildiğini, satılan ipliklerin ayıplı olması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, ayıp ve uğranılan zararların çeşitli tarihlerde satıcıya bildirilmesine rağmen sonuç alınmadığını, taraflar arasındaki yazışmalardan ayıp ve gecikmenin satıcıya bildirildiğinin açık olduğunu, geç ve ayıplı teslim nedeniyle müvekkilinin zararının açık olmasına rağmen kendi edimini yerine getirmeyen davacının müvekkilinden satım bedelini talep etmesinin kötü niyetli olduğunu, kendi edimini yerine getirmeyen tarafın karşı taraftan edimini ifa etmesini isteyemeyeceğini, davacının ayıplı ürün tesliminin yanı sıra teslimi de süresinde yapmadığını, bu nedenle müvekkilinin 18.03.2016 tarihinde davacıya gönderdiği e posta ile 95.000,00 euro tutarında işini kaybettiğini bildirildiğini, müvekkilinin ürünleri kullanarak üreteceği emtiayı teslim edeceği dava dışı şirketin, ayıplı ipliklerle örülen emtiayı ve teslimdeki gecikmeyi kabul etmeyerek müvekkili ile olan sözleşmesini feshettiğini, ayıplı ürünlerin halen müvekkilinin elinde bulunduğunu, ayıplı ve geç teslim nedeniyle uğranılan zararların takas mahsubu kapsamında açılan birleşen davanın ise mahkemece reddedildiğini, bilirkişiye ibraz ettikleri numune trikoların bilirkişi tarafından incelenmesi neticesinde, numunelerin hepsinde enine çizgiler şeklinde hata olduğu, bu tip hataların ipliğin düzgünsüzlüğünden kaynaklandığı ve kumaşın görünüşünü olumsuz etkileyen açık hata olduğunun belirlendiği, ancak bilirkişilerin iplikler yerine iplikle örülen numuneleri incelediklerini ve numunelerde teknik adı ile Nope olarak adlandırılan noktasal büyüklüklerin kumaş yüzeyinde gelişigüzel dağılan hatalar olduğunu belirlediklerini, bu hatanın ipliğin hatasından kaynaklanması nedeniyle açı ayıp olarak nitelendirildiğini, ayıbın açık ayıp niteliğinde olmadığını, ayıbın ürünün örülmesi ile ortaya çıkabileceğini, bu niteliği ile iplikteki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu, bilirkişi kurulunun yerinde iplikler üzerinde inceleme yapması halinde ürünlerdeki ayıbın gizli ayıp olduğu ve ancak ürünlerin dokuması ile ortaya çıkabileceğinin ortaya çıkacağını, faturaya itiraz edilmemesinin sonuca etkili olmadığını, zira satılan ürünlerin ayıplı olması nedeniyle davacının edimini yerine getirdiğinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin ürünleri süresinde örerek dava dışı firmaya teslim etmemesinin tek nedeninin geç ve ayıplı teslim olduğunu, bu nedenle ipliklerin bobin halinde incelenerek ayıplı olup olmadığının tespitinden sonra karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesinin hatalı olduğunu ve savunma haklarının kısıtlandığını belirterek asıl davanın reddini, birleşen davanın kabulünü istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile teslim edilen bir kısım ürünlerde ayıp bulunduğu, ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğunun bilirkişi raporuyla belirlendiği, açık ayıp nedeniyle iade faturası düzenlenerek bu ayıplı ürünlerin iade edildiği, takip öncesi dönemde davalının başka bir üründe ayıp bulunduğuna ilişkin süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı, kısaca iade edilen ürünler dışındaki ürünlerde gizli ayıp bulunduğunun davalı yanca kanıtlanamadığı, davalının, teslim edilen ayıplı emtiayı iade ederek bakiye kısmını elinde tutması nedeniyle sözleşme ve taraf defterleriyle belirlenen satım bedelini alıcıya ödemesi gerektiği, sözleşmenin ifası sırasında ayıplı ürünlerin iade edilerek yeni ürünlerin teslim edilmesi karşısında davacının sözleşmeyi tam olarak ifa ettiği ve davalı alıcının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında tazmini gereken bir zararının bulunmadığı, teslim edilen ürünlerin kullanılarak imalat yapıldığı, iade faturası düzenlenmeyen ürünler ile davalı tarafından iade faturası düzenlenen ürünler dikkate alındığında davalı alıcının tazmini gereken bir zararını kanıtlayamadığı, sözleşmenin ifası sırasında davalının üçüncü kişiyle olan sözleşmesinin feshi nedeniyle zarara uğradığına ilişkin çekince ileri sürmeden sözlemenin ifasını istediği gerekçesiyle asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada itirazın iptali, birleşen davada davalı tarafından satılan ipliklerin ayıplı olması nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227 nci maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler birleşen davada kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Temyiz olunan birleşen davaya yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.