7. Hukuk Dairesi 2022/2019 E. , 2022/6485 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Uzunköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.08.2014 tarihinde verilen dilekçeyle muhdesatın aidiyetinin tespiti talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın reddine dair verilen 25.10.2017 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkeme…
**7. Hukuk Dairesi 2022/2019 E. , 2022/6485 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Uzunköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.08.2014 tarihinde verilen dilekçeyle muhdesatın aidiyetinin tespiti talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın reddine dair verilen 25.10.2017 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KARAR Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili; dava konusu 5933 parsel sayılı taşınmazın, öncesinde tarafların babaları adına tapuya kayıtlıyken, muvazaalı devirle tapu kaydının davalı üzerine aktarıldığını açıklayarak, taşınmaz üzerindeki dubleks ev ve garaj binasının mülkiyet hakkının davacıya ait olduğunun tespitine ve tapu kaydına şerh verilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; taşınmazın vekil edeni tarafından babasından satın alınmakla tapuda adına kayıtlı olduğunu, davacının malik olmaması nedeniyle taşınmaz üzerinde bulunanların mülkiyetine ilişkin iddiada bulunamayacağını, üzerindeki yapıları da davalının yaptığını, inşaatın yapıldığı tarih itibariyle davacının maddi gücü bulunmadığından söz konusu yapıları yapmasının mümkün de olmadığını, açılmış olan izale-i şûyû davası bulunmadığından binanın mülkiyetinin tespitine ilişkin davanın dinlenebilir bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; dava konusu taşınmazların kadastro tespit gününden önce meydana getirildiği gözetildiğinde, davacı tarafın dava açmakta hukuki yararı olduğu, dava konusu 5933 parsele ilişkin kadastro tespitinin 26/01/1995 tarihinde kesinleştiği, davanın 12/08/2014 tarihinde açıldığı, tespit öncesi nedene dayalı davada hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, davacı vekili kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddiyle, HMK’nin 353/1-b/2 maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesinin ret gerekçesinin değiştirildiği durumlarda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurması gerekirken, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, kabule göre de, davaya konu muhdesatların kadastro tespitinden önce yapıldığının sabit olduğu, kadastro tespitinin 26.01.1995 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın da 12.08.2014 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, davanın 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi uyarınca hak düşürücü süreden reddi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince gerekçenin değiştirilerek, hukuki yarar yokluğundan ret kararı verildiği gerekçeleriyle karar bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesinde; “(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: 1)Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması. 2)İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması. 3)Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması 4)Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması. 5)Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, (…) karar verilmiş olması. 6)(Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması. b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2)Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3)Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” aynı Kanunun 373. maddesinde ise; (1) Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir. (2) Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir. (3) Bölge adliye mahkemesi, 344 üncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. (4) Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. (5) İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir. (6) (Ek: 17/4/2013-6460/1 md.) Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her hâlde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır. (7) Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur. Somut olayda, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, Bölge Adliye Mahkemesince, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yeniden esas hakkında karar verilmeksizin, yazılı şekilde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile HMK 371. maddesi gereğince temyiz olunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin kararının BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, HMK'nin 373. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 02.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.