T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/372 KARAR NO : 2025/1343 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/128 KARAR NO : 2024/907 KARAR TARİHİ: 18/12/2024 DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ: 26/11/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/372 KARAR NO : 2025/1343 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/128 KARAR NO : 2024/907 KARAR TARİHİ: 18/12/2024 DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ: 26/11/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kurumun hizmet kusuru neticesinde 24.02.2019 tarihinde meydana gelen su basması nedeniyle davacı ... Sigorta A.Ş. nezdinde 11.02.2019 - 2020 vadeli 209402023 numaralı İşyerim Paket Sigortası Poliçesi ile sigortalı ... Halı Mobilya Beyaz Eşya ve Ev Tekstil San. Tic. Ltd. Şti.'nin işyeri ve emtialarının zarar görmüş olduğunu, bu hasarlardan dolayı sigortalıya 19.04.2019 tarihinde toplam 251.495,99 TL tazminat ödendiğini, davacı şirkete yapılan hasar ihbarı neticesinde alınan eksper raporunda zararın 24.02.2019 tarihinde ...'ye ait Reşitpaşa Caddesi üzerindeki rögarların tıkanmasından kaynaklandığını, altyapı yetersizliği nedeniyle ... Genel Müdürlüğü'nün zararın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, Avcılar Belediyesi memurları tarafından, ...'yi olaya müdahale için aradıklarını ancak yeterli araçları bulunmadığı gerekçesiyle gelmediklerini, ... Genel Müdürlüğünün, kendisine yüklenilen görevleri yerine getirmemesi veya aksatmasından dolayı sigortalının zarara uğramasına neden olması nedeniyle kusurlu olduğunu, hasar tazminatını ödeyen davacı şirketin TTK 1472.maddesi ve sigortalının temlik beyanına göre sigortalının haklarına halef olduğunu, buna dayanarak davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği tazminat bedeli olan toplam 251.495,99 TL tazminatın ödeme tarihi olan 19.04.2019'dan itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsilini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yerdeki 300 mm çapındaki atık su hattının işletmesinde bir problem bulunmadığını, 24.02.2019 tarihinde havanın yağışlı olduğunu, belirtilen adreste 300 mm çapında atık su kanalı mevcut olduğunu, parsel bacasında yağışlı havalarda geri tepmeyi önleyecek çek valf vb. önlemin alınmadığını, yağışsız havalarda normal çalışan atık su kanalınca herhangi bir geri tepme su taşması olmadığını, dava konusu yerdeki atık su kanalının çapının yeterli olduğunu ancak bölgede bulunan yağmur suyu kanallarının yetersiz olması nedeniyle yağışlı havalarda geri tepmeler oluştuğunu, Atık Suların Kanalizasyon Deşarj Yönetmeliğinin 5. Bölüm 14/7'nci maddesine göre ayrık kanalizasyon sisteminin mevcut olduğu yerlerde yağmur suları için ayrı bina tesisatı yapılması gerektiğini ve bunların atık su kanalına verilmesi gerektiğini, aynı Yönetmeliğin 14/12'nci maddesine göre taşınmaz sahiplerinin parsel çıkış bacasında atık suların geri tepmesini önleyecek tedbir almalarının zorunlu olduğunu, dava konusu olayda Davacının ... Abone Hizmetleri Tarife ve Uygulama Yönetmeliğinin 48'inci maddesinin 5'inci fıkrasına uygun hareket etmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda ''....Yerleşik Yargıtay ve BAM içtihatları çerçevesinde, Daire uygulamaları gözetilerek, %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmıştır. (İstanbul BAM 45. HD. 2020/1033 E. 2022/1377 K.; Yargıtay 17. HD. 2019/3211 E. 2020/6301 K.) Bu çerçevede, uyuşmazlığa konu 24/02/2019 tarihinde meydana gelen su basması neticesinde toplam 251.495,99 TL hasar bedelinin yapılan piyasa araştırması çerçevesinde piyasa rayiçlerine uygun ve kadri maruf bir zarar olduğu, 6098 s. TBK 69. maddesi uyarınca somut olayda davalı illiyet bağının kesildiğini ispatlayamadığından meydana gelen zarardan yapı malikinin sorumluluğu çerçevesinde objektif özen yükümlülüğüne aykırılık uyarınca kusursuz sorumluluk esası gereğince sorumlu olduğu, öte yandan dava konusu olayda dava dışı sigortalının / zarar görenin zararın artmasında müterafik kusurunun bulunduğu, 6098 s. TBK 52/1.maddesi hükmü uyarınca yerleşik Yargıtay ve BAM içtihatları uyarınca Daire uygulamaları gözetilerek mahkememizce de %20 oranında indirim yapılmasının kabul edildiği, kadri maruf zarar miktarından müterafik kusur indirimi yapıldığında 251.495,99 TL x %20 = 201.196,80 TL zarardan davalının sorumlu olduğu anlaşılmakla, bu suretle davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 201.196,80 TL rücuen tazminat alacağının 19/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine) '' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın idari yargı görev alanına girdiği, kaldırma kararında belirtilen konularda gerekli araştırma yapılmadığı, ... nin yapı maliki olarak sorumluluğunun kapsamını belirlemek için yapı eseri olarak atıksu kanalının hangi kısmından davalının sorumlu olduğunun belirlenmesi gerektiği, yağmur suyundan kaynaklanan bir hasarın davalıya yükletilemeyeceği, hasarın rögardan kaynaklanmadığı, yağış sularından ve sigortalının önlem almamasından kaynaklandığı belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472. Maddesi uyarınca sorumlu davalı kurumdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda 03.05.2023 tarih ve 2020/749 E. 2023/393 K. sayılı ilam ile davanın kısmen kabulü ile 48.784,03 TL nin faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine dair karar verilmiş ve iş bu karara yönelik taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine dairemizce yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 2023/2104 E. 2024/25 K. Sayılı ilam ile''....Dosya kapsamına göre, tarafların sorumluluklarının belirlenebilmesi için öncelikle dava dışı sigortalının oluştuğu iddia olunan hasar miktarının tespit edilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere kök bilirkişi heyet raporunda emtia hasarı yönünden heyette halı konusunda uzman bir bilirkişi bulunmadığı belirtilerek hasara ilişkin hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Bu haliyle öncelikle halı konusunda uzman bilirkişinin uyuşmazlığa konu 24.02.2019 tarihinde meydana gelen su basması neticesinde oluştuğu iddia edilen emtia hasar bedelinin dosyada yer alan tüm bilgi ve belgeler ışığında incelenerek, kadri maruf olup/olmadığı konusunda tespitlerini içerir rapor düzenlenmesi gerekmektedir. Aynı zamanda bilindiği üzere, tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 mad.) maddelerinde düzenlenmiştir.Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra ayrıca zarar gören zararın artmasına sebep olmuş ya da zarar doğuran fiile rıza göstermiş ise Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecektir.Somut davada, davalıların ve dava dışı sigortalının meydana gelen ve tazmini talep edilen hasarda sorumlulukları bulunup/bulunmadığının yukarıda belirtilen yasanın amir hükümleri ve dosyada yer alan tespitler ışığında değerlendirilerek açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu yönüyle mimar, emtia (halı konusunda uzman) ve sigorta bilirkişisinden oluşan yeni bilirkişi heyeti marifetiyle denetime elverişli rapor oluşturulmalı ve varılacak sonuç dairesinde karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle dairemizce, taraf vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nin 353/(1)-a.6. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına'' dair karar verilmiştir.Daire kaldırma kararından önce yapılan tespitler ve alınan bilirkişi raporları:209402023 no'lu poliçenin incelenmesinde; davacı ile dava dışı ... Halı Mobilya Beyaz Eşya Ve Ev Tekstil San. Tic. Ltd. Şti arasında 11/02/2019-11/02/2020 dönemlerini kapsayacak şekilde İşyerim Paket Sigorta Poliçesi düzenlendiği, dava konusu hasarın 24.02.2019 tarihinde meydana geldiği ve davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 19.04.2018 tarihinde 251.495,99 TL ödeme yapıldığı, poliçenin 4. Sayfasında palet şartı başlıklı maddede sigortalı emtiaların en az 12 cm yükseklikteki paletler düzeyinde muhafazasının zorunlu olduğu, belirtilen şekilde muhafaza edilmeme sonucu meydana gelen dahili su hasarlarında emtia sigorta bedelinin %2'si tenzili muafiyet ödenecek tazminattan tenzil edileceği belirtilmiştir.Ekspertiz raporunda; hasarın 24.02.2019 pazar günü saat 18:00 civarı, ...'nin atık su hattının tıkanması nedeniyle meydana geldiği ve bodrum kat zemin kattan oluşan sigortalı halı mağazasının bodrum katını su bastığı, suyun palet seviyesi üzerine çıkmasıyla halıların zarar gördüğü, ıslanan halılar ile ile ilgili hasar anına ait fotoğrafların temin edildiği, hasarın poliçe vadesi içinde gerçekleştiği, görünüm ve saptamalar itibarıyla ibraz edilen beyan ve belgelerdeki tarih ve şekilde uyduğu, incelenen poliçede palet şartı klozu bulunduğu ve işletmedeki emtianın paletler üzerinde olduğu anlaşılarak palet şartının sağlandığı, bina hasarı 12.970,00 TL, demirbaş hasarı 6.210,00 TL, emtia hasarı 225.315,99 TL ve temizlik hasarı 7.000,00 TL olmak üzere toplam ödenebilir hasar bedelinin 251.495,99 TL olduğu belirtilmiştir.24.02.2019 tarihli ''rapor'' başlıklı yazıda 24.02.2019 tarihinde nöbet esnasında saat 19:30 sıralarından zabıta merkezine gelen şikayet üzerine ekiplerle Avcılar ilçesinde bulunan ... Halı Mobilya faaliyetinde bulunan iş yerine gidildiği ve ... yeraltı atık su kanalından işyeri bodrumunun pis sularla dolduğu, kişilerin mağdur olduklarının görüldüğü ve mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla ...'nin arandığı, ancak İskinin yeterli araçları olmadıkları ve bu nedenle özel vidanjör tutularak yardımcı olunduğu konusunda zabıta memurlarınca belge düzenlenmiştir. İ.T.Ü. Makine Fakültesi ..., İTÜ Mimarlık Fakültesi ... ve Sigorta Hukuku Uzmanı ... tarafından düzenlenen 09.08.2022 tarihli kök raporda özetle; olay yeri fotoğrafları incelendiğinde hasarın oluştuğu bodrum katta binanın ...Caddesi cephesinde çıkan bir merdivenle doğrudan bir girişinin bulunduğu, dava dosyasında Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından sunulan yapı ruhsatı ve onaylı mimari proje incelendiğinde birbiriyle uyumlu olduğu, binanın projedeki görünümü ile sokak fotoğraflarında görülen halinin uyumlu olduğu ve Ferhatpaşa Caddesinden bodrum katta ulaşımı sağlayan dış merdivenin projede görüldüğü, bodrum toplam yüzölçümünün 260 m2 olduğu, dava konusu yerin bulunduğu binanın 1974 yılında yapı ruhsatı alarak inşa edilmiş bir bina olduğu ve bu haliyle binanın tasarımı ve yapımının o tarihte geçerli olan İmar mevzuatına göre belirlendiği, ancak yapım tarihinden bağımsız olarak binaların çevresel etmenler düşünülerek tasarlanarak yapılmasının, yapıldığı tarihten bağımsız olarak her zaman geçerli olan bir unsur olduğu, dava konusu hasarın meydana geldiği binanın hem mimari projesinde hem de sokak fotoğraflarında caddeden bodrum kata doğrudan ulaşımı sağlayan dış merdivenin bulunduğunun görüldüğü, hem projede hem de fotoğraflarda söz konusu zemin suyunun bodrum katına girişini engelleyecek bir önlem düşünülmediği ve merdivenin kaldırım kotunda olduğu, bu haliyle de kaldırımda yükselen bir suyun bodrum kata dolacağının fark edilebilecek bir eksiklik olduğu, günümüzde geçerli İmar yönetmeliğinin ''bodrumlar'' başlıklı 18. maddesinin 4 numaralı fıkrasında da bodrum katının tamamen kaldırım üzerinde kalan fazla meyilli yollar dışında yapılacak ön bahçesiz binalarda yol cephesinde bodrum girişi yapılamayacağının belirtildiği,ekspertiz raporunda belirtilen demirbaş hasarına ilişkin yapılan değerlendirmede hasarın dava konusu olay sonucunda oluşmuş olabileceğinin değerlendirildiği ancak emtia (halı) ilişkin yapılan incelemede ise heyette halı konusunda uzman bir bilirkişi bulunmadığından hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu belirtilerek tüm bu sebeplerle kusur durumu incelendiğinde; hasara konu işbu kıymetlerin sovtaj değerinin 200,000,00 TL eksik sigorta bedelinin 101,228,93 TL ve nihai hasar tutarının 225.315,99 TL olduğunun kabulü halinde Toplam (Bina Hasarı için 5.394,16 TL+Demirbaş Hasarı için 6.210,00 TL+Emtia Hasarı için 225.315,99 TL+7.000,00 TL’lik Temizlik hasar bedeli) ile birlikte 243,920,15 TL den davalı ...’nin ise %20 oranında sorumluluk payının 48,784,03 TL olabileceği kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda ise; kök rapordaki görüşün korunduğu ifade edilmiştir. Daire kaldırma kararından sonra yapılan tespitler ve alınan bilirkişi raporları:Mimar, emtia (halı konusunda uzman) ve sigorta konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 31/05/2024 tarihli raporda, sigortalıya ödenen 225.315,99 TL hasar bedelinin rapor eki faturalar ve piyasa rayiç değerleri yönünden kadri maruf olduğu, hasarlanan demirbaş ve işyerinin tespit edilen m2 birim fiyatlarının yapılan piyasa araştırmasında tespit edilen birim fiyatlar aralığında kaldığı, 24.02.2019 tarihinde meydana gelen dahili su hasarı davacı sigorta şirketince tanzim edilen 209402023 poliçe numaralı Yangın (İşyeri Paket) Sigortası Poliçesi vadesinde ve dahili su ek teminatı kapsamında meydana geldiği, dava konusu 24.02.2019 tarihinde meydana gelen dahili su hasarı sonucu sigortalı yerde oluşan zarar tutarı; bina hasarı 12.970,00 TL, demirbaş hasarı 6.210,00 TL, emtia hasarı 225.315,99 TL, temizlik hasarı 7.000,00 TL ve toplam ödenebilir hasar tutarı 251.495,99 TL olduğu, davacı sigorta şirketi tespit edilen ve ödenen 251.495,99 TL tutarı davalının %20 kusuru nispetinde 50.299,19 TL tutarı davalıdan rücuen talep edebileceği ve davacı yönünden rücu şartları oluşması halinde 19.04.2019 ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebileceği belirtilmektedir.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 10.11.2024 tarihli ek raporda, Davacı sigorta şirketi tarafından tespit edilen ve ödenen 251.495,99 TL tutarın davalının %20 kusuru nispetinde oranı olan 50.299,19 TL'yi davalıdan rücuen talep edebileceği ve davacı yönünden rücu şartları oluşması halinde ödeme tarihi olan 19.04.2019 itibaren faiz talep edebileceği görüşünde bulunulmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, 201.196,80 TL nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair karar verilmiş olup, davalı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:-Davanın idari yargıda görülmesi gerektiği itiraz:Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/168 E. 2012/397 K. sayılı ve 15/06/2012 tarihli kararında; 23/11/1981 tarih ve 17523 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yasa gereğince ...'nin; Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, Genel Kurulların tasvibine sunulacağı ve bütçesinin Kamu İktisadi Teşekküllerinde uygulanan formüle göre tanzim olunacağının belirtildiği, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/1. maddesinde "Ticaret şirketleriyle, gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılırlar." hükmünün yer aldığı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 11, 12, 13. 18/1.maddesi dikkate alındığında ... (İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi) Genel Müdürlüğünün 2560 Sayılı Kanun ile kurulmuş olması TTK'nun 18/1.maddesinde özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olması, ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilmekte olup yaptığı işler itibariyle de ticarethane sayıldığından tacir sıfatı taşıdığı, tacir olduğu kabul edilen ...'ye karşı açılan haksız fiilden kaynaklanan davaya adli yargı yerinde bakılacağı, bu nedenle dava konusu uyuşmazlıkta adli yargının görevli olduğu kabul edilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 16/1. bendinde; "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." düzenlemesi yer almaktadır.2560 sayılı Kanuna tabi olan ...'nin gördüğü hizmetin kamu hizmeti olmasına rağmen, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, TTK'nın 16/1. maddesi anlamında tacir sayılacağı ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiği Yargıtay içtihatları ile benimsenmiş, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/6444 E. 2023/10038 K. (davalısı ASKİ), 2021/20431 E. 2023/7687 K. (davalısı ...) kararlarına konu uyuşmazlıklar adli yargı yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, dava konusu uyuşmazlık yönünden idari yargının görevli olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir. -Davalının oluşan hasardan sorumlu tutulamayacağı yönündeki itiraz:2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununun 2. maddesinde ...'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde: "İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Aynı kanunun 17. Maddesinde: "Kanalizasyon şebekesi bulunan cadde ve sokaklardaki her taşınmazın kanalizasyona bağlanması zorunludur. Bu bağlantılar, bedeli taşınmazın sahibinden alınmak suretiyle ... tarafından yapılır veya projesine uygun olarak yaptırılır.", 18. Maddesinde: "Yapı için belediyeden ruhsat isteyen gerçek ve tüzel kişiler, daha önce ...'den su ve kanalizasyon durumu hakkında belge almak zorundadır. ... o yerdeki su ve kanalizasyon şebekesine göre su ve kanalizasyon durum belgesi verir. Yapıların durum belgesi alınmadan veya tesisatın durum belgesine aykırı olarak yapılması hallerinde imar mevzuatının ruhsatsız yapılar hakkındaki hükümleri uygulanır. İmar planlarının hazırlık safhasında altyapı tesisleriyle uyum yönünden ...'nin de görüşünü almak şarttır.", 25. maddesinde ise: "Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla ... tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez." hükümleri yer almaktadır.... Atıksuların Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliğinde evsel atıksu kanalizasyon bağlantılarının ne şekilde yapılacağı, buna dair ruhsatın nasıl verileceği hususları düzenlenmiş, yönetmelik hükümleri uyarınca ya da diğer mevzuatla yasaklanmış olan eylem ve eylemlerin ya da faaliyetlerin tespiti halinde bu faaliyetlerin veya eylemlerin durdurulması, engellenmesi ya da ortadan kaldırılması için yapılacak işlemlerin neler olduğu belirtilmiştir. Yönetmeliğe göre mal sahibi, müteahhit veya apartman yöneticisi parsel çıkış bacasına atıksuyun geri gelmesini önleyecek tedbirleri almalıdır. Ayrıca yağmur suları ve kirli olmayan bütün diğer yüzeysel drenaj suları, atıksu kanallarına ve hiçbir atıksu kanalı da yağmursuyu kanalına bağlanmamalıdır. Ancak bu önlemlerin alınmamış olması davalının denetim yükümlülüğü nedeniyle olan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kaldı ki, Borçlar Kanunu hükümlerine göre davalının atık su hattından doğan zararlardan yapı sahibi olarak da sorumluluğu vardır. TBK'nın 69. (Mülga 818 sayılı B.K'nın 58) maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69. maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı ...'nin) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Davalıya ait atık su hattı maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir ve davalının kusursuz sorumluluğu mevcut olup sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/2031 E. 2019/10321 K. sayılı, 2018/5489 E. 2020/3698 K. sayılı ilamları). Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 27/10/2020 tarihli 2019/3211 E. 2020/6301 K. sayılı kararında "...Borçlar Kanunu'nun "tazminat miktarının tayini" başlıklı 43. maddesinde (6098 sayılı TBK 51. md); hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "Tazminatın tenkisi" başlıklı 44. maddesinde (6098 sayılı TBK 52. md)ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre müterafik kusur indirim oranı % 20'yi geçemeyecektir." ifade edilmiştir.Somut davada, yapı maliki olan davalı ...'nin kanalizasyon sisteminin yetersiz kalması nedeniyle kusursuz sorumluluğunun olduğu açıktır. Sigortalı işletmenin 1 asma kat 1 bodrum kat olmak üzere toplam 400 m2 alana sahip olduğu, ...'nin tıkalı hattı açmak üzere geldiği ancak işlem yapmadığı, Avcılar Belediyesi tarafından olayla ilgili olarak 24.02.2019 tarihli tutanağında iş yerinin ... yer altı atık su kanalından iş yeri bodrumunu pis sularla doldurduğunun belirtildiği, atık suyun neden olduğu ağır koku nedeniyle ekspertiz çalışmalarının maske ile yapıldığı yönündeki bilgi ve tespitler nazara alındığında hasarın rögarların tıkanması sonucu oluştuğu anlaşılmaktadır. Dava dışı sigortalının ise, atık suyun işletmenin içerisine girerek paletler üzerinde bulunduğu tespit edilen emtialara zarar vermesini engelleyecek önlemleri ( kaldırım seviyesinden suyun bodrum kata inmesini engelleyecek bariyer yapılması gibi ) almadığı ve zararın oluşmasında ve artmasında % 20 oranında müterafik kusurlu olduğu kabul edilmelidir.Mahkemece anılan hususlar uyarınca tazminat miktarında gerek yargıtay içtihatları ve gerekse dairemiz uygulaması nazara alınarak %20 oranında indirim yapılarak hüküm tesisi yoluna gidilmesi yerinde olup, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin reddine dair karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalının istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 3.435,94 TL'den mahsubu ile bakiye 2.820,54 TL harcın davalıya talep halinde iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 32722 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 22.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ek 1 maddesine eklenen 3.fıkra ile değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere esas yönden oy birliği harç yönünden oy çokluğu ile karar verildi. 26/11/2025 MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir. Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.