T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/721 KARAR NO : 2026/126 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2023 NUMARASI : 2023/164 E. - 2023/576 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Maddi ve Ma…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/721 KARAR NO : 2026/126 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2023 NUMARASI : 2023/164 E. - 2023/576 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Maddi ve Manevi Tazminat, Hükmün İlanı Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2023 tarih ve 2023/164 E. - 2023/576 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacılar vekili, Davacı vekili, emlak sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin 2000/17929, 2014/69374 ve 2017/100459 numaralı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı tarafın herhangi bir kullanım hakkına sahip olmamasına rağmen müvekkili şirkete ait söz konusu markaları hukuka aykırı olarak ve marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde "... ... EMLAK" şeklinde kullandığını, davalı tarafın sözlü olarak uyarıldığını, ancak markanın izinsiz ve haksız şekilde kullanılmaya devam edildiğini ileri sürerek, tecavüzün tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, giderilmesini, markaların bulunduğu tabela, malzeme ve eşyaların ihtiyati tedbir kararı ile indirilmesini, karar kesinleştiğinde masrafı davalı tarafından karşılanmak suretiyle imhasını, kesinleşmiş kararın ilanını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.00-TL maddi ve 10.000.00-TL manevi tazminatın müvekkili şirkete ödenmesini talep ve dava etmiş, 16/11/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini artırarak, 3.988,73 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili şirkete verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının emlakçılık faaliyetinin yapılması için gerekli olan belgeleri, mesleki yeterlilik belgesini, taşınmaz ticareti yetki belgesini, işyeri açma ve çalışma ruhsatını, ilgili ticaret odasına kaydını gösterir bir belge ve ülke çapında tanınmış olduğu iddiasını ispatlar somut delillerini sunmadığını, 6769 sayılı SMK'nın "marka hakkına tecavüz sayılan fiiller" başlıklı 29. maddesine göre tecavüz filinin somut olay bakımından oluşmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olması nedeniyle iltibas ihtimalinin bulunmadığını, davacının marka hakkını kötüye kullanarak kötüniyetle ve haksız kazanç elde etme amacıyla hareket ettiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı ...'nin 2000/17929, 2014/69374, 2017/100459 numaralı 36.sınıftta bulunan "Gayrimenkul Komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" ni kapsayan tescilli ve "..." ibaresini esas unsur olarak içeren markalarının bulunduğu, bu markaların kullanımı hususunda diğer davacı şirkete lisans verdiği, davalının "..." adresinde gayrimenkul komisyonculuğu faaliyetinde bulunduğu, söz konusu adreste bulunan tabelalarda ve tanıtım afişlerinde "... ... GAYRİMENKUL/EMLAK" ibaresinin kullanıldığı, bu hususun delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu ile görselleştirildiği, yine davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde ibraz ettiği İzmir Ticaret Odası'ndan alınma 11.09.2019 tarihli belgede davalının ticaret ünvanında "... ... ... GAYRİMENKUL" ibaresinin yer aldığı, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden alınma 01.11.2019 tarihli belgede "... ... ... GAYRİMENKUL" ibaresinin yer aldığı, sanal ortamda "... ... GAYRİMENKUL/EMLAK" ve "... ... EMLAK" ibarelerinin yer aldığı, özellikle delil tespiti ile davalı yana ait işyerinde yapılan keşifte tespit edilen markasal kullanımlarda ve davalı tarafından ibraz edilen cevap dilekçesi ekindeki sanal ortamda yapılan markasal kullanımlarda bir bütün olarak "... ..." ibaresinin markasal olarak öne çıktığı, davacının tescilli "..." ibareli markalarının koruma kapsamında bulunan "Gayrimenkul Komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" ile davalıya ait emlakçılık hizmetinin aynı tür hizmetler olduğu, davacılara ait "..." esas unsurlu markalar ile davalının markasal kullanıma konu ettiği "... ..." ibaresi arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilgili tüketici nezdinde iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, bu nedenle, davalının tespit edilen "... ..." ibareli markasal kullanıma dayalı eylemlerinin, 6769 sayılı SMK m.29/1-a ve m.7/2-b hükümleri uyarınca davacılara ait "..." esas unsurlu marka haklarına tecavüz oluşturduğu, 2014-2019 yılları arasındaki toplam dönem içinde, dosya içerisine celp edilen yıllık gelir vergisi beyannamelerinde yer alan kâr-zarar durumları da dikkate alındığında, bu yılların kümülatif toplamında davalının zarar durumunda olduğu, bu nedenle davacı şirketin, davalıdan talep edebileceği maddi tazminat miktarının SMK m.151/2-b hükmü uyarınca talep edilemeyeceği, davacı şirketin lisans sahibi olduğu marka tescil belgeleri, bu markaların ayırt edici gücü ve ekonomik önemi, davalının "... ..." ibareli markasal kullanım eylemlerinin biçimi, yoğunluğu, süresi gibi kriterler dikkate alınarak, TBK m.50/2 hükmü uyarınca, davacının ıslah ile artırdığı 3.988,73 TL maddi tazminat bedelinin somut olay adaletine uygun düştüğü, ölçülü ve tutarlı olduğu, ihlale konu markasal kullanımların süresi, yoğunluğu ve niteliği, ihlale konu hizmetin türü, tarafların kusur oranları, sıfatları, işgal ettikleri makam ve 4721 sayılı TMK m.4 hükmünde ifadesini bulan hak ve nesafet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde; 3.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği, dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat istemleri için faiz talep edilmemesinin, ıslah dilekçesinde faiz talep edilmesine engel teşkil etmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının, davacılara ait marka haklarına tecavüz oluşturan eylemlerde bulunduğunun tespitine, muhtemel tecavüz eylemlerinin önlenmesine, halihazırdaki tecavüz oluşturan eylemlerin durdurulmasına ve kaldırılmasına, 3.988,73 TL maddi tazminatın ve 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 26/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak kaydıyla hükmün gazetede ilan edilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı markalarının 36.sınıftaki "gayrimenkul komisyonculuğu hizmetleri" bakımından tanınmış olmadığını, davacı markalarında yer alan "..." ibaresinin yaygın kullanılan bir isim olduğu gibi Türkiye'nin coğrafi konum olarak üç tarafının denizlerle çevrili olması nedeniyle bu ibarenin tek başına ayırt edicilik sağlamadığını, davacı markaları ile müvekkilinin kullanımları arasında tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin fiili kullanımlarında davacı markalarına nazaran yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, müvekkilinin İzmir ...'de, davacının Ankara'da faaliyet gösterdiğini, bu durumun da karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını ve müvekkilinin davacının markalarından yararlanma kastıyla hareket etmediğini ortaya koyduğunu, davacı kullanımlarının yalnız 2017/100459 sayılı markaya ilişkin olduğunu, diğer iki markanın kullanımına dair delillerin dosyaya sunulmadığını, müvekkilinin ticaret unvanının da ... ... ... Gayrimenkul olduğunu, oda kaydının 09/09/2024 tarihinde yapıldığını, 25/08/2014 tarihinden itibaren ...'de emlakçılıkla iştigal ettiğini, müvekkilinin 2014 yılında başlayan kullanımlarının davacının 2017/100459 sayılı markasından daha eski olduğunu, bu nedenle markaya tecavüzden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu kullanımlarının markasal nitelik taşımadığını, işletme adı vasfında bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, giderilmesi, maddi ve manevi tazminat ile hükmün ilanı istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı ...'ye ait olup diğer davacı şirkete lisans verilen markaların asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, davalının dosya kapsamında tespit edilen "... ... Gayrimenkul/Emlak" şeklindeki kullanımında da asli unsurun "..." ibaresi olduğu, zira, söz konusu kullanımdaki diğer ibarelerin tanımlayıcı nitelikte bulunduğu, "..." ibaresinin de ayırt ediciliğe bir katkı sağlamadığı, öte yandan davalının söz konusu ibareyi kullandığı 36.sınıf gayrimenkul komisyonculuğu hizmetlerinin de davacı markalarının kapsamında aynen yer aldığı, uyuşmazlık konusu 36. sınıf hizmetler yönünden "..." ibaresinin tanımlayıcı veya tasvir edici bir niteliğinin bulunmadığı, davalının bu hizmetlerde söz konusu ibareyi asli markasal unsur olarak kullanmasının karıştırılmaya yol açacağı, bu nedenle davalının davaya konu eylemlerinin, 6769 sayılı SMK m.29/1-a ve m.7/2-b hükümleri uyarınca davacılara ait "..." esas unsurlu marka haklarına tecavüz oluşturduğu, her ne kadar davalı tarafça lisans sözleşmesine dayanılmış ise de SMK'nın 155.maddesi hükmü karşısında bu halin bir hukuka uygunluk nedeni sayılamayacağı, kaldı ki davalının marka kullanımının lisans sözleşmesine konu markadan da farklı olduğu, 2014-2019 yılları arasındaki dönem içinde, yıllık gelir vergisi beyannamelerine göre davalının zarar durumunda bulunduğu, bu nedenle SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca maddi tazminat hesabı mümkün olmadığından mahkemece takdir edilen tazminat miktarlarının TBK'nın 50. maddesi kapsamında somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bulunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...