Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/1514 E. , 2024/5458 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2021/1514 Karar No:2024/5458 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirketin, "Ada
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/1514 E. , 2024/5458 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2021/1514 Karar No:2024/5458 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirketin, "Adana ili, Çukurova ilçesi, ... Köyü, ... nolu parselde kurulması planlanan lisanssız güneş enerjisine dayalı üretim tesisi ile ilgili yaptığı süre uzatım talebi hakkında verilen Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 24. maddesinin 1. fıkrası kapsamında karar alınmasına yer olmadığına ve ilgili Yönetmeliğin 28. maddesinin 6. fıkrası kapsamında işlem yapılması için ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye bildirimde bulunulmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile söz konusu kararın yeniden değerlendirilmesi istemiyle yapmış olduğu 28/01/2019 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Adana ili, Çukurova ilçesi, ... Köyü, ... nolu parselde 990 kW gücünde güneş enerjisine dayalı üretim tesisi kurulması için 11/12/2015 tarihli bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu düzenlendiği ve 04/10/2016 tarihinde ... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (...) ile davacı şirket arasında bağlantı anlaşması imzalandığı, kurulması planlanan üretim tesisine ilişkin olarak alınması gereken imar izinlerinin süreci uzatması nedeniyle davacı şirket tarafından 13/09/2018 tarihli dilekçeyle süre uzatım istemiyle ...'a başvurulduğu ve ... tarafından bu başvuruyu değerlendirilmek üzere davalı idareye iletildiği, akabinde davalı idarenin ... ve ... sayılı kararıyla Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 24. maddesinin 1. fıkrası kapsamında karar alınmasına yer olmadığına ve ilgili Yönetmeliğin 28. maddesinin 6. fıkrası kapsamında işlem yapılması için ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye bildirimde bulunulmasına karar verildiği, sonrasında söz konusu kararın yeniden değerlendirilmesi istemiyle davacı şirket tarafından yapılan 28/01/2019 tarihli başvurusunun zımnen reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı; Uyuşmazlığın, 6446 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan faaliyetler kapsamında lisanssız elektrik üretimi yapan davacının tüketim aboneliğinde meydana gelen kopmanın bağlantı anlaşmasına olan etkisine yönelik olduğu; 7186 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle değişik 6446 sayılı Kanun'un Geçici 25. maddesinin 1. fıkrasıyla, tüketim-üretim bağı kopmuş olan lisanssız elektrik üretimi yapan şirketler için yeniden tüketim tesis aboneliğini ihdas etme imkanı getirildiği için, Mahkemelerinin 26/03/2020 tarihli ara kararıyla, davalı idareden, "Davacı tarafından 6446 sayılı Kanun'un Geçici 25. maddesi kapsamında başvuru yapılıp yapılmadığının sorulmasına, başvuru yapıldıysa akıbeti hakkında bilgi istenilmesine" karar verildiği, ara karara cevabı ekinde bulunan Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısında, "şirket tarafından 7186 sayılı Kanun'dan yararlanmak amacıyla 09/08/2019 tarihli dilekçeyle ...'a başvuru yapıldığı, 23/10/2019 tarihinde geçici kabul işlemlerinin tamamlanarak üretim tesisinin işletmeye girdiği ve 12/11/2019 tarihinde sistem kullanım anlaşması imzalandığı"nın ifade edildiği; Bu durumda, 7186 sayılı Kanun çerçevesinde, davacının dava açmakla ulaşmak istediği sonucun tesis edilen tüketim tesis aboneliğinin ihdas edilmesi suretiyle sağlandığı görüldüğünden, davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığı; Davanın devamı sırasında ancak dava konusu işlem tarihinden sonra yürürlüğe giren yasa maddesi nedeniyle uyuşmazlıkta tarafların haklılık oranı belirlenemediğinden, yargılama giderlerinin davacı şirket üzerinde bırakılamayacağı, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yasa ile kendilerine yüklenen sorumluluklar çerçevesinde işlem tesis edildiği, hukuka uygun bu işlem nedeniyle davanın açıldığına sebebiyet verdiklerinin düşünülemeyeceği, idare aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinin (ğ) bendinde, "vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti" yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 331. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği; 332. maddesinde ise, yargılama giderlerine mahkemece re'sen hükmedileceği belirtilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." kuralı yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Temyize konu İdare Mahkemesi kararının konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. 2) Mahkeme kararının "388,00-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ilişkin kısmının incelenmesi; Yargılama giderleri genel olarak, yargılama faaliyetinin başlaması, devamı ve sonuçlanması için ödenmesi lazım gelen harç, masraf ve ücretlerin tamamını ifade etmektedir. Kural olarak yargılama giderlerinin, yargılama sonunda aleyhine hüküm kurulan taraftan alınmasına karar verilir. Yargılama giderlerine tarafların talepte bulunmalarına gerek olmaksızın mahkemece re'sen hükmedilir. Vekalet ücreti, vekille takip edilecek davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti ve avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan vekalet ücreti olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yargılama giderlerine ilişkin kuralları incelendiğinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama gideri olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, yargılama giderleri arasında sayılan vekalet ücretinin hangi tarafa yükletildiğinin kararda gösterilmesi gerekmektedir. Takdir olunacak vekalet ücreti tutarı ise, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenmektedir. Görüldüğü üzere yargılama giderleri; harçlar, yargılama sırasında yapılan masraflar ve vekalet ücretinden oluşmaktadır. Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 294. maddesinde yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai kararın "hüküm" olduğu, 297. maddesinde ise yargılama giderlerinin hükmün kapsamı içerisinde yer aldığı ifade edilmiştir. Bu sebeple, yargılama sonunda verilen nihai kararda (hüküm) yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletildiğinin belirtilmesi gerekmektedir. Davanın konusuz kalması, işin esası incelenerek yargılama sonunda verilecek hüküm ve davaya son veren taraf işlemleri dışında yargılamayı sona erdiren durumlardan biridir. Davanın açılmasından sonra, davanın konusunun veya davacının dava açmaktaki hukukî yararının ortadan kalkması durumunda dava konusuz kalır. Dava konusuz kaldığında esas hakkında yargılama yapılmasına ve hüküm kurulmasına gerek kalmaz. Öte yandan, davanın konusuz kalması hâlinde nasıl bir karar verileceğine ilişkin usul kanunlarımızda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, davanın konusuz kalması durumunda davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığından, mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir. Her ne kadar, davanın konusuz kalması durumunda esas hakkında yargılamaya devam edilerek karar verilmesine gerek kalmamakta ise de, yargılama giderleri hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Zira, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında, "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." kuralı yer almaktadır. Davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun nihai olarak ortaya konulabilmesi ise, yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilmesini gerekli kılmaktadır. Bu itibarla, davanın konusuz kalması durumunda mahkemece yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilerek, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi ve bu tespite göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekmektedir. Uygulamada mahkemelerce davanın konusuz kalması durumuna ilişkin olarak davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu değerlendirmesi yapılırken, davalı idarenin "davanın açılmasına sebebiyet verip vermediği" noktasında bir değerlendirme yapılmaktadır. Oysa, söz konusu kavramın ne mevzuatımızda ne de öğretide yeri bulunmaktadır. Esasen, davalı idareler tesis ettiği işlemler veya yaptığı düzenlemelerle idarî yargıda görülen davaların tamamının açılmasına sebebiyet vermektedirler. Bu düşünceden hareketle konusu kalmayan davaların tamamında, davanın açılmasına sebep olunduğundan bahisle davalı idareler aleyhine yargılama giderine hükmedilmesi hukuka aykırı sonuçların doğmasına yol açar. Bu itibarla, konusu kalmayan davalarda, davanın esası bakımından yargılama sona ermekte ise de, yargılama giderleri açısından yargılamaya devam edilerek tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumlarının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu noktada, hüküm aşamasında ortaya çıkan "haklılık durumu" ile davanın açıldığı tarihteki "haklılık durumu" kavramları arasındaki farka değinmek gerekmektedir. Bir davada, hüküm verilebilir aşamaya gelininceye kadar çeşitli yargısal faaliyetlerde bulunularak tarafların haklılık durumu araştırılmakta, yargılama sonunda verilen hükümle birlikte tarafların haklılık durumu nihai olarak ortaya çıkmaktadır. Esasen, bakılmakta olan bir davada tarafların haklılık durumunun nihai olarak tespit edilebilmesi için öncelikle dosyanın tekemmül etmesi, gerektiğinde de keşif, bilirkişi, ara karar veya duruşma gibi çeşitli yargısal faaliyetlerde bulunulması gerekmektedir. Davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderleri bakımından davaya devam edilerek, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi gerekmekte ise de; bu aşamada yapılacak haklılık durumu tespitinin, davanın esası hakkında hüküm verecek düzeyde bir araştırma yapmayı zorunlu kılmayan, davanın konusuz kaldığı andaki mevcut duruma göre yapılan bir haklılık değerlendirmesini ifade ettiğinin kabulü gerekir. Aksi halde, konusu kalmadığından bahisle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan davalarda, sadece yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletilmesi gerektiğine karar verilebilmesi amacıyla, adeta davanın esası hakkında bir karar veriyormuşçasına yargılama faaliyetinde bulunulması zorunluluğu doğar ki, bu durum ne usul ekonomisi ne de yargılama faaliyetinin amacıyla bağdaşmaz. Öte yandan, tarafların haklılık durumunun nihai olarak tespiti esasen yargılama sonunda verilen hüküm ile birlikte mümkün olduğundan, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespiti çoğu zaman pek mümkün olamamaktadır. Her ne kadar, davanın konusuz kalması durumunda ideal olan yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi ise de, haklılık durumu tespitinin nihaî olarak ortaya konulabilmesi için uzun bir yargılama faaliyetine ihtiyaç duyulduğundan, davanın konusuz kaldığı andaki mevcut duruma göre davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilememesi halinde, herhangi bir haklılık değerlendirmesi yapılamadığından bahisle yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi seçeneği usul ekonomisi ve yargılama faaliyetinin amacına daha uygun düşmektedir. Zira, dosya tekemmül etmeden veya yeterli araştırma yapılmadan bir haklılık değerlendirmesi yapılması ve buna bağlı olarak hükmedilecek yargılama giderleri, taraflar açısından hukuka aykırı sonuçların doğmasına sebep olabilecektir. Uygulamada bazı mahkemeler tarafından, konusu kalmayan davalarda haklılık durumu değerlendirmesi yapılamadığından bahisle yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmekle birlikte, toplam yargılama gideri taraflara eşit olarak paylaştırılmaktadır. Oysa, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasında aslolan, tarafların kendi yaptıkları masraf ve giderlere katlanmasıdır. Uyuşmazlığa konu olay incelendiğinde, Adana ili, Çukurova ilçesi, ... Köyü, ... nolu parselde 990 kW gücünde güneş enerjisine dayalı üretim tesisi kurulması için 11/12/2015 tarihli bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu düzenlendiği ve 04/10/2016 tarihinde ... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (...) ile davacı şirket arasında bağlantı anlaşması imzalandığı, kurulması planlanan üretim tesisine ilişkin olarak alınması gereken imar izinlerinin süreci uzatması nedeniyle davacı şirket tarafından 13/09/2018 tarihli dilekçeyle süre uzatım istemiyle ...'a başvurulduğu ve ... tarafından bu başvuruyu değerlendirilmek üzere davalı idareye iletildiği, akabinde davalı idarenin ... ve ... sayılı kararıyla Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 24. maddesinin 1. fıkrası kapsamında karar alınmasına yer olmadığına ve ilgili Yönetmeliğin 28. maddesinin 6. fıkrası kapsamında işlem yapılması için ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye bildirimde bulunulmasına karar verildiği, sonrasında söz konusu kararın yeniden değerlendirilmesi istemiyle davacı şirket tarafından yapılan 28/01/2019 tarihli başvurusunun zımnen reddedildiği; 7186 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle değişik 6446 sayılı Kanun'un Geçici 25. maddesinin 1. fıkrasıyla, tüketim-üretim bağı kopmuş olan lisanssız elektrik üretimi yapan şirketler için yeniden tüketim tesis aboneliğini ihdas etme imkanı getirildiği için, Mahkemelerinin 26/03/2020 tarihli ara kararıyla, davalı idareden, "Davacı tarafından 6446 sayılı Kanun'un Geçici 25. maddesi kapsamında başvuru yapılıp yapılmadığının sorulmasına, başvuru yapıldıysa akıbeti hakkında bilgi istenilmesine" karar verildiği, ara karara cevabı ekinde bulunan Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısında, "şirket tarafından 7186 sayılı Kanun'dan yararlanmak amacıyla 09/08/2019 tarihli dilekçeyle ...'a başvuru yapıldığı, 23/10/2019 tarihinde geçici kabul işlemlerinin tamamlanarak üretim tesisinin işletmeye girdiği ve 12/11/2019 tarihinde sistem kullanım anlaşması imzalandığı"nın ifade edildiği; bu durumda, 7186 sayılı Kanun çerçevesinde, davacının dava açmakla ulaşmak istediği sonucun tesis edilen tüketim tesis aboneliğinin ihdas edilmesi suretiyle sağlandığı görüldüğünden, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği; davanın devamı sırasında ancak dava konusu işlem tarihinden sonra yürürlüğe giren yasa maddesi nedeniyle uyuşmazlıkta tarafların haklılık oranı belirlenemediğinden ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle davalı idare aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, konusu kalmadığından bahisle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan davada, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu tespiti yapılamadığından, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle davalı idare aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır. Ancak, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın hüküm fıkrasında yer alan "aşağıda dökümü yapılan 388,45-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin çıkarılarak, davacı tarafından yapılan yargılama giderleri de davacı üzerinde bırakılacak şekilde düzeltilmesi gerektiğinden, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinin, "istinaf başvurusunun reddine, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'aşağıda dökümü yapılan 388,45-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine' ibaresinin çıkarılması, aşağıda dökümü yapılan 388,45-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenerek düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı idare harçtan muaf olduğundan ...-TL temyiz harcının istemi halinde davalı idareye iadesine, 5. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 12/12/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.