T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1148 - 2025/2565 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1148 KARAR NO : 2025/2565 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/10/2019 NUMARASI : 2017/266 E. - 2019/390 K. DAVANIN KONUSU : Marka İlgili YİDK Kararının İptali, Tescil Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Ha…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1148 - 2025/2565 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1148 KARAR NO : 2025/2565 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/10/2019 NUMARASI : 2017/266 E. - 2019/390 K. DAVANIN KONUSU : Marka İlgili YİDK Kararının İptali, Tescil Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/10/2019 Tarih ve 2017/266 Esas - 2019/390 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili tarafından 2016/43613 sayılı "..." ibareli markanın 39 ve 43. sınıflarda tescili talebinde bulunulmuş olup davalı şirketin "..." ve "..." ibareli markalarına dayalı itirazının nihai olarak YİDK tarafından kısmen kabulü ile bir kısım hizmetlerin markadan çıkarıldığını, oysa davalı şirketin dayanmış olduğu "..." markasının ... nezdinde tescilli olmadığını, tescilli olmayan bir markanın benzer olduğu iddiasının davalı şirketin kötü niyetini gösterdiğini, davalının "..." ibaresini içeren markalarının ülke içinde bilinmediğini, "..." kelimesinin çok fazla kullanımı olan, tek bir şirkete özgülenmesi mümkün olmayan nitelikte bir ibare olduğunu, davalının redde mesnet “...” ve “...” ibareli markaları ile müvekkilinin markası arasında barındırdıkları ibareler, anlamları, markaların oluşturuluş biçimleri ve telaffuzları bakımından farklı olduklarını, ... kayıtlarında "..." ibareli çok sayıda markanın kayıtlı olduğunu, farklı ibarelerle kullanılması halinde ayırt ediciliğin sağlandığının kabulünün gerektiğini ileri sürerek 2017-M-4961 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, başvuru kapsamında reddedilen emtiaların tamamının davalıya ait önceki tarihli markalar kapsamında yer aldığı, hiç bir figüratif unsur içermeyen "..." ibaresinden oluşan davaya konu marka ile aynı şekilde herhangi bir figüratif unsur içermeyen davacının "..." ve "..." markalarının esaslı unsurlarının "...", "..." ve "..." ibarelerinin turizm sektöründe yaygın olarak kullanılması nedeniyle "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, ibarelerin ilk dört harfinin markalarda aynı dizilimle yer aldığı, telaffuz açısından markalar arasında farklılık mevcut ise de, "..." ibaresinin, markaların ortak oldukları emtia grubu yönünden sektörel bir ibare olmadığı ve ayırt ediciliğinin bulunduğu, markaların esas unsurları arasında sadece “E-A” harfi yönünden fark bulunuyor oluşunun markaların yeterince farklılaşması sonucunu doğurmadığı, redde gerekçe markanın bir bütün olarak anlamı bulunmasa da, marka içerisinde "..." kökünün rahatlıkla fark edilebildiği, dolayısıyla asgari düzeyde İngilizce bilen tüketici için markalar arasında "..." kökünden kaynaklı kavramsal ilişkinin rahatlıkla kurulabileceği, İngilizceyi hiç bilmeyen tüketicinin ise zaten bu yönde bir karşılaştırma yapma eğiliminde olmayacağı ve dolayısıyla ortalama tüketicinin taraf markaları arasında "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklı iltibas ihtimalinin bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirket itirazında "..." ibaresi üzerinde durulmuş ise de, davacının bu ibareyi içeren "..." ibareli markasının ... nezdinde tescilli olmadığını, "..." markasının ülke içinde bilinen bir marka olmadığını, davalı şirketin bu marka ile işlettiği tatil köylerinin daha çok Fransızca konuşan kişilere hitap ettiğini, "Seyahate Bak" anlamına gelen müvekkilinin markasının bir bütün ve "..." ibaresinin sektörde çok kullanılan ve tek bir şirkete özgülenmesi mümkün olmayan bir ibare olduğunu, taraf markalarının barındırdıkları ibareler, anlamları, oluşturuluş biçimleri, telaffuzları ve anlamları itibariyle ayırt edici farklar içerdiğini, ayrıca "..." ibaresini içeren çok sayıda markanın tescilli olup farklı ibarelerle birlikte kullanılması nedeniyle ayırt ediciliğin sağlandığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, davaya konu markada yer alan "..." ibaresi ile davalı şirketin itiraza mesnet markalarında yer alan "..." ve "..." ibarelerinin tanımlayıcı olması nedeniyle taraf markalarının asli unsurunun "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, anılan kelimelerin ilk dört harfinin aynı dizilimde yer aldığı, redde gerekçe markalarda ayrıca yer alan “e-a” harfleri markaya kavramsal bir karşılık katmadığı ve kelime markalarında tüketicilerin algılarının özellikle kelimenin başlangıç kısmında yoğunlaşacağı, "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktığı genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesine neden olduğu, anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 187,80-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.